Yılmaz Karabıyık

Yılmaz Karabıyık

İyice şımardılar, ihbar edin, ifşa edelim!

Şaka mısınız siz? Bu neyin rahatlığı böyle? Ekonomideki gidişat elbette ki rezil durumda, her şey ateş pahası, maliyetleriniz, giderleriniz artıyor tamam ama bu kadar da fırsatçılık olmaz! İyice şımardınız, iyice zıvanadan çıktınız. Vatandaşı yolunacak kaz gibi görüp, tutturabildiğine fiyat uygulayan marketler; bir durun artık…

Ya daha asgari ücret zammı açıklanır açıklanmaz, daha vatandaşın cebine yeni asgari ücret girmeden etiketleri jet hızıyla değiştirmek nedir? Bir marketteki ürünün, bir başka markette yüzde 50 daha pahalı olması nedir? Neye göre belirliyorsunuz siz bu fiyatları, nasıl oluyor da markası, gramajı aynı ürünü diğer bir marketten yüzde 50 daha pahalı satabiliyorsunuz?

Bakkalından marketine, ufak çaplı zincir marketlerden, dev zincir marketlere kadar pek çoğunda benzer durumlar söz konusu. “Motorin arttıkça nakliye masrafları artıyor” diyoruz, “Asgari ücret artınca işçi maliyetleri artıyor” diyoruz, “Her şey zamlanıyor, marketler niye günah keçisi ilan ediliyor?” diyoruz da ama yok siz işin cılkını çıkardınız… Daha Şubat 2023’te cebe girecek asgari ücret, sizin cebinizden çıkmadan bunlar neyin zammı? Bu kadar uçuk fiyat farkı nasıl oluşabiliyor rakipleriniz arasında?

Yazının Devamı

Erdoğan’ı dinle, saf olma, kendine gel!

Bazen ne anlatırsan anlat ne yazarsan yaz vatandaş sizden duymak istediğini duymuyorsa kulak ardı ediyor sözlerinizi… Onunla aynı düşüncede, aynı kanaatte değilsen, onun duymak istediklerini yazmıyorsan seni düşman görebiliyor. Yazdıklarınızın doğruluk payını hiçe sayıp, sizi eleştirebiliyor.

Fanatizmin olmadığı dönemlerde yanlışa yanlış, doğruya doğru denildiğinde toplumun geneli hak verirdi yazılana çizilene. Şimdi durum çok farklı… Artık takım tutar gibi parti tutuyor insanlar. Yüzde yüz ofsayt olan bir pozisyonu gol sayan hakemin kararını yanlış bulduğunuzu söyleseniz, sizi sadece rakip takımların taraftarları destekler, haksız gol kazanan takımın taraftarları ise sizi topa tutar ya hani; işte siyasette de durum buraya doğru evirildi…

***

Yazının Devamı

Sen neymişsin be ‘AHMAK’!

Atatürk’e türlü hakaretlerde bulunanlara itibar gösterenler…

Cenazesinde ön sıralarda saf tutanlar…

Rakiplerine; “Hain”, “Terörist”, “Zillet”, “Şerefsiz”, “Alçak”, “Zürriyetsiz” gibi sözler sarf edenler…

Yazının Devamı

EYT'lilere “AKP, AKP mi?” dedirtecek

Kemal Sunal’ın bir filmi vardı “Gülen Adam…” İşten kovulur güler, taziye evinde güler, dayak yer güler…

Bakan Nurettin Nebati’yi görünce aklıma sürekli bu film geliyor… Neşeye, kahkahaya, tebessüme ihtiyacımız var elbet lakin; ekonomik kriz vatandaşın canına tak etmişken, insanlar ayın sonunu getiremiyorken, her gün bir şeylere zam geliyorken ekonominin başındaki ismin bu denli neşeli olması da ne bileyim..!

Nedir bu gözlerdeki parıltı böyle?

Yazının Devamı

EYT meselesinde suyu neden bulandırıyorsunuz?

Çok mu zor net olmak? Bir dediğinizin, bir dediğinizi tutması, tutarlı olmak bu kadar mı zor? İnsanlara güven vermek, güvenilir olabilmek bu kadar mı zor? Seçim kaygısıyla değil de vicdanla, hakla, hukukla, adaletle hareket etmek bu kadar mı zor? Sorunlara zamanında müdahale etmek, mağdurları muhatap almak bu kadar mı zor?

Kırdıktan, döktükten sonra seçim kaygısı ile bir yola giriyorsunuz, onda bile su bulanıyor…

***

Yazının Devamı

Yılmaz Özdil, ‘Bizim çocuk’ mu?

“Gazeteci nedir?” sorusuna verilecek cevap tektir lakin ülkemizde bu tanım kitleden kitleye değişir…

Gazetecinin kaleminin ucu kime dokunuyorsa o ucun dokunduğu kişi ya da partinin destekçilerine göre siz gazeteci değilsiniz, yandaşsınız, candaşsınız…

Kalemin ucunun dokunduğu kişi ya da partinin karşısında yer alanlara göre ise siz gerçek gazetecisiniz, muhalifsiniz, omurgalısınız!

Yazının Devamı

O hesabı size paşa paşa ödetirler!

Kendilerini size anlatmak için ellerinden geleni yaptılar, 2 milyon kişiyle alanlarda tarih yazdılar, görmezden geldiniz…

Yerel seçim öncesi “Bizi bizden dinleyin” diye defalarca kapınızı çaldılar, umursamadınız; sandık resti çektiler diye üzerlerinde “Siyasetin arka bahçesi” algısı oluşturup muhalefetin kucağına attınız, yerel seçim sonuçlarında sizlere artçı şoklar yaşattılar, “Seçim kaybetme pahasına yok” diyerek yüzlerine kapı kapatma cesaretini gösterdiniz…

Peki ne oldu şimdi?

Yazının Devamı

Asgari ücrette HESAP karıştı!

-2021 yılının ortalarında 280 bin lira olan bir dairenin fiyatı, bugün 1 milyon 500 bin lira...

-2021 ortalarında konut kirası bedeli 750-1500 arası; bugün 4-8 bin lira arası...

-2021 yılının ortalarında benzinin litre fiyatı 7 lira 8 kuruş, motorinin litre fiyatı 6 lira 46 kuruş; bugün benzinin litre fiyatı 20 lira 15 kuruş, motorinin fiyatı 22 lira 45 kuruş.

Yazının Devamı

Allah belanızı versin

Allah’ın sessiz kulları onlar.

Dünyanın en vefalı canlıları.

Bir kap mama, bir tas su ya da sadece bir başını okşayış, onların sizlerle bağ kurmasını sağlar.

Yazının Devamı

Çöke kapana hazır mıyız 'FELAKET'imize?

Kader ve kazaya inanırız elbet…

Lakin tevekkül etmek için önce tedbir gerek...

Önce önlemini alacaksın, sonra kader, fıtrat diyeceksin…

Yazının Devamı

AKP’lilere yazık değil mi?

Canlı yayında “Başkanlık sistemi” deyip, 11 dakika sonra “Ben böyle bir şey demedim” diye inkar ettiler…

“One munite” diye İsrail’e kafa tutup, bir süre sonra “Tepkim moderatöreydi” dediler…

"Milletimizi katleden şerefsiz Fetöcüler gibi davranmaktadır" dediği eski CHP ve Memleket Partili Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’ye AKP rozeti taktılar…

Yazının Devamı

‘Cumhur’a legal, ‘Millet’e illegal parti HDP!

HDP, PKK’yı terör örgütü ilan edememiş, onlarla ilişiğini kesememiş, bağını koparamamış bir parti. PKK sempatizanı olup oy veren de var bu partiye, gerçekten barış için mücadele ettiğini düşünerek oy veren de. Yani HDP seçmeninin tümünü, PKK sempatizanı olarak görmek pek doğru bir yaklaşım değil. Lakin, HDP’yi PKK’dan ayrı düşünmek de pek doğru değil. Çünkü bunu saklamıyorlar, bunu inkar etmiyorlar, PKK’lı teröristler için saygı duruşunda bulunmaktan, terör örgütü lideri, bebek katili Abdullah Öcalan’ı lider görmekten öte durmuyorlar. Aslında sürekli suç işliyorlar, sürekli Anayasa’ya aykırı hareket ediyorlar. Ama yine de Meclis’teler, yine de seçim yardımı almaktalar. Çünkü legal görülüyorlar, seçilmiş görülüyorlar.

***

HDP’yi uzun uzadıya anlatmaya gerek yok, herkes kendince bu partiyi yorumluyor zaten. Ama zaman zaman bu partiye bakış açısı değişebiliyor. Mesela bu partinin eş genel başkanı tutuklanıyor, vekilleri tutuklanıyor ama tutukluluk durumunda bile Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı adayı olabiliyor. Niye, çünkü hüküm giymemiş.

Yazının Devamı

Mezarda emekliliğe muhalefet de okey mi?

AKP iktidarı, ne hikmetse Avrupa’yı hep işine geldiği ölçüde örnek alıyor. Onların refah seviyesi, çalışma şartları ve benzeri olumlu yönlerini bir kenara bırakıp, sadece onların emeklilik yaşını ülkemize entegre ediverdiler…

Mevcut raylar üzerinde hızlı tren yürütüp insanların kazada can vermesine sebep olmaları gibi bir durum bu. Sen rayları yenilemeden hızlı treni o rayların üzerinde yürütürsen kaza da kaçınılmaz olur elbet.

Emeklilik yaşı da o misal… Avrupa’dan 65 yaşında emekliliği alıp getiriyorsunuz lakin; çalışma şartlarına kökten el atmıyorsunuz…

Yazının Devamı

Sadece tokun, TOGG’u mu olacak?

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki Türkiye’nin yerli otomobiline kavuşması, gerçekten gurur verici… Geç bile kaldık. Yerli otomobil konusunda hükümeti kutlarım. Lakin, TOGG oldukça lüks görünüme ve donanıma sahip bir araç. Fiyatı da bu lükslüğünün hakkını verecek bir rakam olacak gibi maalesef…

Türkiye, şu ana kadar kendi otomobiline sahip değildi ancak otomobilden güzel para kazandı. Araç ithal edildi ya da yabancı yatırımcıların ülkemizdeki fabrikalarında üretilerek Türkiye pazarına sürüldü ancak bundan en büyük kazancı, üretenden çok Devlet elde etti. Ülkemizde üretim yapan fabrikalardan aldığı vergiyi demiyorum, o ayrı. Vatandaştan aldığı vergiyi kastediyorum…

Ülkemizde ÖTV oranı oldukça yüksek. Bir de bunun üzerine KDV eklendiğinde; aracın fiyatı resmen iki katının üzerine çıkıyor. 350-400 bin liralık bir araç, ÖTV ve KDV eklendiğinde 750-800 bin gibi bir rakama satışa sunulabiliyor. İşçilik masrafıymış, parça masrafıymış, yer masrafıymış, elektrik, doğalgaz masrafıymış, bunların hiçbiri olmadan vergiyle, üretenden çok daha fazla kazanıyor Devlet. Vatandaşa reva görülen bu!

Yazının Devamı

Mahir Ünal’a susanların 29 Ekim mesajlarını bekliyorum!

Ülkemizin kurtarıcı ve kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk’e düşmanlık güden sahte tarihçileri, siyasetçileri sıkça görür olduk maalesef. Amaçları, vefat etmiş bir lideri yermekten çok daha öte aslında. Atatürk’ün ilke ve inkılaplarına kafayı takmış, saltanat hayranı, Cumhuriyeti sindirememiş bir zihniyetten bahsediyorum.

Zaman zaman içlerindeki bu niyet dışa taşabiliyor.

Ve bu zihniyet, maalesef en üst düzeyde itibarla karşılanabiliyor.

Yazının Devamı

Gazeteci, bu ülkede en çok ‘YALAN’ı yayar!

Muhalefet “Sansür yasası” diyor, iktidar ise “dezenformasyonla mücadele düzenlemesi”…

Bu yasanın iyi yanı; internet gazetelerinin belli şartları yerine getirmesi koşuluyla “Gazete” olarak sayılması, yani çalışanların sigortasının basın sigortası üzerinden yatması, sitelerin ise Basın İlan Kurumu’ndan ilan alabilmesi…

Meclis’te tartışmalar eşliğinde AKP ve MHP çoğunluğuyla kabul edilen bu yasa; internet gazetecilerine sarı basın kartı kazandıracak, basılı yayınlardaki meslektaşlarla internet gazeteciliğindeki meslektaşların özlük haklarını eşitleyecek, resmi ilan desteğiyle de bu kuruluşların ayakta kalmasına destek sunulmuş olacak.

Yazının Devamı

Böyle başladı, böyle bitti!

Kocaeli Ticaret Odası Başkanı Necmi Bulut, tekrar başkan seçilerek güven tazeledi dünkü seçimlerde. Karşısında Altınoluk Pastanelerinin sahibi İbrahim Bıyıklı vardı. Bir tek komite bile verilmedi Bıyıklı’ya, tüm komitelerden Bulut’un mavi listesi çıktı.

Seçim sürecinde karşılıklı atışmalar olur, kötülemeler olur. Siyasette olduğu gibi rakibi kötüleyerek kazanılmak istenilen bir seçim süreci gördük KOTO’da. Bıyıklı, Bulut’u ve yönetimini topa tutan, çeşitli iddialar ortaya atan bir strateji ile yürüdü bu yolu. Lakin seçimde sıfır çekti.

Musluğun ağzını bir hayli açmıştı, billboardlara, basın yayın kuruluşlarına reklamlar vererek adeta para saçmıştı Bıyıklı, lakin tüm bu çabası kendi komitesinde dahi başarı getirmedi.

Yazının Devamı

Tam kapanmamış!

Çok garip bir şey şu siyaset! Samimiyetten zerre eser yok.

Dün söylenenle bugün söylenenin çeliştiği bir mecra siyaset, dün birbirine atıp tutanların bugün el ele, kol kola yürüdüğü bir mecra.

Ama baktığınızda her biri karşısındakinin samimiyetini sorgulayacak kadar samimi!

Yazının Devamı

Hürriyet’e, iftira mı atmak lazım?

Fatma Kaplan Hürriyet…

2009 yerel seçimlerinde İzmit Belediye Başkan aday adayı olarak ön seçime giren, aday olarak Sefa Sirmen’in gösterilmesi sonrası kendi adaymışçasına çalışarak yıldızını parlatan ve bunun mükafatını CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun milletvekili aday listesinde birinci sıraya kadın aday koyma kararı sonrası Kocaeli’den birinci sıra milletvekili adayı olup seçilmekle alan, vekillik döneminde adını tüm Türkiye’ye duyuran, pek çok önemli meseleyi ülke gündemine taşıyan, sert çıkışları ile güçlü bir muhalefet örneği sergileyen bir isim olarak tanıdık kendisini…

Telefonunu tüm Kocaeli halkı ile paylaşan Hürriyet, özellikle Kocaelispor üzerine eğildi bu süreçte. “İzmit’in kızı”, “Paşa’nın kızı” olarak anılmaya, yıldızını her geçen gün İzmit’te daha da parlatmaya başladı. Yıldızı o kadar parlamıştı ki CHP, bir vekilini kaybetme pahasına Hürriyet’i, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde İzmit Belediye Başkan adayı yaptı. İzmit’te seçimi Hürriyet ile alabileceklerini düşünmüşlerdi, düşündükleri gibi de oldu. Millet ittifakı, yıllar sonra İzmit Belediyesini AKP’nin elinden almayı kısmen başarabildi. Kısmen diyorum çünkü meclis üstünlüğü AKP ve MHP’de yani cumhur ittifakında kaldı.

Yazının Devamı

Enflasyonu nasıl düşürecekler izleyin görün(!)

ABD’yi ve Avrupa Birliği ülkelerini anlamak güç! Sürekli politika faizini artırıp, para birimlerine değer katıyorlar! Bu kadar değerli olması bir para biriminin o ülke için zararlı değil mi? Zararlı diyor Has AKP’li Numan Kurtulmuş(!) Zamanında bizim de para birimimiz değerliymiş, ucuz diye her şeyi dışarıdan almaya kalkıyormuşuz(!) Kalemi bile dışarıdan alıyormuşuz yahu! Bir süre önce anlattı bunu, şaştım kaldım!

Tabii, onların “Ben ekonomistim” diye kendini ortaya atan, Merkez Bankası’na müdahale edebilen bir liderleri yok(!) Ekonominin “E”sinden anlamadan koltuk işgal ediyorlar! Bizim ülkemizde iktidar, tüm Avrupa’nın toplam enflasyonundan daha fazla bir enflasyon oranıyla mücadele ederken, onlar tek haneli rakamlarla bile mücadele etmekten acizler(!) Hemen bir faiz artıralım, paramız değerlensin de havamızı atalım falan filan(!)

Hepsinin gözünün feri sönmüş, tek haneli enflasyon karşısında moralleri yerle bir! Bir de bizim enflasyon rakamları onlarda olsa kesin istifa ederdi, korkaklar(!) Oysa bizim Bakanımız Nebati’nin gözleri maşallah ışıl ışıl parlıyor(!)

Yazının Devamı

Mızıkçılık yok!

AKP’nin açılımında yer alan “Kalkınma” ifadesi, bir hayli yara almış durumda… Vatandaşın cebine giren para, enflasyona çok kısa sürede yenik düşüyor. Asgari ücrete ara zam yapılsa da bu zam cebe girmeden buhar oluveriyor. Elektriğe, doğalgaza, akaryakıta, tükettiğimiz gıda ürünlerine, kıyafetlere, eşyalara, her şeye astronomik zamlar gelmiş durumda. Geçen yıl 5 bin lira maaş alan biri rahat bir şekilde ayın sonunu getirebilecekken, şu an bu 10 bin liranın üzerinde bir maaşla bile daha az mümkün. Özetle sıkıntı çok büyük. Benzeri görülmemiş bir kriz var ve bunu vatandaş iliklerine kadar hissediyor.

Üretim ekonomisinden vergi ile ayakta kalmaya çalışılan tüketim ekonomisine geçiş, özelleştirmeler, garantör olunan yap-işlet-devret modeli köprüler, havaalanları, otoyollar, artan kurun önünü kalıcı olarak kesememiş ve Hazine’ye yük olarak binmiş kur korumalı vadeli mevduat ve cabası… Tüm bunlar, dünyadaki ekonomik bunalımdan katbekat etkilenmemize neden oldu.

İşte bu yüzden AKP’nin en zor seçimi olacak 2023 yılında gerçekleşecek olan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimleri. Yaşanan ekonomik sıkıntının anketlere yansımasından bunu görmek mümkün. “Hedef 2023” sallantıda. Ama iktidar mensupları, aksini iddia ediyor. Anketlerde kendilerine ilginin arttığını gördüklerini söylüyor, miting meydanlarını daraltıp, tüm imkanları kullanarak katılımı yüksek gösterme çabasına giriyorlar. Bir nevi kendi kendilerine moral veriyorlar! Kendilerini avutuyorlar.

Yazının Devamı

EYT’de muhatabı tanıyan var mı?

Emeklilikte yaşa takılanlar meselesini uzun yıllardır takip ederim… Bu konuyla sayısız haber ve makale yazmışlığım vardır. Öyle ki arkadaşlar, bazen “Yazacak başka bir konu mu yok?” diye bana takılırdı. Ama EYT’nin ne denli bir mağduriyet olduğunu, milyonlarca insana nasıl bir sıkıntı yaşattığını çok iyi bildiğim için bu konunun üzerine gitmekten hiç vazgeçmedim. Kim ne derse desin, 4-5 milyon EYT’li ve onların mağduriyetinden etkilenen aileleri var, bu konu bu yüzden oldukça önemli.

Düşünsenize işe başlarken bir sözleşme imzalanıyor ve bu sözleşme; yıllar sonra bir gecede çıkan yasa ile değişiyor. Siz yakın zamanda emeklilik hayali kurarken bir anda yaş sınırına tabii oluyorsunuz, emekli olma hayaliniz yıllar sonraya öteleniyor. Ve düşünün ardından iktidara gelen hükümet, 20 yıldır bu meseleyi çözmek bir yana mağduriyetinizi katlıyor, aylık bağlama oranınızı düşürüyor, size “Türemiş” diyor, “Boş iş” diyor, “Yük” diyor, mücadelenizi görmezden geliyor, “ Seçim kaybetme pahasına yok” diyerek tüm umutlarınızı yok ediyor.

Ve düşünün bir şekilde işsiz kalmışsınız; özel sektöre gidiyorsunuz “Yaşlısınız” diyor, devlete gidiyorsunuz “Yaşınız genç, sizi emekli edemem” cevabını veriyor. Yaşınız 50’yi geçmiş, gündelik işlere koşturarak yaşamaya, çocuk okutmaya çabalıyorsunuz. Pandemi oluyor en çok sizi etkiliyor, ekonomik kriz oluyor en çok sizi vuruyor. Öyle ki emeklilik hayalleri suya düşmüş lakin bir işte çalışmakta olan EYT’lileri şanslı görecek kadar mağdursunuz.

Yazının Devamı

Alan dolu olsa ne, boş olsa ne?

Ekonomik krizin ülkeyi getirdiği durum ortada…

Vatandaşın alım gücü günden güne eriyor.

Rakamsal olarak asgari ücrete zam yapmak, alım gücünü artırmıyor maalesef.

Yazının Devamı

Tükürdünüz bir kere; aşağısı sakal, yukarısı badem bıyık!

Sene 2012; 1 yıl önceden bir eğitim kurumuna giderek, yoğun bir çaba sarf ederek, özellikle son 2 hafta bir arkadaşımla birlikte gece gündüz son 10 yılın neredeyse tüm sınav sorularını, deneme sınavlarını tekrar çözerek KPSS’ye girmiştim. Gittiğim eğitim kurumunda zaman zaman derece yapmışlığı olan ben, sınavdaki soruları görünce şok olmuştum. Son 10 yılda çıkan sorulardan neredeyse eser yoktu. Sanki Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda değil de bilgi yarışmasındaydık…

Moral bozuk çıktım sınavdan. Sınava giren arkadaşlarla konuştukça moralim düzelmeye başlamıştı; çünkü kimse sorular için “Çok basit” ifadesini kullanmamıştı, her biri “Son 10 yılla alakası olmayan sorulardı, çok zordu, pek çoğunu yapamadık” diyordu. Hemen hemen tüm eğitim kurumlarında, dershanelerde son 10 yılda çıkan sorular üzerinden bir eğitim veriliyordu, müfredat belliydi, yani bu sorular bizlere nasıl zor geldiyse, sınava girenlerin yüzde 100’e yakınına da zor gelmiş olması gerekiyordu. Ben ya da konuştuğum arkadaşlarım nasıl yapamadıysa soruları, sınava giren diğer adayların da yapamamış olduğunu düşünerek “En çok doğru cevap verenler öne geçer” düşüncesine kapılmıştım. Moralimi biraz olsun düzelten buydu. Yani hala şansım vardı.

***

Yazının Devamı