Yılmaz Karabıyık

Yılmaz Karabıyık

ADAMLAR kazandı!

Hani derler ya “ Parti rozetimi bir kenara bıraktım” diye belediye başkanları göreve geldiğinde, bu genelde lafta kalır. İlla ki siyaset yaparlar, bağlı oldukları partinin ideolojisini, yönetimine yansıtırlar. Siyaset üstü olmayı başaramaz pek çoğu. Hele ki hizmet üretemiyorsa, buna kapasitesi yetmiyorsa, hizmetiyle değil, siyasetiyle, polemiklerle öne çıkmaya, boş gündemler oluşturmaya başlar. Kavgadan beslenir. Kimileri ise 5 yılı, genel siyasetin oluşturduğu kutuplaşmaya ya da liderlerine güvenerek geçirir, varlığını dahi hissettirmez size. A partisi, B partisi yok bunun, kişilerin vizyonuyla, becerisiyle, kişiliğiyle, kapasitesiyle alakalıdır bu!

Bu anlattıklarıma gerek ilimizden gerekse diğer illerden pek çok örnek vermem mümkün, lakin her şeyi vatandaş görüyor, biliyor, yaşıyor; bu konulara girip asıl konudan sapmak, bir polemik konusu yaratmak istemiyorum!

***

Yazının Devamı

Bu yazı tek soruluk!

17 Ağustos 1999 Gölcük depreminden birkaç yıl sonra iktidara geldiler… Sonrasında defalarca depremler yaşandı, defalarca yıkıldık, defalarca canlarımızı enkaz altında bıraktık… Bugün ise çok daha acı bir tabloyla karşı karşıyayız… On binlerce canımızı yitirdik, 10 binlerce yaralımız var. Yine her zamanki gibi yıkımların önüne geçemedik… İhmallerin açtığı yaraları sarmakla meşgulüz sadece…

İşte bu felaketin ardından yine aklımıza İstanbul geldi ve bu kez kollar sıvandı… İstanbul ve deprem riski olan illerde yapılar incelenecek. Ne kadar sürede incelenir ne kadar sürede eylem planı ve bütçe oluşturulur muamma. İstanbulluların, bizim, diğer illerin o kadar süresi kaldı mı belirsiz…

Çok uzatmayacağım bu yazıyı… Çok çok kısa tutacağım… Tek bir soruyla noktalayacağım…

Yazının Devamı

‘Bağış’lama!

Kahramanmaraş’da meydana gelen, 10 ilimizde büyük yıkıma ve on binlerce can kaybına neden olan 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler hem canımızı yaktı hem de bize birliği, beraberliği, sarılmayı hatırlattı…

Kutuplaşmış, siyasilerin söylemleriyle birbirlerini bir kaşık suda boğacak insanlar haline gelmişken, acıda birleştik yine… Şucu bucu demeden topyekun bir seferberliğin içine giriverdik. Vicdan ve merhamet sahibi her insan, oradaki acıyı yüreğinde hissetti, canlarını, evlerini, eşyalarını, işlerini kaybeden insanlarla empati kurdu. Türkiye’nin her ilinden kurtarma ekipleri, gönüllüler deprem bölgesine koştu, enkazlarda kendi canlarını hiçe sayarak sağ insan çıkarmak için çalıştı, çabaladı. Milyonlar bölgeye gerek kıyafet, gerek battaniye, gerek erzak ve benzeri malzemeleri ulaştırmak için bu yardımları toplayan dernek ve kurumlara koştu, Kızılay kan merkezlerinin önü kan vermek isteyenlerle dolup taştı.

Depremden bir hafta öncesine kadar ucuz et kuyruklarının haberini yaparken, 6 Şubat’tan sonra iyilik kuyruklarının haberini yapar olduk bir anda. Ayın sonunu getiremeyen vatandaşların, az çok demeden bağış yapışına şahit olduk. O küçücük canların, kumbaralarındaki paraları, oyuncaklarını depremzedelere gönderişini izledik.

Yazının Devamı

Ben bu sözü, Zeytinoğlu’na kondurdum!

“Kahramanmaraş’ta meydana gelen, 10 ilde yıkıma ve on binlerce can kaybına neden olan; 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremin ardından tüm Türkiye, hatta tüm dünya bir olmuş, birlik olmuşken, bir tek senin mi canın yanmadı be adam?” diyesim geldi ilk okuduğumda…

“Kumbaralarındaki parayı bağışlayacak kadar millet olma bilincine erişmiş çocuklar kadar da mı olamadın?” diyesim geldi…

“Yıkılma tehlikesini bilerek, görerek canı pahasına enkazdan can kurtarma çabasına girenlerden, kredi çekip bağış yapanlardan, kendi dertlerini öteleyip depremzedeler için dertlenenlerden de mi utanmadın bu cümleleri kurarken…” diyesim geldi…

Yazının Devamı

Seçim, geçim, deprem…

6 Şubat 2023, saat 04.17…

O güne, o saate kadar ülkenin gündemi, ekonomik kriz, seçim ve EYT idi…

Seçim günü 14 Mayıs olarak belirlenmiş, tüm Türkiye, 6’lı masanın adayının belli olacağı 13 Şubat tarihine kilitlenmişti…

Yazının Devamı

KİR-LE-TE-MEZ-Sİ-NİZ!

Bir deterjan reklamının sloganı olan, “Kirlenmek güzeldir” sözünü ne kadar yanlış anlamışız! Reklamda, çocukların özgürce oynamasına müdahale edilmemesi gerektiği, üzerlerine sıçrayacak çamurun, kirin bu deterjanla temizlenmesinin mümkün olduğu vurgulanmıştı oysa.

Koca koca adamlar, bu reklamı öyle yanlış anlamış ki ruhlarını, karakterlerini, kalplerini, dillerini özgürce kirlettiler. Güçle, parayla üzerlerine fiyakalı kıyafetler giyerek ruhlarındaki, kalplerindeki kiri örtebileceklerini düşündüler.

Malzemeden çalarak çok katlı mezarlar (bina) yaptılar, servetlerine servet kattılar…

Yazının Devamı

Bu öğrencilerin ev kiralarını kim ödeyecek?

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve 10 ilde yıkıma sebep olan iki büyük depremin ardından çok ağır bir tablo çıktı ortaya. Yıkılan binlerce bina, on binlerce yaralı ve on binlerce vefat. Yürek dayanmaz acılar, tüm Türkiye’yi sarmış durumda.

Peki şimdi ne olacak?

Depremzedeler ne yapacak?

Yazının Devamı

14 Şubat’ta depremzedeleri sevgimizle ısıtmaya var mısınız?

En saf, en temiz duygularla birbirine kalbinin kapılarını açmaktır sevmek…

Merhamettir, şefkattir…

Bağlanmaktır…

Yazının Devamı

Sizin için bir mucize yok artık!

“Böyle acı günlerde eleştiri yapılmaz, susulur, birlik olunur, yaralar sarılır…”

Hep bu söylemler üzerinden gidiliyor…

Hep ortam bu sözlerle yumuşatılıyor…

Yazının Devamı

Kaderden sayılır mı birlikte ölmek!

Deprem bu, der mi hiç “Sen sağcısın, sen solcusun” diye? Deprem bu, der mi hiç, “Sen Türk’sün, Laz’sın, Kürt’sün, Çerkes’sin, Arap’sın” diye? Deprem bu, der mi hiç, “Sen şu partilisin, bu partilisin” diye? Deprem bu, der mi hiç, “Sen zenginsin, sen fakirsin” diye? Demez, ayırmaz… Torpil geçmez, rüşvet yemez, ırkçılık etmez, hiçbir ayrım gözetmez… Sallar geçer… Çürükse binan yıkılır, sağlamsa ayakta kalır…

Bu ülkede evet, deprem bir gerçek! Bu ülkenin kaderi zaman zaman depremler görmek! Lakin kader değil ki depremde ölmek!

Evet afetlerde bir olmak gerek… Yaraları hep beraber sarmak gerek… Lakin kaderden sayılmaz ki birlikte ölmek…

Yazının Devamı

CHP’nin pireleri!

Refah Partisi’nin, ardından ise Fazilet Partisi’nin kapatılması sonrası Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları tarafından kurulan AKP, çok kısa sürede sesini topluma duyurmayı başarmış, 2002 genel seçimlerinde tek başına iktidar olmuştu. Refah ve Fazilet partileri için “İrtica” tehlikesinden söz edilmiş, halka bu partiler bu şekilde lanse edilmişken Aydın Doğan medyası, AKP’den bambaşka bahsetmeye başlamış, güzellemeler yaparak bu partiyi parlatmıştı.

Bugün ülkemizde kurulan yeni partiler yok mu? Var…

AKP’nin o dönem ortaya koyduğu vaatlerden daha üst vaatler ortaya koyanlar yok mu? Var…

Yazının Devamı

Gel Kemal!

Rahmetli Cüneyt Arkın’ın “Kemal” rolü ile canlandırdığı ve kanlılarından intikamını almadan önce onları telefonla arayarak sarf ettiği “Ben Kemal, geliyorum” sözü malumunuz… Filmdeki Kemal, aradığı kanlılarının hepsini tek tek alt eder ve baş düşmanını en sona bırakır!

İşte bu sözle çıktı karşımıza bu kez CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu… “Ben Kemal geliyorum” dedi, sosyal medya adeta yıkıldı. Yapılan videolar, replikler gırla gidiyor.

Siyasette mizah her zaman tutar çünkü, hele ki akılcı ise tadından yenmez.

Yazının Devamı

AKP, EYT’de ne umdu, ne bulacak?

EYT’lileri umutlandırıp, sonra bu insanların umutlarını yıkmayı huy mu edindiniz siz? Ne yapıyorsunuz, ne yapmaya çalışıyorsunuz anlamak güç! Gerçekten amacınız ne? Geçim derdi ile boğuşan bu insanların aklıyla alay mı ediyorsunuz? Düşünüyorum, düşünüyorum çıkamıyorum işin içinden… Bulamıyorum bir gerekçe…

Bu ülkenin gerçek emekçileri olan, yıllardır çalışıp didinen, ülkemize emekleriyle değer katan bu insanlara “Türemiş” demenizdeki maksat neydi? Bu insanlara “Köpük” diyen yazarların şımarıklığı neydi? Bu meseleye “Boş iş” deyip geçmenizin, EYT’lilere “Çift dikiş yapacaklar”, “Erken emeklilik istiyorlar”, “Hazine bu yükü kaldıramaz” demenizin izahı neydi?

Hepsini geçtim, Vedat Bilgin, bakan olmadan önce bu insanlar için bir çalışma yapmaya girişmişken, bu çalışmanın talimatını Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı iktidara yakın medya tarafından aylarca dillendirilirken, EYT’liler bu çalışma üzerinden umutlandırılırken böyle bir talimatın olmadığını söylemenizin, umutlandırdığınız insanların umutlarını kırmanızın sebebi neydi?

Yazının Devamı

Kötürüm bırakana, tekerlekli sandalye teşekkürü!

8 bin 500 lira…

En az 3-4 bin lirası kira…

En az 1500 lirası fatura…

Yazının Devamı

Ellibeş bu hesabı çıkarırsa ben de özür dileyeceğim!

“Alo Fatih” ile akıllara kazınan Haber Türk’ün, “Annem karne hediyesi olarak et aldı” diyen çocuğu, muhabirin yönlendirdiğini tespit edip haberi yalanlaması ve özür dilemesi, açıkçası bu açıklamaya karşı şüpheci yaklaştırdı beni. Lakin, haberin yayınlandığı kurumun açıklamasını şimdilik doğru kabul etmek durumundayım. Bu bağlamda da haberin yalan olduğu sonucu ortaya çıkıyor.

Peki, neden böyle bir yönteme başvurma gereği duyar ki bir muhabir ya da bir medya organı? Yalana neden başvurur ki ekonomideki gidişatı anlatmak için… Etik değil, ahlaki değil ve de çok gereksiz…

Olmayan bir şey için atılır yalan, olanın yalanı atılır mı? Kurgu yapmaya ne gerek var?

Yazının Devamı

Simit!

İzmit’in meşhur tatlısı pişmaniyeden sonra bir başka meşhur lezzeti de simittir… Kendine hastır İzmit simidi. Pekmez ve susam ile harmanlanır, çıtır çıtır bir şekilde tezgahlardaki yerini alır. Kocaelililer sever simidi. Bir kültür gibidir onlar için sabah kahvaltılarında simit tüketmek. Çayın yanını süsler ara öğünlerde de kimi zaman simit. Kimi zaman vapur yolculuğu sırasında martılara ikram olunur.

Lakin, yaşam şartları o kadar zorlaştı ki bundan simit de nasibini aldı. İnsanlar bırakın martıları beslemeyi, kahvaltıyı süslemesi için dahi alamaz duruma geldi simidi.

Pekmezin fiyatı arttı, susamın fiyatı arttı, doğalgaz zamlandı, un zamlandı, işçi maaliyeti, kira maaliyeti arttı derken simit, ekim ayında 6 liraya kadar yükseldi. Şimdi ise kimi fırın, pastane ve benzeri yerlerde 7,5 liraya kadar çıkıyor simidin fiyatı. Kocaeli Fırıncılar Odası Başkanı Ali Sarı, simide yeni bir zam olmadığını dillendirse de 6 liranın üzerinde fiyat uygulayan yerler var.

Yazının Devamı

“DEVA”mı yok!

Evet, konuyu daha iyi anlayabilmeniz için şu sorularla başlamak istiyorum yazıma… “MHP, Andımız’a karşı” diyebilir misiniz? Milliyetçi Hareket Partisi, içinde milliyetçi ifadelerin yer aldığı, Atatürk’ün yer aldığı Andımız’ın okullarda okutulmasına karşı olabilir mi? MHP, “Türküm, doğruyum” sözünden rahatsızlık duyabilir mi? MHP, “Ey büyük Atatürk, açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, durmadan yürüyeceğime ant içerim” demekten yüksünebilir mi? MHP, öğrencilerin böylesi bir yemin için kısa bir süre üşümesini gerekçe gösterip Andımız’ın kaldırılmasını isteyebilir mi?

Elbette ki hayır… Keza, Andımız kaldırılırken bu duruma en fazla tepkiyi MHP göstermişti. MHP, ittifak ortağı AKP’nin Andımız’a karşı tavrı ortadayken, Danıştay’a da olsa tepkisini ortaya koymuştu.

Bir süre ittifakı sarsacak gibi olan Andımız’ın tekrar aynı krize neden olmaması istenmiş, Andımız, AKP ile MHP ittifakını ortadan kaldıracak bir hal almamıştı. Öyle ki İYİ Parti'nin vermiş olduğu Andımız ile ilgili araştırma önergesi, AKP ve HDP’nin oylarıyla reddedilmiş, MHP ise bu önergede çekimser kalmıştı.

Yazının Devamı

Erdoğan’ı istemeyenler ne istediğini biliyor mu?

Gerçekten anlam veremiyorum artık ne siyasilere ne de vatandaşa…

Kardeşim ülke perişan durumda, ekonomik kriz yıllar öncesinden geleceğini hissettirmiş, son yıllarda da iyice patlama yapmış!

Üretim ekonomisinden tüketim ekonomisine geçen, tüketilenin vergisiyle geçinen bir ekonominin patlayacağı aşikardı. Global ölçüde bir krizin ülkemizi katbekat etkileyeceği belliydi.

Yazının Devamı

Erdoğan ve AKP, hezimet yaşayacakmış!

“Hedef 2023” diyen AKP’nin bu hedefe ulaşması artık bir hayli zor görünüyor. Önlerinde aşırı zorlu geçecek bir seçim var. 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde tek başına iktidar olma şansını yitirerek ilk yenilgisini alan AKP, kurulamayan hükümet nedeniyle 1 Kasım’da erken seçim kararı almış ve tekrar, tek başına iktidar koltuğuna oturmayı başarmıştı. 2002 yılından bu yana ilk kez iktidarı sarsılan AKP, rüzgarı bir şekilde terse çevirebilmişti.

Lakin artık o rüzgar öyle kolay kolay terse dönecek gibi görünmüyor. Çünkü ülkede tarif edilemez derinlikte bir ekonomik kriz var. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde oy kaybı yaşayarak İstanbul, Ankara gibi büyük kentleri kaybeden AKP’nin oylarındaki erime, yerel seçim sonrası daha da sürdü. Pandemi süreci, iktidar tarafından doğru yönetilemedi. Esnafların dükkanları, adam akıllı bir destek sunulmadan aylarca kapalı kaldı, pek çok esnaf iflas bayrağı açtı. İnsanlar, garip bir şekilde belli saatlere kadar dışarı çıkabilirken belli saatlerden sonra evine hapsedildi. Bu gariplikler, esnafı da vatandaşı da bir hayli kızdırdı.

Sonrasında ise ekonomik kriz kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Tüm dünyada kriz vardı ancak hiçbiri ülkemizdeki gibi değildi. Tüm Avrupa ülkelerinin toplam enflasyonunu geçti Türkiye enflasyonu. Tüm dünya faiz artırarak parasına değer katıp, enflasyonu düşürmeye çalışırken bizimkiler faiz düşürerek enflasyonu düşüreceklerini iddia etti, hala da o iddiadalar lakin tabii ki öyle olmadı! Her geçen ay, bir önceki ayı aratır oldu. Yapılan asgari ücret zamları rakamsal artıştan öteye gidemedi, asgari ücret arttıkça alım gücü düştü.

Yazının Devamı

6’lı masa, HDP’ye güven(ce) vermemiş!

Toplumun önemli bir kısmı PKK ile HDP’yi aynı görür, çoğu HDP’ye oy verenleri dahi hain olarak adlandırır!

Bir başka kesim ise HDP’ye oy vermese de PKK ile HDP’yi aynı kefeye koymaz, seçmenlerini hain olarak yaftalamaz…

Siyasilerin bu duruma bakış açısı daha da farklıdır…

Yazının Devamı

“Kocaelililerin gazını nasıl alacaksınız?” demiştim, aldılar!

İstanbul’da doğalgaza yapılan yüzde 12’lik indirimin birkaç ili daha kapsayacağı dile getirilmiş ancak o iller, uzun bir süre açıklanmamıştı. 1 Ocak itibariyle geçerli olan indirim kararının İstanbullular için güzel ancak diğer illerde yaşayan vatandaşları kızdıran bir karar olduğunu dile getirmiştim. Aslında bu indirim doğalgaza değil, İGDAŞ’ın sistem kullanım bedellerine gelmişti. Bu kararı veren EPDK idi. Bu indirim, İGDAŞ’ın payından kesilerek gerçekleşmişti.

“İstanbul’da doğalgaza indirim” haberlerinin ardından uzunca bir süre beklemiş, sonrasında ise İZGAZ’da yetkili bir isimden bilgi almıştım. İZGAZ’ın böyle bir indirimi yapmaya kendi başına karar verme şansı olmadığı, bunun kararının EPDK tarafından verildiği hatırlatılmıştı. Kendilerine böyle bir kararın bildirilmediği, Kocaeli’de indirim yapılmayacağı aktarılmıştı.

Yani şahsıma, olan neyse o anlatılmıştı. Yine birkaç gün bekledim, “Ne olur ne olmaz, belki Kocaeli için de bir indirim kararı açıklanır, belki tüm illeri kapsayan bir indirim kararı duyurulur” diye. Lakin, bu süreçte de İstanbul dışında açıklanan bir il olmayınca, “Şimdi Kocaelililerin gazını nasıl alacaksınız?” başlığı altında bir makale kaleme aldım.

Yazının Devamı

Şimdi Kocaelililerin gazını nasıl alacaksınız?

İstanbul’da 1 Ocak itibariyle doğalgaz faturalarına yüzde 12,13 indirim yapılacağı duyurulmuştu malumunuz. Bu indirimle birlikte 16 milyon nüfuslu mega şehirde 1000 liralık fatura, 121 lira eksilecek, 879 lira olacak!

5,5 milyon aktif doğalgaz konut abonesi bulunan İGDAŞ’ın sistem kullanım bedellerine EPDK kararıyla yapılan bu indirim, Eylül 2022’de konutlarda kullanılan doğalgaza yapılan yüzde 20.4 oranındaki zammın yüzde 12,13’ünün geri çekilmesi demek bir nevi…

Doğalgaz perakende satış fiyatı; sistem kullanım bedeli ve birim gaz alım fiyatı bileşenleri ile oluşuyor.

Yazının Devamı

‘EYT’ bitti ‘EMT’ başladı, AKP’ye ‘SET’ göründü!

“Yıllardır neden çözmediniz, peki neden şimdi?” diye sorsam inanın altı dolu bir cevap veremezler!

“Bir de bunlar türedi”, “Boş iş”, “Hazineye yük”, “Erken emeklilik istiyorlar”, “Çift dikiş yapacaklar”, “ Seçim kaybetme pahasına yok” ifadelerini kullandıkları insanlara neden şimdi kapattıkları kapıyı yarım da olsa açtılar? Neden bunca yıllık mağduriyeti görmeyenler, mağdurlara etmedik laf bırakmayanlar, neden şimdi bu sorunu tastamam olmasa da çözmeye yeltendiler?

Nedeni belli değil mi? Vermeye çalışacakları hangi cevap bunun seçim yatırımı olduğu gerçeğini değiştirecek! Nasıl bizi bunun seçim yatırımı olmadığına ikna edecekler? Edemezler… Anketlerdeki olumsuz tablonun, muhalefetin olası iktidarlarında bu meseleyi çözeceğine dair sözler verişinin bir yansıması bu…

Yazının Devamı

Durun dağılmayın, dahası var!

Allah razı olsun(!)

Allah ne muradınız varsa versin(!)

Allah tuttuğunuzu altın etsin(!)

Yazının Devamı