Ben yanılabilirim

İlk okumada bocaladığım ve acaba didaktik bir yanı mı beni duralattı dediğim bir kitap oldu “Ben yanılabilirim” kitabı. Bununla birlikte kafamı kurcalayan şeyler bıraktı elbette ve özellikle büyüklerin okuması için bu yazıyı yazmaya karar verdim. Bazı kavramlar nasıl da uzak bizlerden ve günümüz insanlarının bir kısmından. Çocuk edebiyatından bir kitap karşımda ama temel bazı felsefi kavramları etrafımızdaki nice insan bilmiyor ve hayatına almıyor. Hal böyle olunca içinden çıkılmaz bir sürü şeyle karşı karşıya kalan ve aslında bunun yarattığı sorunlarla boğuşan bir toplum haline geliyoruz. Anooshirvan Miandji tam da bu düşüncelerde bırakmasıyla bile bence oldukça kıymetli bir çabanın içinde. O kadar basit şeyler soruyor ki hem kitabın kahramanına, hem de okur olarak bizlere. Bilmediğin bir kelime duyunca ne yaparsın mesela? Düşünce nedir? Sonra yine kahramanın elindeki kitap aracılığıyla yanıtlar arıyorlar sorulara. Mesela bilmediğimiz şeylerde ne yaparız? Araştırır, o kelimeyi veya konuyu öğrenir, sonra da doğruyu arama telaşımızı yaşam şeklimize alır mıyız acaba? Ah ah keşke bunu içselleştirebilsek dedim kitabı bitirince. Bilgi Çocuk Kitaplığı tarafından basımı yapılan kitabın resimleyeni Efecan Sezer.

Basit felsefi kavramlardan yola çıkıyor yazar ama ben sanki okurken başka başka diyarlarda geziyorum. Tehlikeli olan ve aynı zamanda kolay olan yalana inanmak var bir tarafta ve diğer tarafta tam da bunun aksinin peşinde bir kitap. Düşün diyor, düşünme nedir diyor, yeni kelimeler öğren diyor ve yeni kelimeler öğrendikçe bilgin artar diyor. Sonra bilgisizlikten hata yapma payın artar diyor. Nasıl önemli bir nokta. Bilmediğin ve daha da önemlisi bunun farkına varamadığında hata yapman kaçınılmaz. Hata yapmak kötü değil elbette ama farkına varamıyorsak insan olarak, o zaman hem kendimize, hem de çevremize zarar verebiliriz. Mesela yalana kolay inanırız, araştırıp doğruyu bulmak zor geleceği için. Bunu gündelik hayatta çok görüyor ve deneyimliyoruz. Sürü psikolojisi gelişir mesela kolayca ve bununla beraber toplum olarak ciddi ve zararlı sonuçları olan olayların içine düşeriz. Düşmedik mi mesela? İnsanlık tarihine kara leke olarak bırakılan nasıl olaylar var. Oysa düşünen, araştıran ve daha küçücük çocukken içindeki merak duygusu gıdıklanan çocuklar kolay kolay yalana kanmaz. Hata yapar ama hatasını farkında varıp kısa sürede telafiye gider. Hatasının farkına vardığı için de gereken dersi alır. Ama merak duygusu köreltilenler için ve onların çoğunlukta olduğu toplumlar için durum sahiden zor ve kritik.

“Ben yanılabilirim” kitabını bitirdim ama bendeki sorular artarak devam ediyor içimde. Yazdıkça da durulmuyor üstelik. Galiba felsefe dersleri okulöncesinden itibaren hayatımızda olmalı. Öyle seçmeli ders gibi filan da değil. Alanında uzman kişilerce ve nitelikli bir içerikle sunulmalı bazı temel kavramlar çocuklara. Çocuklarla beraber yol alınmalı hayatta aslında. Hani diyoruz ya eleştirel düşünme becerisi, karşılaştırmalı okuma gibi şeyler; işte bunlar daha erken yaşlarda edinmemiz gerekenlerden. Yoksa sosyal medyadaki bir yalana bile çok kolayca takılıp gidiyor insanlar. Hayatın kendisi aslında felsefe ama maalesef gereken önemi veremiyoruz, vermiyoruz. Müfredetta nerede mesela felsefe eğitimi, eleştirel düşünme dersleri, medya okur yazarlığı ve buna benzer şeyler? Ayrıca bu alanda yapılan çalışmalarda kimler yer alıyor, alan mezunları, bu alanda çalışmaları olanlar mı oralarda yoksa bazı kavramlar popüler oldukça bir iki sertifika ile bu alanlar dolduruluyor mu? Bazı özel okullarda bu kavramları duyuyoruz ama içerikte nasıllar mesela? Sevgili Anooshirvan Miandji siz yazarken benim aklıma bunları getireceğinizi düşünmüş müydünüz mesela? Daha bir sürü şey daha dönüyor zihnimde. Sadece kafamı karıştırması bile güzel. Bir kitabın beni düşüncelerimle baş başa bırakmasından daha önemli bir şey olabilir mi? Yalnız yine altını çizerek belirtmek istiyorum, lütfen anne ve babalar, eğitimciler ve aslında hayata karşı merakı olan herkes öncelikle kendisi için okusun kitabı, biz bir şeyleri içselleştirirsek, sanki bizden daha rahat süzülür yanımızdaki minik okurlara.


# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Saadet Sevinç Doğan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Barış gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Barış gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Barış gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Barış gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Lami Önal - Ben 69 yaşında bir eczacıyım.Şirvanı önce mesletdaş sonra felsefeci kişiliği ile tanıdım.Sizin bakış açınız beni çok daha derinden etkiledi.Çocukken yaşamı tanıyor insan.Şirvan anlaşılabilir dille çocuktan önce büyükleri etkileyen enternasyonel bir kişilik.Nemutluki onu algılayan büyükler var hala.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 19 Temmuz 09:43