Büyükannem de kuşları sever
Andrew Larsen yazıyor, Dorothy Leung resimliyor bu haftaki yazıya konu olan kitabı. Türkçe’ye İlknur Özdemir çeviriyor ve Sia...
Andrew Larsen yazıyor, Dorothy Leung resimliyor bu haftaki
yazıya konu olan kitabı. Türkçe’ye İlknur Özdemir çeviriyor ve Sia
Kitap da basımını üstleniyor. Açık ve sade anlatımı, izlenesi
resimleri ve çocuğun göz hizasından kurulan cümleleri ile oldukça
iyi bir resimli kitap Büyükannem de Kuşları Sever.
Yaşamı sevmenin diğer canlıları da düşünüp, onları sevmekle
mümkünlüğü var kitapta. Elbette temel niyet bu değil ama bir okur
olarak bıraktığı bir çağrışım da bu oldu. Büyükanne artık tek
başına kalamayacak hale geldiğinde çocuklarıyla yaşamaya başlıyor.
Daha iyi bir bakıma ihtiyacı olduğunda da bakımevine geçiyor.
Büyükanne torun ilişkisindeki sevgi, şefkat ve paylaşımlar çok
güzel. Beraber resim yapıyorlar, sohbet ediyorlar ve kuşları
izleyip besliyorlar. Büyükannenin en sevdiği kuş kardinal kuşu diye
yazıyor ve biz hikayeyi torunun ağzından dinliyoruz. Bu satırları
yazarken bir taraftan da kardinal kuşlarının özelliklerine
bakıyordum internette. Göç etmeyen, daha çok bahçe ve ormanlarda
yaşayan, ömür boyu çift olarak yaşayan kuşlarmış. İthaf edilen
anlamları da oldukça güzel. Ben büyükanne ile torun arasındaki
diyalogları çok sevdim. Gerçek bir sohbet eşlik ediyor onlara.
Mesela büyükanne uçmak istediğini söylüyor, torun ise zamanda
yolculuk yapıp büyükannesinin çocukluğuna gidip onunla arkadaş
olmak istediğini. Tam da büyükannenin dediği gibi zaten arkadaş
onlar. Hem de çok iyi iki arkadaşlar. Tam da bu nedenle büyükanne
bakımevine gidince torun önce bocalıyor ama onu yerinde ziyarete
gidince bu bocalama geçiyor. Bu konunun çok önemli olduğunu
düşünüyorum. Sosyal devlet olmanın bir artısı olarak çocuk bakımı
ve kreş hizmetleri kadar yaşlı bakımının da işinin ehli olan
kişiler ve kurumlarca yürütülmesinin önemli ve gerekli olduğunu
düşünüyorum. Tıbbi destek ile birlikte oldukça sevgi dolu bir
ortamda büyükannesini gören çocuk kadar okur olarak bizler de
rahatlıyoruz. Son zamanlarda büyükanneye eşlik eden ve koşulsuz
sevgisini sunan patili dostu da unutmamak gerekiyor. Saf şefkat
başka nasıl anlatılırdı bilmiyorum ama terapi köpeği detayı çok
hoşuma gitti.
Kitap; ölüm temasını ele alan bir kitap ve bu anlamda da kıymetli.
Dramatik olmadan kuşlar üzerinden anlatılan bir tema. Büyükanne ve
torun ilişkisinde kalana ölümü göstermesi de önemli. Bunu yaparken
de fazla söz kullanmadan, detaya girmeden, dinleyici çocuğun, daha
doğru ifade ile hedef kitlesinin göz hizasından yapılan bir aktarım
var. Yaşamın bir döngü olduğu, hayvanlardan ve doğadan gelen
duyguların insanın ruhunu beslediği aktarılıyor bir başka yanıyla
da kitapta. Çocuk artık kendisine ait bir kuş yemliği yaptığında ve
ona her baktığında büyükannesini hatırlıyor. Evrenin bir bütün
olduğunu gösteren, insanın kalbine iyi gelen bir kitap elimdeki.
Belki hepimiz doğa ve insan ilişkisini yeniden düşünebiliriz diye
düşündüm son sayfayı kapatırken.