Hürriyet susuyor, kent konuşuyor!

Yılmaz Karabıyık

Yılmaz Karabıyık

Tüm Yazıları

İzmit Belediyesi ile ilgili gözaltılar peş peşe gelirken, İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet'in ağzını adeta bıçak açmıyor.

Daha düne kadar hemen her konuda açıklama yapan, en küçük eleştiriye dahi cevap veren, polemiklerin merkezinde yer almaktan çekinmeyen bir siyasi figürden bahsediyoruz. Bugün ise sanki kentte hiçbir şey yaşanmıyormuş gibi açılış programlarına katılan, rutin belediye faaliyetlerini sürdüren ve "Ben gayet rahatım" görüntüsü veren bir başkan profili var karşımızda.

Doğal olarak herkes aynı soruyu soruyor:

Neden bu sessizlik?

Normal şartlarda bu tabloyu olumlu bile yorumlayabilirdik.

Belki artık polemiklerden yorulmuştur.

Belki "Konuşmaktan çok hizmet üretelim" demiştir.

Belki de yıllardır eleştirilen yönetim tarzını değiştirmeye karar vermiştir.

Hatta öyle olsa, emin olun bundan dolayı takdir bile toplar.

Ama siyaset böyle işlemiyor.

Hele ki yıllardır her konuda konuşmayı tercih eden bir ismin, tam da herkesin açıklama beklediği dönemde sessiz kalması ister istemez soru işaretlerini büyütüyor.

Çünkü insan bir günde değişmiyor.

Bir süredir dikkat çekici bir tablo vardı.

Büyükşehir Belediyesi üzerinden yürüyen siyasi tartışmalar azalmıştı.

İzmit'e odaklanan, daha sakin bir Başkan görüntüsü oluşmuştu.

"Ama neden?" diye düşünürken, bir sabah eski Özel Kalem Müdürü Duygu Çetiner'e yönelik operasyon haberiyle uyandık.

Soruşturmanın ayrıntıları ortaya çıktıkça tablo da şekillenmeye başladı.

Bir gizli tanığın ifadeleri...

Ardından Turgut Koç'un ifadesinde geçen isimler...

Sonrasında Duygu Çetiner'in gözaltına alınması...

Ve ifadesinin ardından savcılık tarafından serbest bırakılması...

Araç tanıtım programında Başkan Hürriyet'e soru soruldu.

Verdiği cevap ise yalnızca şu oldu:

"Bu konu buranın konusu değil."

Ve belediyeye geçti.

Belki gerçekten konuşmak istemedi.

Belki dosyanın ayrıntılarını bilmiyordu.

Belki hukuki süreci bekliyordu.

Ama kamuoyu açısından cevap, soruları azaltmadı; aksine artırdı.

***

O gün telefonum hiç susmadı.

"Bu operasyon Başkan'a mı uzanıyor?"

"Devamı gelir mi?"

"Çetiner serbest kaldı, dosya kapanır mı?"

Bana soranlar sadece bir siyasi görüşten insanlar değildi.

Başkanı seven de aradı.

Eleştiren de aradı.

Belediye çalışanı da...

Siyasetçi de...

Vatandaş da...

Muhtemelen sadece beni değil, birçok gazeteciyi, birçok siyasetçiyi, birçok belediye çalışanını aradılar.

Çünkü bilgi arıyorlardı.

Benim verecek cevabım yoktu.

Tahmin üreterek bunu bilgi gibi sunmak da olmaz.

Bilmediğime "bilmiyorum" demekten başka yapabileceğim bir şey de yoktu.

Sonra bu kez Koral Altın gözaltına alındı.

Ardından eski Satın Alma Müdürü Mehmet Şevket Verit gözaltına alındı ve tutuklanma talebiyle adliyeye sevk edildi.

Telefonlar yeniden çalmaya başladı.

Sorular aynıydı.

Cevap yine yoktu.

Bu süreçte belediye çalışanlarının önemli bir bölümünün diken üstünde olduğunu biliyorum.

Herkes birbirine aynı soruyu soruyor:

"Sıradaki kim?"

Kimileri Başkan'ın rahat tavrını güven işareti olarak görüyor.

Kimileri ise tam tersini düşünüyor.

Ama ortada değişmeyen tek gerçek var:

Belirsizlik.

İşte tam da bu yüzden artık konuşması gereken kişi gazeteciler değil.

Sosyal medya yorumcuları değil.

Kulaktan kulağa dolaşan iddialar değil.

Bizzat İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet.

Sonuçta vekilliği döneminde sekreterliğini, belediye başkanlığı döneminde ise Özel Kalem Müdürlüğünü yapan bir isim gözaltına alınıyor.

Sonrasında "Leyla Hanım" filmi nedeniyle kamuoyunun yakından tanıdığı Koral Altın gözaltına alınıyor.

Ardından eski Satın Alma Müdürü Mehmet Şevket Verit alınıyor.

Kent doğal olarak cevap bekliyor.

Bir dönem "Bizim belediye başkanlarımız tutuklanırken yumuşak muhalefet yapamayız" diyerek en sert siyasi söylemleri kullanan isimlerden biri olan Sayın Hürriyet'in, bugün kendi belediyesini ilgilendiren süreçte bu kadar sessiz kalması dikkat çekiyor.

Belki hukuki gerekçeleri vardır.

Belki aldığı tavsiye budur.

Belki gerçekten konuşması doğru değildir.

Ama bu sessizlik, kamuoyundaki merakı azaltmıyor.

Tam tersine büyütüyor.

Çünkü boşluğu her zaman söylentiler doldurur.

Ve söylentilerin en büyük düşmanı, zamanında yapılan açık bir açıklamadır.

Bugün insanların birbirini değil, belediyeyi araması gerekiyor.

Gazetecileri değil, konunun muhatabını dinlemesi gerekiyor.

Dolayısıyla sorulması gereken soru aslında çok basit:

Sayın Başkan, neler oluyor?