2023 seçimleri, muhalif seçmenin en fazla umutlandığı seçimlerdi…
Çünkü AKP ilk defa adeta mayın tarlasında seçime girdi…
İlk defa şans, rakipten çok daha fazla yanaydı…
2023 seçimleri, muhalif seçmenin en fazla umutlandığı seçimlerdi…
Çünkü AKP ilk defa adeta mayın tarlasında seçime girdi…
İlk defa şans, rakipten çok daha fazla yanaydı…
14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde; CHP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, EYT’yi kısmen değil, tamamen çözeceğini vaat etti…
Kılıçdaroğlu, en düşük emekli maaşını asgari ücrete eşitleyeceğini vaat etti…
Kılıçdaroğlu, dini bayramlarda emekliye asgari ücret düzeyinde ikramiye vereceğini vaat etti…
Milli Piyango’da büyük ikramiye çeyrek bilete çıkarsa, para 4’e bölünür, yarım bilete çıkarsa para 2’ye bölünür, tam bilete çıkarsa para bölünmez… Peki büyük ikramiyede bir sınırlama olmasa ve bilet alan herkese büyük ikramiye çıksa ne olur? Büyük ikramiyeden payınıza düşen muhtemelen amorti olur…
Şimdi asgari ücret de o misal… Milyonlarca işçi, açlık sınırının altında kalan asgari ücrete mahkum… Asgari ücrete yapılan zammın bu nedenle pek bir getirisi olmuyor işçiye… Bankaya borcu olanın bu borcu kapatmak için eline biraz daha fazla para geçiyor hepsi bu… Yoksa milyonlarca insana yapılan zamla işçi maaliyeti artıyor, bu tükettiğimiz tüm ürün ve hizmetlere zam olarak yansıyor ve zamlı asgari ücretle zamsız asgari ücret arasında alım gücü anlamında pek bir fark kalmıyor… Yani bugün 100 liraya aldığını, asgari ücrete yüzde 30 zam geldiğinde 130 liraya alacaksan yapılan zammın pek bir anlamı yok. Sorsanız asgari ücrete zam yapıldı ama ortada herkese çıkan büyük ikramiye misali sevinilecek bir sonuç yok!
Hatta öyle ki asgari ücrete gelen zam sonrası pek çok ürüne asgari ücret artış oranının üzerinde zamlar yapılıyor ki asgari ücret zamlanmadan önceki durum aranacak hale geliniyor…
Kocaeli’de 2 çocuklu bir aile düşünün, hanede tek kişi asgari ücretle çalışsın ve oturduğu ev kira olsun…
2021 yılının kasım ayından önce yani ekonomik kriz henüz bu denli patlak vermediği dönemde evi kiraladıkları varsayılsın, hükümetin en fazla yüzde 25 zam kararına uyulsun ve ödedikleri kira bedeli 2 bin 500 lira civarında olsun…
Kira bedelini asgari ücretten çıkaralım, geriye kalan para 8 bin 900 lira…
İzmit Belediyesi Meclisi’nin CHP’li üyesi Diş Hekimi Hakan Tanta’yla ilgili ortaya atılan iddialar malumunuz…
Bir rivayete göre; Hakan Tanta, CHP Kocaeli Milletvekili Harun Yıldızlı ile birlikte orman arazisini kiralamış, burada ağaçları katledecek, dereleri kurutacak ve bungalovlar yaparak yolunu bulacakmış(!)
Hakan Tanta’yı çok iyi tanırım…
Biri arıyor, “Sokaklarımız köpek sürüleri ile doldu, çocuklarımızı okula gönderirken korkuyoruz” diyor, biri arıyor “Köpekler bize saldırıyor” diyor, biri arıyor, “Gece sokağa çıkmaya korkuyoruz” diyor…
Belediyelerden çok şikayet mercii gazeteler oldu…
İşte bu yüzden sık okuyorsunuz bu tür haberleri…
Birisi size deseydi ki “Bugün 2 bin 800 lira olan asgari ücret, 2 yıl sonra 11 bin 400 liraya çıkacak ama o asgari ücretin alım gücü, bugünkü asgari ücretin alım gücünün gerisinde kalacak” diye inanır mıydınız?
Bırakın iktidarı savunanları, iktidara muhalif olanlara bile uçuk gelirdi bu düşünce…
Lakin “Hayaldi, gerçek oldu” mu diyelim, “Yaparsa Reis yapar” mı diyelim, “Onlar konuşur Ak Parti yapar mı” diyelim, ne diyelim bilmem ama oldu…
14 Mayıs ve 28 Mayıs’ta gerçekleştirilen seçimleri ne İyi Parti lideri Meral Akşener, ne CHP’nin parti meclisi üyeleri, sözcüleri, MYK üyeleri, örgütleri ne de ittifakın diğer paydaşları kaybetti; bu sonucun tek sorumlusu, tek suçlusu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, öyle mi? Neymiş bu Kılıçdaroğlu böyle? Tek başına ülkeyi tekrar AKP’ye teslim edivermiş(!)
Siyasetin düzenbazlığını, sahtekarlığını, samimiyetsizliğini, vefasızlığını film gibi izletiyorlar insana! İyice soğutuyorlar kendilerinden… Duygu yüküyle döküldüğünü sandığımız gözyaşlarının sahteliğini belgeliyorlar resmen!
***
İzmit’te malumunuz örgüt ile CHP’li İzmit Belediye Başkanı’nın arası bir hayli açık…
Ulu orta yaşıyorlar, gözümüzün içine sokuyorlar kavgalarını…
Bizler de yazıp çiziyoruz!
AKP iktidarının ekonomiyi yanlış yönetmiş olduğuna sanırım artık kendileri de itiraz edemez… Dövizi ve enflasyonu tırmandıran yeni ekonomi modelinden, yeniden iktidara geldiklerinde Mehmet Şimşek ile hızla faiz artırarak vazgeçmeleri, hatalarını bir nevi kabul etmek anlamını taşıyor çünkü!
Evet, ülke ekonomisi maalesef vatandaşın gözünde umutsuz vaka… Geçim sıkıntısı günden güne katlanarak artıyor… Vatandaş çaresizce olup biteni izliyor ve Bakan Mehmet Şimşek’in hamlelerinin meyve vermesini diliyor…
Lakin, konu yalnızca iktidarın ekonomiyi kötü yönetmesiyle, üst üste yaptığı zamlarla, emekliyi, asgari ücretliyi açlık sınırının altına itmesiyle sınırlı değil…
Lüks havuzlu villalara sahip şeyhler, cemaat liderleri, nereden geliyor bu değirmenin suyu?
Ya da vatandaş açlıkla, sefaletle boğuşurken nedir bu ihtişamın izahı?
Asgari ücretle geçinmeye çabalayan vatandaşa şükretmeyi anlatırken sizde şükrün maaliyeti neden bu kadar yüksek?
Türkiye, içinden çıkılması çok zor bir ekonomik krizle boğuşuyor…
Uzun süre dünyanın tersi hareket ederek faiz düşüren, bu nedenle de dövizin hızla yükselmesine, TL’nin ise değer kaybetmesine neden olan mevcut iktidar, bunun adına “ Yeni ekonomi modeli” demişti…
Lakin o modelin tutmayacağı çok aşikardı…
Eski Türkiye deyip, yerden yere vurduğunuz dönemlerde insanlar emekli ikramiyeleri ile ev alabiliyordu…
Eski Türkiye’de devlete ait fabrika sayısı bir hayli fazlaydı, insanlar tavandan yatan primleriyle iyi bir emekli maaşına sahip olabiliyordu…
Eski Türkiye’de işçinin tutumlu davranarak ev alma, araba alma şansı emekli olmadan da vardı…
Hatırlarsanız AKP’li eski Başbakan Binali Yıldırım, yıllar önce, “ Seçim kampanyalarında söylenenle, sorumluluk omuzlarınıza yüklenince, söylemleriniz hiçbir zaman aynı olmaz. Hiçbir ülkede de aynı olmaz. Bu siyasetin gereğidir, siyasetle hakikat, her zaman birbiriyle örtüşmez” şeklinde bir demeç vermişti…
Yani siyasetçinin seçimde verdiği vaatlerin, pek çok zaman vaatten öteye gitmeyeceğini anlatarak, bir nevi itirafta bulunmuştu…
Lakin umursamadınız…
Yerel seçimleri ayrı tutarım genel seçimlerden…
Vizyonlu, güzel hizmetlerde bulunan ya da bulunabilecek kapasitesi olan isimlerin, partisine bakılmaksızın desteklenmesi gerektiğini düşünürüm…
Seçimlerin bir kurtuluş mücadelesine dönüştürülüp, parti ağırlığı kullanılarak vizyonsuz isimlere başkanlık lütfedilmesine karşıyım!
Gazetemize ulaşan bir görüntüyü, okurlarla paylaştık dün…
“İzmit’teki pazarda üzen görüntü” başlığı ile haberleştirdik…
Yayımladığımız videoda, İzmit Doğu Kışla’da kurulan cumartesi pazarında, esnafın bir kenara attığı çürük çarık soğanları bir kadının karıştırarak, içinden sağlam soğan bulmaya çalıştığı görülüyordu…
Önceki gün “Tiyatro” başlıklı bir makale kaleme alarak EYT’li işçileri mağdur eden arazi kavgasıyla ilgili kimin tiyatro çevirdiğini sormuştum…
Bunu ortaya çıkaracak olanın hem AKP hem de Hürriyet cephesindeki iddia sahipleri olduğunu, lafla değil, belgelerle konuşmaları gerektiğini aktarmıştım…
AKP’nin “Peşkeş” iddiasını kanıtlamasını, Hürriyet’in ise banka kredisine ne zaman başvuru yaptığını, kredi onayını ne zaman aldığını açıklaması gerektiğini belirtmiştim…
Masallara konu olan İzmit Belediyesindeki EYT mevzusu nihayet çözüme kavuştu!
Seçim öncesi mevcut iktidarın yaptığı düzenlemeyle milyonlarca EYT’li, emeklilik hakkına kavuşurken bunun gerek özel sektöre gerekse belediyelere bazı yansımaları oldu…
Bir anda tazminat yüküyle karşı karşıya kalan işletmeler ve belediyelerin birçoğu, kendi öz kaynaklarıyla ya da kredi çekerek EYT’lilerin tazminatlarını ödedi…
Vefa önemli şey…
İnsan olanda bulunması gereken en erdemli özellik…
İyiliğin olması gereken karşılığı…
Yavruyken sevmiştim, yemek vermiştim birkaç defa, büyümüş; unutmamış beni, koşa koşa, ağlaya ağlaya yanıma geldi dün…
Ne kadar vefalı ne kadar sevgi dolu olduklarını bir kez daha hatırlattı bana…
Türlü nankörlüklerin, vefasızlıkların arasında onların bu hallerini görmek bende ayrı bir yer edinmelerini sağlıyor sokaktaki canların…
Çok mu öfkelendiniz?
Sinirler tavan mı?
Güne yüzde 63’lük ulaşım zammı ile uyanmak canınızı fena mı sıktı?
Barınma meselesi, devletin meselesidir… Ekonomiyi yönetmek, insanların refahını sağlamak devletin meselesidir… Huzuru, asayişi sağlamak devletin meselesidir…
Sınırsız özgürlük diye bir şey yoktur… Devlet, özgürlüklerin başka özgürlüklere müdahale ettiği yerde devreye girer…
Mesela, gece yarısı evinde bangır bangır müzik açarak, komşunu rahatsız etme özgürlüğüne sahip olamaz kimse…
İpin ucu artık iyice kaçtı…
Seçim biter bitmez başlayan zamların, ardı arkası kesilmiyor…
Seçime kadar ekonomiyi düzeltme noktasında havada uçuşan vaatlerin yerini, zamlar aldı…
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderlik koltuğunda oturmaya devam edip etmeyeceği, gerçekleştirilecek kurultayda netleşecek…
Tamam mı, devam mı, bunun kararını delegeler verecek…
Peki, olası bir genel başkan değişikliğinde CHP değişmiş mi olacak?