TARZI NANKÖRLÜK

"Seni ölüme götürse de doğrudan asla ayrılma"...
O kadar çok severim ve kullanırım ki bu sözü!
Belki hepimiz bunu motto haline getirsek dünya daha yaşanır, daha adaletli ve güzel olur.
İnsanoğlu en büyük düşmanı nefsine yenik düşer en çok. Yanlış ve yasaklar daha tatlı gelir kimi zaman hele bir de tesadüf göz boyayan sonuçlar olursa ısrar eder o hatada.

Neler yaşıyoruz bu son dönemde neler duyup gördük. Yaşananlar bir hayli enterasanken şaşırılmaması hatta bir kesim tarafından aklanmaya çalışılıp masumlaştırılması akıl alır gibi değil.

Kardeşimin repliği vardır 'Paranın kölesi olmuş bunlar, hainse hep hain' der...
İnançlarımızın korkuları olması gerektiğini düşünüyorum. Hak yemek, günahına girmek yalan söylemek inancımıza göre yasak olan eylemlerin yapılması insana huzursuzluk vermeli, korku endişe yaratmalı.
Görüyorum ki şirazesi kaymış insanlar değil korkmak hayatta herşeyi kendilerine hak olarak görüyorlar.

Haksız kazançlarına çalışıyoruz, yalanlarına yine yalanla kılıflar bulup hayatlarının dümenini götürmeye çalışıyorlar. En çok da kendi içlerinde birbirlerine ihanet ediyorlar. Aynı kaptan yiyip paylaşamayınca başlıyorlar birbirlerini ifşaya.

Aslında ne kadar zorlaştırıyorlar ömürlerini. Helalin kazancıyla herkesin nasibi kadar fayda göreceğini idrak edebilseler, rızık sahibinin Yüceliğini unutmadan kuldan medet ummasalar belki de böyle kendini aklamaya çalışmak için uğraşmaz özgürlüklerinin kısıtlanmasına gerek kalmazdı.

Yakın zamanda büyük bir deprem yaşandı hepimizin yüreği yandı. Onları en çok öyle büyük bir afet yaşamış olan bizler anladık. Ne kadar güzel kenetlendi herkes. Elinden geldiğince birşeylerin ucundan tutmaya yaraları sarmaya derman bulmaya çalıştık.

O bölgeden yanımıza çalışmaya gelen deprem mağduru insanlar oldu. Tabiki üzüldük yaralarını sarmaya el birliği ile onlara düzen kurmaya çalıştık. Kimimiz koltuğunu yorganını kimimiz tavasını bardağını verdi en önemlisi hayatlarını devam ettirmeleri için iş kapımızı açtık.

Durumlarını anlamaya bizlere yanlış gelen hal ve hareketlere, gösterdikleri basit davranış bozukluklarına göz yumduk içinde bulundukları psikolojik sıkıntıya yorduk. Ama yok öyle değilmiş meğer!
Maddi manevi sömürüp eşya ve paraya tamah edip kabacası çalıp çırpıp kaçıp gittiler.

Okurken hemen alevlenmeyin o ne demek diye deprem mağduru onlar diye. İş kapısı açtık dedim ya çalışıyor üstüne yüksek bir miktar kasadan borç alıyor, evi tutuluyor dayanıp döşeniyor o mutlu biz onun adına daha çok mutluyuz tabi. Teşvik etmek için kendilerini iyi hissetmek için hemde işyerimiz için randevular alıyoruz onlara müşterilerimizle çalışma fırsatı sunuyoruz.

Birgün randevu geldi ama o personelimiz yok. Arıyoruz açan yok yazıyoruz cevap yok!
İnsani duygularla merak ederek evine gidiliyor kapı duvar. Sonra tüm ekibi engelleyerek ortadan toz oldular.
Tek bir haber vermeden bir açıklama yapmadan! Eşyaları paraları alıp ortadan kayboldular. Giden maddi değeri olan şeyler değilde iyi niyetti insanlıktı. Vefanın hiç olmamasını görmek daha büyük ayıptı.

Zaman geçti diğeri içimize daha çok yerleşti, yapılan o vefasızlığı bizden çok eleştirdi işine daha çok sarıldı bizde her konuda destek verdik. İşinde başarılı dedik her imkanı sunduk, manevi olarak hep elimizi uzattık gezmeye gideceği yerden tut eşine alacağı telefona kadar düşündük, alo para dedi hayır demedik gecenin geç saatlerinde kanuni sorunlardan yolda kaldı çözdük... Bunları yazıyorum tabiki söylenmez ama yediğin kaba pisletirsen ihanet edersen söylenir. Tokat gibi yüzüne vurulur. Çünkü iyi olan insanlar şüphe eder oldu yardım etmeye bunlar yüzünden.

İçimizde çalışıp bu kadar sahip çıkılan yere yalan söylenmez. Ev bakacam, çocuğumun yanına gidecem memlekete gidecem diye her izin alışına tamam dediğimiz meğer tırım tırım dükkan arayışı yapıp çalışmalarına başlayıp birde müşterilerimizle irtibata geçip kendine tezgah hazırlıyormuş. Herşeyin adabı vardır prensibi vardır kardeşim!

Dürüst olursun gelir paylaşırsın düşünceni hayalini bizde sana destek çıkarız. Mesleğine olan saygımızdan senin yolunu kolaylaştırıp yardımcı oluruz, alkış tutarız başarına.

Ama yok illa dalavere yapacak illa ekmek yediği yere nankörlük yapacak ondan sonra gönderilip mağduru oynayacaksınız dimi! Ne demiştik hain hep hain!
...

İş yerinin belli başlı kuralları olur belli etik kuralları olur insansan eğer sana kıymet veren senin çıkarlarını gözeten işyerine çalışma arkadaşlarına onları zorda bırakacak bir tutum sergilemezsin.
Kafana göre ben gidiyorum deyip alttan alttan tezgah kurup hemde kaçak ortam sağlayıp gitmek ancak kişiliği zayıf meslek ve çalışma ahlakına sahip olmayan kişilerin yapabileceği bir tutumdur.

Konuşmak ne kadar güzel bir eylem oysa ki. Saygı sevgi çerçevesinde herşey konuşulabilinir. Çözüm aranır, destek yapılır yollar ayrılır kalan tedbir alır ama giden güzel anılır.
Aksi takdirde etik olmayan yol ayrımları gidenin ihanet edenin nankörlük gösterenin sol kulağını çınlattırır!

Diyeceğim o ki hayatta kalmak yaşantımızı devam ettirmek için çalışıyor çırpınıyoruz. Kimi şanslı olur varlık içine doğar kıymetini bilir korur onu büyütür, kimi tırnaklarıyla bi yerlere gelir kimisi ziyan eder yok eder emeği.
Temeline bakınca insan ne ederse kendine eder. Ne yaparsan yap nasibin kadar yaşarsın!

Sultan Süleyman'a kalmayan dünya kimseye kalmayacak. Daha fazlanın hırsıyla yenik düşülen nefis mutlaka sizi esir alır. Çünkü İlahi Adalet şaşmıyor!

İşini doğru yapmanın, etik ve dürüst davranmanın zararını göremezsiniz. İnsana saygı duymanın zararını göremezsiniz. Yardım etmenin paylaşmanın sevmenin zararını göremezsiniz. Hak ve adalet gözeterek yaşamanın zararını göremezsiniz.

Bunların karşıtlığını yaparsanda er yada geç layık olduğun yerde hak ettiğin vebali ödersin. İtibarını kaybetmek onurunu kaybetmek, yalan nefsin geçici heveslerinin kurbanı olmak tüm insani değer yargılarını alır elinde ve sen bir hiç olursun.

Zincirin her halkası koptuğunda daha çok şaşırıyoruz. Çirkinlikleri arşı aştı. Süreç uzayacak gibi gözüksede dilerim sektör bu Dolap'lardan, Parlak'lardan, Demir'lerden arınıp temizlenir.

Şeyh Edepali'nin Osman Bey'e öğüdünde der ki
"Hayatta 3 kişiye acı
Cahiller arasındaki alime,
Zenginken fakir düşene,
Hatırlı iken itibarını kaybedene.
Unutma ki yüksekte yer tutanlar
Aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklı olduğunda mücadeleden korkma.
Bilesin ki atın iyisine doru,
Yiğidin iyisine deli derler"

Kormadım, korkmuyorum da doğruları söylemekten hakkı savunmaktan, deli olmak iyidir tavsiye ederim.

Temizlenenip huzurla çalışılacak günleri olacağına inandığım sektörümün hatırına iyi ki varız...

Çiğdem Tıngaz
Güzellik Uzmanı/Usta Öğretici
Fit/Activ Sağlıklı Yaşam Merkezi

Ekli Dosyalar
# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Çiğdem Tıngaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Barış gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Barış gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Barış gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Barış gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Mesut Demir - çok söylemişin kardeşim malesef durum çok vahim ama..Allah herşeyin hayırlısı versin..Çalışmalarında başarılar diliyorum.tebrikler

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Kasım 09:51