Özgür Özel’den “Komutan” olur mu?
Cumhuriyet Halk Partisi son yapılan yerel seçimlerde ilk defa Türkiye’nin birinci partisi olmayı başardı. Bu başarının lideri her ne kadar...
Cumhuriyet Halk Partisi son yapılan yerel seçimlerde ilk defa Türkiye’nin birinci partisi olmayı başardı.
Bu başarının lideri her ne kadar Özgür Özel gibi görülse de, bir önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun payını yadsımamak lazım.
Özgür Özel genel başkan olduktan sonra seçimleri kucağında bulduğunda, ilk işi Kılıçdaroğlu’nun ekibini baypas etmek oldu.
Bazı isimleri parti yararına rağmen aday yapmadı, bazı isimleri ise partinin zararına rağmen aday gösterdi.
Ancak millet öyle bir bıkkınlık içerisindeydi ki, AKP ve MHP iktidarı karşısında kim alternatif olacaksa ona oy verecek pozisyondaydı.
Ve gelinen noktada CHP, tarihinde ilk defa Türkiye haritasının yarıdan çoğunu kırmızıya boyadı.
AKP’nin büyükşehirlerdeki üstünlüğü yerle yeksan olmuştu.
“İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır” iddiasının sahibi Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5 yıl önce kaybettiği İstanbul’u kazanmak için ne varsa yaptı.
Ama orada da şans yine Özgür Özel’den yani CHP’den yanaydı.
Ekrem İmamoğlu’nun popülerliği, Türkiye’ye uygun siyasetçi profili, hazır cevap oluşu, kurduğu ilişkiler, maddi olanaklar sayesinde İmamoğlu yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.
İmamoğlu’nun bu özellikleri dışında bir avantajı daha vardı, o da rakibi idi.
Murat Kurum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı iken öyle veya böyle bir karizması vardı.
Ancak iş, vatandaşın arasına karışmaya geldiğinde Murat Kurum’un yerel siyasi aktörlüğe hiçte uygun olmadığı, İmamoğlu ile baş edemeyeceği daha o an anlaşıldı.
Kısacası CHP’nin yerel seçimlerde yanlış ve hatalı yönetime rağmen elde ettiği başarının ana sebebi;
Cumhur ittifakına olan güvenin aşağı doğru çakılmasıydı.
Halk AKP’ye kırmızı kart göstermek istedi ve gösterdi.
Bunu rakamsal analizlerde de zaten gördük.
Fakat yarış böyle bir şeydir.
Bir sıfır olsun bizim olsun diye bakılır.
Sonuç önemlidir, skor değil.
Ve CHP artmayan oylara rağmen Türkiye’de çok sayıda belediyeyi kazanmayı bildi.
Ama burada aslolan, tesadüfi başarının kalıcı olmasıydı…
Oyları artırmaktı, üzerine koymaktı, şımarmamaktı, kerameti kendinden menkul sanmamaktı, içe yönelmemekti, halkla bütünleşmekti.
Doğru eylem ve söylemlerde bulunmaktı.
Açıkçası Özgür Özel yönetimindeki CHP bunu yaptı.
Sokağı bırakmadı, tematik mitinglerle halkın sorunlarının farkında olduklarını gösterdi.
CHP dalga dalga büyüme eğilimi gösteriyordu ki, İBB Başkanı İmamoğlu tutuklandı.
Sonra devam eden olaylar zincirini zaten hepiniz biliyorsunuz.
Yolsuzlukla mücadele adı altında başlatılan soruşturmalarda da halk ikiye bölündü.
Kimi, CHP’li belediyelere yapılan operasyonları siyasi maksatlı bulurken;
Kimi de “Allah bu ülkeyi CHP’nin eline düşürmesin, düşerse bunlar memlekette taş üstünde taş bırakmaz” modunda oldu.
Toplum kelimenin tam anlamıyla şak diye karpuz gibi ortadan ikiye ayrılmış vaziyette.
Zaten Türkiye’de siyaset iki parti arasında şekilleniyordu, yine aynı konuma gelindi.
Araya giren siyasi partiler ise ne yazık ki birilerinin onaylayıcısı veya en iyi haliyle, “krizden beslenen” olmaktan öteye geçemedi.
O yüzden AKP ve CHP dışında kalan bütün partileri “denge oyununun birer parçası” olarak görüyorum.
*
Bu tablo karşısında son durum nedir, diye baktığımızda aslında tablonun tam da anlattığım gibi olduğu görülüyor.
Gerek iktidara gerekse muhalefete yakın kamuoyu araştırma şirketlerinin yaptığı anketlerde AKP ve CHP’nin oyları kafa kafaya gidiyor.
Biri CHP’yi, diğeri AKP’yi ondalık sayılarla önde gösteriyor.
Neticede oylar birbirine çok yaklaşmış vaziyette.
Yarın seçim olsa CHP iktidar olabilir.
Bugün seçim olsa AKP yine hükümdarlığını ilan edebilir.
Bıçak sırtı bir durum söz konusu.
Özellikle ekonomi açısından yaşanan bunca olumsuzluklara rağmen hala daha AKP’nin oyları yere çakılmadıysa, CHP bunu iyi analiz etmelidir.
Sen-ben kavgasını bırakıp, halkı ülkeyi yönetme becerisi ve yetkinliği olduğuna ikna etmelidir.
Adaya kilitlenmemelidir.
İsmin bir öneminin olmadığına, önemli olanın 25 yıllık iktidarı sonlandırmak olduğuna önce kendi örgütlerini inandırmalıdır.
İmamoğlu veya başka bir ismin üzerinden hikaye yazmamalıdır.
Çünkü yaratılan siyasi iklimde CHP’nin böyle bir şansı kalmadı.
*
CHP’nin tek yapması gereken şey, seçim sandığının halkın önüne gelmesini sağlamaktır.
Sonrasında kimin cumhurbaşkanı adayı olduğunun bir önemi yok!
Kim aday olursa olsun, bu iktidardan kurtulmak isteyen herkes o adaya yönelecek.
CHP Lideri Özgür Özel de aslında durumun farkında.
Ulusal gazetecilerden birine yaptığı açıklamasını okurken, “işte bu” dedim.
Liderlik etmek, kendini dayatmak değildir.
Fikri iktidara getirmektir.
Savaşı kazandıran komutan olmaktır.
Özgür Özel de açıklamasında aynen bunu demiş.
Gelin bakalım tam olarak neler söylemiş:
*
“Seçimi kazanan genel başkan olmak, geleceğe bırakabileceğim en büyük miras. AK Parti’yi gönderen, seçim akşamı zafer konuşmasını yapan genel başkan olmak istiyorum. Yerel seçimde partiyi birinci parti yaptım. İlk genel seçimde de partiyi birinci parti yaparsam, Tayyip Erdoğan gitmiş oluyor. Bu, Türkiye’de 25 yıllık kabusun bitmesi demek. Bunu başaran kişi olmaktan daha büyük bir gurur yok. Mesela Atatürk’ün yaşadığı en büyük gurur, Türkiye’nin birinci Cumhurbaşkanı olmak değil ki, Türkiye’yi kurtaran kişi olmak. Ben de ‘Büyük Taarruz’un emrini veren, Kurtuluş Savaşı’nı kazanan’ kişi olmak istiyorum. Bana diyorsunuz ya ‘Kendiniz için ne istiyorsun?’ Daha ne isteyeyim, savaşı kazanan kumandan olmak istiyorum.
*
30 Ağustos Zafer Bayramını icra ettiğimiz şu günlerde Ulu Önder gibi komutanlara ne çok ihtiyacımız var.
Sözler güzel, planlar güzel ama icraatlar konusunda hep yanlış yaptılar.
25 yıllık bir iktidar varsa, bir de o iktidarı besleyen muhalefet vardır.
Aksi halde etkili, denetleyici, umut veren bir muhalefetin olduğu ülkede 25 yıllık istikrardan söz edilemezdi.
*
Bu vesileyle gurur günümüzü de kutlamış olayım.
Başkomutan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK başta olmak üzere;
Şanlı zaferi bizlere armağan eden, ülkemizin bölünmez bütünlüğü için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor;
Hepimizin 30 Ağustos Zafer Bayramını kutluyorum.
----------
Güne bir söz: "Bence bir hastalığın
en iyi tedavisi inzivadır."
Cibran