Kılıçdaroğlu’nun yardımcısı Tahsin Tarhan’dan dikkat çeken açıklama
CHP Genel Başkan Yardımcısı Tahsin Tarhan, son dönemde parti içinde yaşanan gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, CHP’nin enerjisinin iç tartışmalara değil ülkenin sorunlarına yönelmesi gerektiğini belirterek, “Ben yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi’nin, örgütümüzün ve halkımızın yanındayım” dedi
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kocaeli önceki dönem milletvekili Tahsin Tarhan, son dönemde Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan gelişmeler ve üstlendiği yeni görevle ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Tarhan, siyasette kişilerden değil ilkelerden yana olduğunu belirterek, CHP’nin birlik ve beraberlik içinde yoluna devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Parti İçi Demokrasi Vurgusu
CHP’de yaşanan süreçlerin ayrışma değil yenilenme ve güçlenme fırsatı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Tarhan, partinin enerjisinin iç tartışmalara değil Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal sorunlarına çözüm üretmeye yönelmesi gerektiğini söyledi. Tarhan ayrıca, 1 Eylül’de başlayacak kurultay sürecinin parti içi demokrasinin güçlenmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Birlik Ve Dayanışma Çağrısı
Parti içinde kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı söylemlerin kimseye fayda sağlamayacağını dile getiren Tarhan, farklı görüşlerin demokrasinin zenginliği olduğunu ifade etti. CHP’nin ortak akıl, dayanışma ve örgüt iradesiyle güçleneceğini belirten Tarhan, tüm örgütü birlik ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet etti.
Açıklamasında Tarhan şunları söyledi:
“Cumhuriyet Halk Partisi’nde son dönemde yaşanan gelişmeler ve üstlendiğim görev kapsamında kamuoyuna açıklama yapma ihtiyacı doğmuştur. Siyasi yaşamım boyunca üstlendiğim her görevde olduğu gibi bugün de tek önceliğim Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliği, kuruluş felsefesi ve Altı Ok ilkeleri olmuştur. Benim siyasetteki pusulam kişiler değil, ilkeler ve değerlerdir. Ne herhangi bir grubun ne de herhangi bir kişinin yanında ya da karşısındayım. Ben yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi’nin, örgütümüzün ve halkımızın yanındayım.
Türkiye, tarihinin en ağır ekonomik ve toplumsal sorunlarından birini yaşamaktadır. Gelir dağılımındaki adaletsizlik her geçen gün derinleşmekte, hukuk ve adalet duygusu zedelenmekte, yoksulluk ve işsizlik milyonlarca vatandaşımızın hayatını doğrudan etkilemektedir.
Emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz, gençlerimiz ve dar gelirli vatandaşlarımız geçim mücadelesi verirken, siyasetin asli gündemi de bu sorunlara çözüm üretmek olmalıdır. Tam da böylesi bir dönemde Cumhuriyet Halk Partisi’nin enerjisini kendi iç tartışmalarına değil, ülkenin gerçek sorunlarına yöneltmesi gerekmektedir.
Belediye başkanlarının parti değiştirmesi, yerel yönetimlere ilişkin tartışmalar ve partimizin yargı süreçleriyle anılması, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken gelişmelerdir. Ancak bu süreçleri ayrışmanın değil, yenilenmenin ve güçlenmenin fırsatı olarak değerlendirmeliyiz.
Merkez Yönetim Kurulu’nda üstlendiğim görev boyunca tek hedefim, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu zorlu süreci birlik ve beraberlik içerisinde aşmasına katkı sunmaktır. Partimizin yeniden örgütün sesiyle güçlenmesi, üyelerimizin iradesinin karar mekanizmalarına daha güçlü yansıması ve parti içi demokrasinin eksiksiz işlemesi en temel önceliğimizdir.
1 Eylül itibarıyla başlayacak kurultay süreci örgütsel süreç, bu açıdan büyük önem taşımaktadır.
Mahallelerden başlayarak üyelerimizin özgür iradesiyle seçilecek delegelerin, ilçe ve il yönetimlerini belirlediği; liyakatli, çalışkan ve halkla bütünleşmiş kadroların görev aldığı demokratik bir yapılanma, partimizin geleceğinin teminatı olacaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin önceliği; temiz toplum, temiz siyaset, özgür birey, sosyal adalet, gelir adaleti, hukukun üstünlüğü ve güçlü demokrasi olmalıdır. Parti içi demokrasinin eksiksiz işlediği, ülkenin yönetimine programı, kadroları ve vizyonuyla talip olan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık hedefinde kararlılıkla yürüyen bir Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin en büyük güvencesidir.
Partimiz çatısı altında ayrıştırıcı dil kullanmak, kutuplaşmayı derinleştirmek ve örgütümüzü yıpratacak girişimlerde bulunmak hiç kimseye fayda sağlamaz. Farklı görüşler demokrasinin zenginliğidir. Önemli olan, bu farklılıkları karşılıklı saygı, hoşgörü ve ortak hedefler doğrultusunda bir araya getirebilmektir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin ihtiyacı olan anlayış; kırmadan, ötekileştirmeden, ortak aklı ve dayanışmayı esas alan bir siyaset kültürüdür.
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, halkımızın umudu olmaya devam edecek güçlü bir Cumhuriyet Halk Partisi için çalışmayı sürdüreceğim. Tüm örgütümüzü birlik, dayanışma ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyor, kamuoyuna saygılarımı sunuyorum.”