Reklamı Kapat

Turizmciler çıldırmış olmalı

Geçen hafta yaz sezonu kapanmadan kız arkadaşlarımla kısa bir tatil yapmak istedik. Eylül başında ortalık daha sakinlemiş ve sezonun sonu olduğundan fiyatlar da daha makul hale gelmiş olur diye düşünürken umduğumuz gibi olmadı.

Malum pandeminin de etkisiyle son iki yıldır yabancı turist sayısı eskiye nazaran çok azaldı. Yerli turist ise Türk insanının temizlik anlayışına da güvenerek tatile çıktı.

İlk gözlemim kendi ülkemizde yabancı turist kadar kıymetimiz yok! Bir de yurt dışında yaşayan Türkler dövizin Türk Lirası karşısındaki ezici üstünlüğünden faydalanarak hesapsız harcama yaptıklarından onlar da ayrı bir statüye sahip olmuş durumdalar.

Normal yurdum insanına üçüncü sınıf bir muamele yapılıyor.

Bize gelince Ege’de birkaç gün kafa dinlemek, temiz hava bol gıda eşliğinde kışa dinlenmiş, arınmış bir ruh haliyle girmek istiyorduk.

Bunu sağlayacak en önemli faktör kaldığınız otelde aldığınız hizmet oluyor. Turizm zor bir sektör, tüm hizmet ve müşteri memnuniyeti odaklı sektörler gibi kişisel beklentiler farklı olduğundan her otel her kesime hitap etmeyeceğinden  bunu sağlamak bile çok zor olabilir.

Büyük kurumsal organizasyonlar aracılığıyla otel seçtiğinizde hem tatil formatınıza uygun otel bulmak daha kolay, hem de bir sorun olduğunda çözüm odaklı alternatifler sunabiliyorlar. Bu sebeple genelde şirketler üzerinden rezervasyon yaptırmayı tercih ederim.

Otel seçimi yaparken arkadaş tavsiyesi de önemlidir.

Bizim gibi çalışan insanların izin süreleri çok kısıtlı olduğundan tatilin her dakikası çok kıymetlidir. Çünkü çalıştığımız sürelerde hep tatile çıkacağımız günlerin özlemini duyarız. Güzel anıların biriktiği zamanlar o kısacık tatil dilimleridir.

Bir de grup halinde tatile çıkıyorsanız arkadaşlarınızın memnun   kalması da çok önemli, yoksa bir kişi bile mutsuz olsa havanız bozulur. O birkaç gün zehir olur.

Tüm bu koşullar altında, ev mi tutalım otel mi derken bir ev bir otel arasında gidip geldikten sonra araştırıp arkadaşlarımızın da tavsiyesi ile butik bir otelde karar kıldık. Koşullarımızı, kişi sayısını, tatil sırasında bize katılabilecek arkadaşlarımızı da hesap ederek görüşüp rezervasyonumuzu yaptırdık.

Ama pandemi daha yola çıkmadan bize varlığını hissettirdi. Bir arkadaşımız kızıyla gelecekken özel okulların erken açılmasıyla okula başlayan kızımızın covit testi pozitif çıktı.

Bu nedenle kişi sayısı değişti. Bizim onlarla yakın zamanda temasımız olmadığından planımızı bozmadık. Ayarladığımız tarihe kadar başka bir olumsuzluk çıkmadığından mutlu mesut yola revan olduk.

Daha otele varır varmaz asık suratlı işletmeci bizi oturduğu yerden istifini bile bozmadan “paralar peşin” anonsuyla karşıladı.

Biz de yol yorgunluğuyla odalara bile bakmadan hemen ödemelerimizi yaptık. Ödemeyi aldıktan sonra odaların ilk konuştuğumuz şekilde büyük oda olmadığını, daha küçük odalara yerleştirildiğimizi söyledi. Bu değişiklikten de biz haberdar edilmemiştik!

Bavullarımızın taşınmasını istediğimizde elemanımız yok, kendiniz taşıyacaksınız diye aynı vurdumduymaz ilgisiz tavır devam etti.

Neyse “aman ağzımızın tadı bozulmasın” diyerek odalara çıktık. Odalar umduğumuzdan çok daha küçük ve havasızdı. İlk konuştuğumuz şekilde büyük odaya geçmek istediğimizi söylediğimizde iki katı fiyat farkı talep edildi ve ilk gün için müsaitlik yok denildi.

Bu koşullar altında organizasyonu da ben yaptığım için üzgün bir şekilde odaya yerleştik.

Otelle direk muhatap olmayıp, tur şirketinden rezervasyon yaptırmış olsaydık hemen otel değişikliği talep etme şansımız olurdu. İlk pişmanlığı burada yaşadık. Otel işletmesi de buna itiraz edemezdi. Aradaki şirkete para vermeden konakladığımız halde parayı peşin almanın verdiği rahatlıkla müşteri memnuniyetini önemsemeden umursamaz tavrına devam etti.

Gün içinde tekrar konuştuğumuzda ertesi gün bir fiyat farkıyla oda değişikliğini kabul etti. Üstelik fiyat farkı talep ettiği odayı daha önce aynı fiyata bize ayırdığını ama bir oda iptal edince büyük odayı iptal etmeyi tercih ettiğini belirtmeyi de ihmal etmedi. Bu söylem karşısında kendimizi adeta yolunacak kaz gibi hissettik. Nasıl olsa paraları aldık, bundan sonrası ne koparsak kar mantığıyla devam ettiler.

Bu arada otele giriş yaparken ne bir form, ne HES kodu sorulmadı! Sadece TC kimlik numaraları alındı. Yani güvenli turizm koşulları sağlanmamıştı. Belki ben duyarsız bir insan olarak karantinadayken tatile çıkmışım, bunu kim tespit edecek?

İşletmeci bizi sükutu hayale uğratmaya devam ediyordu. Otelde demleme çay bulunmuyormuş. Kazan çayı yaparak bütün gün bunu servis ediyorlardı. Kahvaltıda demleme çay istediğimizi söyledik. Garson aşçıyla görüşeceğini söyledi, “otelde demlik olsaydı yapardık, demliğimiz yokmuş” diye bir cevapla yanımıza geldi!

Kahvaltı için masaları birleştirmek istedik, otel kuralları gereği iki küçük tahta masayı birleştirmeyip ayrı ayrı kahvaltı etmemizi sağladılar!

Nerden tutarsak elimizde kalan otelde müşteriyi memnun etmek bir yana sabah selam dahi vermeyen bir işletmeciyi ilk kez gördüm.

Bu durumda mümkün olduğu kadar otelde az vakit geçirmeyi tercih ettik. Çıkışta eksikleri/ yanlışları dile getirdiğimizde ve  fatura talep ettiğimizde bir kovulmadığımız kaldı, o derece çirkin bir üslupla uğurlandık. Üstelik yanımızda ilimizin turizm fakültesinden bir hocamız da vardı. Dili döndüğünce hatalı uygulamaları anlatmaya çalıştıysa da nafile!

Bir otelde yanlış yapılacak ne varsa hepsini yerinde görüp yaşadık.

Tatilimiz işletmeciye rağmen çok keyifliydi. Ama bu hepimizin sabrından ve “birlikte olalım da koşullar önemli değil” yaklaşımından kaynaklandı.

Turizmde konumunuz, oteliniz, binanız, temizliğiniz, yeme içme ne kadar önemliyse işletmecinin müşteriyle diyaloğu ve müşteri memnuniyeti sağlaması da o derece önemlidir.

Sonuçta biz tatil bitiminde o güler yüzleri veya asık suratı hiç unutmuyoruz. Tatildeki sayılı saatlerimizin her dakikası önemli, sevdiklerimizle mutlu olmaya keyif almaya gidiyoruz.

Bu yüzden turizm veya hizmet sektöründeyseniz öncelikle çözüm odaklı ve güler yüzlü olmak zorundasınız.

Para her zaman kazanılır, ama kaybedilen itibar bir daha geri gelmez!

Turizm için adeta bir cennet olan ülkemizde hala her anlamda yetişmiş eleman eksikliği de üzücü.

Turizmciler bu yazımı inşallah okur da çıkaracakları dersleri çıkarırlar.

Yani bu yaz tatile giden bin pişman, gidemeyen mahsunJ

Yine de kulağımda “belki uyanırız bir sahilde” mısrası çalmaya devam ediyor…

 

 

 

Ekli Dosyalar
# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arzu Yalçın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Barış gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Barış gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Barış gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Barış gazetesi değil haberi geçen ajanstır.