Keramettin Gençtürk: Oğlumu dahi atasalar hiç sıcak bakmam

Merkez atamasına şiddetle karşı olduğunu belirten CHP’nin eski il başkanlarından Keramettin Gençtürk, “Oğlumu dahi atasalar kesinlikle hiç sıcak bakmam. O kadar da net söylüyorum. Çünkü öyle şey olmaz, haksızlıktır” diyerek Kocaeli'de merkez yoklaması yaptırabilecek gerekçenin olmadığını söyledi

Uğur Ulusoy
Uğur Ulusoy Tüm Haberleri
+3
Haber albümü için resme tıklayın

2019 seçimlerinde CHP’nin Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı da olan geçmiş dönem il başkanlarından Keramettin Gençtürk ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla ilgili yaşananlar, Kocaeli’de ön seçim istemi ve yerel seçimlere dair konuştuk. Her konuda net cevaplar veren Gençtürk, ön seçim konusuna oldukça sıcak bakıyor.

“Ön seçim olduğu zaman birçok aday çıkacak ve herkes kendi mahallesinde çalışacak. CHP'nin adı vurgulanacak. CHP'deki demokrasi anlayışının öne çıkması olacak ve de o insanlar heyecanla, coşkuyla kendi kafalarında beklediği insanı seçmeye çalışacak. Müthiş heyecan katacak. Ama benim oğlumu dahi atasalar kesinlikle hiç sıcak bakmam. O kadar da net söylüyorum. Çünkü öyle şey olmaz, haksızlıktır” diyerek Kocaeli'de merkez yoklaması yaptırabilecek gerekçenin olmadığını söyledi.




İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile ilgili yaşanan gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olaya eskilerden gireyim. Hani bu Tayyip Bey'in ceza almasıyla ilgili geçmiş var ya, o zaman bir kahvaltıda haberi almıştık. Müthiş kızmıştım hakim ve savcıya. Manyakça bir şey dedim. O zaman Kemalizm havası vardı yargı mensuplarında. Müthiş kızmıştım demiştim ki adamı meşhur ettiniz dedim. Anlamsız bulmuştum. Şimdi ise tam tersi sevindim. Neden sevindim? O zaman hakim ve savcı kendi kararlarıyla yapmıştı bunu. Şimdi ise sarayın kararlarına göre yapmışlardır. Onun için sevindik. Çünkü bu deşifre olsun dedim. Ortaya çıktı kötülük organizasyonu. Bunun ortaya çıkması iyi oldu. Çünkü Erdoğan'ın yüzü belliydi zaten. Ama bu yüzün organize bir suç yüzü olduğu da ortaya çıktı. Sağ olsun iyi yaptı bunu. Aynı zamanda hem Millet İttifakı'nı kemikleştirdi, bağladı birbirine. Bu sonucu vereceğini tahmin etmemişti. Şimdi bu iyi yaptı, şöyle iyi yaptı; Böyle beklemedi. Çünkü o ceza aldığı zaman cezaevine az bir insanla gitti. Ama cezaevine giderken tınmadı ortalık. Uğurlayanlar vardı birkaç kişi ama şimdi gördünüz o günü ve ertesi günü Türkiye yığıldı İstanbul’a. Ve de hala onun tepkisi sürüyor. O günkü reaksiyonla bugünkü reaksiyon arasında fark var. Şimdi insanlar İmamoğlu’na yapılanlar neyi getirir, altılı masaya etkisi ne olur diye konuşuyor. Pozitif bir oy artırımı getirir. Yani Millet İttifakı'nın oyunu artırır. Bunu mağduriyet gibi de kullanabilirler ama mağduriyet gibi değil. Mağduriyetin ötesinde sırf organize suçun deşifre olmasıdır. Mağduriyet başka bir şey. İmamoğlu'nun ikinci seçimi mağduriyetti. Dersti ikinci seçimi. Birinci seçimi sen iptal mi edersin, al sana cevap anlamındaydı ve 810 bin fark attı İmamoğlu. Ama buradaysa o değil. Burada resmen bir organize kötülüğün deşifre olmasıdır.

KILIÇDAROĞLU BİREYSELLİKTEN UZAK”

Bu yaşananlardan sonra hiçbir şey değişmiş değildir. Benim kafamda aday olması gereken, seçilmesi gereken Kemal Kılıçdaroğlu'dur. O’nun hakkıdır ve kazanma şansı daha yüksektir. Yani sadece seçimi düşünmemek lazım. Seçimi bir de yönetmek var. Yani Cumhurbaşkanlığı süreci var. Çünkü cumhurbaşkanlığı sürecinde altılı masanın iddiası olan bir anayasa değişikliği ve şekil değişikliği, yönetim değişikliği gerekmektedir. Yani ben Ekrem İmamoğlu'yla yahut da Mansur Yavaş'la ilgili bir şey söylemek istemiyorum. Tabii ki onlar da aday olabilir ama daha kolay, daha iyi, daha kısa sürede daha problemsiz, sorunsuz Kemal Kılıçdaroğlu ile aşılabildiğini düşünüyorum. Çünkü neden? Kemal Kılıçdaroğlu, kompleksi olmayan, iddiası sadece ülkeye yönelik olan, bireysel düşünmekten çok uzak bir kimliktir artık.



YARGI ELLERİNDE, ÇALDI DERLER”

Ama diğer arkadaşlarımız gençtirler daha. Başka bir hukuki tarafı da var. İktidar, sahtekarlık üretiyor. Biliyorsunuz ki her iki belediye başkanımızın bulunduğu mecliste azınlıktayız biz. Bunların aday olması halinde belediye başkanlığını AKP'li birisi alacak. Yani bir yıl AKP'li birisi yönetecek ya da en azından üç ay yönetecek. Yani cumhurbaşkanlığı seçimine kadar AKP'li birisi yönetecek. Cumhurbaşkanı seçiminden sonra da kim kazansa kazansın, ki biz kazanacağız ama AKP'li belediyeler kalacak. Yok kayyum atarız falan, o yanlış. Kayyum atamam. Şimdi o kayyuma karşı olan adam kayyum atar mı? Ama bu arada başka bir şey olur. Dedim ya sahtekarlık üreten bir yapı olduğu için bu üç ay içerisinde bu iki belediye başkanımızın herhangi birisinin aday olmasına halinde haklarında haksız iddiada bulunur. Çünkü yargı ellerinde, çaldı derler. Derler çünkü kendilerinin en kolay yapabilecekleri şey çalma olduğu için ‘çaldı' cümlesini kurabilirler ve belge üretebilirler.

RANTA YÖNELİK 215 DOSYA VAR”

İmamoğlu ve Yavaş’ın aday olmasında böyle bir risk var o zaman…

Tabii. Bu açık, net. Çünkü iki tane örnek var önümüzde. Bir Mansur Yavaş'la ilgili bunu ürettiler, seçim sürecinde ürettiler. İmamoğlu'nun da seçilmesinde hazımsızlık yaşadıkları için yapmadıkları eylem kalmadı. İşte bu eylem de onun bir örneğidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin, İmamoğlu'nun yargıya intikal ettirmek istediği dosya sayısı kaç biliyor musun? 215 adet. 215 adet ranta yönelik, rüşvete yönelik, kayırmacılığa yönelik dosya var. Buna İçişleri Bakanı izin vermedi. Yerel seçimlere kaldı izin verilmesi için. İzin verilmesi halinde İstanbul'un satıldığını, yağmalandığını, perişan edildiğini göreceğiz. Aynı şekilde Ankara'da da var bu. Sonuç olarak şunu diyorum; Ekrem İmamoğlu'nun yahut da Mansur Yavaş'ın da aday olmaması lazım. Zaten aday olmasına gerek yok. Belediye başkanlığına devam etsinler.

Kocaeli’de bu dönem milletvekili adayları ön seçimle mi belirlenmeli yoksa merkez ataması mı yapılmalı?

Ben tabii ilk baştan beri ön seçimden yanayım, baştan beri ön seçimden yanayım. Siyaset yaptığım tarihte ve de il başkanı dönemimde ön seçim oldu. İl başkanlığım sürecinde iki kez milletvekilliği iki kez de belediye başkanlığı dönemi yaşadım. Ve de hep ön seçim oldu. Belediye meclis üyesine kadar ön seçimle belirlendi. Ön seçimden yanayım. Yani ön seçimden yana olmamın nedeni salt tüzüksel uygulama anlayışı değil. Ön seçimler, parti üyesine danışmak anlamı, partiye sormak, partiden yardım istemek, partinin fikrine ulaşmak anlamında önemlidir. Çünkü partiliyi adam yerine koyuyorsun. O zaman eğer ön seçim yapmayacaksanız ben partiye niye üye oluyorum? Yani partiye üye olmamın esprisi nedir, sadece üye olmak mı…



BİZ DÜŞÜNCE PARTİSİYİZ”

Bu aynı cebinde kartvizit taşımak gibi, yani kimlik kartı taşımak gibi ama bunun ötesinde partililik şu demektir, örgüt şu demektir; Örgüt bir insanlık topluluğudur. Ben bu insanlık topluluğunun yönetim biçimine taraf olmayacaksam, rol almayacaksam, milletvekilini, belediye başkanını, belediye meclis üyesinin adaylığını ben belirlemeyeceksem o zaman niye partiye üye olayım? Sonra bize yakışmaz ki. Biz başka partiler gibi değiliz. Lider partisi değiliz biz. Biz düşünce partiliyiz. Biz fikir partisiyiz. Biz ideolojik partiyiz. Kadro partisiyiz. Bu anlamda bireylerin kararıyla yani 10 kişinin, 5 kişinin, 1 kişinin vereceği kararla milletvekili falan seçilemez. 10 bin kişi varsa niye sormayasın 10 bin kişiye?

MERKEZ YOKLAMASI HEP HATALI OLMUŞTUR”

Kesinlikle, şiddetli karşıyım. Sadece belli bir denge organizasyonu sağlamak için yani yüzde 5 oranında milletvekilini ön seçimine sokmadan merkez yoklamasıyla koyabilirsiniz. Şimdi buna gerekçe uydurabiliyor tabii bizim parti, böyle bir kuşkum da var. Efendim ittifak var, altını masa var falan filan diyebilir. Hiç gerek yok. Kendi ön seçimini yaparsın, ittifaka götürürsün, ittifakta üçten mi başlarız, ikiden mi başlarız, beşten mi başlarız, başlayalım.

Ama biz kendi sıralamamızı yapalım da ittifaka götürürsünüz. Onun tespitini o zaman genel merkez yapsın. İttifakla ilgili efendim İYİ Parti'den birinci sırada olması lazımsa olsun. Hiç rahatsızlık duymam. Bu ittifakın gerekliliği derim. Merkez yoklaması hep hatalı olmuştur. Ben hariç geçmiş dönem il başkanlarımız da sıra bana gelir mi diye, genel merkez beni atar mı diye de ön seçim talebinde bulunmamıştır.

CHP İl Başkanı’nın milletvekili adayı olması gibi bir durum var. Sizce il başkanı aday olmalı mı?

Birilerinin aday olup olmaması hakkında yorum yapmam. Öyle bir hakkım yok. Ön seçim varsa herkes aday olabilmeli. Ama merkez yoklamasıyla il başkanı da aday olmamalı. O zaman şöyle bir açılım da olur; Hani partisinden istifa edip insanlar başka partiye geçiyor ya. Benim oyumla seçiliyorsunuz, başka partiye geçiyorsunuz. Ne kadar yanlıştır bu. Aynı şekilde ben seni il başkanlığı için seçtim. Ama sen genel merkeze yakın durdun, yakın oldun diye istifa edip milletvekili olma hakkın yok…

Oldukça açık ve net söylediniz…

Onun için ben ön seçimden yanayım, şiddetle savunuyorum. Her parti içi görüşmelerimde, ikili yahut da toplu görüşmelerimde mutlaka birkaç cümleyle bile olsa ön seçimin önemini vurgulamışımdır, uygulamışımdır. Hatta bir şey daha söyleyeyim mi; Ben adaydım. İki kez aday Büyükşehir belediye başkanlığına aday adayı oldum ve ben ön seçim istedim. Ön seçim istememin sebebini de açıklamıştım. Ben aday adayı olduğumu söyledim, sosyal medyada da paylaştım. Benim hakkımda sosyal medyada çoğu pozitif olmasına rağmen birkaç tane de negatif cümle kullananlar var dedim. O negatifi pozitife çevirmem lazım. Bunlar partili arkadaşlarımız. Ama ben atamayla olursam onlar bana oy vermez, seçimle olursa onlar bana oy verir demiştim. Yani ön seçim olursa bana oy verir. Beni eleştiren arkadaşım düşünür ki; Demek ki ben Keramettin Gençtürk hakkında negatif düşünmüştüm ama haksız bir şey, pozitif düşünenlerin daha fazla olduğunu gördüm der dedim. Onun için baştan beri ön seçimden yanayım. Ön seçimin de anlatmak istemeyeceğim kadar fazla olumlu tarafları var. Bir kere oy artırır. Şimdi buna örnek verirler işte geçmişten; Sefa Sirmen’in belediye başkan adayı olduğu seçimi kazanamadık derler. Ben de diyorum ki; Hayır, ön seçim olduğu için bu kadar oy aldık. Ön seçim olmasaydı bu kadar da oy alamazdık.



OĞLUMU DAHİ ATASALAR KESİNLİKLE HİÇ SICAK BAKMAM”

Ön seçim olduğu zaman birçok aday çıkacak ve herkes kendi mahallesinde çalışacak. CHP'nin adı vurgulanacak. CHP'deki demokrasi anlayışının öne çıkması olacak ve de o insanlar heyecanla, coşkuyla kendi kafalarında beklediği insanı seçmeye çalışacak. Müthiş heyecan katacak. Ama benim oğlumu dahi atasalar kesinlikle hiç sıcak bakmam. O kadar da net söylüyorum. Çünkü öyle şey olmaz, haksızlıktır. Ama galiba şöyle bir şey yapacaklar gibi geliyor bana. Bölgesel yapacaklar diye düşünüyorum. İttifakla ilgili ve de sosyolojik yapıyla ilgili, toplumsal yapıyla ilgili, üyeliğin profiliyle ilgili de öyle şey düşünebilirler. Ama Kocaeli'de merkez yoklaması yaptırabilecek gerekçe yok diye düşünüyorum?

Ön seçim olursa adaylığı düşünmüyor musunuz?

Hafif hevesleniyorum tabii. Esasında kafamda hep belediye başkanlığı var. Büyükşehir belediye başkanlığında iki kez aday adayı oldum. Üçüncü kez de deneyebilir miyim diye düşünüyorum ama yahu milletvekili seçimi de belediye başkanlığı seçiminin önünde. Yani benim hep böyle oldu. O hakkımı kullandığım için ötesi hakkı kullanmak istemiyorum. Ama mesleksel olarak daha yararlı olabileceğim yer Büyükşehir. Çünkü benim beynim şimşek gibi çakıyor, yapabileceğim çok şey var kentte yatırımla ilgili, imarla ilgili, şehircilikle ilgili. Genel siyasetten öteye yerel siyaset daha ilgimi çekiyor. Çünkü bir mesleki birikimim bana böyle bir şeye eğilim veriyor. Bakalım, dünya ne gösterirse artık…

CHP’nin elinde bir tek İzmit Belediyesi var ve belediyenin çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fatma Hanım’ı beğeniyorum. Toplumda sanki başarısız gibi bir izlenim yaratılıyor ama öyle değil. Neden değil biliyor musunuz, belediye çok küçük bir belediye. Bunlar farkında değil belediyenin küçük olduğundan. Fatma Hanım'ın aday olduğu zaman ben de Büyükşehir aday adayıydım ama beni atamayacaklarını, seçmeyeceklerini, ön seçim yapmayacaklarını bildiğim için demiştim ki; Yahu kardeşim burada Büyükşehri hedeflemediğiniz zaman küçük şehri alsanız bir şeyi yok. Siz Büyükşehir’de seçimi kazanma hedefiniz koymadığınız takdirde İzmit Belediyesi’ni riske atıyorsunuz dedim. O zamanki bütçeye göre konuştum. Dedim ki İzmit Belediyesi'nin bütçesi 320 milyon lira. Gebze'nin bütçesi 410 milyon lira vesaire. Böyle saydım bütçeleri. Çarpıcı bir şey daha söyledim. Bütün 12 ilçenin bütçesinin toplamından Kocaeli Büyükşehir’in bütçesi 750 milyon daha fazla dedim. Milyonla milyarı karıştırmayın kardeşim dedim ve bir daha tekrarladım.

FATMA HANIM DA FARKINDA DEĞİLDİ”

Yani demek istedim ki İzmit Belediyesi'nin elinde bir şeyi yok gücü yok… Yapılan bir toplantıda Fatma Hanım, İzmit Belediyesi’ni kazanacak ama millet iş isteyecek, aş isteyecek, tesis isteyecek, yol isteyecek, park isteyecek ama hiçbir şey yapma şansı yok dedim. Yürüyüş Yolu bizim değil, aşağıdaki Kent Meydanı bizim değil, Perşembe Pazarı alanı bizim değil hepsi Büyükşehir’in dedim. Sonra Nejat Çakır’a döndüm dedim ki; Nejat Başkan bak sen adaysın ve ne zamandır da grup başkanvekilisin dedim. Kimsenin farkında olmadığı bir şeyi söyledim. Fatma Hanım da farkında değildi bunun. O’na da söyledim, şaşırdı.

YENİ İLÇELER GİBİ BELEDİYELER ÜRETİLDİ”

İzmit Belediyesi, İzmit Belediyesi iken İzmit Büyükşehir Belediyesi oldu. Bekirpaşa'yla, Saraybahçe Belediyesi üretildi. Böylece İzmit Büyükşehir Belediyesi oldu. Buraya kadar tamam mı? Tamam. Sonra İzmit Büyükşehir Belediyesi küçük iki tane belediye kapatılarak Kocaeli Büyükşehir Belediyesi oldu. İzmit Belediyesi olarak da ayrı belediye oluşturuldu. Ama İzmit Belediyesi tüzel kişiliği kalktı. Yani İzmit’te de yeni ilçeler gibi belediye üretildi. Burası bütün şehirdi. Büyükşehir değildi. Bütün şehirle, büyükşehri karıştırmayın. Mesela İstanbul, büyükşehir bütün ilçeleriyle… Mesela Sakarya büyükşehir ama bütün bir şehir değil. Samsun, büyükşehir ama bütün şehir değil. Bir örnek veriyorum çarpıcı olsun diye. Bütün şehir, köyleriyle falan filan hepsi bütün şehirdir.



TAHİR BEY MÜTHİŞ KIZDI BU DURUMA”

Hepsi AKP'li olduğu için İzmit Belediyesi'yle Kocaeli Büyükşehir Belediyesi arasında kavga vardı ama kavga dışarı sızmıyordu. Neden sızmıyordum? Aynı partidendiler ve kol kırılır, yen içinde kalır diyorlardı. Fark etmiyordu insanlar. Fatma Hanım belediye başkanı seçildi ve akabinde 30 Ağustos geldi. Yollar, meydanlar İzmit Belediyesi’nin değildi. Fatma Hanım, Kent Meydanı ile Sekapark’ı istedi Büyükşehir’den. Büyükşehir de Fatma Hanım’ın ne yapacağını bilmediği için verdi. Daha yeniydiler. Fatma Hanım bir hafta görkemli bayram şölenleri düzenledi. Tahir Bey müthiş kızdı bu duruma. Neden kızdı biliyor musun? Vay ben ne yaptım dedi... Gittim kendi meydanlarımı verdim dedi. Ardından 29 Ekim geldi bu kez vermedi. Fatma Hanım, Cumhuriyet Bayramı’nı belediyelerinin önünde kutladı. Fatma Hanım’a hatırlattığımda bana şöyle dedi; haklıymışsın başkan, bana meydanları vermedi yahu dedi.

BELEDİYEDE 800, İNŞAATTA 3 BİN”

Şu anda yeni bütçeyi öğrendim; 450 milyon lira… Büyükşehir’in bütçesi 25 milyar lira. Bütün belediyelerin toplamından 6 milyar fazla bu sefer. İSU’nun bütçesi hariç. Demek istediğim şu; Fatma Hanım'dan insanlar bir şey bekliyor. İzmit Belediyesi’nde sadece 800 kişi çalışıyor. Benim inşaatımda birkaç sene öncesi bin kişi çalışıyordu. 3 sene öncesi Şehir Hastanesi inşaatından örnek verdim, 3 bin kişi çalışıyordu. Şehir Hastanesi’yle İzmit Belediyesi’nin bütçesini mukayese edeyim mi dedim, belediyenin yıllık bütçesinin 5 katı olduğunu söyledim.

BELEDİYENİN HİÇBİR ŞEYİ YOK”

Fatma Hanım da maalesef vallahi onun havasına girdi, farkına varamadı. Bir anda spontane gelişti olay. Merkez yaptı, belediye başkanı oldu. Sandı ki para var, kadro var, yatırım yapacağım sandı. İş beklentisi var insanların. Nasıl alsın ki? Kaç kişi alabilir ki? Alsa alsa 50 kişi alır. Ama Büyükşehir’de 13 bin kişi çalışıyor. 800 kişi nerede 13 bin kişi nerede… Çarpıcı rakamlar var. Pek kimsenin bilmediği bir şeyi daha söyleyeyim; İzmit Belediyesi’nin bulunduğu binayı Nevzat Doğan satın aldı Büyükşehir’den. Hiçbir şeysi yok idi demek istiyorum belediyenin. Satmazdı eğer bugünkü yapı olsaydı. Onun için Fatma Hanım var olan bütçe ve olanaklar çerçevesinde, var olan kadro çerçevesinde yapabileceğini en iyi yapıyor. Bu pencereden bakmak lazım.

Kılıçdaroğlu, Hürriyet’e Büyükşehir Belediye Başkanlığı için sinyali vermişti. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Tabii ki o cümleyi kurması lazım. Doğrusu o değil mi. Büyükşehir hedef olacak tabii. O hedefi söylemek adına o gün görevde kim olsa onun ismini söyleyecekti. Mehmet de olsa söyleyecekti, Hasan da olsa söyleyecekti. Doğru bir cümleydi. Parti belli bir trende, belli bir sürece girdi. Ön seçimler olacaktır. Ön seçimlerde tabii ki Fatma Hanım da aday olacaktır, olabilir. Ön seçimden yana olduğum için yani Fatma Hanım'ın önünü kesmek gibi bir şeyim olmaz. Başarılı grafik çiziyor, o gün geldiğinde de başarısı değerlendirilir. Seçilirse de hayırlı olsun derim. Yani Genel Başkan’ın cümlesi tamamen politik ve söylemesi gereken bir cümledir.

Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olursa…

Cumhurbaşkanı olacağı için partinin seçilecek genel başkanı bakalım o gün geldiğinde ne diyecek… Öyle bir şey de var. Onun için öyle kısa verimli bakmamak lazım.

Ona da hazırlık yapan vardır…

Tabii tabii. Yani vardır tabii. Herkesin gönlünde aslan yatar diye bir cümle var.

CHP gençlerin önünü açıyor mu?

Parti bundan önce bütün seçimlerde hep aceleye getirdi. Neden? Hükümet bazı şeyleri acele yaptığı için hükümete yetişmek açısından mesela kongre yapmamız lazım. Kongre yapmadık. İşte seçim var diye ertelendi kongrenin yönetim seçimleri. İYİ Parti yaptı, biz yapmadık. Parti hep bahane buldu. Aceleye getirdi ve de merkez yoklamasıyla merkez kararlarıyla her şeyi uyguladı. Burada da gençlikle ilgili bir şeyi de yok. Kadın da dahil. Genel Başkan’ın bireysel tavrıyla Kocaeli’de Fatma Hanım’la başlayan mutlaka bir tane kadın olsun anlayışı yerleşti diye düşünüyorum. Ön seçim yapılması halinde mutlaka kadın adaylardan birisi seçilir diye düşünüyorum. Ön seçim yapılmasa bile mutlaka bir kadın aday konur. İyi tarafı bu. Bir de burada milletvekili sayısı açısından hem kadın hem gençlik kotası olarak gençlik kotası biraz zor Kocaeli’de.

CHP, Kocaeli’de kaç milletvekili çıkartır?

Benim burada beklentim CHP’nin 5 milletvekili çıkartmasıdır.

Ekli Dosyalar

19 Ara 2022 - 12:47 -

Muhabir  Uğur Ulusoy


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Barış gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Barış gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Barış gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Barış gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Nalan - Oğlunu kimse atamaz zaten. Partinin jelibonlara, kadrolu adaylara ihtiyacı yok!

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 19 Aralık 21:21
01

V.çelik - Tüm hücreleri ile partili ve emek - laiklik-cumhuriyet-

özgür birey-mutlu toplum ve tam bağımsız vatan sevdalısı

başkanı Gençtürk'e gökyüzünün tavanı kadar

sevgi ve saygılar

Yanıtla . 2Beğen . 2Beğenme 19 Aralık 13:58
03

Bedriye - @V.çelik 01 nolu yoruma cevabı: Öyle deme lazım olur

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 20 Aralık 00:06


Anket Kocaeli’de CHP’den kimi milletvekili adayı görmek istersiniz?
Tüm anketler