Serdar Kaman, Rahmi Koç'u savundu!

2019 yerel seçimleri İyi Parti Kocaeli Büykeşhir Belediye Başkan Adayı Serdar Kaman Rahmi Koç'un sosyal medyada yayılan e büyük tepki çeken videosu hakkında bir açıklama yayınladı

Serdar Kaman, Rahmi Koç'u savundu!

Kaman konu ile ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Koç Grubu ile hiçbir bağlantım yoktur"

"Oldu Olacak Laz Fadimeyi de, Alman Fıkralarını da, İskoç Cimriliğini de Yasaklayın Bari…

Bugünkü gazete haberlerinde, Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç’un bir toplantıda anlattığı fıkra nedeniyle kamuoyunda geniş bir tartışma yaşandığını, hatta Koç Grubu’na bağlı bir iş yerinin kurşunlandığını üzüntüyle öğrendim.

Öncelikle belirtmek isterim ki Koç Grubu ile hiçbir bağlantım yoktur. Gruptan herhangi bir beklentim olmadığı gibi, yöneticilerinden ya da mensuplarından tanıdığım kimse de bulunmamaktadır.

Ayrıca hayatım boyunca çok sayıda Kürt arkadaşım, dostum ve meslektaşımla birlikte çalıştım. Bu nedenle yazacaklarım herhangi bir etnik kimliğe karşı değil, ifade özgürlüğü ve hukuk devleti ilkeleri adına yapılmış bir değerlendirmedir.

Çünkü inanırım ki; “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Rahmi Koç hakkında soruşturma başlattığı haberleri de basına yansıdı.

"Hata yaptığı kanaatinde değilim"

Açıkçası ben, Rahmi Koç’un Kürt vatandaşlarımızdan özür dilemesini gerektirecek bir hata yaptığı kanaatinde değilim. Eğer mesele cinsiyet ayrımcılığıysa, o zaman erkekler hakkında yıllardır anlatılan aşağılayıcı fıkraları da aynı hassasiyetle değerlendirmek gerekir.

Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor:

Türkiye ihracatının önemli bir bölümüne katkı sağlayan, dünyanın birçok ülkesinde milyarlarca dolarlık yatırımları bulunan, 95 yaşındaki bir sanayiciden tam olarak ne istenmektedir?

Daha düne kadar farklı yaşam tarzlarına ve toplumsal kesimlere karşı son derece geniş bir hoşgörü dili kullanan siyaset kurumunun, bir fıkra nedeniyle böylesine sert bir tepki vermesi dikkat çekicidir.

Peki neden?

Benim kanaatime göre bunun birkaç sebebi olabilir.

Birincisi; yaklaşan anayasa tartışmaları ve olası referandum süreçlerinde Kürt seçmenin desteğini koruma veya artırma ihtiyacıdır.

İkincisi; ekonomik sıkıntıların yoğunlaştığı bir dönemde iş dünyasına verilen örtülü bir mesajdır:

“Bulunduğunuz yerde oturun, siyasi tartışmalara girmeyin ve sesinizi yükseltmeyin.”

Üçüncüsü ise topluma verilen psikolojik mesajdır:

“Gerekirse Türkiye’nin en büyük holdinglerinden birine bile müdahale ederiz. Dolayısıyla herkes sınırlarını bilsin.”

"Eşit vatandaşlar olarak değerlendirilsin"

Bu değerlendirmelere katılabilirsiniz ya da katılmayabilirsiniz. Ancak ifade özgürlüğünün sınırlarının giderek daraltıldığı bir ortamda, insanların anlattıkları bir fıkra nedeniyle hedef haline getirilmesi, soruşturmalara konu olması ve toplumsal baskıya maruz bırakılması üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.

Bugün bir fıkra nedeniyle sessiz kalırsak, yarın bir düşünce nedeniyle konuşamaz hale gelebiliriz.

Temennim odur ki; ülkemizde insanlar etnik kökenleri, inançları veya siyasi görüşleri nedeniyle değil, hukuk önünde eşit vatandaşlar olarak değerlendirilsin.

Allah bu ülkeye yatırım yapan, üretim yapan, istihdam sağlayan bütün iş insanlarını da; nefretin, ayrışmanın ve düşmanlığın zararlarından muhafaza eylesin.

Amin."

Kaynak: Haber Merkezi