Koronavirüs salgını henüz geçmemişken başlatılan yeni normalleşme süreci ile coronayı unutan vatandaşlar, sokağa akın edip, tedbirlere uymayınca vakalar yeniden artmaya başladı. Ve böyle bir süreçte milyonlarca öğrencinin kaderini etkileyecek sınavlar, maalesef ki tüm tepkilere rağmen start aldı. Geçtiğimiz pazar günü Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı yapıldı ve öğrenciler, sosyal mesafe kuralları çerçevesinde dersliklere alınarak sınavda ter döktü. Aileler dışarıda, öğrenciler içeride koronavirüs salgını stresi ile sınav heyecanını yaşadı.

Öğrencilere kapıda maske verildi, ellerine dezenfektan sıkıldı ancak hiçbirinin ateşi ölçülmedi. Çünkü Bilim Kurulu, buna gerek olmadığını ÖSYM’ye bildirdi. Gerçi ateş ölçülse de bir şey değişmeyecekti. Sınava geç kalan öğrenciler koşturacak, ateşlenecek, ateş ölçümünde virüs kaptıkları düşünülecekti ya da virüs taşıyan ancak hiçbir belirti göstermeyen öğrenciler, ateşi düşük çıktığı için sınava her şeyden habersiz girecekti, diğer öğrenciler için risk oluşturacaktı. Yani, ateş ölçümü yapılması bir çözüm değildi.

Yine öğrenciler, sınavda maskelerini gözetmenlerin izniyle çıkarabildi. Çünkü ÖSYM Genel Merkezi, bu izni vermişti. Sınava maske ile giren öğrencilerin sıcak havada havasız bir şekilde sınava odaklanması zordu çünkü. Ancak virüs taşıyan bir öğrencinin olası bir öksürmesi, aksırması, 8 metreye kadar etki edeceğinden maskesiz sınava girmesi de risk taşıdı.

***

Tüm tepkilere, çağrılara rağmen ertelenmeyen sınavlardan biri olan MSÜ, pazar günü yapıldığında; “Hükümetin, Bilim Kurulu’nun bir bildiği vardır, onca öğrenciyi riske atacak değil ya” denerek sınava girildi ancak Kocaeli’nin İzmit ilçesinde yaşanan olay, yapılan sınavın ve yapılacak olan sınavların ertelenmemesinin yanlış bir karar olduğunu gösterdi.

Malumunuz Y.Y. isimli bir kız öğrenci, sınavdan günler önce COVİD-19 testi yaptırdığını ÖSYM’ye bildirmediği için Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Yerleşkesinde bulunan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi 2. kat 205 numaralı derslikte diğer öğrencilerle birlikte sınava girdi. Sınavın bitimine 1 saat kala ise derslikten çıkarılarak tek kişilik bir salona götürüldü ve sınavını burada tamamlamak durumunda kaldı. Çünkü günler önce yaptırdığı testin sonucu sınav günü belli olmuş, doktoru Y.Y.’nin babasını aramış, babası da kızının sınavda olduğunu söylemiş, bunun üzerine doktor ÖSYM Kocaeli Koordinatörü Prof. Dr. Ufuk Yıldız’a ulaşmıştı. Yıldız da okuldaki görevlilere durumu bildirmiş ve diğer öğrencilere belli etmeden genç kız, görevlilerce başka salona götürülmüş, burada sınavını tamamlamış, akabinde de babası ile birlikte karantinaya alınmıştı.

Ufuk Yıldız, gazetemize yaptığı açıklamada koronavirüs şüphesi olan öğrencilerin, bu durumu ÖSYM’ye bildirmesi gerektiğini, sınavlarının iptal olmayacağını, tek kişilik sınıflarda sınava alınacaklarını belirtmişti. Yani ÖSYM böyle bir şeyi duyurmuş, kimi öğrenciler virüs taşıdıkları şüphesi ile ÖSYM’yi aramış ve tek kişilik salonlarda sınava girmişti. Ancak Y.Y. ve ailesi, test yaptırdıklarını söylememişti. Hal böyle olunca da sınava girdiği salondaki tüm öğrenci ve sınav görevlisi öğretmenler, 14 günlük ev izolasyonuna alınmıştı.

Ortada, gazetemiz tarafından ortaya çıkarılan ve tüm ulusal basına yayılan böyle bir vaka var. Ve bu vakayı kimse hafife almasın. Çünkü bu vaka, sadece bilinen; bilinmeyen, belirti göstermediği için test yaptırmayan ancak taşıyıcı olan öğrencilerin de sınavlara toplu halde girip girmediğini kim bilebilir? Kim bunun aksini şu an için iddia edebilir? Kim çocuğunu önümüzdeki LGS ve YKS sınavlarına gönül rahatlığı ile gönderebilir?

***

Salgın bitti mi? Hayır bitmedi… Bunca süre evlerine hapsedilen 0-20 yaş arası gençler, madem böyle riskli bir sınava girmek zorunda kalacaktı da bu hapis hayatını neden yaşadılar aylarca? Şimdi ne değişti? Siz normalleşme deyince, normalleşiyor mu her şey?

Topu kimseye atmayın, sorumluluğu vatandaşa yüklemeyin. Duyarsız vatandaşların olduğu yerde duyarlı vatandaşları zoraki sınavlarla yakmayın.

Bakın, Kocaeli’deki vaka ciddi bir örnek. Test yaptıran bir öğrenci, test yaptırdığını söylemediği için onca öğrenci riske giriyor. Konu bilindiği halde öğrencilere sınav bitiminde hiçbir şey denmiyor. Kimileri çıkıp geziyor, kimileri dolmuşa biniyor, kimileri ailesine koşuyor. Sonra da telefonla aranarak evlerinde izole olmaları isteniyor. Peki ya virüs kaptılarsa ya gittikleri yerlerde birilerine temas ettilerse, bindikleri dolmuşta başka insanlara da virüs bulaştırdılarsa..?

Yani şimdi öğrenci, ÖSYM’yi arayıp sınava tek kişilik salonda girebiliyor, böyle bir hakkı var, böyle bir çağrı var ve tüm risk ortadan kalktı öyle mi? Peki öğrenci, duyarsız ise ya da test yaptırsa da “Yoktur bende virüs” deyip, umursamaz bir tavra giriyorsa? Şimdi öğrencinin ve velisinin insafına mı bırakılacak bu iş?

***

Bakın bir örnekle açıklayayım size, hiçbir farkı yok bundan…

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde Santral Yokuşu diye bir yer var. Burası hatalı yapılmış, oldukça dik bir yokuş. Pek çok ölümlü kaza meydana geldiği için bu rampaya “Ölüm Rampası” deniyor. Bu dik rampadan iniş yönünde girişte bir levha var, buraya ağır taşıtların giremeyeceği yazıyor. Ama duyarsız sürücüler, bu uyarıyı dikkate almadıkları için kazalar kaçınılmaz oluyor. Şimdi “Biz uyardık, sürücünün duyarsızlığından kaynaklı” demekle bu işin içinde çıkmak mümkün mü? Değil! Çünkü burada sadece sürücünün değil, o araçta bulunanların da değil, başka insanların da canı yanıyor. Zaman geliyor, bir ağır taşıt pek çok otomobili biçiyor, zaman geliyor sağlık ocağına dalıyor, oradaki vatandaşların canını yakıyor. Yani, bir kişinin duyarsızlığı pek çok insana zarar veriyor.

Deniyor ki “Öğrenciler ya da velileri, duyarlı olsun, en ufak şüphede ÖSYM’ye bunu bildirsin, farklı bir salonda tek başına sınava alalım…” Doğru bir yaklaşım gibi görünse de MSÜ sınavında yaşanan vaka ve verdiğim “Ölüm Rampası” örneğine baktığımızda bu yetersiz bir önlem.

Bu sınav da yokuş aşağı… Bu süreçte yapılması tıpkı bu yol gibi hatalı!


***

MSÜ sınavına girerken test yaptırdığını ÖSYM’nin bu kararından haberdar ya da habersiz şekilde ÖSYM’ye bildirmeyen Y.Y., o sınav salonundan çıkarılıp, başka bir salonda sınava alındığında büyük bir moral bozukluğu ile sınavını tamamladı muhtemelen. Yine duyarlılık gösterip ÖSYM’ye virüs taşıma ihtimalini ya da virüs taşıdığını bildiren öğrenciler tek kişilik salonlarda sınava girdi ancak onların da pek çoğu muhtemelen hastalıktan ya da şüpheden dolayı moralsiz ve halsizdi. Yani bir yıl boyunca hazırlandıkları sınavın akıbeti belli değil. Tedirgin, hasta bir şekilde sınava girmenin psikolojiye, dolayısıyla da sınava etkisi bellidir. O sınavdan kolay kolay hayırlı bir sonuç çıkmaz.

 

Bir de de şu var ki koronavirüs, her insanda belirti göstermiyor. Kimileri sadece taşıyıcı oluyor. Bu da sınava girecek öğrencilerin hasta olduklarını bilmeden sınava girmesi ve diğer öğrencileri de istemsiz riske atması demek.

Öğrencilerin tedirgin bir şekilde değil, gönül rahatlığı ile sınavlara gireceği bir ortam oluşana dek, LGS de YKS de yapılmamalı, ertelenmelidir. Öğrenci ve velileri, isyan etmekte, sınavların ertelenmesi noktasında çağrı yapmakta kesinlikle haklı.

Bunu Kocaeli’de MSÜ sınavında bizzat gördük…

***

“Öğrenciler duyarlı olsun” diyerek, onların olası duyarsızlığıyla diğer öğrencileri, ailelerini, onların evlerindeki yaşlı vatandaşları riske atmaya kimsenin hakkı yok. Onları bu psikolojide sınava sokmaya kimsenin hakkı yok.

Bir de şu var ki öğrenciler, sınava hazırlandıkları etüt merkezlerine, koronavirüs salgını nedeniyle gidemedi. Çünkü bu merkezler kapalıydı. Bu da öğrencilerin hazırlıksız sınava girmesi demek.

Bu psikolojide, bu riskli ortamda, sınava hazırlanamadan öğrencileri sınava sokmak; onların geleceğiyle oynamak, sağlıklarını riske atmaktır. Bu vebale ne girin ne de kimseyi sokun.
Sınavları ertelemekten başka çareniz de yok çözüm de yok.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
asu 2020-06-17 00:48:38

ertelenmesi için önce sokağa çıkma yasağı gelmeliydi 18 yaş altına.çocuk dışarda hayatın içinde ama virüs bulaşmasın diye sınav ertelenmeli..öyle şey olur mu?