Yemeğin tuzundan şikayet edene bakın!
Geçtiğimiz günlerde iktidar partisi Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan’ın
Milletvekili ve emekli maaşının toplamı olan 450 bin lira ile geçinemediğini söylemesi gündeme bomba gibi düştü.
Evvela “Milletvekilliği maaşı yetmiyor mu” diye soran gazeteciye Mestan Özcan’ın nasıl cevap verdiğini hatırlayalım:
*
"Şöyle söyleyeyim: Ben emekli maaşımla milletvekili maaşımı sana vereceğim. Sen de gel, bunları bir ay içerisinde idare et. Bir daha söylüyorum, herkese verebilirim. Benim yaşadığım giderleri ve gelirimi size vereceğim. Buyurun, siz bu işin altından kalkın, çıkın. Başka bir şey söylemiyorum. Arabayı devlet veriyor zannediyorlar. Hayır, devlet araba vermiyor. Arabanın mazotunu veriyor sanıyorlar. Hayır, arabanın mazotunu falan da vermiyor. 'Uçaklar size bedava' diyorlar. Hayır, hiç bedava uçak falan yok. Meclis lokantasına da zam yaptılar, zamlı yiyoruz”
*
Bu cümleler bir gaf olabilir.
Ama ortaya çıkardığı tablo gaf değil, gerçeğin itirafı.
Çünkü bu söz, muhalefetten değil; ekonomiyi yöneten siyasi iktidarın içinden geldi.
Şaka gibi!
Tam bizim ülke siyasetine has bir durum.
Mutfağı yöneten aşçı, yemeğin tuzundan şikayet etti.
Bu noktadan sonra tartışma kişisel değil, doğrudan siyasi zemine oturmuştur.
Haliyle bir iktidar Milletvekilinin ağzından çıkan bu sözleri herkes kendi hayatından bakarak değerlendirdi.
Ama tartışmanın sağlıklı bir zemine oturması için önce şunu hatırlamak gerekir:
Sayın Özcan bu sözü söylerken, aslında milletvekilliğinin zorunlu temsil giderlerini anlatmaya çalıştı.
Yani demek istediği şuydu:
“Bu makamın getirdiği ciddi bir gider yükü var.”
Bu teknik olarak kısmen doğru olabilir.
Ama mesele tam da burada başlıyor.
Çünkü önemli olan, söylenen söz değil, o sözün hangi toplumsal zemine düştüğü, kimlerin bam teline dokunduğudur.
*
Bugün Türkiye’de bu sözlerin düştüğü zemin şudur:
Asgari ücret 28 bin lira.
En düşük emekli maaşı 20 bin lira bandında.
Büyükşehirlerde ortalama kira 25–45 bin lira aralığında.
Gıda, ulaşım, eğitim ve sağlık harcamaları her ay yeni zamlarla büyüyor.
Milyonlarca vatandaş için hayat artık bir denge oyunu değil, doğrudan bir hayatta kalma mücadelesidir.
Bu şartlar altında, 450 bin liranın “yetmemesi” üzerinden kurulan her cümle, ister istemez öfkeye sebep olur.
“Sen ne anlatıyorsun arkadaş, bizimle dalga mı geçiyorsun” denilir.
Çünkü insanlar, “Ben bu parayla ayı nasıl çıkarırım?” diye düşünürken;
İktidar Milletvekilinin “Bu maaşla nasıl geçinilir?” tartışmasına girmesi, toplumdan nasıl koptuklarını gözler önüne serer.
20 bin lirayla geçinmeye çalışan birinin bu sözleri anlayıp hak vermesi imkansız ötesidir.
*
O zaman iktidara açık açık soralım:
Eğer sizin milletvekiliniz bile “geçinmek zor” diyorsa, vatandaşın yaşadığı sıkıntının boyutunu kabul ediyor musunuz?
Ediyorsanız; neden geçim sıkıntısı hala ülkenin birinci gündemi değil?
Etmiyorsanız; kendi vekiliniz mi abartıyor?
Biz bundan ne anlamalıyız?
*
Bir sorum da muhalefet siyasetçilerine…
Ülkemizi yöneten iktidarının vekili, ekonomik zorluğu ima eden, hatta “kolaysa gel sen geçin” diyerek basın mensubuna açıkça meydan okuyan bir cümle kuruyor.
Bu, muhalefet için siyasi pas değil midir?
Neden bu söz günlerce mecliste, yerel örgütlerde konuşulmadı?
Neden propaganda yapılmadı?
Neden ekonomi politikalarının sembol cümlesine dönüşmedi?
Eğer vatandaş gerçekten geçinemiyorsa, muhalefetin görevi bunu sürekli gündemde tutmak değil midir?
Yoksa geçim sıkıntısı, seçim dönemlerinde hatırlanan, insanların umutlarıyla oynanan bir başlıktan mı ibaret?
*
Hali hazırda iktidar milletvekili bile her ne kadar kendi dünyasından bakıp ortaya bir laf atmış olsa da;
Onun da geçim zorluğu çektiği aşikar!
O halde neden geçim derdi, partiler üstü bir seferberlik konusu olmuyor?
Çünkü iş oraya gelince herkes rahatsız oluyor.
Vatandaş ise olan bitenin farkında.
“Ben her ay geriye gidiyorum, sürekli açık veriyorum, hakkımı savunması için seçtiklerim ise biraz tartışıp dağılıyor” diyor.
Kimse bu meseleyi süreklilik arz edecek şekilde sahiplenmiyor.
*
Bakmayın siz Mestan Özcan’ın “geçinemiyorum” çıkışına!
İktidarından muhalefetine kadar hemen hepsinin tuzu kuru nasıl olsa!
Hemen hepsi ölene kadar süper emeklilik hakkına sahip olacak.
Hemen hepsinin yan işi var!
Hemen hepsinin döneceği, vekillikte elde ettikleri tanınırlık ve çevre sayesinde katbekat para kazanacağı mesleği ya da çeşitli kollarda şirketleri var.
Var da var!
Kocaeli Milletvekillerini de bu sınıfta görebilirsiniz.
*
Kısacası Milletvekilleri zaten sıradan insanlardan seçilmiyor.
Mestan Özcan’da gıda sektöründe varlık gösteriyor.
Köfteci zinciri varken, üstüne 450 bin lira maaş alırken “Geçinemiyorum, kolaysa gel sen geçin” diyerek ekonomiden yakınması,
Gidişatın iyi olmadığının bir kanıtı.
Kim bilir daha söyleyemediği, içinde tuttuğu neler var Mestan Özcan’ın.
Dükkan kiraları, personel giderleri, ağır vergi yükü, sürekli artan gıda fiyatları derken köftecide de işlerin pek iyi gitmediği anlaşılıyor.
Belli ki zorlanıyor ve istemsizce dışa vurdu.
Yoksa bir iktidar Milletvekili itiraf niteliğindeki o sözleri niye söylesin…