AKP’li isim konuştu, yargıdan çok medya ifşa oldu!

Aysun Özcan

Aysun Özcan

Tüm Yazıları


AKP’nin geçmiş dönemlerinde çok önemli görevler üstlenen ve en önemlisi partinin “kurucuları” arasında yer alan Bülent Arınç öyle sözler söyledi ki, şaşırmamak elde değil.

Sayın Arınç, İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu için;

“Adaylığı çok erken açıklandı. Erken açıklamasaydı belki tutuklanmazdı. Siyasette erken öten horozun başını keserler. Kaçma tehlikesi varsa engel olunurdu. Zamanında ben, Erdoğan ve Erbakan yargılandık ama tutuklu yargılanmadık. İmamoğlu da tutuksuz yargılanmalı.” Dedi.

***

Arınç’ın bu sözlerini öylesine kurulmuş cümleler olarak nitelendiremeyiz.

Çünkü bu sözler muhalefetin değil; hala AKP üyesi olan, devletin en kritik dönemlerinde en üst kademelerinde bulunmuş bir ismin ağzından çıktı.

Arınç, İmamoğlu’nun suçlu mu yoksa masum mu olduğuna değinmedi!

Yani dosyanın içeriğine girmedi.

İmamoğlu’nun üzerine atılı suçlamaların doğru ya da yanlış olduğuna dair tek kelime etmedi.

Ama siyasetin takvimiyle, yargı süreçlerinin aynı fotoğraf karesine girmesinin yarattığı algıyı işaret etti -ki en can alıcı noktası burasıydı.

“Adaylığı erken açıklanmasaydı “BELKİ” tutuklanmayabilirdi” cümlesi hukuki değil, tam anlamıyla siyasi bir tespitti.

Ve hukuk açısından da oldukça rahatsız ediciydi.

Çünkü hukukta hiçbir zaman “belki” diye bir şey yoktur.

Amma velakin, o “belkiler” siyasette genellikle gerçeğin ta kendisi oluyor.

***

Bülent Arınç bu sözlerle, ne yazık ki şu dönemde hukukun, siyasetten bağımsız düşünülemediği bir iklimi itiraf etti.

“Ben, Erdoğan ve Erbakan yargılandık ama tutuklu yargılanmadık” cümlesi ise geçmişi kıyaslayıp, bugünü anlamamız içindi.

Hakikaten de öyle…

Neticede tutuklama bir ceza değil, istisnai bir tedbirdir.

Ama bizim ülkemizde tutuklama refleksi neredeyse alışkanlık haline geldi.

Tutuklanan siyasetçinin işlemiş olduğu iddia edilen suçlardan çok o siyasetçinin kimin tekerine çomak soktuğuna bakılıyor.

Dolayısıyla İmamoğlu’nun tutuklanmasına halkın pek çoğu, siyasi atmosferin sebebiyet verdiğini düşünüyor.

***
Arınç’ın iktidarı rahatsız edecek bu açıklamalarının bir başka boyutu daha var.

O da şudur:

Söylenen sözler kadar nerede söylendiği…

Bülent Arınç bu açıklamaları iktidara yakın medyada yapmak yerine muhalif çizgide yayın yapan Sözcü TV’de yaptı.

Elbette bu tesadüf değil, zorunlu bir tercihti.

Fakat Sayın Arınç iktidarı zora sokacak bu açıklamaları muhalif kanalda yaptı diye faturayı sadece iktidar medyasına kesmek de doğru değil!

Çünkü Sözcü TV de yalnızca muhalif pozisyona düşen iktidar figürlerini ekrana taşıyor.

AKP’den ayrılıp başka yerlere savrulan ve azılı muhalif kesilen Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Turhan Çömez;

Hatta CHP’yi en sert eleştiren ama daha sonra CHP’ye dümen kıran Cemal Enginyurt gibi isimler muhalif kanalların kadrolu yorumcuları, siyasetin Ordinaryus’u oldu.

Arınç da bunlardan biri olma eğilimde olduğundan ötürü, iktidarı eleştirdiği ölçüde o ekranda yer bulabiliyor.

***

Yani anlayacağınız medya iki tarafta da saflaştı.

Bir yerde eleştiri yasak, diğer yerde ise iktidar içinden gelen her ses değil, sadece işe yarayan ses kendine yer bulabiliyor.

Peki, eleştiri kültürü gelişmeyen AKP’de Bülent Arınç’a neden kimse bir şey demiyor, diyemiyor?

Neden susturulamıyor?

Çünkü Arınç sıradan bir isim değil!

Partinin kurucu hafızasını temsil ediyor.

Onu susturmak demek, bugünü ve geçmişi inkar etmek anlamına gelir.

Bulunduğu partide başlangıç çizgisiyle şimdiki çizgi arasında içselleştiremedikleri değişkenlikleri ifade etmek isteyen siyasiler;

Dar alanda kısa paslaşmalarla içindekini dışa vuruyor.

Aslında belki de bu saflaşmalar yüzünden doğrular dolaşıma sokulamıyor, millet algıya mahkum ediliyor.

***

Ben de “İmamoğlu tepeden tırnağa suçsuzdur, masumdur, siyasi operasyon çekiliyor” diyenlerden değilim!

Ama tersini de savunmuyorum!

Yargının vereceği kararın, siyasetin gölgesinde kalması endişesi taşıyanlardanım.

Arınç’ın “Erken öten horozun başını keserler” sözü, tam da bu endişeleri destekler nitelikte.

İmamoğlu’nun tutuklu yargılanması hukuki bir gereklilik olmaktan ziyade siyasi bir başlık haline geldi.

Hele de Bülent Arınç’ın cümlelerinden sonra!

Kısacası Arınç bir konuştu pir konuştu.

Şapka düştü kel göründü.

Kimin hangi kanalda hangi şartla konuştuğu, kimin neden konuşturulmadığı kabak gibi ortaya çıktı.

***

Ve en acısı şu:

Bugün Türkiye’de adalet tartışması mahkeme salonlarından önce televizyon stüdyolarında ve gazetelerde şekilleniyor.

Benim anladığım budur!

Şimdi bir kısım muhalif bir zamanlar, devletin kozmik odasını açtı diye ateş püskürdükleri Bülent Arınç’ı yere göğe koyamazken;

Bir kısım iktidar yanlıları ise çok güvendikleri Arınç’ı hain ilan etmiştir bile

Anlayacağınız, herkes kendi mahallesini tahkim etme peşinde..!