Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan Yaz Gezgini ile Hapşu Teyze kitabının yazarı Ömer Açık. Çocuk romanı kategorisinde yer alan kitap kızımın da yeni yeni okumaya geçtiği kitaplardan. Elbette hala resimli kitaplar, okul öncesi kitaplar favorimiz. Konusu hem küçük okuru, hem de beni sarınca elimizdeki kitabı okumak güzeldi. Beraber okuduğumuz ilk romanlar. Bizim de bir karavan hayalimiz var ve haliyle ikimiz de sık sık kitabın ana karakteri Roza’nın yerinde olmak istedik.

Roza yaz tatilini teyzesinin yanında geçiriyor ve teyzesi oldukça sıra dışı bir hayat sürüyor. Roza’nın ailevi bazı sorunları var ve muhtemelen anne baba ayrılığındaki kızın da bu sıkıntılı ortamdan uzaklaşması en iyisi olacak diye düşünülüyor. Neyse ki Hapşu teyze var. Hatta iyi ki var. Onunla beraber biz de hayalimizi biraz daha perçinleştiriyoruz. Hapşu teyze karavanı nereye isterse oraya giden ve bir sürü serüveni de beraberinde getiren bir kadın. Sadece bu da değil; olaylara yaklaşımı klasik öğretilerden oldukça uzak. Başka türlü bir dünyanın nasıl mümkün olabileceğini fısıldıyor sanki okura. Çokça örnek var bunu somutlayacak ama sadece bir tanesine değinmek istedim bu yazıda. O da şu; bir cenaze törenine davet ediliyor Hapşu teyze ve Roza. Onlar bu törenin oldukça klasik bir tören olacağını düşünürken karşılarına hiç alışık olmadıkları bir tören çıkıyor ve okuru da tekrar ölüm konusu üzerine düşünmeye sevk ediyor. Ağlama, ağıt yakma veya buna benzer şeyler yok, aksine gidenin ardından onu olabildiği ölçüde güzel şekilde andıkları bir törende buluyorlar kendilerini teyze ve yeğen. Giyim şekilleri, yas süreci ve ölüm konusunu tersine çeviren bu kısımda biz de yanımdaki küçük okurla tekrar bu konuları konuşma fırsatı buluyoruz. Oldukça güzel detaylarla ve ölümün de doğanın bir döngüsüne işaret olduğu üzerinden işlenen bu bölüm bence çok güzeldi. Bunun dışında Roza’nın paraşütle olan tehlikeli denemelerine teyzesinin verdiği tepkiler de güzeldi. Kadın hem endişeleniyor, hem de kendisi de paraşütle uçmayı deniyor. Hayattan keyif almanın yollarına bakıyor kısacası Hapşu teyze. Didaktik değil ama bununla beraber çok öğretici bir yaşam sürdüğü için çok fazla şey de öğretiyor aslında yeğenine. İçine girdikleri her olayda farklı tecrübeler doluyor heybelerine ve elbette okur olarak bizlerin de heybelerine.

Sade dili ve akıcı anlatımıyla yazarın kitabı bizim de merakla takip ettiğimiz olaylar silsilesiyle dolu. Bu olaylardan sonra büyüyen ve olgunlaşan kız çocuğu bundan sonra yaşayacaklarına da hazır hale geliyor aslında. Bu yazıyı yazmaya başladığımdan beri bu hikaye, tarz ve konu bana tanıdık deyip durdum. Şimdi anımsadım ve hemen paylaşıyorum. Gökçe’nin Yolu adlı kitapta Ahmet Büke de benzer bir süreci ele almıştı. Anne ve babası ayrılma aşamasında olan Gökçe, köy yaşamı süren Maya halanın yanına gönderiliyordu. İki hikayede de kitabın sonunda büyümüş, olgunlaşmış ve yaşadıklarını kabule geçmiş kız çocukları konu ediniliyor. O kitabı da çok severek okumuş ve doğa insan ilişkisine büyük ilgi duymuştum. Elimdeki kitapta da aynısı oldu. Karavanda ve yerleşik hayatın tüm kurallarını yerle bir eden bir teyze ve onun büyüleyici hayatına eşlik eden bir kız çocuğu. Doğa, yaraları sarma, hayatı anlama, olayları kavrama ve onun sadece ama sadece küçük bir parçası olduğumuzu hatırlatma konusunda en iyi öğreticilerden. İki yazar da bizi tam da oradan yakalıyor. Kalemlerine sağlık ve niceleri eklensin kitaplarına.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.