banner960
banner981
Yakup Yıldız: Yeni anayasada emek ile ilgili bir madde göremedik

Türk-İş Kocaeli İl Temsilcisi ve Türk Metal Kocaeli Şube Başkanı Yakup Yıldız, bu hafta salı röportajlarımızın konuğu olarak, son dönemde Kocaeli'de gündeme damgasını vuran ve deyim yerindeyse yılan hikayesine dönen Dytech fabrikasında yaşananlardan, ülkede yaşanan sürece, Kocaeli'deki sendikal faaliyetlere kadar birçok önemli konu hakkında düşüncelerini samimiyetle aktardı.

Dytech'te Çelik İş'in çekilmesinin ardından yaşanan süreci değerlendiren ve hala çalışmaların devam ettiğini vurgulayan Yıldız, Yargıtay Hukuk Kurulu'ndan çıkacak kararı beklediklerini ifade etti. İşçilere yeniden Türk Metal tarafından yapılan çağrının da olumlu karşılandığını dile getiren Yakup Yıldız grev sürecinde hem işveren yetkilileri hem de yetkili sendika tarafından işçi ve Türk Metal arasında nefret oluşturulmaya çalışıldığını belirtti.

Kocaeli'de bulunan metal sendikalarını daha önceki süreçlerde de sert bir dille eleştiren Yıldız kentimizde de örgütlü olan iki sendika için neler söyledi? Geçtiğimiz haftalarda Kocaeli'ye gelerek ‘Evet’ için çalışacaklarının altını çizen Memur-Sen ile ilgili Yıldız, hangi açıklamalarda bulundu? Geçmiş dönemlerde de gündeme gelen ve Türk Metal'in ilimize yapacağı sosyal tesis ile ilgili çalışmalar ne durumda? Ülkenin şu süreçte referanduma gitmesini Yıldız, hangi nedenlerden dolayı yanlış buluyor? Türk Metal Genel Başkanı’nın işçi kenti Kocaeli ile ilgili düşünceleri neler? Yıldız, iktidarı hangi sebeplerle eleştirdi? Yaklaşık bir ay sonra referandumda oylanacak Anayasa değişikliği ile ilgili bir sendikacı olarak Yakup Yıldız'ın düşünceleri neler? Hepsi ve çok daha fazlası keyifle okuyacağınız röportajımızda…

 

*Son dönemde Kocaeli'de gündemden düşmeyen ve hala çalışmaların yürütüldüğü bir Dytech olayı var. Nasıl başladı şu anda ne durumda süreç?

- Gazeteniz aracılığıyla ziyaretinize duyduğum memnuniyeti belirterek başlayayım. Biz kamuoyunun da yakından bildiği gibi 3 dönem 2009'dan itibaren Dytech Otomotiv'de örgütlü ve 3 dönem toplu sözleşme imzalayarak 2015 yılına kadar geldik. O dönem içerisinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan yetki tespit belgesi aldık ki bu belge alındığında hem işverene hem sektördeki iki sendikaya Bakanlık 'çoğunluğa itirazınız var mı?'diye soruyor. İtiraz olmadığı tespiti yapıldıktan sonra da yasa gereği 15 gün içerisinde kesinleşmiş yetki belgesini veriyor. Böyle bir süreçte yetki tespit belgesi alınmış, itiraz olmamış yetki belgesi tarafımıza gönderilmiş. Biz de bunun üzerine çalışanlarla bir taslak oluşturarak işverene teslim ettik, bir nüshasını da işyeri temsilci odamıza ilan ettik.

GREVİ BAŞLATANLAR VE İŞVEREN YETKİLİSİ AYNI MASADA

*Eylem süreci de bu dönemlerde başladı değil mi?

- Evet. Böylesine bir evrede bir gece yarısı Bursa bölgesinden başlayarak metal iş konundaki eylemlerin benzeri bölgemizdeki Dytech'e de sıçradı. Bir takım çalışanların üretimi durdurarak üretim sahası dışına o vardiyada çalışanları dışarı çıkarmaları sebebiyle başladı süreç. Vardiyaya ben intikal ettiğimde çalışanların iş akitlerinin tehliye girebileceğini, herkesin kendi tezgahının başına dönmesinin gerektiğinin altını çizerek işveren vekilleri ile gece yarısı genel müdürün odasında görüşmelere başladım. Görüşmelere girdiğimde işyerinde çalışanları eyleme sürükleyen 3 arkadaş ile işveren yetkililerinin aynı odada oturduklarını gördüm.

ÇALIŞANLAR ZORLA İSTİFA ETTİRİLDİ

*Tepkiniz ne oldu o tablou gördükten sonra?

- Düşünebiliyor musunuz? Yasa dışı bir eylem yapılıyor, işveren temsilcileri işçileri eyleme teşvik eden 3 kişi ile aynı odada konuyu müzakere ediyorlar ya da bir takım anlaşmalar yapıyorlar. Benim odaya girmemle beraber işçi temsilcileri odadan çıktılar. Genel müdüre hitaben işverene bu yapılan hareketin kabul edilebilir bir tarafının olmadığını, Türkiye'deki siyasi hedefli eylemlerin bölgemize yansıdığını ve ortak akılla çalışanları üretim sahasına davet etmemiz gerektiğinin altını çizdim. 'Ben sendikal açıdan, anayasal açıdan bunları arkadaşlarla paylaşayım sen de arkadaşları üretime davet et' teklifime işyeri yetkilileri o tarih ve saatte sıcak bakmadı. Sabahlara kadar işyerinde kaldık, üretim yapılmıyor. Daha sonra benim oradan ayrılmamla beraber sabah vardiyasına gelmekte olan servislerin bölgedeki en yakın postanelere gönderilerek e-devlet şifreleri aldırıldı ve işyerine işbaşı yapmaları Türk Metal Sendikası'ndan istifaya bağlandı. Yani çalışanlar istifa ettirilerek iş başı yaptırıldı. Böyle bir süreçte toplu sözleşme yetki belgesini eline almış, taslağı işverene teslim etmiş, toplu sözleşme müzakerelerinin başlayacağı bir evrede bu olayların ardından yaklaşık 10 günlük süreç sonrasında Çelik İş Sendikası fabrikaya davet edildi, işverence davet edilen Çelik İş'te davete iştirak etti.

GREV YAPMAMIZIN TEK AMACI VARDI

*Türk Metal grev kararını nasıl aldı fabrikada?

- İşyerinin toplu sözleşmesi varmış yokmuş bunlara bakmadan o tarihten itibaren 22 ay boyunca 'şunu yapacağız, bunu yapacağız, şartlarınız daha iyi olacak vs. gibi işverenin söylemlerini sürekli Çelik İş Sendikası söyledi. Sendikamız yetki belgesini elinde bulundurduğu için yetki belgesinin hükmünün düşmemesi açısından görüşmelerini toplantılara hiç iştirak etmeyen işveren olmadan İŞKUR ve resmi arabulucu nezdinde devam etmiş, ortaya koyduğumuz toplu sözleşme maddelerinin hiçbirinde bir anşalma sağlanamamış, yasa gereği sendikamız 4 Aralık'ta uygulamak kaydıyla grev kararı almış ve 71 gün boyunca 5 kişi ile de grevi uygulamıştır.Grev yapmamızdaki tek amaç da yetki belgesinin düşmemesini sağlamaktı. Zaten yasa hükmü çok açık, grev uygulama zamanı çalışanların dörtte üçü greve iştirak etmiyorsa fiili grev yapılamayacağını biliyorduk, bile bile uyguladık.

TÜRKİYE'DE ÖRNEĞİ OLMAYAN BİR KARAR ÇIKTI

*İşverenin durumu mahkmeye taşımasının ardından yaşanan sürece de değinelim mi biraz?

- Biz nitekim bunu koruduk fakat süreç içerisinde işveren Kocaeli 6. İş Mahkemesi'ne giderek grevin sonlandırılmasını buna ilave olarak da yetki belgesinin düşürülmesini talep ediyor. İş Mahkemesi'nin kararı işverenin istediği doğrultuda oluyor ve fiili grevin sona ermesine karar veriliyor. Buna ek olarak da bize göre hiç de üzerine lazım olmayan bugüne kadar da Türkiye'de örneği olmayan bir karara imza atıyor ve yetki belgesinin düşürülmesine de karar veriyor: Bu kararın tarafımıza ulaşmasıyla birlikte bu karara itiraz ederek konuyu Temyize götürüyoruz. Yargıtay'ın verdiği karara göre grevin sonlandırılmasının doğru, yetki belgesinin düşürülmesinin hatalı bir kararı çıkıyor ve Yerel mahkemenin kararının bozulmasına hükmediyor ve tekrar dosyayı 6.İş Mahkemesi'ne gönderiyor ve şunun altını çiziyor; 'Duruşma esasına göre tarafları dinleyerek kararını gözden geçir ve yeniden yargılama sürecine gir' diyor ama biz 6. İş Mahkemesi'nden yeniden yargılama görmeden yerel mahkemenin direnme kararı yeniden gündeme geliyor ve mahkeme bir önceki kararında direniyor ve konunun netlik kazanması için Yargıtay Hukuk Kurulu'nca karara bağlanması yönünde dosya orada. Oradan gelecek cevaba göre buradaki yasa hükmünün nasıl çalışacağını tüm Türkiye görmüş olacak.

*Sizin de karara itirazınız oldu değil mi bu süreçte?

- Biz Türk Metal Sendikası olarak Yargıtay'ın yerel mahkemenin vermiş olduğu yetki belgesinin iptale yönelik kararın bozulmasını referans alarak bu işyerinde örgütlenme faaliyetlerimize devam ettik ve baskı, tehdit ve zorlama altında kalan çalışanları sendikamıza davet ettik. Buradaki hareket bu olayların ta başından itibaren, Dytech işvereneninin amacı çalışanlarla beraber hazırladığımız toplu sözleşme maliyetini yüksek bulmasıydı. İşveren 22 ay boyunca işçinin saatlik ücretine, her türlü hakkını sömürerek süreci günümüze kadar getirdi. Günümüzde bile hala sömürü halinde olduğunu yaptıığı açıklamalardan çok net anlamaktayız. Bu süreç içerisinde çok enterasan birşey daha yaşandı. İşveren çağrısıyla sürece dahil edilen sendika, süreçten çekildiklerini, Dytech işvereninin sendikalarını kullandığını ve asıl amacın işçinin hakkının sömürülmesi olduğunu açıklayarak çekildiğini ifade etti.
 


 

MÜDÜRÜN ODASINDA İKNA ODALARI KURDULAR

Çalışanların durumu ne şu an fabrikada?

- Acı olan birşey var ki mağduriyeti temsil ettiğimiz kitle yaşıyor. Çoluğuna çocuğuna ekmek götümekten başka amacı olmayan oradaki çalışan 600 dolayındaki insan sosyo ekonomik sahada mağduriyetler yaşayarak günümüze kadar geldi ve çalışanlar Çelik İş Sendikası'ndan istifa etti. Şu an çalışanların yarısı sendikasız halde. Sendikalı olanlar çok net, 'işten atılırız, bizi sağa sola sürerler mantığıyla hareket ettik. 22 ay kaybetmemize rağmen kandırıldığımızı anladık' diyorlar ve bu süreçte yuvaya dönüşler başladı. İşveren hala diğer yarısı için, bizim üyemiz olan çalışanları etkilemek için fabrikanıın genel müdürünün odasında ikna odaları kurarak, Çelik İş'in süreçten çekilmesine şok olduğunu, neye uğradıklarını şaşırdığını, yetki belgesinin Çelik-İş'te olacağını konuşuyor. Bunu bir sendikacı böyle konuşur ama genel müdür böyle konuşuyor. Şok olmak, yetki belgesi ile ilgili konuşan genel müdür değil çalışan ya da sendikacı olmalı.

*Sizin çağrınız olmuştu işçileri yeniden Türk Metal'e davet etmek adına. İşçinin dönüşü ne oldu? Sendikaya bakışları nasıl şu an?

- 22 ay boyunca akıl almaz kara propagandalarla karşılaştık. Biz 71 gün orada yetki belgesinin düşmemesi için grev yapmamış olsaydık bu işçi bugün o işverenin gayri resmi 125 liraya mahkum 2 yılını karartacaktı. 22 ay boyunca 'Türk Metal şunu yaptı bunu yaptı, tü kaka' denildi. Olayın başında işyeri temsilcilerinin işçi iradesini taşımadığı gerekçesiyle bu istifalar gerçekleşmişti. Temsilciye, şube başkanına, toplu sözleşmelere kadar kara propagandalar yapılarak nefret oluşturuldu işçi üzerinde. 71 günlük grev içerisinde bizi işçiyle karşı karşıya getirdiler. Sürtüşmeler, dargınlıklar oldu. İşverenin psikolojisi şu 'Türk Metal bedel ödetecek' diye düşünüyorlar. Ben de hem SMS hem de video yayınlayarak 'Biz şimdiye kadar hiçbir çalışanımızı öteki yapmadık. Bundan önceki bu tip atmosferlerin yaşandığı işyerlerinde de durum böyle olmuştur' açıklamasını yaptım. Geçmişten günümüze hak kayıplarının ortadan kaldırılmasının sadece Türk Metal'in elinde bulundurduğu yetki belgesine dayalı olduğunu ve sendika ile kucaklaşmaya mana olacak söylemlere kulak asılmaması gerektiği noktasında bir davet çıkardık. Bize burada bir kuruluş hesap verecek ama bu o masum çoluğuna çocuğuna ekmek götürmek üzere çalışan işçiler olmayacak. Bizi o sürece iten işveren evet, bir bedel ödeyecek. Bu bedeller de yasa, anayasa ve tolu iş sözleşme hükmüne göre belirlenecek. Hala 22 ay öncesinde masada işçinin alın teri var ve bu masada kalmayacak. Üretimden gelen gücün bir merkezde toplanmasını istiyoruz. Bizim bu birliğimizle geriye dönük hak kayıplarının temini de mümkün olacak.

100'ÜN ÜZERİNDE FABRİKADA ÖRGÜTLÜYÜZ

*Şu anda Türk Metal'in Kocaeli'de kaç şubesi var ve üye sayınız nedir?

- Türk Metal Sendikası Kocaeli'de 5 şube ile temsil ediliyor. Kocaeli, Gölcük, Gebze 1 No'lu şubemiz, Dilovası ve Çayırova şubelerimiz var. Üye sayımız ise 28 bin dolayında. Koceli şubesi olarak 18 işyerinde örgütlüyüm ama 5 şube olarak baktığımızda 100'ün üzerinde fabrika var.

BİZE MUHALEFET EDEREK AYAKTA DURUYORLAR

*Diğer sendikaları da soracağım ama Kocaeli'de sizin dışınızdaki metal sendikalarının çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir dönem özellikle Birleşik Metal ile ilgili bazı sert açıklamalarınız olmuştu…

-Şunun altını özellikle çizmek istiyorum. Türk Metal Sendikası Türkiye'nin en büyük metal sendikası. Metal iş kolu da inşaattan sonra en çok istihdamı sağlayan çok önemli lokomotif bir sektör. Biz uzun yıllardır bu sektöre lokomotif ödev ve görev yürüten anlayışla sendikal faaliyet yürütüyoruz. Sektörümüzdeki iki ufak sendika bizim yaptıklarımıza muhalefet ederek ayakta durmaya çalışıyor. Varlıklarını Türk Metal'e muhalefete dayayan iki sendika. Biri Hak İş, biri de DİSK'e bağlı. Söylem ve eylemlerine baktığınızda söylem ve eylemlerin farklı olduğunu görmek mümkün. Özellikle grup sözleşmelerinde Türk Metal bu işin çilesini çeker bu arkadaşlar gider ya fotokopiye imza atar, 'Sözleşme yaptık' buyurun derler. Çalışandan bir tepki geliyorsa da 'Biz yapmadık Türk Metal yaptı biz de yapmak zorunda kaldık' şeklinde açıklamalarda bulunarak kendi kitlelerini idare etmeye çalışırlar. Özellikle Birleşik Metal İş Sendikası, bir dönem önce MESS'ten çıkardıkları 'MESS'ten çıkın size ayrı sözleşme yapalım' deyip çıkardıkları Bekaert işçilerine toplu sözleşme yaptılar. Bekaert'te yapılan toplu sözleşme işverenin yüzde 11'lik teklifi kabul edilmedi ve grev kararı alındı. 12 gün süren grevin ardından grev sonlandırılarak iş başı yaptırıldı. Her konuştuklarında ağızlarından çirkin sözler çıkabiliyor. Bize söylediklerine bakın kendi yaptıklarına bakın. Bizim imzalamış olduğumuz sözleşmelerde 500 TL'den az ücret zammı aldığımız yer yok. Birleşik Metal ve Çelik İş bu rakamların yanına bile yaklaşamamakta. Çalışanlar söylem değil eylemlerine baksın.

ASIL REFERANSIMIZ EMEK

*Siyaset şu anda sendikalara ne kadar müdahil?

-Siyaset sendikalara da sivil toplum kuruluşlarına da çok egemen. Biz Türk İş Konfederasyonu'na bağlı bir sendikayız. Türk İş milli bir kuruluştur. 1952'de kurulduğu günden itibaren birçok hükümet gelip geçmesine rağmen varlığını sürdürmeyi başarmıştır. İçerisinde her siyasi görüşten insan bulunan, her görüşe saygılı olan bir sendikayız. Türk İş'e yönelik siyasi iktidarların egemenlik yaratma yönelimleri de olmuştur. Türk İş buna asla müsade etmemiştir. Darbe gecesini düşünün. Dünya görüşümüz, siyasi görüşümüz farklılıklar içerimesine rağmen devletimizin, bayrağımızın yanında olduk, bir ihtilal girişiminin karşısında olduk. Biz bunları yaparken ülkemiz, bayrağımız için yaptık. Siyasi iradelerin sendikalar ile ilişkilerini bir kaba sığdırarak, tek vücut olarak sürdürmek istemesinin karşısındayız. Hiçbir siyasi akımın da oyuncağı, uşağı olacak yapıda değiliz.

Bizi biz yapan çalışanların alın teri, emeği, bunların temsili ve bu değerin korunması. Bu ödev ve göreve yönelik iktidardaki parti gönlümüzdeki aslan bile olsa biz sorumluluklarımızı yerine getirilmesinden asla kaçınmayız. Bunun da herkes tarafından bilinmesini isteriz. Asıl referansımız alın teri ve emek.

İNSANLARIN GÖRÜŞÜNE İPOTEK KOYDULAR

*'Asıl referansımız emek' demişken, geçtiğimiz hafta Kocaeli'ye gelen Memur Sen Genel Başkanının 'Emek için değil evet için çalışacağız' söylemini nasıl değerlendiriyorsunuz? Oldukça eleştiri aldı…

- Ben referansımızın emek olduğunu, emek hareketi içinde çalışanların haklarının korunması gerektiğinin altını çizdim. Bir sendika ya da konfederasyonun yaptığı açıklama kendini bağlar ama benim penceremden bakacak olursak,bu açıklamanın bir sendikacı tarafından yapılması hiç şık düşmemiştir. Çalışan memurların reyleriyle elde ettikleri makamda olduklarını unutmasınlar. O memurlar içinde de farklı siyasi kimlikler elbette vardır. Siz bu açıklamayla insanların hür bağımsız bir ülkede dünya görüşlerine ipotek koyuyorsunuz buna da kimsenin hakkı yok. Allah bile peygamberler aracılığı ile ilettiği Kuran'da seçenekler sunarken siz kim oluyorsunuz da 'Evet için çalışacağınızı ifade ediyorsunuz? Kesinlikle yanlış buluyorum. Türk İş her görüşü içerisinde barındırır, referansı da devlettir.
 


 

YER BULUNDUĞU ANDA SOSYAL TESİS YAPILACAK

Kocaeli'de yapmayı hedeflediğiniz neler var? Türk Metal'in Kocaeli'de bir sosyal tesis yapma projesi vardı. Ne durumda o proje?

- Bir türlü olağan hale dönemedik. Sürekli olağanüstü durumlar yaşıyoruz. 2015'te genel kurullar gerçekleştirdik. Alınan kararlardan biri işyeri temsilcilerimizi seçim yoluyla seçme kararı aldık. İkincisi üniversite çocuklarına burs kararı aldık. Üçüncüsü de 2015-2017 dönemini kapsayan 1 Mayıs ve Kurban bayramlarında 100 milyon TL'yi bulan eğitim yardımında bulunma kararı aldık. Bugüne kadarki sendikal süreçte görülmüş kararlar değil bunlar. 'Hatalarımız varsa, hatalarımızı düzeltelim üye ile yakınlaşalım' düşüncesini hep taşıdık. Bu süreçte Kocaeli şubemizin 4. Olağan Genel Kurulu'nda bölgeye bir sosyal tesis yapma planımız vardı ve Kocaeli'de yer arayışı içerisinde bulundum. Karşıyaka sınırları içerisinde bir yer bulduk. Baktığımız yerin metrekaresi çok büyük ve maliyet artıyordu, son dakikada yaşanan uyuşmazlık nedeniyle planı öteledik. Genel Başkanımızın sürekli yapmak istediği bir plan bu. Üyeyi hem ekonomik, sosyal anlamda rahatlanma düşüncesi hem de bölgenin ihtiyacı. Arayışlarımız hep olacak ve biz bunu gerçekleştireceğiz. Bu sadece sekteye uğradı. Bu yoğunluklarımız olmasa bu işleri hallediyor olacaktık. Yer bulursa bir an önce değerlendirilecek.

*Bir ay sonrasında bir seçim var, ülke referanduma gidiyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Ülkenin dünya coğrafyası içerisinde bulunduğu bölge hem siyasi hem de jeopolitik konum gereği etrafımız ateş çemberi. Şahsen düşüncem toplumun her katmanıyla et tırnak olarak birlik beraberlik içinde olmamız gereken bir durum var. Türkiye içeriden ve dışarından baskı altında. Türkiye'nin özellikle ekonomik yapısı Euro bölgesindeki bölgeleri kıskandırıyor. Bizim coğrafyamız içerisinde tüm bu olumsuzluklara rağmen ekonomik gelişmelerin de olduğunu görüyoruz. Tüm sermayedarlar Türkiye'ye yatırım yapıyor. Bu da o ülkeleri imrendiriyor. Dünya üzerindeki çıkar kavgasında iç politikada kaos, kargaşa ya da uyumsuzluk insanlar üzerinde bir ayrışmayı da beraberinde getiriyor. Biz siyaset yapmıyoruz. Sendika başkanlığı yürütyoruz. Bu noktada siyasete çok girmeden ülkeyi yönetenlerin toplumun her katmanıyla birlik olarak anayasanın değişmez 4 maddesi ve Atatürk'ün öngördüğü muasır medeniyetler seviyesine çıkartmasını öngörüyoruz. Bizim çalışma hayatının içerisinde yıllardan beri kronik hale gelen rahatsızlıklar var, önce bunların çözülmesini istiyoruz biz. Yeni anayasada emeğin varlığını hissetmek istiyoruz. Bu anayasa içerisinde ülkeye en büyük katma değerini sağlayan emek ile ilgili bir yasa göremiyoruz.

ŞİRKET YÖNETİLİYOR MANTIĞIYLA ÜLKE YÖNETİLMEZ

*Neler olmalıydı peki yeni anayasada?

- Adaletsiz vergi sisteminin değişmesini istiyoruz, göremiyoruz. Bir taşeron sorunu var. Ülkeyi yönetenler Parlamentonun çıkarmış olduğu kanuna muhalefet ediyor. Hala ülkemizde taşeron meselesi çözülmüş bir mesele değil. Bu konunun ivedilikle çözümü gerekiyor. Özel İstihdam Büroları kuruldu. Bunlar üzerinden çalışanlar bir köle pazarına çıkarılacak, çalıştığı kadar ücret alacak, bugünkü emeklilik yasasına göre yeterli sayıda prim gününe sahip olamayacağı için emeklilik hakkı bile kazanamayacak, sağlık hakkı kısıtlı olacak. Çıkartılan yasalar insan odaklı yasalar olmalı. Böyle şirket yönetiliyor mantığıyla devlet yönetilmesini asla benimsemiyoruz. Her şeye rağmen Türk İş olarak referandumda evet ya da hayır diyecek her kim olursa olsun herkes bu vatanın bir evladı. Bir demokrasi şöleni içinde geçmesini bekliyorum. Böyle olmadığı yönünde bir takım işaretler alıyoruz. Aynı bayrak altında yaşayan insanlar üzerinde de bu durum olumsuz etkiler yaratıyor. Biz bu kutuplaşmaların acımasız örneklerini 80 döneminde yaşayan insanlarız ve bu tip kutuplaşmaların toplum üzerinde kapatılamaz yaralar açtığını da görüyoruz. Bu toplum menfaati için yapılacaksa kargaşa çıkmaması lazım. Şu ümidi taşıyorum. 16 Nisan'da bu işin eveti ya da hayırı 78 milyonun içindeki seçmenle belirlenecek, herkesin de saygı duymasını bekliyorum.

ÇIKARMALARI GEREKEN DERSLER OLACAK

*Hayır çıkarsa ne olur sizce?

- Şunu belirlemek lazım. Toplum referandumda hayır derse iktidara çıkartılan bir sarı kartı gösterecek. İktidarın da bu seçim sonucuna göre kendini resetlemesi ve yapmış olduğu politikaları gözden geçirmesi lazım. Çıkartacağı dersler olduğu kaçınılmaz bir sonuç. Evet çıkarsa zaten yapılan politikaların benimsendiğini gösterir. Ben bunun üzerinde ülkede politika yapanların daha fazla sorumluluk duymasını bekliyorum. Bu işin siyasi parti meselesi değil insan odaklı olarak düşünülmesi lazım. Bu anlayıştan vazgeçilmesi lazım.

İŞÇİ BENİMSEMEDEN FONA DEVREDEMEZSİNİZ

*Son dönemde kıdem tazminatının fona devri yeniden konuşulmaya başlandı. Nedir bu konudaki düşünceniz?

- Bir Kıdem Tazminatı konusu da var. Biz 2003 yılında kararımızı almışız, buna dokunulması genel grev sebebidir demişiz. İlgili ilgizi, siyasetle uğraşanlar fona devredilecek referandum sonrası diyerek açıklamalarda bulunuyor. Kesinlikle reddediyoruz. Bu ülkede fon yapısı yeni bir yapı değil. Tabiri caizse sabıkalı bir fon yönetimi var. Kıdem Tazminatının fona devredilmesine yönelik çalışmaları var. Son derece tehlikeli. Bunları yaparken sendikalarla kavga etmek istemediklerini yaptıkları açıklamalardan anlıyoruz. Biz emeğin yanındayız ve emeğin yere düşürülmesi noktasında da biz emekten yana olmaya devam edeceğiz biz. İşçi bunu benimsemiyor kardeşim. Benimsemediği sürece de sizin bunu fona devretme hakkınız yok.
 


 

*Son dönemlerde Ankara'ya sık gidip geliyorsunuz keza Genel Başkan da Kocaeli'ye çok geldi. Nedir Kocaeli ile ilgili düşünceleri?

- Kocaeli emeğin başkenti kim ne söylerse söylesin. Ülke ekonomisinde çarkların dönmesinin başında geliyor bu şehir. Genel Başkanımızın ifade ettiği gibi Kocaeli Türk Metal için son derece önemli bir kent. Kocaeli'de sendikal mücadele çok çetin geçer. Burada emek yoğun olduğu için sürekli mücadele sürekli hareketlilik halinde olmamız gerektiğini bize ifade etti. Kocaeli Türk Metal için önemli bir kent. Kocaeli'ye verdiği önem dahilinde bu bölgedeki üyelerimizin sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak tesisin yanpılmasını istemesi de Genel Başkanımızın bakışını göstermektedir.

KENT MERKEZİMİZ KASABA GİBİ

*Kocaeli'deki belediyecilik çalışmalarını nasıl görüyorsunuz burada yaşayan bir vatandaş olarak?

- Bu kentte yaşayan bir birey olarak şunu söyleyebilirim; ülke ekonomisine çok önemli katkı sağlayan bir il olan Kocaeli çok daha iyi projelere de layık bir kent. Biz hala trafik sorunu biz hala altyapı sorunu yaşıyoruz. Bunlar benim bu kentte yaşayan bir insan olarak kolay kabul edeceğim şeyler değil. Kocaeli kent merkezi bu olmamalı. Kent merkezimiz bir kasabayı andırıyor. Kocaeli bir an önce level atlamalı, çıta yükseltmeli. Ben Yarımca'da ikamet ediyorum. Körfez ilçe 20 yıl önce herkes tarafından bilinirdi. Şu anda yatırım aldığı ve gelişim gösterdiği kanaatinde değilim. Kartepe ve Başiskele'nin revaçta olduğunu görüyorum ama Kocaeli'nin Gebze ve Kandıra ile kucaklaşmasını istiyorum. Sanki iki ilçe bizim değilmiş gibi duruyor. Bizim bir tramvay projemiz var ama bu ilçelerle bağımız yok. Aradaki buzlar eritilmeli. Bu noktaları eksik görüyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner354

banner846

banner820

banner482

banner599

banner328

banner921