Tarih: 23 Ekim 2011, depremin büyüklüğü 7.1…
Tarih: 9 Kasım 2011, depremin büyüklüğü 5.7…
Meydana geldiği yer: Van…
Bu depremlerde 644 kişi öldü, 1966 kişi yaralandı; 252 kişi ise enkazdan sağ olarak çıkarıldı.

Ve bugün (23 Şubat 2020)…
Depremin büyüklüğü 5.9…
Meydana geldiği yer: İran
Yıkıma sebep olduğu yer, Van…
Bir köyün yarısı yıkıldı, ölüm ve yaralanmalar oldu…

Tarih: 17 Ağustos 1999, depremin büyüklüğü 7.4…
Meydana geldiği yer Kocaeli
Bu depremde; 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 23 bin 81 kişi yaralandı, 505 kişi sakat kaldı, 285 bin 211 konutun hasarlı olduğu tespit edildi.

Sakarya, Düzce ve benzeri ile son olarak Elazığ ve Malatya…
Depremler hep yıktı, hep öldürdü, hep sakat bıraktı…
Japonya’da meydana gelen çok daha büyük ölçekli depremler yıkıma sebep olmazken Türkiye’de depremler hep yıktı, hep acı yaşattı…

Ve hala da yaşatıyor…

Japonya’daki depremler neden öldürmüyor da Türkiye’de deprem hala her birimizin korkulu rüyası?
Binalar nedeniyle tabii ki?
Deprem kuşağında yer almaları nedeniyle önlemlerini de ona göre almış Japonlar.
Deprem anında binaları terk etmiyor, eşyaları tutuyorlar sadece.
Bizlerde ise deprem anında bina yıkılırsa nerelere saklanmamız gerektiği öğretiliyor hala.
Hala bakanlarımız, olası depremlerden söz edip, deprem sonrası yaraların sarılması noktasında hazırlık yaptıklarından söz edebiliyor.

Bakın 2011’de meydana gelen Van Depremi’nin üzerinden 9 yıla yakın bir süre geçti ve Van’da değil, İran’da olan bir deprem, Van’da yıkıma sebep oluyor.
Neden, evler derme çatma, gelişigüzel yapılmış.
Neden, deprem görmüş binaların hasar tespitleri yapılmamış.
Neden, kentsel dönüşümde çok geri kalınmış.

Merkezi Van olmayan 5.9 büyüklüğündeki depremin, daha şiddetli şekilde Van’da meydana geldiğini düşünün bir de… Yıkım çok daha büyük olurdu elbette, aksini iddia edebilir miyiz?

***

Şimdi gelelim 17 Ağustos gibi asrın felaketi denebilecek bir depremi yaşamış, büyük acılar çekmiş Kocaeli’ye…

Hala ağır hasarlı binalar ayakta bu kentte. Hala bu binalarda insanlar oturuyor. Her depremde hatırlattığımız o binalar.
Orta hasarlı binalar da hala ayakta elbette. Onlarda da insanlar yaşıyor.
Kayıt altına alınmamış kim bilir kaç riskli bina mevcut kentimizde!
Belki yarısı, belki daha fazlası riskli.
Ve Kocaeli’de hala gerektiği ölçüde bir önlem yok, kentsel dönüşüm çalışması yok.
İzmit’teki bir mahallenin üstesinden gelemedik…
Cedit Mahallesi’nde dönüşümü başlatamadık.
Siyasi çekişmelerin arasında vatandaşlar, kıvranıp duruyor.
Hala ağır ve orta hasarlı binaları yıkamadık, hala tüm kentte tüm binaları analiz edemedik.

İstanbul kadar, hatta İstanbul’dan fazla depremden korkmamız gerektiğinin farkındayız bu yüzden. Bu yüzden “Deprem”in adını nerede duysak irkiliyoruz.

***

Bakın bu ülkenin önceliği ne binin üzerinde odası olan saraylar ne Kanal İstanbul ne de başka bir şey.
Bu ülkenin çok geç kalınmış önceliği kentsel dönüşüm. Marmara Bölgesi’nde ya da başka bir bölgede her an şiddetli bir depremin olma ihtimali uzmanlar tarafından sıklıkla dillendiriliyorken, ülkeyi ve kentleri yönetenlerin deprem sonrası döktüğü gözyaşları, hiçbir acıyı söndürmez.

Kocaeli, depreme hazır değil…
Kocaeli, olası depremde yıkıma hazır.
Hiçbir siyasi amaç gütmeden, Kocaeli halkının canını kurtarın artık.
Ağır hasarlı binalar, orta hasarlı binalar en hızlı şekilde temizlenmeli, tüm binalar İnşaat Mühendisleri Odası’ndan da destek alınarak risk analizinden geçirilmeli, kentsel dönüşüm bir an önce başlamalı.

Aksi halde, insanları ölüme itenler olarak geçersiniz tarihe.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.