Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy geçtiğimiz hafta bir basın toplantısı düzenledi.

O toplantıda Sayın Aksoy, iki yılda Kocaeli Valisi olarak neler yaptığını ve bundan sonraki hedeflerini sıraladı.

Böyle bir toplantı yapıldığı haberini diğer basında yer alınca öğrendim.

Acaba neden davet edilmedik, kasıtlı bir durum muydu yoksa basın ve halkla ilişkiler müdürünün hışmına mı uğradık, merak ettim.

Çünkü bu ilk değildi, daha önce de aynısını yaşamıştık.

O zamanlar Sayın Valiyi ziyarete giderek yapılan ayrımcılığı dilim döndüğünce kendisine anlatmıştım.

O da bunun yanlış bir tutum olduğunu, basının her rengine karşı hoşgörüyle baktığını, hemen talimat verip bu anlamsız ambargoya son vereceğini ifade etmişti.

Ama o günden bu yana değişen hiçbir şey olmadı.

Kocaeli Valiliği aynı tas aynı hamam devam ediyor.

**

Cumhuriyet balosunda olsun, diğer basın toplantılarında olsun, fosilleşmiş yapının izleriyle devam ediyorlar.

Ancak bu son yaptığı basın toplantısına tepki vermeden duramadım.

Çünkü Vali beyin toplantısında bazı internet gazetelerinin temsilcileri de yer almıştı.

Neye göre liste oluşturulduğunu bilmek istedim.

O bilgilendirme toplantısı sadece yazılı ve görsel basına mıydı, yoksa hepsini kapsayan bir şey miydi?

Ve şayet öyleyse bugün Kocaeli’nin en ses getiren ve en güvenilir haberlerin yer aldığı Gazete Barış orada niye yoktu?

Bizi kim kesiyordu, bilmek istedim ve Kocaeli Valiliği Özel Kalem Müdürünü aradım.

***

Özel Kalem Müdürü Erhan Bey yıllık izinde olduğu için konuyu onun yerine bakan Cüneyt Beye aktardım.

Sorum gayet açıktı:

“Vali beyin toplantısına yalnızca yazılı ve görsel basın mı davetliydi?”

*

Diyelim ki öyle. O halde valilik neden attığı her adımı haber yapalım diye bize adım başı e-posta yolluyor?

Veya biz valiliği ilgilendiren bir haber yaptığımızda niçin bizi arayıp ricacı oluyorsunuz?

Yok sayın bizi, dikkate almayın, kendimiz yazar kendimiz oynarız, gocunacak bir şeyiniz olmasın!

Ama öyle de olmuyor, değil mi? Lanet olsun şu Google adli sicil gibi maşallah!

Ne yazsanız hafızasında kalıyor. Yani yok saymak isteseniz de sayılmıyor.

***

Ayrıca merak diyorum, dünya artık dijital gazetelere evrilmişken size çağın gerisinde kaldığınızı söyleyen olmuyor mu?

Ve bu kentte bu işi adam gibi yapan üç-beş internet gazetesinin yarattığı etkiyi…

Onu da mı bilmiyorsunuz?

Biliyorsunuzdur da işinize öyle geliyordur.

***

Telefonda son derece nazik bir üslupla bana izahat vermeye gayret eden Cüneyt Bey, bu durumu basın ve halkla ilişkiler müdürü Birsel Kavcı’ya soracağını söyleyince hemen atıldım.

“Ondan sağlıklı bilgi gelmez. Çünkü Birsel Hanım’ın bu tavrı ne ilk ne de son. Daha önce de aynısını yaptı. Kaç tane vali gelip gitmiş, ama o hep aynı yerde kalmış. Bu işler belli bir kıvraklık ister. Mutlaka haklı gerekçeler sıralayıp vali beyin ikna olmasını sağlayacaktır. Ben sadece vali beyin talimatına rağmen neden bu tavır devam ediyor onu öğrenmek istiyorum” dedim.

Bundan sonra nasıl ilerleyeceğiz, karar vermek istedim.

Koskoca kurum bizi yok sayıyorsa bizim var saymamız için bir gerekçe var mı, yok!

***

Neyse… Yaklaşık 15 dakika sonra Cüneyt Bey telefonla geri dönüş yaptı.

“Aysun Hanım dediğiniz gibi bu toplantı yazılı ve görsel basına yapılmış. Ancak ona rağmen davet edilmediği halde internet medyasından gelenler olmuş. Gelene git denilmez haliyle, o yüzden arkadaşlar da izledi. Durumu Sayın Valimize ilettim. Önümüzdeki günlerde internet medyasıyla buluşacağı bir toplantı organize edileceğini ifade ettiler” dedi.

Görüyorsunuz değil mi, Sayın Valimizin nezaketini.

Bence bu adım, olumlu bir adımdır.

Yapılan yanlıştan dönme adımıdır.

Ayrıca Hüseyin Aksoy gibi bir valiye yakışmayacak tavırdan dönme adımıdır.

Ama bundan sonraki toplantılarda ayrım yapmadan hepsini bir arada yapması daha sağlıklı bir karar olacaktır.

***

Bakın, en statükocu, en sert vali olarak tanıdığımız Ercan Topaca bile basına hoşgörülüydü, ayrım yapmazdı. O katılığına rağmen herkesle diyalogdaydı.

O dönemler makamında röportaj yaptığımı bilirim.

Bırakın makamını, iki kez evinin kapısını açıp, birinde eşi Sevim Topaca hanımefendi ile söyleşi yapmışımdır ve bu bir ilkti.

Çünkü onlar çift olarak kentin sosyal hayatından kopuk değillerdi.

Her an her yerde görmek mümkündü.

Böyle olunca da kimseden ek bilgi almaya ihtiyaç duymadan, basın neymiş, kim işinin hakkını verirmiş hepsini kendileri süzerdi.

O yüzden vali dediğin kentten kopuk olmayacak, sosyal hayatın içinde olacak.

Akrabası Ayhan Zeytinoğlu ile birlikte bisikletten düşüp ikisinin de sağ kollarını kırdığını nüktedan biçimde bize anlatacak, hoş bir seda bırakacak.

İmamoğlu ile akrabaymış diye yazdığımızda paniklemeyecek.

Yanlışsa şayet haberin kalkması yerine “Doğru değil, birimiz Akçaabatlı, birimiz Köprübaşılı” mesajını bizzat yayınlamamızı isteyecek. Araya espriler sıkıştıracak.

Balıkçılara gidip oturduğunda rahatsızlık duyup erken kalkmayacak. Bilakis orada bulunan vatandaşlara merhaba diyecek, hasbihal edecek.

Yani steril olacak, samimi duracak.

***

Ben Hüseyin Aksoy’un bu portreye uyan bir kimliği olduğunu gözlemliyorum.

Ona farklı baktığım için bunları yazma gereği duydum.

Bundan önceki vali Güzeloğlu mesela…

Profil belli olduğu için biz de onu yok saydık oldu bitti.

Ama Aksoy’u önemsiyorum…

Attığı adım için kendisine teşekkür ediyorum.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ersoy kandemir 2019-07-08 00:36:41

bu ilin valisi de cüneyt’i de dursunu da erhanıda bana göre ne oldukları belli olan ama kendilerini ve amirlerini dürüst bulmadığım gibi devletin işini de doğru düzgün yapmadığına inandığım insanlar!