banner1046
banner1117
10 Eylül 2020 Perşembe 17:05
Zeybek: Patron kavramını sevmiyorum

Röportaj: Aysun Özcan ERENKAYA
Fotoğraf: Merve DİŞLİ

Bu haftaki röportaj konuğum, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Kocaeli’deki en tepedeki ismi Milletvekili ve MKYK Üyesi Emine Zeybek idi. Sayın Zeybek ile Trabzonlular Derneği’ne ait sosyal tesislerde bir araya geldik. Şöyle açık havada bir kahvaltıyla enine boyuna sohbet edelim istedik.

Emine Zeybek ile ikinci kez yüz yüze konuşma imkanı buldum. Daha önce il kadın kolu başkanlığı döneminde, bizim de gazetemizi yeni kurduğumuz ilk yıllarda, kadın gazetecilere ayrı bir önem verdiğini söyleyerek ziyaretimize gelmişti.
Zeybek’in bu tavrı bende oldukça iyi bir etki yaratmıştı. Fakat daha sonra bir iletişimimiz olmadı. Zaman zaman onu kızdıracak sertlikte haberler yaptık, zaman zaman hakkını teslim ettik. Bizim işimiz habercilik. Bizi herkes sevecek diye bir kaide yok. Ama yaptığımız işe saygı duyulmasını çok önemsiyoruz. Emine Hanımla bunları da konuştuk. Yalan haber yaptıklarında nasıl üzüldüğünü paylaştı.

Çok naif, çok mütevazı kimliğinin altında aynı zamanda bir o kadar sert Karadeniz kimliği gözlemlediğim Sayın vekil ile yaptığım röportaj 3 bölüm halinde yayımlanacak. İlk bölümü ısınma turu sayın. Röportajın can alıcı kısımları diğer iki bölümde saklı. 1. bölümde Emine Zeybek’in, siyasi grafiği, teşkilatlarla ilişkisi, bazı tavsiyelerinin yanı sıra AKP İl Başkanı Mehmet Ellibeş’i nasıl sahiplendiğini okuyacaksınız.


Zeybek, Ellibeş ile alakalı o kadar net ifadeler kullandı ki, “muhalefet bile Ellibeş’i eleştiremez” diyerek Ellibeş’in otoritesini, tarzını sorgulayanlara yeni bir boyut getirdi. Bunun yanında Sayın Zeybek, Kocaeli’de teşkilat içinde en tepedeki isim olmasına rağmen asla patronluk taslamadığını kendi o nazik üslubuyla ifade etti. Zeybek’e, yol arkadaşı Fikri Işık ile aralarının nasıl olduğunu da sordum. Ne cevap verdi derseniz, onu da röportajımızdan okuyun. AKP Kocaeli Milletvekili ve MKYK Üyesi Emine Zeybek ile yaptığım çok keyifli ve iddialı söyleşinin birinci bölümüyle sizi baş başa bırakıyorum.

1.BÖLÜM
 


 

***Kadınların siyasette var olması, olduktan sonraki aşamaları zor mu? Sizi zorladığı, bıktırdığı anlar oluyor mu?

-Kadın olmak sadece siyasette değil iş hayatında, her yerde zor. Bir erkek bir mücadele veriyorsa, kadın iki katı mücadele veriyor. Bu yüzden ben hep kadınlara söylüyorum ‘Siz kendinizi yetiştireceksiniz, donanımlı olacaksınız’ diye. Erkeklerde aranmayan kriterler nedense kadınlarda aranıyor. Bu her yerde böyle, iş hayatında da siyasette de. Onun için kadınların önce kendisini yetiştirmesi gerekiyor. Benim hayat hikayem hep mücadele etmekle geçti. Böyle devam ettikçe, beni takip edenler de beni örnek alıp arkamdan gelecek. Yılmamamız gerekiyor, duygusal olabiliriz ama başka yolu yok. Kadınların biraz daha fazla çalışması gerekiyor. Sadece kendin için değil, senden sonraki nesiller için de.

“ARADIĞIM TEK VEKİL SİBEL HANIM’DI”

***İlk seçildiğinizde de ‘Kadınlar için seçildim’ demiştiniz. Hala aynı düşüncede misiniz?

-Bizim böyle bir sorumluluğumuz var. Bir kadın olarak, bir kadın siyasetçi olarak, bir kadın avukat olarak benim öncü olmam lazım. ‘Emine Hanım başardı, biz de başarabiliriz’ demeliler. Bir sıkıntım olduğunda bana destek olacak birisi var demeleri lazım. Diğer türlü siyasette kadınların ulaşamadığı insan olur çıkarsın. Sonuçta kadını daha yakın hissediyorsun. Mesela partideyken Sibel Hanım’ın (Gönül) vekillik döneminde benim tek aradığım vekil Sibel Hanım’dı. Kadın olduğu için derdini, sıkıntını çok daha rahat anlatıyorsun. Ben de vekillikte ‘Ben öncelikle kadınların vekili olmak istiyorum’ mesajını vermek istedim. Gece bir şey mi oldu, şiddete mi uğradın ne olursa olsun beni çok rahat arasın, ‘Güvenebileceğim biri var’ desin.

“KADINLARIMIZ BANA HEP SAHİP ÇIKMIŞTIR”

***Peki, bu idealinizi gerçekleştirebildiniz mi, kadınlar sizi çekinmeden rahatça arayıp ulaşabiliyor mu?

-Ben her gittiğim yerde kadınlara bunu özellikle anlatıyorum. ‘Ben sizin ablanızım, kardeşinizim, kızınızım, nasıl görüyorsanız çekinmeyin arayın’ diyorum. Bir vekili ararken insanlar çekinebilir ama hayır, ben onların oylarıyla geldim buraya ve ağır bir yük hissediyorum kendimde, sorumluluk da hissediyorum. Bana oy veren insanların sorumluluğu var üzerimde. Kadınlarımızla aramız baştan beri çok iyidir, sağ olsunlar hep sahip çıkmışlardır bana. Kadın kolları başkanı olurken de meclis üyeliğimde de, adaylık sürecimde de onları hep yanımda gördüm. Benim için adaylık sürecimde ekip oluşturdular, kadın kolları başkanlığını bıraktığımda onlar beni bırakmadı. Kadınları arkanıza almak çok önemli bir şey. Sonuçta kadınsınız, siz onları anlıyorsunuz onlar da sizi anlıyor.

“BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA ADAY OLMAK İSTEDİM”

***Aklınızda, hedefinizde belediye başkanı olma düşüncesi var diye biliyorduk ama vekil oldunuz?

-13 yıldır aktif siyasetteyim. Bekirpaşa Belediye Meclis Üyeliği’yle başladı. Ardından İzmit Belediye Meclis Üyeliği ve il kadın kolları başkanlığı yaptım. Sonra dedim ‘Avukatlık yapıyorsun, çocuklar var, gerçekten yoruluyorsun. Aktif siyasete bir nokta koy.’ Benim gibi bir insan aktif siyaseti bir yere aday olarak noktalar. Üç dönem meclis üyeliği yapınca belediyeyle bütünleşiyorsun. İnsanlara birebir dokunduğum için belediyeciliği çok seviyorum. Otururken birinin kapısını çalmayı ‘Ne var ne yok, bu evde hayat nasıl geçiyor?’ diye sormayı da seviyorum. Önce yerel seçimler sonra genel seçim olacaktı. Nevzat Bey’le konuşmuştuk ‘Ben bir daha İzmit’e aday olmayacağım’ deyince belediye başkanlığına aday olmak istedim. Genel seçimler öne gelince ‘Nasip burayaymış’ dedim. Amaç vekil olmak da değil amaç aday adayı olmak. Adaylıkla noktayı koymak istedim.

***Daha ilk aday adaylığınızda seçilebilir yerden listeye girmeyi bekliyor muydunuz? Kulis yaptınız mı?

-Ankara’yla temaslarda da yalnızca aday adayı olduğumu söyledim, o kadar. Benim için büyük sürpriz oldu. 101 aday adayı vardı. Yedi vekilin altısı devam bir tanesi değişti, o da Zeki Ağabey(Aygün). Bir kişilik boş yer var, iki de milletvekili sayısı artmıştı, bu da avantaj oldu. Bu tür konularda çok hırslanmam, nasibe ve kadere inanan bir insanım. Soğuksu’ya gittik sonuçlar açıklandığında yedinci sırada olduğumu gördüm.




 

“GEÇEMEYECEĞİM MÜLAKAT OLAMAZ”

***Ankara kanadında temaslarım yok dediniz. Peki, sizi onca aday adayı arasında yedinci sıraya taşıyan sebepler neydi? Trabzonluluk faktörü etkili oldu mu mesela?

-Temayülde çok iyi çıktığımı biliyorum, bütün kadınlar arkamdaydı. Ankara’ya gittiğimde mülakat da çok iyi geçti. Ben hep söylerim ‘Girip de geçemeyeceğim bir mülakat olamaz’ kendime güvenirim. Orası da gayet güzeldi Burhan Kuzu, Efkan Ala’yla sohbet ettim, benim için bir alt yapı oldu. Ankara Üniversitesi’nde okurken de meclisin önünden geçerken hep bakardım. Hukuk okuyorsunuz, kanunları inceliyorsunuz, e meclis de kanunların yapıldığı yer. Hayranlıkla bakardım meclise. Demek ki çok geçirmişim içimden. İlk meclise gittiğimde de ‘Allahım sana şükürler olsun’ dedim. Hukukçu olmanın verdiği bir özlem bu, kanun yapacaksın işte orada, uygulayıcısın.

“İSMİMİ DUYUNCA ÇOK ŞAŞIRDIM”

***Peki, milletvekilliğinizin hemen akabinde MKYK Üyesi olmayı bekliyor muydunuz? Sonuçta sizden daha eski milletvekilleri vardı. Nasıl oldu, oraya giden yolu merak ediyorum daha önce hiç konuşulmadı…

-Seçimden bir, bir buçuk ay sonra bizim büyük kongre oldu. Hazırlandık, il başkanımız, ilçe başkanlarımız, milletvekillerimiz buradan kongreye gidiyoruz. Bir yandan da ‘Acaba bizden kim MKYK’ya girer?’ diye aramızda konuşuyoruz. Hatta ‘Salona en son gelen MKYK üyesidir, belki sabah toplantıya katıldığı için geç gelmiştir’ diye konuşuyorduk. Salona da en son bizim Cemil (Yaman) geldi. Takıldık ‘Aa Cemil MKYK’dasın değil mi?’ diye. Neyse, kongre başladı, oturduk tabii daha liste verilmiyor. O zaman yanımda Mustafa Kocaman vardı, telefonu göstererek ‘Abla sen listedesin’ dedi. ‘Nasıl yani?’ dedim. Bir şey düşmüş liste gibi ben de oradayım. Mustafa’yla ortada dolaşan asılsız bir liste olarak düşündük. Bir de ne arayan ne soran, bir şey diyen yok. İnanasım gelmedi, benim olabilmem çok zor orada. Ama liste okununca ismimi duydum ve çok şaşırdım çok sevindim.

“ONUNLA AYNI MASADA OTURABİLMEK…”

***Öncesi yok yani herkesle beraber öğrendiniz MKYK Üyesi olduğunuzu?

-Hayır, kesinlikle öncesi yok, sadece ben değil hiç kimse bunu bilmiyor. Belki de AK Parti’nin en güzel tarafı da bu, her şey sürpriz. Ben o an dondum kaldım, daha sonra genel başkan yardımcıları beni tebrik için aradı. Gerçekten çömezim vekilliğe de alışmaya çalışıyordum. O akşam Cumhurbaşkanımızla bir toplantı yaptık. Ben gerçekten bir Recep Tayyip Erdoğan hayranıyım bunu herkes bilir. Ben onun bu ülkeye yaptıkları ve yapacaklarından eminim. Yaşım itibariyle 80 ihtilalini hatırlıyorum orta okuldaydım, diğer liderleri de gördüm evet Turgut Özal döneminde de güzel şeyler yapılmış ama Cumhurbaşkanımızla birlikte acayip bir Ufuk açıldı ülkemizde. Onunla aynı masada toplantı yapabilmek orada istişarede bulunabilmek çok farklı bir duygu.

“CUMHURBAŞKANIMIZ ÇOK SABIRLI”

***Hangi zaman aralıklarıyla yapıyorsunuz toplantıları? Kaç kişi oluyor MKYK’da? Cumhurbaşkanıyla aynı masada olmak nasıl bir duygu?

-Toplantıları ayda bir yapıyoruz. Kadın kolları, gençlik kollarıyla birlikte 50 kişi oluyor. Bir de MKYK toplantısında Cumhurbaşkanımızın her halini görüyorsunuz. Toplantılarda ne kadar sabırlı olduğunu, bize karşı ne kadar saygılı olduğunu gördüm. Beni en çok etkileyen toplantıya ilk geldiğinde bazen başka bir programa yetişmesi gerekiyor. Diyelim ki sunum uzun veya konuşan kişi uzatıyor konuşmayı. Oturduğum yerden “Keşke hemen bitirse, uzatmasa. Ben olsam toparlardım” diyorum ama o sonuna kadar bekliyor daha kimsenin sözünü kestiğini görmedim.

“KANDIRA YOLUNU GÜNDEME GETİRDİM”

***Şu ana kadar Cumhurbaşkanına ne gibi konuları taşıdınız?

-Şehirle ilgili önemli olduğunu bildiğim sorunları taşıyorum. İlk MKYK’mda bizim Kandıra yolunu gündeme getirdim. Daha çok bizim gündeme getirdiğimiz genel siyasetle alakalı konular, orada karar alıyoruz. Bir de benim görev alanım sağlık olduğu için o konularda konuşuyorum.




 

“CUMHURBAŞKANIMIZ İLE BİREBİR GÖRÜŞÜYORUM”

***Ayda bir bu toplantıya girmeden önce vekil arkadaşlarınızla ya da teşkilatla istişare ediyor musunuz, Cumhurbaşkanına şunları iletelim diyor musunuz?

-Ben İl teşkilatıyla istişare ediyorum “Şehrimizde alakalı önemli ne varsa MKYK’da dile getireyim” diyerek istişare ediyorum. Sonuçta ben orada cumhurbaşkanımızla birebir görüşüyorum. Tabii her şeyi gidip ona anlatmayı da hoş bulmuyorum. Bakanlarımız var, sağ olsunlar gittiğimizde ilgileniyorlar, çözüm yolları buluyorlar. Aşamadığımız bir şey olursa Cumhurbaşkanımızla konuşuyorum. Bir de ben çok hassas biriyim. Mesela bir şey oluyor “Ben bunu bu MKYK’da sayın Cumhurbaşkanımıza söyleyeceğim” diyorum o arada toplantı başlıyor. Cumhurbaşkanımız yurt dışıyla ilgili sorunları anlatıyor. Ben utanıyorum, “Senin derdin ne Cumhurbaşkanımızın derdi ne” diyorum. MKYK’nın bana kattığı çok şey oldu, daha büyük pencereden bakmak gerektiğini, ayrıntılara takılmamak gerektiğini, farklı olmak gerektiğini görüyorsunuz.

“MASANIN BAŞINA PATRONUM DİYE OTURMAM”

***Sizin üstünüzde insan yok parti hiyerarşisi olarak. Daha önce bakanlar varken ama Nihat Bey, ama Fikri Bey için de patron denildi. Şu an bakan olmadığı için teşkilatın en üstündekine bakıyorsunuz Emine Zeybek karşımıza çıkıyor. Buna rağmen bu etiketle hareket ettiğinize ben tanık olmadım?

-Partide bana MKYK üyesi olmamdan ötürü saygı her zaman duyuluyor. Ben bunu her yerde söylüyorum “MKYK üyesiyim ama bununla birlikte sırtımdaki yük de artıyor” diye. Patronluk benim sevmediğim bir kavram, partimi ailem olarak görüyorum. Mahalle başkanım bile benimle eşit oy hakkına ve söz hakkına sahip olmalı çünkü biz beraber çalışıyoruz. Ben avukat olmama rağmen kapı kapı broşür de dağıttım hiç gocunmadım çünkü bu davaya inandım ve hizmet etmek istedim. Onların yaşadıklarını bildiğin için kendimi onlardan üstün göremem. İnsanlar “Laf olsun diye söylüyor” diyorlar ama laf olsun diye demiyorum. Ben mahalle başkanımı görünce gerçekten önünde eziliyorum. Çünkü ben buradaysam onun sayesinde buradayım.

***Biraz fazla mı mütevazısınız? Fazla tevazunun da birtakım sakıncaları yok mu?

-Böyle olması gerekiyor çünkü onun ben gece gündüz nasıl çalıştığını, ne hakaretler işittiğini yaşayan biri olarak çok iyi biliyorum. O yüzden patronluk değil, biz son dönemde Kocaeli’ye yeni bir hava getirdik. İstişareyle alıyoruz bütün kararları. Masanın başına “Ben patronum” diye oturmam. Patronluğu sevmiyorum. Herkes fikrini söyleyecek, İl başkanımız, büyükşehir başkanımız, gerekirse ilçe başkanımız, yedi vekilimizin ortak kararıyla çıkacak her şey.



 

“MEHMET AĞABEY İLKELİ VE DİSİPLİNLİDİR”

***Patronluktan kastım; şunu söylemek istiyorum. Abdullah Başkan’ın (Eryarsoy) istifasından sonra partide ağabey modeli diye bir şey çıktı. AKP’nin de geleneğinde olmayan bir şeydi bu. Genellikle sözü geçen, disiplinli, daha güçlü profildeki il başkanlarına alışmıştı partiniz. Ama nedense baskın bir karakterden ağabeylik yapacak il başkanı arayışına geçildi. Bu bir boşluktan mı doğdu? Böyle bir modeli siz mi önerdiniz? MKYK Üyesi Emine Zeybek nasıl bir tavır geliştirdi?

-Ben Gölcüklü olduğum için Mehmet Ağabey’i (Ellibeş) yıllardır tanıyorum bir de ailece tanışırız, çok değer verdiğim kaliteli bir insandır. Bazen ağabeye ihtiyaç oluyor. Bir büyüğünüze saygıda kusur etmiyorsunuz bizim geleneğimizde. Mehmet ağabey ilkeli ve disiplinlidir. Ben de çok yumuşak görünürüm ama çalışırken ihmale hataya tahammülüm yoktur ama dışardan görünüm öyle değildir. Sizin dışarı yansıttığınız bir karakteriniz vardır ama çalışırken başka bir karaktere bürünürsünüz. Mehmet Ağabey de dışarı çok naif sevecen herkesle diyalog halindedir. Ama çalışırken çok disiplinlidir. Bize bu tip insan da lazım, herkes kucaklamanız, ayrıştırmamanız lazım.

“MEHMET AĞABEYİ MUHALEFET DE ELEŞTİREMEZ”

***Eryarsoy’un istifasından sonra Mehmet Ellibeş doğru isim diyorsunuz yani…?

-O dönemde Abdullah’ın istifası, İzmit’i kaybetmemiz birtakım şeylerle bir karışıklık olunca teşkilatta burayı toparlayacak biri lazım oldu. Mehmet ağabey de ideal bir isim bu yönde. Sürekli sahada ilkeli disiplinli biri. Mehmet Ağabey iyi bir İl başkanı ve iyi yönetiyor. Bazen insanlar otoriter kişilere alışıyor evet o güzel ama bu da güzel. Şu an kimse kalkıp Mehmet Ağabey hakkında kötü bir şey diyemez. Muhalefet de eleştiremez, eleştirirken “haksızlık yapıyorum” diye düşünür. Toplumun da artık yavaş yavaş buraya gelmesi lazım. Bizim artık birlikte yaşamaya ihtiyacımız var. Bu her siyasi partide aynı. Bazıları kavgayı seviyor bundan besleniyor, basın da malzeme çıksın istiyor ama toplumun böyle bir lüksü yok artık.

“SİYASETİ SEVMEMİ FİKRİ BEY SAĞLAMIŞTIR”

***Siz tabii Fikri Işık’ın döneminden beri birçok il başkanıyla çalıştınız. Çok il başkanı gördünüz, tecrübe edindiniz. O yüzden Ellibeş için “Böyle bir ağabey modeli lazımdı” yorumunu yapıyorsunuz sonuç olarak?

-Tüm il başkanlarımız ayrı bir karakter, ayrı bir değer. Hepsi çok başarılı, ben başarısız diyemem hiçbiri için. Ben siyasete başladığımda Fikri Bey il başkanıydı. Hiç unutamam onun o başarısını, il başkanı olarak hakimiyetini. Belki de siyaseti sevmemi o sağlamıştır.

“FİKRİ BEY’LE TERS DÜŞSEK DE…”

***O zaman neden aranız açıldı Fikri Bey’le? Bir fotoğraf mevzusu vardı, eski çevre bakanıyla Fikri Bey’in mecliste konuşurken arkadan çekilen o fotoğrafı sizin çektiğiniz iddia edilmişti. Orada ne oldu? Çok bariz ayrıştığınız için soruyorum?

-Bazen oluyor, yanlış iletişim mi denir, ne denir? Siyasetin kötü tarafı, sizi birbirinize düşürmeye çalışan insanların olması, parti içinde de öyle. O fotoğrafı ben defalarca açıkladım, olmadığını söyledim. Ben Allah’tan başka kimseden korkan bir insan değilim. Hayatım boyunca yalan dolan, entrikayla işim hiç olmamıştır. Dümdüz bir insanımdır. Ben Fikri Bey’e ‘Yaptıysam yaptım derim ama yapmadım. İnanıp inanmamak size kalmış’ dedim. Fikri Bey’le ters düşsek de biz aynı partinin milletvekilleriyiz. Olaylara bakış açımız farklı olabilir. Bizim ortak paydamız AK Parti ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Hepimiz ona hizmet etmek zorundayız. Bu olay biraz abartıldı. İnsanlar buradan bir şeyler mi çıkarmak istediler, ikisini kavga ettirelim diye mi düşündüler bilemiyorum.

“İKİMİZ DE AYNI ŞEYİ SÖYLEDİK”

***Ama Fikri Bey bir taraftan söz konusu mahallede Veral inşaatın aleyhine basın açıklaması yaptı, siz bir taraftan Veral’in lehine ya da şahısla ilgili sahiplenen açıklamalar yapınca bir ayrışma oldu. AKP’de de çok görülen bir şey olmadığı için insanlar daha fazla kaşıdı?

-O Veral’deki konu bizim olaylara bakış açımızdaki farklılıktı, başka bir şey değildi. Sonuçta ikimiz de aynı şeyi söyledik ‘Vatandaşa rağmen burada bir şey olmaz’ dedik. Halk ne isterse o olacak dedik.

“VEKİLİME KİMSE BU ŞEKİLDE KONUŞAMAZ”

***Ne oldu oradaki olay? Kaldı mı? Siyasi tartışmaların gölgesinde olan mahalleliye mi oldu?

-Ondan sonraki süreç bu aşamaya gelince, basında da çok ağır haberler çıkınca çok ağrıma gitti. Benim parayla pulla işim yoktur, beni bilen bilir. Ben bu konuda savunmam da kendimi. Kimin ne söylediği üzüyor beni, etkileniyorum ama sonuçta orada şunu gördüm. Veral’de adı geçen şahıs Fikri Bey’in aleyhine çok ağır paylaşımlar yaptı. Hemen kendisini aradım ve ‘Seninle artık işim bitti’ dedim çünkü o benim partimde bakanlık yapmış bir milletvekili, dolayısıyla siz ona böyle davranamazsınız. Siz orada bana bir olay anlattınız ve ben orada kötü bir şey görmedim. Ben bu şehrin güzelleşmesini ve gerçekten dizayn edilmesini istiyorum. Ben orada muhabbeti kestim, benim hiçbir vekilime kimse bu şekilde konuşamaz.

“KENTSEL DÖNÜŞÜM OLMALI”

***Veral’in projesi ne oldu peki? Çöp mü oldu?

-Ben de ondan sonra ne oldu, bitti bilmiyorum, öylece bıraktım. Şu anda herhalde duruyor, pandemi de girdi araya. Ha, yapılsın isterim. Kentsel dönüşüm olması gerektiğini her zaman savunurum, Cumhurbaşkanımıza da söylerim. Kentsel dönüşüm şehrimizi daha yaşanabilir hale getiren bir ihtiyaç. Bunu devlet de yapabilir, devletin yapamadığı yerde özel sektör de yapabilir. Bunda acayip bir durum yok. Gerekirse destek de olurum çünkü ben bu şehrin güzelleşmesini istiyorum.

***Fikri Bey’le diyaloğunuz nasıl şimdi, ikinci kâtip düzeyinde mi?

Protokol düzeyinde ama kavga ve gürültümüz yok.

***Fikri Bey de ortalıkta görünmüyor artık eskisi gibi. Bakanlıktan sonra havlu mu attı?

-O kendi tercihi yani ben şimdi kalkıp bakanımıza akıl verecek durumda değilim. Herkes haddini bilmeli. O benim il başkanlığımı yapmış, bakanlığımı yapmış, başbakan yardımcılığı yapmış. Ona bugüne kadar hiçbir saygısızlığım olmamıştır, olamaz da zaten. Daha az paylaştığınız vekiller olur ya da daha çok paylaşımda bulunduğunuz vekiller olur, bu da o şekilde ama asla bir kavga şeklinde yorumlanamaz. Bizim aramızda öyle bölünme falan olmaz.

Son Güncelleme: 01.10.2020 13:27
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İzmitli 2020-09-11 23:51:41

Sayın vekilim
Sağlıktan sorumlu olduğunuz İçin yazıyorum lütfen ilimizdeki sağlıkta yaşanan rantları görün artık koltuğuna 10 yıldır yapışıp kalan İl ve ilçe sağlık müdürlerinin yaptığı etik dışı davranışları ,personelin hakkının yendiğini, çıkarına uyanların kayırıldığını ,mazlumun ahının alındığını duyun artık özellikle Kartepe'ye yeni müdür istiyoruz

Avatar
Sağlık mide bulandırıyor 2020-09-11 21:40:26

Sayın vekilim
Sağlıktan sorumlu olduğunuz İçin yazıyorum lütfen ilimizdeki sağlıkta yaşanan rantları görün artık koltuğuna 10 yıldır yapışıp kalan İl ve ilçe sağlık müdürlerinin yaptığı etik dışı davranışları ,personelin hakkının yendiğini, çıkarına uyanların kayırıldığını ,mazlumun ahının alındığını duyun artık özellikle Kartepe'ye yeni müdür istiyoruz

Avatar
Partimden Soğuyorum 2020-09-10 21:58:33

Kocaelide Sağlıkla ilgili haberleri görünce partimden soğuyorum. Pandemi ile mücadeleyi fırsata dönüştüren bir müdür, topyekûn hizmet sunulması gerekirken, yeni dönemde kadro vermeyeceklerine pandemide görev vermeyen bir müdür ve aynı müdür sözléşme zamanı gelince ilgili başkan ve uzmanları "pandemide başarısız" bulduğu algısı oluşturarak yöneticilerine iftira atıyor. Ve il siyaseti bu durum
a seyirci kalıyor. Genel Merkezimizden bir Allah'ın kulu da demiyor mu bu hal vaziyet ne ?

Avatar
Kocaeli Sağlık Yanıyor 2020-09-10 21:48:42

Sayın Zeybek, sağlık komisyonu başkan vekilimiz olarak Allah rızası için Fikri Işıkla olan komşulukları sebebiyle güç kazanan Şenol Ergüney ve ekibinin il sağlık müdürlüğünde kurduğu ayak oyunlarına duyarsız
kalmayın. Yalan şovlara kanmayın, 14 Eylül kadrolaşma planına engel olun.

Avatar
Kötü komşu 2020-09-10 21:27:40

Sağlık iyiki size emanet edilmiş.
Emanete sahip çıkacağınıza eminiz temennimiz ve duamız bu yönde Emine abla.

Avatar
Davacıyım 2020-09-10 17:29:30

Sağlığın patronu olarak anılıyor. Keşke sağlık müdürlüğü hakkında çıkan haberler konusunda da bir kaç soru sorsaydınız...Sonuçta sağlıktan sorumlu vekil.

banner1212

banner1048

banner354

banner599

banner820