banner1046
banner1117
12 Eylül 2020 Cumartesi 13:33
Muhalefet ne kadar rahat!

Röportaj: Aysun Özcan Erenkaya

Fotoğraflar: Merve Dişli

AKP Kocaeli Milletvekili ve MKYK Üyesi Emine Zeybek ile yaptığımız uzun söyleşimizin üçüncü bölümündeyiz. Son bölümde Emine Hanımla genel konular üzerine konuştuk. Ondan ittifakları değerlendirmesini istedim. Emine Hanım değerlendirmesini bir cümleyle özetledi. “Bütün bilinmezler bir araya geldi” diyerek Millet ittifakına çattı ve erken seçimi istemelerinin abesle iştigal olduğuna dikkat çekti. Ne değişti, ne yaptınız da erken seçim istiyorsunuz şeklinde konuştu. Zeybek, muhalefet partilerinin çalışmadığına işaret ederek, “Muhalefet ne kadar rahat. Biz yarın seçim olacakmış gibi sahadayız” dedi.

Sayın Zeybek’e çoklu baroyu da sordum. Hiç tereddütsüz destekliyor hatta baroya kalite getireceğini söylüyor. Öte yandan Kocaeli Barosu’nun kendisini temsil etmediğini ifade ediyor. Çoklu baroyu öcü gibi göstermeyin diyor.

Kadına şiddet konusunda ise çok net. Elbette şiddete hayır ancak yasaları lehine kullanarak erkekleri mağdur eden kadınlar da var diyerek olaya bambaşka bir bakış açısı getiriyor. Bunu hukukçu kimliğiyle ve 28 yıllık avukatlık tecrübesiyle söylüyor. Emine Zeybek’in kendini kasmadan olduğu gibi, içinden geldiği gibi, samimi biçimde konuştuğu röportajımızın son bölümüyle sizi baş başa bırakıyorum.

***İttifakta sorun var mı? Meclis başkanvekili Haydar Akar cumhur ittifakında sorunlar olduğunu MHP’lilerin AKP’lilerden memnun olmadığını, beklentilerini AKP’lilerin de onları taşımaktan yorulduğunu, dışarıda vekillerin arasında bunların konuşulduğunu söyledi. Sizce ittifakta çatlak var mı?

-Haydar Bey bunu söyleyince aklıma şu geldi, acaba Haydar Bey bizimle çok mu içli dışlı. Yani bu kadar ayrıntıyı biliyorsa çok içli dışlısın. Meclis başkanvekili çıkar kürsüye meclisi yönetir. Beklentileri karşılama, karşılamama bunlar çok kapı arkası işlerdir ve Haydar Bey’in bu kadar ayrıntı bilmesi bana ilginç geldi. Ben bilmiyorum bu benim kalkıp “Millet ittifakı birbirinden şikayetçi. İYİ Parti’nin taleplerini yerine getirmiyorlar” demem gibi bir şey. Sadece İYİ Partililerin İzmit Belediyesi’ndeki ağırlığını herkes gibi ben de görüyorum. İçerdeki pazarlıkları bilemem yani. Haydar Bey biliyorsa ve söylüyorsa bizimle çok içli dışlı demek ki.

“TABİİ Kİ HER İSTENİLENİ YAPAMAYIZ”

***MHP’lilere genelde çok kadro verilmiyor sanki. İYİ Parti az önce söylediğiniz gibi İzmit’te çok iyi kadrolaştı. Aydın Ünlü de ister yani, isteyebilecek bir başkan?

-MHP’yle bugüne kadar hiç sorun yaşamadık. Yani onlarla anlaşıyoruz. Tabii ki her istenileni yapamayız. Olabilecek var olamayacak var, bunları konuşarak götürüyoruz. Mecliste de güzel bir ittifak var bugüne kadar hiçbir sorun yaşamadık, yerelde de yaşamıyoruz. Bir şekilde orta yol bulunuyor. Hiç öyle bıkkınlık olmadı. Ben yorum yapamıyorum İYİ Parti şöyle Millet ittifakı böyle diye çünkü ben onlarla görüşmüyorum.

“MİLLETİMİZ KANIKSADI”

***Sayın Cumhurbaşkanı doğalgaz müjdesi verdi ama bu doğalgaz konusu çok çabuk arka plana düştü. Yeterince heyecan uyandırmadı mı, insanlar çok inanmadı mı? Bir heyecansızlık var ortada.

-İnanmakla ilgili değil. Biz onu parti olarak yaşıyoruz O kadar devasa projeler hayata geçiyor ki Avrupa’da, dünyada örnek olacak büyük yatırımlar. Tüneller, köprüler, doğalgazın bulunması… Belki bu doğalgazın bulunması bir 10-15 yıl önce olsaydı büyük bir olay olurdu. Ben onu şuna bağlıyorum, milletimiz kanıksadı. AK Parti’nin yaptığı bu gibi büyük işler eskiden olsa olay olurdu, çünkü yapılamayan işleri yapıyoruz.

“VATANDAŞ ARTIK BUNLARI GEÇTİ”

***Halkta yeteri kadar heyecan uyandırmadığını aranızda konuştunuz mu hiç?

-Evet, gündeme geldi. Biz halkta neden heyecan yaratamıyoruz? Mesela TÜBİTAK’ın yaptığı çalışmalar, yerli otomotiv, yerli üretim, acayip çalışmalar yapıyoruz. Millet artık Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını anladı. Muhalefet de, bize oy vermeyen kesim de bunu anladı. Vatandaş “Ya ama Finlandiya’da böyle, İsveç’te böyle” diyor. Yani muhalefete oy veren kesim Türkiye’yi artık dünyadaki A takımıyla birinci ligle karşılaştırıp biz de de olmalı diyor. Eskiden olsa bunlarla kıyaslanamazdı. “Doğalgaz büyük bir olay değil Türkiye bunu tabiki bulmalı” diye bakıyor. Eskiden sen buraya giremiyor, arama bile yapamıyordun. Vatandaş artık bunları geçti. “Bulacaksın ve yapacaksın. Bunlar senin görevin ve bununla övünemezsin”, şeklinde bakıyor.

“TAYYİP BEY ZATEN BUNU YAPMALIYDI”

***Ayasofya’nın ibadete açılması da öyle oldu. Kısa sürede unutuldu gitti?

-Ayasofya da öyle çok önemli. Bu milletin geçmişiyle alakalı ifade edilemeyecek değerde bir gelişmeydi. Ama vatandaşa göre Tayyip Bey bunu zaten yapmalıydı. Yaptıysa büyük bir şey değil, olması gerekendi. Artık bu noktada zorlanıyoruz. Vatandaşa gittiğimiz zaman beklenti çok yüksek. Sizden daha farklı şeyler bekliyorlar.

“ZİRVEDE KALABİLMEK ÇOK ZOR”

***Parti’de bir düşüş yok mu, heyecansızlık biraz da ondan olabilir mi? Örneğin 5 sene öncesiyle kıyasladığımızda bir fark görüyor musunuz?

-18 yıllık bir iktidarsınız. Türkiye tarihinde olmamış bir şey, kolay bir şey değil ki sürekli zirvedesiniz. Zirveye çıkarsınız ama orada kalabilmek çok zordur. 18 yıldır doğru dürüst oy kaybetmeden ve çıtayı yükselterek yürüdüğünüzde vatandaşın beklentisi de yükseliyor. Türk milleti dünyada en iyi şekilde yaşamaya layık bir ülke. Her yönüyle milliyetçiliği ve vatanseverliği iyi yaşamayı hak ediyor bu millet. Böyle bir toplum, aile yapısı, kültürü, geçmişi, vatanseverliği olan bir devlet yok. Daha iyi yönetilmeyi hak ediyor ve imkânlar ölçüsünde bunu yapmaya çalışıyoruz.

“MUHALEFET NE KADAR RAHAT”

***Muhalefette tempo nasıl peki?

-İnanın muhalefet partilerini eleştirmek için söylemiyorum. İki yıl oldu ben bir hafta sonu evimde oturmadım, belki yılda iki üç gün bir yere kaçmışımdır. Meclis kapanıyor buradayız. Ertesi gün kalkıyorum bir ilçede bir yerde sahadayım. Biz çalışıyoruz. Gösterebiliyoruz veya gösteremiyoruz o ayrı bir konudur. AK Parti vekilleri sahada değil diyemezler. Muhalefete bakın ne kadar rahatlar. Muhalefet olmak güzel ama aslında tam tersi olmalı. Onların bizden daha fazla çalışması lazım. Biz sanki yarın seçim olacakmış gibi çalışıyoruz. Seçimden sonra yine sahadayız. Oy düşüşü normaldir, doğaldır. Yıpranmışlık olabilir ama burada tabi oturup düşünmemiz lazım, vatandaşın güvenini kaybediyorsak güven kaybettiğimiz noktaları iyi tespit etmeliyiz.

“HIZLI BİR ŞEKİLDE KARARLAR ALINIYOR”

***Bu doğasında ilerleyen bir düşüş olabilir ama artık başkanlık sistemi var ve yüzde 51’i bulmak zorundasınız. Bence şuan yüzde 51’i iki ittifak da bulamıyor. Bu noktada parlamenter sisteme dönüş olur mu? Yarın Cumhurbaşkanı parlamenter sisteme dönüşü desteklese yanında durur musunuz?

-Muhalefet bunu ilk günden beri dillendiriyor ancak parlamenter sisteme geri dönüş olmaz. Duruşum konusunda bir sıkıntı olmaz tabii ki Cumhurbaşkanımızın yanında dururum o ayrı. Şimdi bizdeki parlamenter sistem parlamenter sistem değil, hukukçu kimliğimle söylüyorum. Yasama-Yürütme-Yargı diyoruz ancak yasama ve yürütme bizim parlamenter sistemde iç içe. Nerede bunun bağımsızlığı? Nerede bunun ayrı olması? Yasamayı seçiyorsunuz, yasamanın içinden de yürütmeyi seçiyorsunuz iç içesiniz. Yasamanın görevi kanun yapmaktır, kendi özel bir görevi olmalı. Bu ülkenin ihtiyaç duyduğu kanunları çıkaracak. Yürütme bunu uygulayacak. Yargı da bunları yargılayacak. Budur yani sistem, hukukta bize bunu öğrettiler.

“TÜRK USULÜ PARLAMENTER SİSTEM”

***Parlamenter sistem kuvvetler ayrılığının önüne mi geçiyor demek istiyorsunuz?

-Bizdeki Türk usulü parlamenter sistemden bahsediyorum. Parlamentonun içinden seçeceksin, siyasi olarak aynı şeyin içinden bakanları seçeceksin. Geçtin iç içe, yasama ve yürütme beraber çalışacak. Şu anda yürütme tamamen. Çok hızlı bir şekilde kararlar alınıyor, biz bunu yaşıyoruz. Acil bir durum olduğunda hemen oraya müdahale ediyorlar bölgeye gidiyorlar gece gündüz oradalar. Öbür sistemde bunu yapamazdık. Hemen bir genelge çıkıyor pandemiyle alakalı kararlar alınıyor. Cumhurbaşkanı kararname çıkarıyor acil uygulanması gereken yerde. Daha seri.

“EN BÜYÜK HAYALİM”

***Peki, hukukçu gözüyle yargının bağımsız olduğuna inanıyor musunuz? Her zaman bir vesayet var mıydı?

-Yargının bağımsız olması en büyük hayalim. Benim yargı tam bağımsız demem mümkün değil. Bu bugün de değildi, dün de değildi. Önceki gün de değildi. Yani vesayet demeyelim ama tam bağımsız diyemem. Ancak bağımsız yargı benim hayalimdir keşke öyle olsa.

“BENİ BAHAR ÜZERİNDEN ELEŞTİRİYORLAR”

***Hukuktan söz açılmışken “Çoklu Baro’yu” sormadan edemeyeceğim. Kocaeli Baro başkanı çok önde aktif de bir rol alıyor. Başkan Bahar Gültekin çok yakın arkadaşınız, siz de seçimlerde CHP’li kimliğine rağmen desteklediniz. Çok güzel bir kadın dayanışmasıydı ama şimdi ayrıştınız. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

karıştırıyor insanlar; dostluk ayrı bir şey, dünya görüşü ayrı bir şey. Yıllardır bu dostluğumuz devam eder. Kendisi benim kardeşimdir. Bunu inkâr etmek kendimi inkâr etmeye benzer. Ama siyaset ayrı bir mecradır. Siyaseti herkes kendi kulvarında yapar. Dostum olması benim onunla aynı düşündüğüm anlamına gelmez. Dünyaya bakış açılarımız farklıdır, ben muhafazakâr bir insanım bilirler. Önemli olan birbirine saygı duymaktır. Ortak paydamız da bizim can olmamızdır. Bahar’ın tabi bu tarzını bu çıkışını beğenmiyorum diyorum. Arayıp uyardığım bile oluyor “Tamam ablacığım ama biliyorsun ben böyle düşünüyorum der “ tamam derim. Bu birbirini frenlemedir. Bir gün bir eylem vardı. Bir yerdeydi ben aradım “Oradaysan çık karışacak orası, bir olay olabilir“ dedim. Çünkü benim onu korumam lazım. O benim kardeşim böyle bir ilişki var. Bunu da insanlara anlatmanız mümkün değil.

***Baro seçimlerinde açıktan Bahar Hanıma destek verdiğiniz için partinizden veya çevrenizden tepki aldınız mı?

-Beni Bahar üzerinden eleştiriyorlar. Ona Baro seçimlerinde desteğim kalkıp oyumu vermiş olmakla sınırlıdır. Zaten onun için çalışmam mümkün değil ben milletvekiliyim. Vefayı bazı insanlar anlayamıyorlar. Ben diğer adayımıza da baktım. Neden Bahar hep ön plana çıktı burada hem Bahar’ı hem de beni yıpratmak için yapıldı. Biz hedef olduk. Önceki Baro başkanlarının da neredeyse hepsi CHP’liydi. Bunlara destek veren, Tamer Bey’e (Solakoğlu) destek veren bizim camia oldu. Şunu anlatamıyoruz. Baro siyasi bir parti değildir ve diyalog farklıdır. Bir tabipler odası, mimarlar odasıyla orayı burayı karıştırmamamız lazım. Biz yedi yirmi dört o adliyenin içinde yüz yüze bakıyoruz, diğer mesleklerin içerisinde bu yoktur.

“BAROLAR CHP’NİN ARKA BAHÇESİ”

***Sizce Çoklu Baro çok mu gerekli mi?

-Çoklu Baro gündeminde, İstanbul ve İzmir Barolarının etkisi çok oldu. Barolar siyaset yapmamalı. Onlar görevini yapmalı Baroların avukatlar için hizmet etmesi lazım. Tabii ki görüşünü ifade etmeli sonuçta yön veren güçlü etkenlerdir ama burada tarafsızlığını da yitirmemen gerekiyor. Bir dönem dediler ya imam hatipler refah partisinin arka bahçesidir diye ben de bizim büyük Barolarımızın CHP’nin arka bahçesi olduğunu düşünüyorum.

***Kocaeli Barosu için de CHP’nin arka bahçesi diyebilir misiniz?

-Hayır, Kocaeli Barosu’nu söylemiyorum. Kocaeli Barosu’na işlemez. Anadolu Barosu’na siyaset çok girmez ama büyük barolarda özellikle başkan ve yönetim düzeyinde açıklamalarda üzerlerine vazife olmayan işlerde de açıklamalar yaptıklarını görüyoruz. Çoklu Baro zaten büyük Barolarda olacak. İstanbul, Ankara, İzmir var. Bursa sayı olarak yakın şu an. Kocaeli’nde bunun gerçekleşmesi on yıla kadar mümkün değil zaten beş bin üye olması gerekiyor.

“ÇOKLU BAROYU ÖCÜ GİBİ YANSITMAK DOĞRU DEĞİL”

***Baroların ayrışması ile yargı biraz daha siyasallaşmaz mı? Hâkimler, Savcılar bundan etkilenmez mi?

-Hâkimlerin etkileneceğini düşünmüyorum. Ben 17 yıldır AK Partiliyim, o duruşmalara girdim ve hiçbir hâkimin bana ayrıcalık gösterdiğini görmedim ya da karşı siyasi görüşten olup bana farklı davrandığını görmedim. Biraz da burada hâkim ve savcılarımızı da zan altında bırakıyoruz. Onları siyasetle özdeşleştiriyorsunuz, onlar işini yapıyor. Ona bakarsanız benim yaş grubum veya benden daha büyük hâkim savcılar, o dönemde girenlerin çoğu belki de sol görüşlüdür. O dönemdeki iktidarlarla girmişler. Ben yıllarca onlarla görev yaptım. Onlar hâkim savcıydı işlerini yaptılar ben bir şey görmedim. Şimdi bu insanları niye ayrıştırıyoruz? Şu an karar merciindeki hâkim ve savcıların hepsi bizim görüşümüzden değil ki bizim dönemimizde girmemişler ki bu yönüyle de bakacaksınız? Çoklu baro olmalı mı? Ha olmayabilirdi de ama bunu öcü gibi yansıtmak doğru değil belki de kaliteyi arttıracak.

“KOCAELİ BAROSU BENİ TEMSİL ETMİYOR”

***Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu CHP’ye yakın diye bilinir ama Cumhurbaşkanı’nı memnun edecek tavırları var. Çoklu Baro’ya destek verdi?

-O da doğruyu gördü de ondan. Ben Metin Feyzioğlu’nun bize çok muhalif olduğu dönemde kongresine gittiğimde barolar birliği delegesiydim. Gittiğimizde konuşmasının hiçbir yerinde mesleki bir soruna değinmedi. Bu kadar avukatın bir sürü sorunu var senin görevin ilk olarak meslektaşlarının sorunlarıyla ilgilenmek. Tamamen siyasi ve muhalif söylem yaptı ve ben salonu terk ettim. Çünkü bir tane benimle ilgili bir şey konuşmadı, mesleki soruna değinmedi. Sen barosun, bizim meslektaşlarımızın veya mesleğe yeni başlayan arkadaşlarımızın bir sürü sorunu var. Bunlara çözüm üretelim ama sen kalkıyorsun siyasete oynuyorsun.

***CHP’de Genel Başkanlık hayali kuracak kadar siyasiydi, size katılıyorum?

-O zaman git siyaset yap. Ben Feyzioğlu’nun karakteriyle ilgili yorum yapmam ama diğer taraftan çoklu baro sistemi için oturacaksa biz bunu niye bu hale getirdik diye de düşüneceksin. Sen baroları bu hale getiriyorsan beni temsil etmiyorsun.

***Peki, Kocaeli Barosu sizi temsil ediyor mu?

-Çok samimi söylüyorum Kocaeli Barosu beni temsil etmiyor. Baronun içinde her kesim insan var. Kucaklayıcı açıklamalarda bulunman gerekiyor. Eğer içerde belli bir kesim buna karşıysa onları göz ardı etmemen lazım.

“YARGININ İÇİNDE İFTİRAYA MARUZ KALABİLİYORSUNUZ”

***Kadına şiddet, erken yaşta evlenme ve devamında İstanbul sözleşmesi. Bu konuda parti içinde de bir takım ayrışmalar tartışmalar var. Sizin İstanbul Sözleşmesi’ne bakışınız nasıl, partinizin bakışı nasıl? Değişmeli mi, değişirse nereler değişmeli veya olduğu gibi geçmeli mi?

-İstanbul Sözleşmesi hukuki ve ince bir konu. Bir kere ortak paydamız şu: Kadına şiddete hayır. Kadın ölümleri kadın cinayetleri olmamalı. Bizim bunda toplanmamız ve ortak bir çalışma yapmamız lazım. Ben iktidarsam her cinayette kendime pay biçmeliyim, onu kabul ediyorum. Yasalar hafif değil, yasalarda sorun yok. En ağır cezaları getirdik aslında son düzenlemelerde ama yargıda deliller de var. Yani hâkim savcı önüne gelen delile bağlı karar veriyor. İspat unsuru olmayan bir şey olduğu zaman yapıldı edildi deniliyor ama dosyaya bir şey yansımadığı için inisiyatif ve takdir hakkı devreye giriyor. Bu bir hâkim ve savcı için risktir. Düzenleme gerekli olduğuna dair tek taraflı düşünülmemeli, yargının içinde iftiraya maruz kalabiliyorsunuz. Biri size ‘Sen yaptın’ diyor hadi uğraş kendini o işten arındır. Yapmadığını ispatlamak kadar zor bir şey yok. Hukuk her tarafı düşünmek zorunda.

“ YASALARI UYGULAMADA SORUN VAR”

***İstanbul Sözleşmesi’nde bir değişikliğe gidilecek mi peki? Ülkede büyük bir kesim İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması ve kaldırılmaması konusunda büyük bir tepki içinde…

-İstanbul Sözleşmesi’ne gelince, biz şiddetle mücadelede öncü ülkeyiz ilk imzalayan ülkeyiz. İstanbul’da imzalandığı için adı İstanbul Sözleşmesi akabinde 6284’i çıkardı ailenin korunması hakkında kanun. Orada da önleyici tedbirler çok fazla. Suiistimaller çok oldu. Yüz kişi de birdir belki ama öyle bir oluyor ki doksan dokuzu kenara atılıyor o bir örnek öne çıkıyor. Kadın kendini gidiyor duvara vuruyor, yaralıyor sonra gidiyor kocasını evden uzaklaştırıyor. Bu tip vakalar da oluyor bu sefer yavaş yavaş bir tepki oluşmaya başladı toplumda mağduriyetler ortaya çıkıyor, erkekler bunu dile getirmeye başladı.

***İyi ama erkeklerin şiddete uğradığı, mağdur olduğu, cinayete kurban gittiği gibi bir realite oturmuş değil. Bunların hepsini kadın yaşıyor? Yani sizin dediklerinizi ölçü almak doğru mu?

-Elbette değil, çoğunluğa baktığınızda kadınlar mağdur oluyor ama bunu kötüye kullananalar olmasa bugün bunu yaşamayacaktık. 6284’de bir sorun var, bir neşter vurmak gerekiyor. Kanunlarımız aslında çok güzeldir. Uygulamada tıkanıyor. Önleyici tedbir diyorsun, uzaklaştırılmasında kadının beyanı esastır diyorsun ama onu biraz irdelemek lazım. Süresiz nafaka da öyledir. Verilebilir diyor yasa maşallah bizde hepsinde veriliyor. Yani birazcık daha uygulamada sıkıntımız var.

“NETFLİX VE SOSYAL MEDYA ÇOCUKLARIMIZI BOZUYOR”

***İstanbul Sözleşmesinin LGBT’yi teşvik ettiği yönünde düşünceler de var, siz ne diyorsunuz?

-Netflix gibi yerlere yasak getirmeye çalışıyorsunuz yasakçı, diktatör oluyorsunuz. Bu tip şeyleri engellemek lazım çocukları bozuyor. Genç intiharlarının altında bunlar yatıyor. Devlet de bazı şeyleri korumak için tedbirler koymalı. Genç kuşak da bunu yasakçı zihniyet olarak algılamamalı aslında. Siz anlatmaya çalışıyorsunuz ama karşınızda bir blok oluşuyor ve onu tamamen tersinize döndürüyor.

“ŞİDDETTE SORUNUN KAYNAĞI SOSYOLOJİK”

***Peki, ülkemizde şiddetin bu kadar artmasının nedeni ne? Neler yapılabilir önlemek için?

Ben şiddete karşı bir insanım yani elimden daha ne gelebilir diye bazen geceleri uyumuyorum. Bu kadınları nasıl koruyabiliriz nasıl bir çalışma yapabiliriz diye düşünüyorum ama yasaklarla kanunlarla yapamıyorsun. İstanbul Sözleşmesi bizde yıllardır uygulanıyor. Yasaklar da kanunlar da engel olmuyor. Sorun sosyolojik. Bir yerde sosyolojik bir sorun var ve bunun çözümünü bulmak lazım. Tabi ki yasaklar ve cezalar da ağır ama adam bunu dinlemiyor çünkü ruh sağlığı bozuk. Bir de aile kavramını korumalıyız. Biraz aile kavramımız yozlaştı. Değerlerimizi kaybediyoruz. Bakıyorsun bazen çocuğunu bir okula gönderiyor, aylarca ne arıyor soruyor. Sahip çıkmak gerekir. Yasaklamak ve engellemek değil ama çocuk ‘Bana sahip çıkan bir ailem var’ diyebilmeli. Bu yönde çalışmalar var aile ve sosyal hizmetler bakanlığımız çalışıyor. 6284’de düzenlemeler olması gerekiyor.

“BİR HEYECAN YARATTINIZ DA MI ERKEN SEÇİM OLSUN”

***Erken seçim olur mu? Muhalefet zaman zaman erken seçimi dillendiriyor?

-Erken seçimi gerektiren bir ortam ve ihtiyaç yok. Biz artık seçimlerle vakit kaybetmemeliyiz. Bu ülkenin çalışıp üretmesi gerekiyor. Vatandaş da bıktı seçimlerden. Muhalefetteki arkadaşlara soruyorum. Halkta bir heyecan mı yarattınız, bir proje mi çıkardınız, sandığa gitsek yine aynısı olacak. Ne değişecek ki niye istiyorsun bunu? Deniyorsun olmuyor, deniyorsun olmuyor. Çalışın biraz bir şey üretin. Kaç senedir seçim kaybetmiş genel başkanınızı yine genel başkan yapıyorsunuz niye değiştirmiyorsunuz? Ortada yenilgiler varsa değişime gitmeniz gerekiyor. Biz başarıyı genel başkanımızla kazanıyoruz. O olduğu sürece seçimleri alacağız çünkü halkta karşılığı var.

***Muhalefete de iyi ayar verdiniz yani?

-Yani ben muhalefetten memnunum benim şikâyetim yok ama iktidar olmayı düşünüyorsanız bu yerelde de böyle; hep aynı şeylerle yola devam etmeyin. Biraz canlanın ya gençlere yol açın farklılaşın. Bir taraftan da akıl vermeyeyim ufuk açmayayım onlara. Bunu yapmadıkları sürece inanın başarıyı elde edemezler.

“BU MENFAAT BİRLİKTELİĞİ ÇABUK PARÇALANIR”

***Millet İttifakına çatıyorsunuz ama onlar da iyi kenetlendi, iddialı olabilirler yani?

-Onu toplayacaksın, bunu toplayacaksın, bütün bilinmezler bir araya gelecek. Hiç bir araya gelemeyecek insanlar bir araya gelerek belki seçimi alacaksınız. İttifaka çatıyorum gerçekten çatıyorum. Bütün bilinmeyenler bir arada. Bir Saadet Partisiyle bir CHP’nin aynı masada oturabileceğini düşünüyor musunuz?

***Düşünebiliyorum çünkü ortak paydaları AKP iktidarınızdan kurtulmak? Bunu alenen de söylüyorlar?

-Bunların bir araya gelme amacı Tayyip Erdoğan’ı yıkmak. Yarın öbür gün diyelim oldu siz bir araya gelip de bu millete hizmet edeceksiniz. O kadar farklısınız ki yapamazsınız. Biz MHP ile yapıyoruz çünkü ortak paydalarımız var, muhafazakârlığımız var, sağ görüşlülüğümüz var, milliyetçiliğimiz var bir altyapı var. HDP ile İYİ Parti nasıl bir araya gelebilir bu menfaat birlikteliği çabuk parçalanır. Oradan da bir şey çıkmaz. Sen kendin ol da bir yüzde onluk dilim al sonrasında sana benzeyen birini yanına alırsın. Ama tüm benzemezler bir araya geliyor. Bunlar mecliste bile birbirine giriyor. Yani çok zor bir durum. Allah kimseyi o duruma düşürmesin.

“TERÖRE BULAŞMAYAN HER BAŞARILI KADINI TAKDİR EDERİM”

***Bir kadın olarak, Meral Akşener’i başarılı buluyor musunuz?

Bir kadın olarak siyasi partinin genel başkanı olması, meclise girebilmesi bir başarıdır. O yönünü takdir ederim. Kolay değildir bu işler. Diğer yönleri beni ilgilendirmez ama ben her başarılı kadını takdir ederim. Teröre bulaşmaması koşuluyla.

“YENİ PARTİLERDE GELECEK GÖRMÜYORUM”

***DEVA ve Gelecek Partisi sizin içinizden ayrılarak teşkilatlanan partiler. Teşkilatlarına baktığınızda ne görüyorsunuz? Lazım olan havayı yakaladılar mı?

-Siyasi partiler tabi ki kurulur, yasalar uygunsa çıkarsın kurarsın. Önemli olan süreklilik arz edebilecek mi başarı gelebilecek mi? Teşkilatlanmalarına baktığımda da hiçbirinde gelecek görmüyorum. İlk çıkışınız çok önemlidir, Cumhurbaşkanımızın geleceği ilk konuşmasından bellidir. Parti kurulduğunda patladı gitti. O ilk çıkışı yakalayamazsanız bunu sonradan yakalamanız mümkün değil. Ne yapabilirsiniz, belki zaman içerisinde oylarınızı üçer beşer arttırırsınız onunla ittifak kurarsınız meclise girersiniz ama siz hep kenarda sönük kalırsınız. O ilk çıkışı yakalayamadılar.

***Emine Hanım, bize kıymet verip değerlendirmelerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Röportajımız uzun oldu farkındayım ama iktidar partisinin en etkili görevdeki ismi karşımda olunca soruların ardı arkası kesilmiyor. Ben tekrar size çok teşekkür ediyorum.

-Ben teşekkür ederim. Gündemi değerlendirme fırsatı buldum, bazı yanlış algılar varsa açıklık getirmeye çalıştım. Trabzonlu olarak Trabzonlular Derneğinin lokalinde sizi ağırlamaktan, sohbet etmekten keyif aldım. Başarılarınız daim olsun.

Son Güncelleme: 01.10.2020 13:44
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Derinceli musa 2020-09-13 09:37:11

Derince hastanesinde gorev yapan bashekim ceo musa yı ve konu hakkindaki goruslerinide sorsaydiniz keske

Avatar
Şaban 2020-09-12 21:23:42

Sn emine zeybek lütfen her cuma cuma mesajı atmayın isteyen vatandaşa atın milleti rahatsız etmeyin

banner1212

banner1048

banner354

banner599

banner820