Aşkın zamanı yoktur..

Siz de fark ettiniz mi?

Günümüzde çoğu insan devamlı aşksızlıktan yakınıyor ve bir türlü işin içinden çıkamıyor.

Nerede kaldı o eski aşklar?

deyip geçmişi hasretle yad edenler de var, aşkın artık öldüğü inancıyla hem kendinden ve hem de gelecekten umudu kesenler de..

Ne kadar yakınıp, sitem etsek de bunlar aşksızlığın yarattığı o derin boşluğa razı olmamızı sağlamıyor tabi..

Niye??

Çünkü içten içe biliyoruz ki aşkın öldüğü falan yok..

Geçmişte de kalmadı..

Kesintiye de uğramadı..

Aşkın bir yere gittiği yok..

Asıl sorun şu; biz aşkın yaşandığı şu an’ın içine bir türlü giremediğimiz için yakalayıp yaşayamıyoruz onu.. Geçmişe saplanıp geleceğe bel bağladığımız için öyle alakasız yerlere gidiyoruz ki, sürekli aşktan uzaklaşıyoruz koşarcasına..

Çoğunuz şimdi yazacaklarımı deneyimlemiştir;

Hayatımız monoton giderken, bir an gelir ve aşka hazır olduğumuzu duyarız içimizde.. Bizde bu duyguyu uyandıracak herhangi biri henüz yoktur aslında görünürde. Ama biz yine de ısrarla hissederiz; aşkın eli kulağındadır deriz büyük bir inançla..

Bazen yavaş yavaş yağan yağmurdur bizi buna inandıran..

Bazen ılık bir yaz gecesi.

Kimi zaman bir şarkı..

Kimi zaman penceremize vuran sabah güneşi..

Sesimize, gözlerimizin içine, kalbimize, ruhumuza bir canlılık gelip yerleşmiştir..

Hiçbir işten yorulmaz olmuşuzdur..

Şikayetlerimiz, karamsarlığımız geride kalmıştır..

Her ne olduysa olmuştur ve biz artık aşka hazırızdır..

İşte tam o sırada, kimi beklediğimizi bilmeden ansızın o kişi çıkıp gelir ve biz artık aşık oluruz!

“İşte, evet” deriz, “evet, biliyordum, hissetmiştim bunu. Bugün yarın birine aşık olacağımı biliyordum, içime doğmuştu!”

Bunu kendi kendimize söylenirken, aslında aşk duygusunun, aşık olacağımız kişiden bağımsız bir biçimde ortaya çıktığını anlatırız.

Bu çok tanıdık bir histir çünkü aşkın ihtimali çoğu kez kimseye gereksinim duymadan kendi içimizde başlar.

Yöneleceği kişiyi ise sonradan fark edip seçer..

Aşk ihtimalini yeşerten ise, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde, An’ı yaşama deneyiminden geçmiş oluşumuzdur..

Kendimize uzak sandıklarımızın aslında nasıl yanı başımızda, hemen bir el uzatma mesafesinde olduğunu duyumsamışızdır..

O gün en özensiz kıyafetlerimizle, kendimizden vazgeçmiş bir haldeyizdir mesela.. Ama aşık olacağımız kişi, hiç planda yokken birden karşımıza çıkar ve “ne kadar güzelsin” ya da “ ne kadar yakışlısın” der. Biz aldığımız üç beş kilo fazlalılık yüzünden aşk ihtimalini geçmişte bırakmış ya da zayıflayacağımız bir geleceğe ertelemişizdir ama o kalkar, “hayatımda senin kadar güzel gülen birini daha görmedim” der..

Bir anda unuturuz her şeyi..

O ana dek kendimize uzak sandıklarımızın arasında aşk da vardır ve biz o sırada uzanıp aşkı seçmişizdir An’ın içinden..

AŞK HEP VAR..

Aşkın ihtimali nerede mi??

HEMEN ŞİMDİ, ŞU AN’da. 

Ona uzanıp yakalamayan biziz.. Karşımıza geldiğinde onu göremeyen de biziz..

Özünüzü fark edip kendinizle bağlantıda kalmaktan ve kendinize dışarıdan bakabilmekten başka hiçbir şeye ihtiyacınız yok.. 

Kendinizi fark edip, yaşamaya değer hayattan keyif almanız dileğiyle..

Sevgiyle kalın..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aysun Özcan Erenkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Barış gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Barış gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Barış gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Barış gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Selim M. - Bayılıyorum yazılarınıza. Her yazdığınız konuda mutlaka kendimi buluyorum. Lütfen daha çok yazın, sizsiz bırakmayın sayın psikolog hanım

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Kasım 16:24