Demokrasi der ki: “Sandığa gidin, sonuca saygı duyun”

Artık seçim sathına girdik.

Bugüne kadar kararını verenler verdi, vermeyenler de ya sandık başında karar verecek ya da sandığa gitmeyecek.

Ancak bütün siyasi parti liderlerinin söylediği gibi en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir diyerek

Tüm seçmenlerin mutlaka ama mutlaka sandığa gidip vatandaşlık görevini yapmalarını tavsiye ediyorum.

“Evet” için de “Hayır” için de yapılan yapıldı, söylenecek her şey söylendi.

Kıyasıya rekabetin hakim olduğu bir atmosfer yaşandı.

İktidar partisi her zamanki taktikle liderine sarıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halktaki karşılığı baz alınarak onun üzerinden bir kampanya sürdürüldü.

15 yıllık iktidarda yapılan yatırımlar ve hizmetler öne çıkarıldı.

Milletin her zaman doğru karar verdiğini, bu kez de aynı doğru kararı vereceklerine olan inancı haykırdılar.

***

Ana muhalefet partisi ise bu kez çok farklı bir politika sürdürdü.

Liderin yanı sıra partinin ağır toplarını sahaya sürdü.

Genel başkan, genel başkanlık iddiası olan olmayan herkese görev verildi.

Kılıçdaroğlu en başta miting yapmayacağını açıkladı ki bence en doğru karardı.

Neden? Çünkü bu bir parti seçimi değil, bu bir sistem oylamasıydı.

Miting alanlarındaki atışmalara kurban edilecek bir yarış yoktu ortada.

Bir realite var ve o realitenin adı, halkın geleceğini inşa edecek olan ANAYASA idi.

Hazırlanan Anayasa bizim hayrımıza mı yoksa değil mi, önemli olan bunun anlaşılmasıydı.

***

Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP kanadı nedense Anayasa üzerinde fazlaca durmak istemedi.

Israrla Kılıçdaroğlu üzerinden politika yapmaya çalıştı.

Meydan meydan Kılıçdaroğlu’nu eleştirdi, bazen ağır kelimeler kullandı.

Ama ona rağmen Kılıçdaroğlu topa girmedi çünkü ikili tartışmanın ne bu Anayasa’ya bir faydası vardı, ne de topluma.

Bunun yerine maddeler üzerinden yürümeyi seçti CHP lideri.

“Fesih yetkisi” tartışmasını başlattı. Bu tartışmalarla birlikte uzunca süre öyle bir yetkinin olmadığını anlatmaya çalıştı Sayın Erdoğan ve Başbakan.

Hala da günümüze dek süre geldi.

Bunu 18 yaş tartışmaları izledi.

18 yaşında bir gencin milletvekili yapılacak olması bazılarının kulağına hoş gelirken bazılarının kafasına oturmadı.

Yaşı 17 iken büfeden sigara alamayan gençler, 18 olduğunda ülke yönetiminde nasıl söz sahibi olsun dendi.

Bunun gençlere güvensizlikten değil, yaşam tecrübesizliği ve olgunlaşma aşamalarının ilk adımlarında doğru olmadığını savunanlar oldu.

İktidar ise 18 yaş konusunu gençlere verdiği önem olarak nitelendirdi.

***

Kafalarda oluşan farklı fikirler eşliğinde sandığa gitme zamanı geldi.

Öyle sanıyorum ki hala çok fazla kararsız seçmen var.

O gün okulun bahçesinde gördüğü bir tanıdıktan veya sandık görevlilerin tavrından daha etkileşim yaşayacak binlerce insan olduğuna adım kadar eminim.

Kararsızlık kadar zor bir şey yoktur.

Hangi kararı verseniz, ötekinde aklınız kalır, “acaba doğru mu yaptım” diye düşünür durursunuz.

Herkesin doğrusu kendine… Ama ben inanıyorum ki, çıkan sonuç ne olursa olsun telafisi uzun zaman alacak yaralar açtık birbirimizde.

Ne hakaretler ettik, ne küfürler savurduk, ne hadsizlikler yaşadık!

Kazanan taraf kim olursa olsun, kaybeden tarafa karşı nispet yarışları bizi bekliyor.

***

İşte ben bu ayrışmadan bu kutuplaşmadan ciddi manada esef duyuyorum.

İtidalli olmak, her iki sonucu da olgun karşılamak, birbirine saygı duymak gibi kavramların yitirildiğini görmek birçok insanı derinden üzüyor.

Sırf bu tür anlamsız çekişmelerden uzak kalmak adına ne sosyal medyada ne başka bir mecrada ikili atışmalardan kaçınmaya çalıştım.

Çünkü birbirimize gol atacağımız bir yarış değil bu!

Elbette herkes gibi benim de fikrim belli.

Demokrasiyi özümsemiş bir ulusun nesilleri olarak bize yakışan,

Herkesin fikrine saygı duymak ve çıkan sonucu kabullenip ülkemizin menfaatleri adına dimdik ayakta durmak.

Siz hiçbir seçimde kaybeden liderlerin çıkıpta (çok af edersiniz) kazanan tarafa ana avrat küfrettiğini gördünüz mü?

Göremezsiniz çünkü demokrasi bunu gerektirir.

İşte bu nedenle bizim kendimizi parçalamaya birbirimizi kırıp dökmemize hiç ama hiç gerek yok.

Yapmamız gereken tek şey, Anayasa maddelerini iyi anlamak ve ona göre karar vermek.

***

Memleketim adına bugüne kadar hep hayırlısını istedim.

Hayır derken de hiç öyle söylendiği gibi kendimi hain falan hissetmedim.

Dahası o söylemlerden gram etkilenmedim, gereksiz hırsa kapılmadım.

Ama hayır dedim diye evet diyenleri de kendime düşman da ilan etmedim.

Çıkacak her iki sonuçta da hayır aramak gerektiğine inandım.

Ben şimdiden milletimiz, ülkemiz adına kavgasız gürültüsüz bir seçim diliyorum.

İnşallah ülkemiz adına çok güzel şeyler olur.

Seçimler gelir geçer, önemli olan geride bıraktıklarıdır…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aysun Özcan Erenkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Barış gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Barış gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Barış gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Barış gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

AHMET AKDAĞ - sonuç cepheleşmenin fotğrafı seçmenin oyunu etkilemek için objektif bakıp sağlıklı politikalar üretmenin gerekli olduğu gözden kaçırılmamalı

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Nisan 17:20