banner881
banner887
banner883
İdris Ersoy: Çalışanların Evet diyeceğine inanıyorum

Uzun yıllardır sendikal faaliyetlerin içinde olan ve Hizmet İş Kocaeli Şube Başkanlığı görevini yürüten İdris Ersoy bu haftaki Salı röportajlarımızın konuğu olarak Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin de içinde olduğu dört işyeri ile ilgili toplu sözleşme görüşmelerinden , Kocaeli’de yürütülen sendikal faaliyetlere, Hizmet İş’in referandum süreci ile ilgili bakışına kadar birçok önemli konuya değindi.  Derince Belediyesi ile gergin geçen görüşmelerin sonunun olumlu bittiğini ifade eden Ersoy, “Büyükşehir ile de bir toplantımız olacak ve bu toplantının sonunda da Büyükşehir, BELDE A.Ş ve İSU Genel Müdürlüğü’ndeki toplu sözleşmeler şekillenmiş olacak.
 

Toplu sözleşmeler masada bitecekse bu hafta bir sonuç alacağız. Masada biteceğine dair inancımızı da koruyoruz” ifadelerine yer verdi.  Derince Belediye Başkanı Ali Haydar Bulut ile yaşanan gerginliğe de değinen Ersoy kimseyle kişisel bir nedenle polemiğe girmeyeceğini belirterek “Bizim başkanla sürecimizde bazı sebeplerden dolayı aramızda karşılıklı bir soğukluk var. Herkes kendine göre haklıdır. İnşallah bu gerginlik de geçer” açıklamasında bulundu. İdris Ersoy “Tatlı su sendikacılığı yapıyorlar” derken hangi sendikayı kastetti?, kendisini ‘AKP’ye yakın sendika başkanı’ olarak eleştirenlere ne yanıt verdi?, İzmit Belediyesi’nde örgütlü olmanın Hizmet İş için önemini Ersoy hangi cümlelerle açıkladı?, ‘Gerekirse mücadeleyi bırakırız’ derken Ersoy neyi kastetti? Kocaeli ile ilgili referandum tahmininden, Hizmet İş’in neden ‘Evet’ diyeceğine, kıdem tazminatından daha birçok konuya kadar Ersoy’un önemli açıklamaları röportajımızda. Keyifle okumanız dileğiyle..

GREV KARARI ALINACAK
*Yoğun bir süreçtesiniz. Tıkanmalar olsa da 4 işyerinde toplu sözleşme görüşmeleriniz devam ediyor. Süreç nasıl ilerliyor. Bundan bahsederek başlayalı mı?

- Bu sene 1 Ocak itibariyle 4 işyerinde toplu sözleşme görüşmemiz var. Derince Belediyesi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İSU Genel Müdürlüğü ve BELDE A.Ş olmak üzere. Bunlardan Derince Belediyesi ile ilgili basına da yansıdığı üzere bir sıkıntı yaşandı ama sonu mutlu oldu. İşçi arkadaşlarımızla da görüşerek bir anlaşma imkanı doğdu ve bu anlaşmayı imzalayacağız. Bizim için mutluluk verici bir durum. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Büyükşehir, İSU ve Belde A.Ş’de şu anda arabulucu süresi doldu. Arabulucu raporunu Bölge Çalışma’ya verdi. Büyük ihtimalle oradan Genel Merkezimize raporun ulaşmasından sonra mecbur grev kararı alınacak. Bu durum üç kurum için de geçerli. Üçü de at başı gidiyor. Greve yasaklı yerlerde grev kararı alınamıyor, o nedenle de grev oylaması yapılmadan Toplu Sözleşme yüksek hakime gidiyor. İSU grev oylamasının dışında kalıyor. Büyükşehir’de de greve yasaklı yerler var. BELDE A.Ş bu zeminin dışında kalıyor. Kararın netleşmesi de iki haftalık bir durum. Büyükşehir ile de bir toplantımız olacak ve bu toplantının sonunda da Büyükşehir, BELDE A.Ş ve İSU Genel Müdürlüğü’ndeki toplu sözleşmeler şekillenmiş olacak. Toplu sözleşmeler masada bitecekse bu hafta bir sonuç alacağız. Masada biteceğine dair inancımızı da koruyoruz. 

*Derince Belediyesi ile ilgili görüşmelerde neden sıkıntı yaşandı?
- Belli maddeler toplu sözleşmelerde sona kalıyor. Özellikle ücret maddeleri ve idari maddeler. Ücret ile maddeler işverenden ya da işveren sendikasından gelirken, Derince Belediyesi’nden sıfır ücret teklifi gelmişti buna üzüldük ama profesyonel insanlarız. Herkesin de bulunduğu kurumda mücadele vermesi doğaldır. Mücadele ortamında böyle şeyler doğaldır diye düşünüyoruz ama sıfırdan başlamak kamuoyu ve işçi arkadaşlarımızın tepkisini de çekti. Son olarak yüzde 5, yüzde 5 şekilde bir anlaşma sağlandık. Dört aylık bir süreç oldu. 

HER İŞVEREN BİZİM İÇİN ÖNEMLİ
*Derince Belediye Başkanı Ali Haydar Bulut ile görüşmelerin ardından yaşanan gerginlik de basına yansımıştı. Neydi bunun sebebi? Şu an nedir durum?

- bizim başkanla sürecimizde bazı sebeplerden dolayı aramızda karşılıklı bir soğukluk var. Herkes kendine göre haklıdır. Sendikal çalışmalar nedeniyle. Ben sendika başkanıyım. Bizim temsil ettiğimiz işçilerimiz var. Bireysel olarak kimseyle polemik içine girmem. Yer yer 12 senelik mücadelemizde işverenlerle, belediye başkanlarıyla sıkıntı yaşadığımız dönemler oldu. Doğal olmasa da doğaldır diyoruz. Sonrasında da çoğu işverenimiz bizim emek kavgamızın çalışanlar için yaptığımızı bildikleri için muhakkak bir sulh oluşmuştur. Derince Belediyesi ile ilgili durumumuz geçmişten gelen sıkıntıları ile alakalıydı. Bu gerginlik inşallah da geçer. Kimse bizim hasmımız değil. Her işveren bizim için önemlidir. İşverenden biz çalışan arkadaşlarımızın çalışma şartlarının iyileşmesi ve ücretlerinin artması için uğraştığımız ekip arkadaşlarımız olarak görüyoruz. 

HALA ESKİ BAŞKANLAR İLE GÖRÜŞÜYORUZ
*İşçilerin haklarını koruma noktasında belediye başkanları ve işverenler ile gerginlik yaşandığını ve sonrasında çözdüğünüzü, profesyonel baktığınızı söylüyorsunuz. Belediye başkanları da bu gerginliklerin ardından profesyonel davranabiliyor mu?

- Genel anlamda belki 4-5 işveren ile 12 sene zarfında muhakkak işçi hakları ile ilgili gerginliklerimiz olmuştur ama bunların hepsi bitti. O arkadaşlarla, belediye başkanları ile görüşüyoruz. Ayrılanlarla da şu anda görevine devam eden belediye başkanları ile görüşüyoruz. O zamanki şartlar nedeniyle gerginlikler yaşanmış olabilir. Bizim de zamanında hatalarımız olmuş olabilir ama karşılıklı bir araya gelip konuştuktan sonra, fevri çıkışlarını iç dünyasında kabul edip konuşulabiliyorsa bir sıkıntı da kalmıyor. 

DİĞERLERİ TATLI SU SENDİKACILIĞI YAPIYOR
*Yıllardır sendika başkanlığı yapıyorsunuz. Size yapılan eleştirilerde de AKP’ye yakın sendika ya da sendika başkanı eleştirileri yapılıyor. Bu konu ile ilgili ne söylemek istersiniz?

- Bunu çıkaran çevreler malum çevreler. Solumuzdaki ziyan olan, sağımızdaki yalan sendikaların ortaya koymuş oldukları yalan bir tabir. Her kurumun bir duruşu var. 1979’da kurulan Hizmet İş Sendikası duruşunu hiç bozmamıştır. Bu ülkenin milli ve yerli kurumu olma iddiamız var. Diğer sendikalar gibi 80’deki kavga ortamından beslenen ya da sağımızda bulunan sendikaların tatlı su sendikacılık yaptığı ortamda farklı bir iddia ile ortaya çıkan bir sendikayız. Kurulduğumuz günden bugüne kadar muhakkak aynı paralelde düşündüğümüz (dünya görüşü anlamında) iktidarlar iş başında oldular. O zaman da bunu çekemeyenler, kendilerinin de angaje olduğu bir sürü siyasi görüşler olduğu halde bunu görmeyerek, 76’dan beri sürdürdüğümüz çizgiden dolayı bize bu iftirayı atabildiler.

HİZMET İŞ’İN 80’DE DE , 15 TEMMUZ’DA DA DURUŞU BELLİDİR
*Emek mücadelesini bu noktadan ayrı tuttuğunuzu mu söylüyorsunuz?

- Aynı düşüncede olabiliriz, aynı kültür ve değerlerle yoğrulmuş olabiliriz siyasi iktidarda bulunan partilerle ancak bu bizim için farklı bir konu. Çalışma hayatında mücadelemiz, işçi hakları ile ilgili düşüncelerimiz tamamen bu alanın dışında bir durum. Emek, ekmek ve alın teri mücadelesinin evrensel olduğunu düşünüyoruz ve bu mücadeleyi veriyoruz. ‘Orada örgütlüyüz, burada da örgütlüyüz, orada ayrı burada ayrı davranıyoruz’ demek mümkün değildir. Biz bunu kabul etmeyiz. Bizim emek mücadelemiz evrensel bir mücadeledir. Tarihimizden, köklerimizden, inançlarımızdan aldığımız değerlerle yaptığımız bir mücadeledir. Bunu bize söyleyen konfederasyonlar, sağımızda solumuzda bulunan sendikalar çıkıp kamuoyunda bizim gibi mücadele örneği ortaya koysunlar biz de onları alınlarından öpelim. 12 senede yaptığımız mücadele yaptıklarımıza baksınlar,  bir de onların mücadelesine baktıklarında kim mücadele ediyor, kim hangi siyasi partiye angaje olmuş, kim nerede duruyor görürler. İşçi hakları ile ilgili duruşumuz bellidir. Siyasi alanda da 80 ihtilalinde de Hizmet İş’in duruşu bellidir, 28 Şubat’ta da bellidir, 15 Temmuz’da da bellidir. 





O SENDİKALAR ÖNCE HESAP VERSİN
Biz aynı yerde duruyoruz. Nasrettin Hoca’nın dediği gibi iz sazın bir tarafından tutuyoruz onlar da sağına soluna geçiyorlar. AKP iktidarında farklı konuşuyorlar, başka bir partinin iktidarında farklı konuşuyorlar. 80 ihtilalinde darbe hükümetine bakan veren sendikalar ve konfederasyon bellidir, 28 Şubat’ta işçiye yüzde 55 zam veren, emekliye yüzde yüz zam veren bir iktidar emek mücadelesi veriyorsa biz neye bakacağız? Diyeceğiz ki işçinin hakkını hukukunu veriyor mu? Asgari ücrete yüzde 35 zam teklifi ile gidip yüzde 55 veren bir siyasi iktidarı 5’li sivil çete ile bir araya gelerek iktidardan indirme anlamında sokak hareketine meyil eden sendikalar bellidir. Onlar önce kara geçmişlerine, işveren ile bir olup hükümet devirdikleri kara geçmişlerine baksınlar. O dönemin hesabını versinler. Bizi eleştireceklerine oraya baksınlar. 

SON 3 İLÇEDE DE BİRGÜN MUTLAKA ÖRGÜTLENECEĞİZ
*İzmit Belediyesi’nde örgütlenmeyi özellikle istiyordunuz? Neydi bunun sebebi ?

- Şu anda 3 belediyede yokuz. Kartepe, Dilovası ve Körfez’de yokuz. Hizmet İş olarak Kocaeli’de 7 bine yakın da üyemiz var ve mücadelemizi yürütüyoruz. İzmit Belediyesi’nde örgütlenmek bizim için önemliydi ve şu anda da örgütlüyüz. İzmit Kocaeli’nin merkez ilçesi olduğu için, Kocaeli’de yaşayan tüm çalışanların ve diğer bürokratların da önem addettiği bir ilçe konumunda. 2009’da belde belediyeler birleşip ilçe belediye olduğunda bizim de Bekirpaşa ve Kuruçeşme’den üyelerimiz vardı, mücadele de o tarihte başladı. İlk örgütlenmede çoğunluğu elde etmemize rağmen mahkemede yaşanan hukuki bir sıkıntıdan dolayı ilk yetki mücadelemiz kaybettik. İkincide de olmadı, üçüncüde muradımıza erdik ve toplu sözleşme yaptık. Şu anda arkadaşlarımız memnun. Zamanında malum sendika ‘haklarınız ortadan kaybolacak’ gibi işçileri etkilemek adına yaydıkları yalanlar vardı. Bir kayıp vermeden ve 3 madde daha ekleyerek arkadaşlarımıza mahcup olmadık. Şu anda da mutlu bir şekilde çalışmalarımız devam ediyor. Örgütlü olmadığımız üç ilçede de örgütlenme mücadelemiz devam edecek. İzmit nasıl olduysa birgün onlar da olacak. 

SENDİKALAR OLARAK YENİLENMEMİZ LAZIM
*Kocaeli’deki sendikal faaliyetleri nasıl değerlendiriyorsunuz? 

- Türkiye’de sendikal mücadelenin tarihi 1950’lere, 60’lara dayanıyor. İşçi sendikaları anlamında bahsediyorum. O günden bugüne çeşitli evreler oldu ama sendikal mücadelenin işçi kısmıyla baktığımızda eksik bakış açısı ortaya çıkmış olur. Sermayenin durduğu yer, güçlülüğü, hükmettiği alanlar, sendikaların da buna karşı mücadele alanı geliştirmesi anlamında sendikaların da bir şeyler geliştirmesi lazım.  Sendikacılığın 80’den sonra artık kendini çek edip yenilenmesi lazım diye düşünüyorum. Biraz geri kalmışlık var. Eski slogan ve söylemlerle mücadele etmekten ziyade yeni bir mücadele alanı oluşturarak mücadele alanını geliştirmek gerekiyor. Bir eksiklik görüyorum. Sendikalar olarak, bir iç eleştiri olarak söylüyorum. Bu mücadeleyi çıkacak işçi önderleri, sendikal mücadelede öne çıkacak kişilerle bunu aşarız diye düşünüyorum. Sermaye ve işverenler güçlü, çok işçinin yanında duran yasalar yok. Bu noktada örgütlenmenin önündeki sorunların muhakkak çözülmesi gerekiyor. Taşeron sorununun çözülmesi gerekiyor. Bu durum bizi üzüyor. Bunlarla mücadele etmemiz lazım. Bu durum ileride de çalışanlarımızı sıkıntıya sokacak. Vergideki adaletsizliklerin de giderilmesi gerekiyor. 

*Kısa bir süre sonra referanduma gidiyoruz. Bu süreçte referanduma gidilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Türkiye zorlu bir süreçten geçiyor. Özellikle 15 Temmuz öncesi ve sonrası sıkıntılarımız belli, Türkiye’ye karşı Avrupa ülkelerinin tavır alırcasına mücadele başlattığı bir dönemdeyiz. Hizmet İş olarak devletimizin devam etmesi,  baki olması gerektiğini düşünüyoruz. O nedenle de bu süreçte yaptığımız mücadelelerin hepsini bir kenara bırakabiliriz. Toplu sözleşmeler, taşeron, örgütlenme.. Tabi ki bunların da mücadelesini yaparız ama darbe varsa, terör varsa  diğer konuların hiçbir değeri kalmaz. Öncelikle ülkemizin bütünlüğü her şeyden önemli. 15 Temmuz’dan sonra bunu daha çok yaşadık ve gördük.  OHAL’de referandum olur mu, olmaz mı? 80’den sonra ilan edilen OHAL ile şu andaki OHAL’in alakası yok. 15 Temmuz’dan sonra hızlı adım atma adına yapılan düzenlemeler var. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi bazen at izi it izine karışabiliyor ama biz sosyal hayatımızda OHAL ile ilgili bir durum görmüyoruz. Referandum süreci keşke bu sürece denk gelmeseydi, normal sürecinde olmasaydı ama bize etkisi, katkısı olacağını düşünmüyorum. Herkes de rutin hayatını yaşıyor.

*Referandumda evet diyeceğinizi açıkladınız dün...
- Referanduma evet diyoruz. Ayın 30’unda 38 sivil toplum kuruluşunun buluşacağı bir referandum programımız olacak ve sendika genel başkanlarının da katılımı olacak. Hak İş Genel Başkanımız zaten sistem değişikliği ile ilgili çalışmaya katılıyor zaten. Biz de evet çıkması için desteğimizi sürdürüyoruz. Siyasilerin söylemleri var, onlar kendi alanlarında mücadele veriyorlar, bizi de çok ilgilendirmez. Bizim açımızdan bakıldığında yıllardır çalışma hayatının içindeyim. Daha öncesini de gören arkadaşlarımız vardır. Bu bir sistem değişikliği. Cumhurbaşkanı tarafından hükümetin kurulduğu, bakanların atandığı bir sistem. 

*Neden Evet diyor Hizmet İş?
- Çünkü 1950’den sonra 14 yıl Ak Parti’yi saymazsak koalisyon hükümetlerinin yaşandığı, 93 yıllık cumhuriyette 65 hükümetin kurulduğu, seneye bir buçuk hükümetin düştüğü bir Parlamenter sistemden bahsediyoruz. Koalisyon kurmak için harcadığımız zamanlar çalışanlar ve ülke adına kayıp oldu. Burada yönetimsel zafiyetlerin oluştuğu, çalışanlar adına baktığımızda emeğimizin küçüldüğü, yok olduğu dönemleri de unutmuyoruz. Ekonomik krizin ve koalisyonların çöküntülerini en çok çalışanlar hissetti. Çalışan arkadaşlarımızın iyi analiz ederek düşüneceğine ve ‘Evet’ diyeceğine inanıyorum. ‘Evet’ ne getirecek, ‘Hayır’ ne getirecek, onun çalışmalarını siyasiler yapıyor zaten. 

YENİ BİR ANAYASANIN ÖNÜMÜZE GELMESİ LAZIM
* Bazı sendikalar yeni anayasa maddelerinde emek ile ilgili bir madde göremediklerini belirterek bu konuda tepkisini dile getiriyor. Nedir sizin bu konudaki fikriniz, hangi maddelere bakarak Hizmet İş Evet diyor?

- 18 madde genel anlamda yeni sistemin tarifi ile ilgili. Anayasayı baştan sona değiştirme gibi bir durum yok. 18 madde ile yeni bir düzenleme getiriliyor. Güçlü bir şekilde yeni anayasa yapılarak, bunlar da işin içine katılarak milletimizin önüne gelseydi, her şey sade bir şekilde belirlenseydi, bireylerin özgürlüğünün olduğu, çalışanların daha fazla anayasada yer aldığı bir sistem keşke olsaydı ama bu 18 madde bunlarla alakalı değil. Bu sadece sistemin değişikliği ile alakalı. ‘Emek, ekmek göremiyoruz’ demek bir yerde doğru bir yerde doğru değil. Yeni anayasa çalışmalarında bu da önümüze gelecektir. Birey özgürlüklerinin daha çok olduğu, hukukun daha evrensel olduğu, çalışanların sorunlarının çözümü ile alakalı çalışmaların yapıldığı yeni bir anayasanın önümüze gelmesi lazım. Biz referandumdan sonra da bu durumun takipçisi olacağız. ‘Hayır’ çıksa da mücadelemiz devam edecek. ‘Yeni anayasa kişinin ekmeğini büyütecek’ ya da ‘hayır çıkarsa şöyle olacak’ dersek bu doğru olmaz ama Parlamenter sistemde biz çalışanlar olarak nasıl mücadele verdiysek evet çıkarsa da Başkanlık sisteminde bu mücadeleyi yine vereceğiz. 

*Kocaeli kenti sanayi ve emek kenti. Sizin bu bölge için tahmininiz nedir?
Kocaeli şahsına münhasır ,  cumhurbaşkanına sevgisi ve vefası olan bir kent. Bizim için de cumhurbaşkanımız 1994’ten beri tanıdığımız ve yer yer de yakından konuşma fırsatı yakaladığımız, çalışma hayatı ve çalışanlar ile kaygısının olduğunu bildiğimiz bir devlet büyüğümüz. Milli ve yerli sendikalara da bakış açısı da bizim için önemli. Seven ve destek veren bir devlet büyüğümüz. Kocaeli’de de Cumhurbaşkanımızı seven ciddi bir kesim var ve Kocaeli’de de Türkiye ortalamasının üzerinde bir oy çıkacağını düşünüyorum. Kocaeli’ye bu durum sandığa farklı yansıyacak. Kocaeli’nin emek kenti olması şu anlamda çok bir şeyi değiştirmiyor. ‘Ak Parti bu zamana kadar çalışanlar için bir şey yapmadı’ diyen bazı sendikacı arkadaşlarımız var ama burası emek kenti demek ki çalışan fazla ve işsiz az. Millet istikrar istiyor. Kurulu düzeninin bozulmamasını istiyor.  Zorlukları görmüş biri olarak söylüyorum o dönemlerde de asgari ücret düşüktü şu anda yüksek olduğunu söyleyemeyiz ama küresel ekonomik sistemin içine giren tüm ülkeler dengeleri gözetiyorlar. Keşke böyle bir dengenin içinde olmasak da üretime dayalı üretim yapsak, daha çok milli gelirimiz olsa. Anca bu kadar olabiliyor sistemin içinde. Kocaeli’deki çalışanların olduğu yerde oy az çıkar çok çıkara ben bağlayamıyorum. Geçmiş seçimlere baktığımızda da Kocaeli’de Ak Parti Türkiye ortalamasının üzerinde oy alıyor.

*Kıdem tazminatının fona devredilmesi konusu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kıdem tazminatı ile ilgili Hizmet İş’in baştan beri duruşu bellidir. Türkiye’de kıdem tazminatı alamayan hatırı sayılır bir işçi çoğunluğu var. Biz kıdem tazminatında iki şey söylüyoruz. Bir kazanılmış haklarımızdan bir şey kaybetmeyeceğiz. Yeni bir düzenleme gelecekse bunun adı ne olursa olsun, burada 30 gün kıdem tazminatının tavanı korunacak. Fon da kurulacaksa devlet garantisinde olacak. Bunlar bizim kırmızı çizgilerimiz. Böyle olacaksa sorun yok, olmayacaksa da mevcut sistemle gideriz. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner846

banner820

banner354

banner482

banner599

banner879

banner328