Varsa yüreğiniz, ittifaktan ayrılın!

DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun yürüyüş çağrısı sonrası ortalığı birbirine katan BBP’lilerin neden ittifaktan kopamadığı merak konusu oldu

Varsa yüreğiniz, ittifaktan ayrılın!

DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun dünkü çağrısının ardından Kocaeli’de ilginç bir tablo ortaya çıktı.
AKP’den ses yok.
MHP’den ses yok.
Ülkü Ocakları’ndan ses yok.

Ama bir kesim var ki bir anda hararet yaptı.
BBP ve Alperen Ocakları…

“Hararet” diyorum çünkü ortada soğukkanlı bir siyasi refleks değil, sosyal medyada köpürtülen, halkı kin ve düşmanlığa sürükleme riski taşıyan paylaşımlar var. Hatta iş, silahlı görsellerle yapılan tehditlere kadar vardı.

BBP Kocaeli İl Başkanı Metehan Küpçü’yü bu noktada ayırmak gerekiyor. Onun dışındaki isimlerin paylaşımları ise maalesef ölçüyü çoktan aşmış durumda.

Beğenin ya da beğenmeyin…
Sevin ya da sevmeyin…

DEM Parti bu ülkede milyonlarca oy alan bir parti.
Kocaeli’de bir belediyeyi kıl payı kaçırdılar.
Gergerlioğlu ise yalnızca Kocaeli’nin değil, Türkiye’nin tanıdığı bir siyasetçi.
Geçen yıl sokak röportajları yaptığım süreçte de Kocaeli’de de en çok tanınan milletvekili olduğunu gözlemledim.

Ben kendisiyle aynı görüşte değilim.
Olmam da mümkün değil.
Ama gerçekleri de yok sayamam.

Bugün yine seçim olsa Gergerlioğlu büyük ihtimalle yine Meclis’e gider.
Hatta bir adım daha ileri gideyim: Dilovası’nı bu kez kazanırlar.

Burada mesele DEM Parti’yi savunmak değil.
Mesele, tutarsızlık.

Çünkü siz Gergerlioğlu’na ve DEM Parti’ye karşı bu kadar sertseniz, o zaman aynı masada oturduğunuz ittifak ortaklarınıza neden bu tepkiyi göstermiyorsunuz?

BBP, Cumhur İttifakı’nın bir parçası.
2023 seçimlerinde Meclis dışında kaldılar, ittifaktan ayrılmadılar.
Devlet Bahçeli’nin “Apo Meclis’e gelsin” çıkışına tepki gösterdiler, ittifaktan ayrılmadılar.
AKP–MHP–DEM Parti arasında yumuşama yaşandı, ayrılmadılar.
“Terörsüz Türkiye” komisyonu kuruldu, ayrılmadılar.
Meclis’te Kürtçe sloganlar atıldı, yine ayrılmadılar.

O zaman sormak gerekiyor:

Madem bu sürece bu kadar karşısınız, neden hâlâ Cumhur İttifakı’ndasınız?
2028–2029’da yeniden AKP listelerine dönme hesabı mı yapıyorsunuz?
Eğer kendi oyunuzu bu kadar güçlü görüyorsanız, neden ittifaktan ayrılmıyorsunuz?

Sokakta ne kadar bağırırsanız bağırın…
Sosyal medyada ne kadar sert paylaşımlar yaparsanız yapın…
O masada oturduğunuz sürece, o masada alınan kararlarla anılırsınız.

Şimdi muhtemelen çıkıp yine o ezberlenmiş 'Devletin bekası için ittifaktayız' nakaratını söyleyeceksiniz.

Ama sormak lazım:

Apo’nun Meclis’e davet edildiği, Kürtçe sloganların yankılandığı bir denklemde sizin savunduğunuz “beka” tam olarak nerede başlıyor, nerede bitiyor?

Eğer bunlar kırmızı çizgilerinizi aşmıyorsa, sokaktaki o sert çıkışlar ve tehditvari paylaşımlar neyin nesi?
Tabanı konsolide etmeye yönelik bir tiyatro mu?
Yoksa koltuk ve kadro bekası, vatan bekasının önüne mi geçti?

Kısacası beyler…

Ya bu yeni sürecin ortağı olup susacaksınız.
Ya da yüreğiniz yetiyorsa o masadan kalkacak, sözünüzün arkasında duracaksınız.
Çünkü gerçekten merak ediyoruz:
Siz masadan kalktığınızda, Cumhur İttifakı’ndan ne eksilecek?