banner1046
banner1117
02 Eylül 2019 Pazartesi 10:11
“Ölüyorum, çocuklarıma sahip çıkın” demişti…  O anne kansere yenik düştü
Eşini yıllar önce kaybetmiş bir anneydi Emine Eren Kale… Bir daha evlenmedi, yetim kalan 2 çocuğunu tek başına büyüttü. Çocuklarından biri liseye, diğeri üniversiteye gidiyordu. Büyük bir özveriyle çocuklarına iyi bir gelecek hazırlamaya çalışıyordu Emine Eren Kale ancak olmadı. Amansız hastalığa, kansere, yakalandı. Kanser artık tüm vücudunu sarmıştı, son evredeydi. Onun tek derdi ise geride öksüz kalacak olan çocuklarıydı. Körfez Fatih Mahallesi’nde ikamet eden Emine Eren Kale, 3,5 ay önce, Körfez’de yayın yapan Bizim Gazete’nin imtiyaz sahibi Mustafa Eranil’i aradı. Öleceğini anlatıyordu Eranil’e, öldükten sonra çocuklarına sahip çıkılmasını, okumalarının sağlanmasını istiyordu. Gözyaşlarına boğularak aktardıklarını, Eranil, 19 Mayıs 2019 tarihinde köşe yazısına taşımıştı. “Bir annenin feryadı ve insanlık” başlığı ile yer vermişti annenin sözlerine.

“NE OLURSUNUZ SAHİP ÇIKIN”
Şunları diyordu Emine Eren Kale: “Eşimi yıllar önce kaybettim. İki çocuğumu büyüttüm. Biri liseye gidiyor; diğeri ise üniversiteye. Bedenimin her yerini sarmış kanser denilen illet. Tıpa göre, son evresindeyim. Belki bu konuşmadan sonra bir daha konuşamam, gözlerim ebedi olarak kapanır. Ancak benim iki evladım var. Ne olursunuz bunlara sahip çıkın. Destek verin. Ben gittikten sonra; eğitimlerini yapabilecekleri şartları oluşturun.” Bu sözlerin üzerinden üç buçuk ay geçti ve Emine Eren Kale, maalesef amansız hastalığa yenik düştü. Liseye giden bir erkek çocuğu, üniversiteye giden bir genç kız öksüz kaldı. Çok sevdikleri, arkadaş gibi oldukları annelerini yitirmenin derin acısını yaşayan bu iki evladın okullarını tamamlayıp iyi bir geleceğe sahip olabilmeleri tek vasiyetiydi Emine Eren Kale’nin. İş adamlarının, hayırsever vatandaşların Emine Eren Kale’nin öksüz kalan evlatlarına sahip çıkması bekleniyor. 

19 Mayıs 2019’da Mustafa Eranil’in kaleme aldığı köşe yazısı şöyle:


BİR ANNENİN FERYADI VE İNSANLIK
'İki ay ya yaşarım, ya yaşamam' diyordu telefonda ki ses.

Bir yandan da ağlıyordu.

'Nedir derdin' dedim, gözü yaşlı anneye:

Ses kesildi.

Zannettim telefonda teknik bir arıza oluştu.

Alo!.. Alo!.. diye tekrar seslendim.

Ve ağlayarak anlattı derdini:

'Eşimi yıllar önce kaybettim. İki çocuğumu büyüttüm. Biri liseye gidiyor; diğeri ise üniversiteye. Bedenimin her yerini, sarmış kanser denilen illet. Tıp'a göre, son evresindeyim. Belki bu konuşmadan sonra bir daha konuşamam, gözlerin ebedi olarak kapanır. Ancak benim iki evladım var. Ne olursunuz bunlara sahip çıkın. Destek verin. Ben gittikten sonra; eğitimlerini yapabilecekleri şartları oluşturun' diyerek, bir yandan da ağlıyordu. Son sözü ise; ' Zamanınızı aldım. Hakkınızı helal edin' oldu. Kapattı.

Elim titredi.

Gözümün önü karardı.

Tenimi sardı terim.

Kesildi, dizlerimin dermanı;

Yok oldu gözlerimin feri.

Böyle bir acı hayatın varlığından haberdar olunca;

Yine sorguladım kendimi:

İnancımı...

İnsanlığımı...

Sustum...

Yapmalıydık bir şeyler.

Dokunmalıydık bu yüreklere.

Duyarsız olmamalıydık bu gözyaşlarına..

Zorda olsa;

Ufak bir dokunuş gerçekleşti.

Ama yeterli mi?

Kesinlikle değil.

Bu annenin üniversitede okuyan kızına;

Destek şart.

Hem de mesleğini kazanana kadar.

Bu zor hayatı gördükten sonra;

Bazı hakikatleri sorgulamamız gerekir;

O da şudur ki;

Toplum olarak öyle bir hale geldik ki;

'Komşumuzun açlığı' bizi ilgilendirmiyor.

'Hep bana' düşüncesi içinde yaşıyoruz.

Dinimizde buyrulmuyor mu?

'Komşusu açken; tok gezen bizden değildir' diye.

Ve gerçekten komşumuz aç.

Lakin biz bundan bihaberiz.

Nasıl bu hale geldik?

Kimlerin etkisi var?

Bilmem ama;

Bildiğim tek şey var.

Sosyal adalet mekanizması çalışmıyor.

Zengin, daha zengin.

Fakir, daha fakir.

Ne ağlayan gözlere müdahale ediliyor;

Ne yıkılan umutlara bakılıyor.

'Ben' endeksli bir hayat, bu günkü hayatın vaz geçilmezi olmuş.

Ne olacak bu halimiz?

Nereye kadar devam edecek?

Ne bilen var; ne de bunu umursayan.

Ve bu yüzden:

İnsanlar sürünüyor.

İnsanlar ölüyor.

İnsanlık öldüğü içinde;

Her geçen gün; ÖLÜYORUZ.



Son Güncelleme: 02.09.2019 12:32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner1048

banner354

banner599

banner820