Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’u fethetmeye hazırlandığı sıralarda halkının durumunu görme maksatlı tebdili kıyafetle çarşıya iner. Sabah erken saatlerde yanına aldığı veziriyle çarşıda olan Fatih, girdiği ilk dükkandan birkaç şey ister. Dükkan sahibi kendisini tanımamakla beraber, arzu ettiği şeylerden sadece birini hazırlayıp verir. Bunun üzerine Sultan diğer istediği şeylerinde hazırlanmasını söyler. Dükkan sahibi: “Efendim ben sabah siftahımı yaptım, komşumda henüz dükkanını yeni açmıştır. Diğer isteklerinizi de ondan alınız” der. Sultan, yan dükkana girer, istediklerinden yine biri hazırlanır. Bu esnaf da Fatih’e yan dükkana gitmesini, çünkü komşusunun bu sabah siftah yapmadığını, diğer alacaklarını da ondan almasını söyler. Bu durum böyle devam eder. Alışverişi bitiren Sultan’ın ağzından şu cümle dökülür: “Allah’ım, değil bu milletle İstanbul’u, dünyayı bile fethederim…”
 

Şimdi cımbızla arayıp da zor buluyoruz o esnafları…
Cımbızla arasak, zor buluyoruz bu güzelliği…
Haber oluyor artık böyle esnaflar…
“Vefalı esnaf” diyoruz, “Örnek esnaf” diyoruz, “Helal olsun” diyoruz.
Pek görülmeyen, sıradan olmayan şeyler dikkat çekiyor çünkü, şaşırtıyor.
Sıradanlıklarımız değişmiş Fatih’den bu yana…

 

Kiralar yüksek, rekabet yüksek, giderler yüksek.
Şartlar da Fatih dönemindeki gibi değil.
İnternet mağazaları, AVM’ler, zincir mağazalar, şu bu derken herkes kendi derdine düşmüş.

Ama esnafın derdini esnaf anlamalı yine de…
Tatlı bir rekabet olmalı ancak bir olmalı esnaf, birbirine tutunarak ayakta kalmalı…

Bu konuda kazan-kazandır mantığı güdecek projeler yapılabilir.
İlgililerin dikkatini çeker mi bilmem ama bana mantıklı gelen bir fikri paylaşmak istiyorum sizlerle…

Bu fikir “hep bana” değil; “hem bana hem sana” mantığını içeriyor…
Sende pişen, komşuya düşüyor, sonra komşuda pişen sana da düşüyor!
Tek kişi değil, çok kişi kazanıyor.

Şöyle ki:

A mağazasından, şu kadarlık bir ya da birkaç ürün alana, B ya da B, C, D mağazalarından alacağı şu, şu, şu ürünlerde yüzde X indirim uygulanacak. Böylece bir mağazadan bir ürün alınca, indirimden yararlanmak için diğer mağazaya da gidip alışveriş yapacak vatandaş. Mağazalar karşılıklı bunu uygulayacak ve hepsi kazanacak. Verilecek olan indirim kuponu gidilen diğer mağazada “görüldü” kaşesi ile kaşelenecek, üçüncü bir dükkanda kullanılmayacak.

Ham bir proje, bir fikir bu…
Eksikleri olabilir…
Üzerinde çalışılarak böylesi bir fikirle esnafların kapısı çalınabilir.
İndirim kuponu yerine, bir para puan kartı da kullanılabilir.
Esnaflar bu fikre sıcak bakar ise tam olarak Fatih’in dönemindeki gibi olmasa da benzer bir durum hayata geçebilir, dayanışma örneği göstererek esnaflar hem kazanır hem kazandırır hem de “ZİNCİR” mağazalar, AVM’ler ve internet mağazaları ile rekabet edebilir.

Sohbet esnasında bu fikir çıktı ortaya, paylaşmak istedim.

Esnaf kazanacak, diğer esnafa da kazandıracak, sonra diğer esnaf ona kazandıracak. Oluşturulacak bu zincirler, “Zincir”ler kırılacak. Tabii indirim olduğu için vatandaş da kazanacak. Şimdi Kocaeli’den, Kocaeli’nin kalbi İzmit’ten başlasa böyle bir proje, örnek olsa tüm yurda fena mı olur?

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin Soykan 2020-05-10 04:10:35

Uygulansa mükemmel ancak sistem kabul etmez
Zira tamamen sil baştan değişmesi gerekir.
Rekabet kurulu dahil gözden geçirmek gerekecek.
Yinede güzel bir uyarı,çok yerinde

Avatar
Özgür 2020-05-08 17:30:46

Mnatikli en aZından denenebilir yılmaz bey.bir fikirde benden ..her esnaf kendi ürününü satsın.kasap et..tavukçu tavuk..sütçü sut..sucukcu sucuk..manavcı manav ürünleri..kapitalizm artik1 koyun1. Satıyor kurbanda .yuh yani