banner960
banner981

Dün akşamdan bu yana bir yaygara koparılıyor ki sormayın.

İstanbul seçimleri iptal edildiği için ülkemiz bir anda kötü duruma düştü sanki.

Sanki her şey güllük gülistanlıkken bir anda dikta rejimiyle karşı karşıya kaldık…

Döndüm baktım, koşa koşa saraya giden sanatçılar bile Ekrem İmamoğlu’na destek mesajları yayınlamaya başlamış.

En korkak oda başkanları, en pasif dernek yöneticileri bile açıklama yapmaktan geri durmuyor.

İktidara yönelik eleştiriler var.

*

İnsanların umudunu elinden almışmış Erdoğan.

İnsanların sandığa inancı kalmamışmış.

Gerçekten insanlar bu kadar saf olamaz, olmamalı.

Pollyannacılık da bir yere kadar!
Siz nasıl bir ülkede yaşadığınızı sanıyordunuz?

Ülke yıllardır yangın yeri.

Ünlü bir düşünürün de dediği gibi kendi dışkımızda boğuluyoruz; İstanbul seçimleri iptal edilene kadar kimse farkına varmadı mı?

*

Hangi birinden başlayacaksın saymaya.

Aklıma ilk önce Ali İsmail Korkmaz geliyor.

Sokak ortasında dövülerek katledilirken mosmor olan, şişen o genç bedenden sonra bu ülke yanmadıysa, bu ülkeyi yakmadıysak İstanbul seçimleri iptal olmuş çok mu?

301 madencinin katliamı peki Soma’da?

301 cana sebep olan patronun bu işten yırtması?

O da mı yeterli değildi bir şeyleri anlamaya?

*

Yurtlara mahkum edilen çocuklar yanarak can verdi.

Yurtlara mahkum edilen çocuklara tecavüz edildi.

Evine odun alamadığı için salondaki çocuklarının kucağına saç kurutma makinesini bırakan anne intihar etti…

*

Evde çocuğuna, kardeşine, eşine, dostuna bakarken hiç utanmıyor musun?

Ben utanıyorum.

Cebimde para olduğu için, soframda yemek olduğu için, pahalı zevklerime bütçe ayırabildiğim için...

Bunlar bir yana çoğu zaman nefes alabildiğim için bile utanıyorum bu ülkede.

Yaşamak büyük lüks.

Peki ya yaşatmak?

Çocuklarımızı nasıl yaşatacağız yarın?
Garantisi var mı hiçbirinin?

Çırılçıplak soyunup koşasım geliyor sokaklarda.

Yapacak bir şey bilemez oldum çünkü.

Mücadele öyle kitaplardan öğrendiklerimizle benzer değil.

Toplantılara katıl, bilmem kimleri oku, saatlerce tartış, ikna etmeye çalış filan bir halta yaramıyor.

Sokağın halinden anlamıyorsan bütün kelimeleri yutsan da ne fayda?

*

23 Haziran’da İstanbul seçimleri yenilenecekmiş.

Vay efendim bir patırtı, bir kıyamet.

İstanbul seçimleri yenilense ne olacak yenilenmese ne olacak?

Ekrem İmamoğlu başkan olsa ne değişecek?

Kaç sarı öküz verdik biz farkında mısınız?
Kasaba gidip hangisini geri alacaksınız?

*

Bu ülkede tek bir umut zerresi zaten yoktu yıllardır.

Bu ülkede sürekli ‘legal’ olanı, sürekli uzlaşı düzleminde dayatılanı kabul etmek ahmaklıktı aslında.

Seçimlere gitmek, oy kullanmak, demokrasinin var olduğuna inanmak, çoğu zaman proletarya diktatörlüğünün yüceliğini bir kenara bırakıp demokrasiyi çare sanmak ahmaklıktı.
Bugün muhalefet birilerinin sandıkla gideceğini, sandıkla geriletileceğini düşünürken aslında o kadar zayıf ki…

*

Karşımızda polis-asker karma bir ordu.

Mafya babalarını, silahlanma çağrılarını hiç saymıyorum.

Korkuyorum.

Mücadele etmek bir yana, saklanıp yaşayabilecek miyiz onu bile bilmiyorum.

Çırılçıplak sokağa inip koşmak geliyor içimden.

Ayaklarım parçalanıncaya kadar koşmak…

Elimdense hiçbir şey gelmiyor.

“Ortadoğu yangın yeri” diye okuruz yıllardır kitaplarda, gazetelerde.

Ortadoğu’nun göbeğine düştük, yanıyoruz, bilginize.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Az Bilen 2019-05-09 14:05:58

Yazınızın büyük bölümüne katılmakla birlikte, proleterya diktatörlüğü teriminin içi boş bir terim olduğunu hatırlatmak isterim. Şöyle ki; kominist bir rejime uzanan bir sürecin başlangıcı olan proleterya diktatörlüğü, insanların varoluş zamanından beri ilk denenen yönetim şeklidir. İlkel kominal toplum şeklinde yaşayan insanlar bu yönetimi beğenmeyerek kendilerini daha ileri götürebilecek yönetim şekillerine yönelmiştir. Dolaysıyla, insanın yaşamlarında daha önce deneyerek terk ettiği yönetim şekillerine geri dönme hayali beyhude bir arayıştır. İleri dünyanın benimsediği tek yönetim şekli ,demokrasinin en geniş uygulandığı yönetimler ve özgürlüklerin sınırlandırılmadığı çağdaş demokrasi uygulamalarıdır.

Avatar
ali kalkan 2019-05-08 09:55:34

Müthiş bir yazı teşekkürler

Avatar
Devletini seven 2019-05-07 22:45:08

Ne güzel içinden geleni yazmışsın.daha yarısı yok bende utanıyorum helal parayla aldığım jipime eziyet etmekten ama benim keyfim bu cemaatede yardım yapıyorum malımın zekatınıda veriyorum çok değerli rahmetli babamın paralarından.ben çok gördüm iyi bir müslüman gözüküp kamunun mallarını her yola peşkeş çekenleri.Allahın azabı yakındır.

Avatar
Şeref 2019-05-07 22:03:27

İçinde bulunduğumuz durumu çok basit ve anlaşılır bir dille yazmak ancak böyle olur. Teşekkürler Uğur Enç

banner354

banner846

banner820

banner482

banner599

banner328

banner921