banner1046
banner1038

Oldum olası iş insanlarının bir araya geldiği sivil toplum kuruluşlarını önemserim.

İlk bakışta hepsinin iş dünyasına değer katmak, ekonomi politikalarının şekillenmesine destek olmak, üyelerin menfaatini gözetmek adına bir misyonları varmış gibi görülse de

Pek çoğunun bunlarla dertlendiğini söylemek mümkün değil.

Mesela ilimizde Kocaeli Sanayi Odası diye bir kurum olmasa ne olur?

Ya da Ticaret Odaları kapansa hayatımızda ne değişir?

Öteden beri bu tür sivil toplum kurumlarının topluma çok büyük faydalar sağladığını düşünmem.

Ancak içinde bulunduğumuz sistem bizi buna mecbur kılıyor.

Bugün iş yeri açan vatandaş işletmesinin nevine göre sanayi odasına, ticaret odasına veya esnaf odasına kayıt yaptırmadan yol alamıyor.

Daha bismillah, üyelik aidatıyla iş yeri sahibine “hoş geldin” deniliyor.

Buna yapacak bir şey yok.

Sistemin çarklarından biri olan bu odalar hayatımızın bir parçası.

Onlar her ne kadar sivil gibi gözükse de devletin tanıdığı kurumlar olarak işlevini sürdürüyor.

***

Bunun yanında bir de sivil görünümlü ancak tam anlamıyla sivil diyemediğimiz meslek örgütleri, dernekler var.

İnşaat mühendisleri odası, mali müşavirler ve muhasebeciler odası, emlakçılar odası, elektrik mühendisleri odası, mimarlar odası, jeofizik mühendisleri odası, tabipler odası, fırıncılar odası, bakkallar odası vs. say say bitmez.

Şimdi bu odalardan hangilerinin tam anlamıyla bağımsız, siyasetten uzak hareket ettiğini söyleyebilirsiniz?

Kusura bakmasınlar ama bir tanesi bile kendi başına hareket etme kabiliyetine sahip değil!

Herkesin bir tarafı var.

Doğruların öncelenmediği ideolojik duruşları var.

İdeolojik olmayanların ise iktidar kimse onun borozanını çalmak gibi eğilimleri var.

Oda başkanlığını, yöneticiliğini statü sayan, kongreden kongreye ortada gezenler var.

Bir günden bir güne şöyle kentin altını üstüne getirecek bir öneri, bir çalışma, bir proje ürettiklerini gördünüz mü?

Ama konuşmaya geldi mi mangalda kül bırakmıyorlar.

Bırakın onu bunu daha kendi meslekleriyle alakalı işlerde kendi haklarını dahi savunamıyorlar.

***

Küçük bir örnek vereyim.

Depremden bu yana yatay mimariyi ilke edinen yöneticilere

Neden Kent Konut, Toki gibi kurumlar istediği kadar kat çıkarken bize yatay mimari dayatılıyor diye sormuyorlar.

Bu konuda yazılı açıklamalar yaptık falan demesinler.

O açıklamalar yetkililer için sinek vızıltısı bile değil.

Güçlü ses çıkaramıyorlar, etki yaratamıyorlar.

***

Belli meslek gruplarının ses çıkaramadığı yerde bir de her telden iş insanının bir araya gelerek kurdukları dernekler var.

Bunların ne işe yaradığı konusunda hiçbir fikrim yok.

Sorsan kuruluş amaçları konusunda maddelerce misyonerlik yazısı yazarlar ama icraata bakıldığında ortada yoklar.

Bu derneklerin çoğu dönemseldir.

Mesela 17/25 Aralık sürecine kadar havalar bin beş yüz dolaşan KASİAD diye bir dernek vardı.

FETÖ örgütlenmesinin bir parçası olan bu derneğe üye olmak için araya adam koyarlardı.

Hatta siyasetin tepesindeki isimlerden referans gelmezse üyeliğiniz kabul edilmezdi.

AKP il başkanından çok KASİAD başkanının forsu vardı.

Protokolde bile yerleri hazırdı.

Şehrin ilişki ağları bu dernek üzerinden kurulurdu.

Tuttukları altın oluyordu.

Burunları düşse yere almazlardı.

***

Kendi içlerinde geniş bir örgütlenmeye gitmişler, yayıldıkça yayılmışlardı.

O zamanki adıyla “cemaatçi” iş adamlarının hiçbir işten anlamayan ama iş kadını gibi itibar gören koca parası yemekten başka meziyeti olmayan eşleriyle,

Cemaat sayesinde iş üstüne işler alan, hatta ayağına proje yağan meslek sahibi kadınların bir araya geldiği GİKAD adında bir dernek vardı.

Öyle ki dönemin İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan tarafından bu kadın derneğine belediye binasında çok şık bir yer bile tahsis edilmişti.

Yetmiyor bir de gençler için örgütlenme modeli ortaya koymuşlardı.

Genç KASİAD adını verdikleri bu dernekte kentimizden kimler kimler yoktu ki!

Aynı şekilde “Kulüp Kocaeli” adını verdikleri yine ilimizden umulmadık isimlerin FETÖ yapılanmasının bir parçası olan bu derneğe üyelikleri oldu.

Merak etmeyin, kimsenin ismini zikredip eski defterleri açmayacağım.

Sadece dernekçilik işinin dümene göre yapılmasıyla nasıl sulandırıldığı ile ilgili hafıza tazeliyorum.

O gün bu gündür nerede bir iş insanları derneği kurulsa mesafeli bakıyorum.

***
 

Bugün şehrimizde iş dünyasına hitap eden bir dernek daha kuruldu.

Bu yazıyı yazmak da oradan aklıma geldi.

15 Temmuz darbe olaylarından sonra dernek işini rafa kaldıran Kocaelili iş insanları yeniden dernekçiliği hatırladı.

TİCARET VE EKONOMİ KULÜBÜ DERNEĞİ adındaki bu dernek Türkiye çapında faaliyet gösteriyor.

Genel Başkanlığını ise  Mehmet Ulutaş yapıyor.

Kocaeli ayağında ise dernek başkanlığına iş adamı Hakan Özsoy getirildi.

***

Bugün derneğin yönetim kurulu listesi açıklandı.

Listeye baktığımda gözüme çarpan isimler olmadı değil.

Bu dernek baya önemli herhalde diye düşünmeme sebep olan nedeni söyleyeyim.

Yüksek İstişare Kurulunda KSO Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ile KOTO Başkanı Necmi Bulut yer almış.

Demek ki Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile de organik bağı var.

Bakın bunları hiç kimseyi aramadan, bilgi almadan, neyin ne olduğunu öğrenmeden yazıyorum.

Belki çok hayırlı işler yapacaklar.

Belki hakikatten de iz bırakacaklar, bunu bilemiyorum.

Fakat uzun bir aradan sonra iş dünyasında çeşitli sektörden iş insanlarının bir araya gelerek dernekleşmesi dikkatimi çekti.

Dolayısıyla misyonları, vizyonları nedir diye şöyle bir üstten baktığımda genel başkanın mesajında iktidar güzellemesi gözüme çarptı.

Sonra yönetim kurulunda kimler var diye incelerken bizim meşhur iş adamı Adil Üstündağ’a rastladım.

Hani Kartepe Green Park Oteli yaparak koca dağın ağası olan.

Hani AKP’nin kuruluşunda ampul sembolü fikrinin kendisinden çıktığını böbürlenerek anlatan Adil Üstündağ…

Onu da nereden biliyorum.

Geçmiş yıllarda İstanbul’daki holding binasında Sayın Üstündağ ile yaptığım röportajda aklımda kalan tek şey bu olmuştu.

***

Bugün itibariyle faaliyetlerine başladığını duyuran derneğin Kocaeli’deki başkanlığını üstlenen genç iş adamı Hakan Özsoy’a gelince…

Değişik bir hikayesi var.

Birkaç kişiden dinlediğim kadarıyla hırslı, tuttuğunu koparan, kendi olanaklarıyla belli noktaya gelen genç iş adamı

Aslen Niğdeli olup okumak için geldiği Kocaeli’den bir daha ayrılamamış.

İşte bu kent böyle bir kent.

Başarılıysanız, farklıysanız çok çabuk öne çıkarsınız.

Nereden geldiğinizin, ne zaman geldiğinizin, nereli olduğunuzun bir önemi yoktur.

Hakan Özsoy genç yaşında dönem itibariyle önemli sayılacak bir derneğin başkanlığını üstlendi.

Kendisine ve yönetim kurulu üyelerine başarılar diliyorum.

Derneğin yönetim kurulu haricinde kaç üyesi var, kimlere başkanlık ediyorlar, bilmiyoruz.

İlgiyle takip edeceğim…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Dikkat 2020-05-31 17:23:52

Sayın editör büyükşehirde çalışan hamile bayanlar işe başlatılmak isteniyo risk grubundalar kesinlikle nie bir haber yapma gereği duymuyosunuz bir bayan olarak destek olmanız gerekli tahir başkan neyine güveniyo bakan hala riskli ortam bu insanlar odalarda sıkışık gitmeselrr belediye batarmı

Avatar
Ersoy Kandemir 2020-05-30 14:29:45

Hay elinize yüreğinize sağlık,birgün zamane fetöcü derneklerinden KOSADER ve LALEDER adlı derneklere girmek için afbuyurun sidik yarışına girenler döneminde de Tabipler odasına değer verilmediğini,o dernektekilerin bugünde sağlık idarecisi olduğunu ve sistemin içine ederlerken tabipler odasına değer vermediklerini,bu şekilde topluma aşırı yararları olan bir Stkyı nasıl pasifize ederek topluma verdikleri zararı bile anlayamayanları da uyandırmanız,ışıklandırmanız dileğiyle zihinleri sevgili gazeteci .

banner1048

banner354

banner1129

banner599

banner820