banner232
banner203
banner221
banner165
banner15

“OLDUM” DEMİYORUM AMA; ÇOK YOL ALDIM
banner234

Aysun Erenkaya’nın. Başiskele’de bulunan TESCİL İŞ GÜVENLİĞİ firmasının başındaki iki kardeşin titizlikle yürüttükleri işin detayları ve yapmak istedikleri ile, hayata dair düşüncelerin harmanlandığı röportajı zevkle okuyacaksınız.

 

Aysun Özcan Erenkaya’nın Röportajı

 

Sevgili okurlar, Yükselen Değerler Ailesine yeni dostlar, yeni yüzler katmaya devam ediyoruz. Bu haftaki konuklarım çok renkli. TESCİL İş Güvenliği adı altında hizmet veren Şaduman Balaban ve ağabeyi Olcay Balaban’la Başiskele’de bulunan Welborn otelin hemen karşısında konum itibariyle çok güzel bir yerde bulunan çalışma ofisinde buluştuk.

 

Şaduman hanım henüz çok genç. Ancak görüntüsüyle bağdaşmayacak kadar ciddi ve otoriter biri. İşinde son derece hırslı olduğunu gözlemlediğimiz Şaduman Balaban’ın henüz sektörde yeni olmasına rağmen bu işte en iyisi olmak için yaptıklarını duyunca siz de taktir edeceksiniz. Röportaj başlamadan önce sohbetimiz sırasında Olcay beyin söylediği bir şey dikkatimi çekti.

 

“Asıl başarı hikayesi Şaduman’ındır, o anlatsın size bu işi ve yaptıklarını” dedi. Onun bu yaklaşımı karşısında etkilenmemek mümkün değildi. Anlayacağınız, orada bir aile sıcaklığı, orada kardeş sevgisi var. Bu muhteşem ve hiperaktif ikili daha sonra kim bilir nasıl başarılara imza atacaklar? Buyurun keyifle okuyun.

 

 

 

***Karşımda çok genç bir iş kadını görüyorum. Şaduman hanım, sizi kısaca tanıyarak sohbetimize başlayabilir miyiz?

 

Ben, 1980 Hollanda doğumluyum. En büyük ayrıcalığım, üçüz olarak dünyaya gelmemdir. Dünyaya tek gelmediğim gibi, çok kalabalık ve sosyal bir ailenin içinde çok güzel bir çocukluk geçirdim. Hayatımda her şey yolunda gidiyor ama bir şey eksik diyerek 27 yaşında üniversite okumaya karar verdim.

 

***Neden daha sonra okumaya karar verdiniz ve bu eksikliği biraz anlatır mısınız?

 

Ne bileyim, bazılarına bu durum normal geliyor, diploma olmasa da olur diyor ama ben bir eksiklik olarak gördüm ve 27 yaşında üniversite okudum. 2012’de mezun oldum. Aslında Eskişehir Üniversitesini kazandım ama o sene deprem yaşayınca kayıt yaptıramadık. Depremzedelerin kayıt hakkı saklı kalacak dendi ama o hak daha sonra yürürlüğe girmedi. Biz de Gölcük’te depremi en ağır yaşayanlardandık. Dolayısıyla öyle bir şansımız olmayınca altı ay yurt dışında kaldım ve döndüğümde direk ağabeyim Olcay beyle birlikte çalışmaya başladım.

 

***Ne iş yapıyordunuz o zamanlar?

 

Balaban Grup bünyesinde ön muhasebe ve halkla ilişkilerdeydim. 2007 yılına kadar bayağı yoğun geçti, hiçbir boşluk olmadı. Zaman nasıl hızlı aktı farkında değilim, sonra okumaya karar verdim. Çeko’yu bitirdim ve çalışma ekonomisi mezunu olarak, sonra iş güvenliği bölümüne geçiş hakkından yararlanarak istedim fakat sınav hakkı çıkmayınca tekrar üniversite okumaya karar verdim. Şu anda iş güvenliği okuyorum, ikinci sınıftayım, haziranda mezun olacağım.

 

 

 

 

İNSANLARA FUZULİ GİBİ GELİYOR

 

***Şaduman hanım, zaten çok gençsiniz ama ona rağmen bulunduğunuz yaşta değilmiş gibisiniz maşallah?

 

Evet, genelde öyle söylerler. Bende yaşımı hiç göstermediğime inanıyorum. Bu bazen çok sinir bozucu oluyor çünkü bazı şeyleri elinizde tutamıyorsunuz, zaman çok hızlı geçiyor.  Ne ara bu yaşa geldim, hiç anlamadım bile. Ama ailemde de böyle bir gen var.

 

***Şaduman hanım, biraz yaptığınız işle ilgili konuşalım isterseniz?

 

Bizim yaptığımız iş ilgili kanunun bünyesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yetki belgesi verilen ve aynı bakanlık tarafından denetlenen bir kurumuz. Direk bakanlığa bağlıyız. Çok tehlikeli ve tehlikeli sınıflarda iş güvenliği uzmanı ve iş yeri eğitimi ataması yapıyoruz.

 

***Bu işi insanlara anlatmanın hep zor olduğunu düşünmüşümdür aslında, yanılıyor muyum?

 

Hayır çok doğru düşünüyorsunuz çünkü firmalara önce kanunun ne demek olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. İnsanlara fuzuli bir şeymiş gibi geliyor. Hizmet sektörünün en zor tarafı da budur. Bu işin içtahatlerini iyi bilmek gerekiyor, kanunsal yaptırımlarını insanlara iyi dikta etmek gerekiyor. İşverenler çok fazla para harcamayalım diye düşünüyor ama yarın öbür gün bir iş kazası yaşandığında yüklenecekleri sorumluluk çok daha fazla oluyor. Aslında bu kanun biraz da işçilerin hayat standartını düzeltmek için var. Onların hayat standartlarını, çalışma koşullarını daha iyi hale getiriyor. Kazaları engellemeye çalışıyor. Ama tabi ne kadar yaptırımı olur bilemiyorum. İnşallah biraz daha bilinçlenme olur. Bu olmadı mı işimiz zor.

 

***Şaduman hanım, OSGB işi son zamanlarda çok arttı. Bu işi bilen de yapıyor bilmeyen de yapıyor gibi bir durum söz konusu sanki?

 

Aslında bazı şeyleri afaki konuşmamak lazım ama insanlarda iş güvenliğine karşı çok fazla ön yargı olduğunu görüyoruz. Bunu çıkaran da o bahsettiğiniz furya. Türkiye’de bir iş kolu ortaya çıktığında hemen herkes o tarafa hücum eder ya hani, bu da onun gibi algılandı. Çünkü işverene kanunsal yaptırımı ve ceza oranları çok yüksek. Bunu iyi yorumlayabilen herkes, bu zaaftan yararlanıp, işini başka türlü satmaya başladı. Tabi insanlar ceza yememek için işini yaptırmak istiyor. Karşısındakinin yeterlilik belgesini sorgulamak akıllarına bile gelmiyor.

 

***Bunun için denetlemenin artması gerekiyor, değil mi?

 

Bu konuda umutluyum. Zaten devlet denetlemesi yapılıyor ama özellikle mart ayından sonra bu daha da artacak. Bakanın yaptığı açıklamaya göre tüm OSGB’ler tek tek denetlenecek. Bunun sonucu da göreceğiz. Ben iyi olanın yolunda devam etmesini istiyorum.

 

 

KEŞKE İNŞAAT OSGB YAPSAYDIK DEDİK

 

 

***Bu sektörde hayal ettiğiniz şeyleri bulabildiniz mi?

 

Evet, umduğumuzu bulduk diyebilirim. İnsanlar ceza yemekten korktukları için olsa gerek ama hala yaptırım çok yüksek değil bence. Şu anda 300’e yakın firma var hizmet verdiğimiz. Bunun ağırlıklı tarafı inşaat sektöründen yana. Keşke inşaat OSGB yapsaymışız dedik.

 

Yani çok fazla inşaat firması var bu bölgede. Özellikle Bahçecik ve Seymen tarafından daha fazla. Şirkete bağlı olanlar var, şahıs inşaatları var, SGK’da dosya açtırıpta bir kişiyi bile sigortalı gösterdiniz mi, iş güvenliğinizi almak zorundasınız. Çok tehlikeli grup. Böyle olunca da en çok iş yaptığımız alan inşaat oluyor.

 

***Tescil iş güvenliği ismi yaptığınız işle ne kadar da uyumlu görünüyor. Bu ismi siz mi seçtiniz?

 

İsim ararken ne bulsak alınmış ve tescillenmişti. O da tescilli bu da tescilli derken biz de ne yapalım o zaman “Tescil” koyalım ismini dedik, öylelikle ortaya çıktı. İsim seçmemiz üç ayı buldu.

 

***Söylediklerinizden anladığım kadarıyla, işin ucuzuna kaçmıyorsunuz?

 

Bir kere eğer bir OSGB ile anlaştıysanız, her ay uzman ve hekim gelmek zorunda. Düşünün ben Sakarya’dan çok düşük fiyata iş aldım. Her ay buraya uzman hekim götürmem ne kadar mantıklı olabilir? Her şeyden önce kırtasiye masrafı bile çok fazla tutuyor. O zaman ona göre iş yapmak gerekir. Yani ucuz etin yahnisi gibi bir şey çıkar ortaya, o nedenle biz biraz pahalı çalışıyoruz ama işimizi hakkıyla yapıyoruz.

 

 

OLCAY BEYLE BİRE BİR AYNIYIZ

 

 

***Bu iş dışında yaptığınız başka işler var mı?

 

Var ama yine işimizle alakalı. Sistem koruyucu donanımlar var. Her tehlike sınıfına göre kullanılması gereken donanımlardır bunlar. Ayakkabısı olsun, bareti olsun, tulumu, yeleği, gözlüğü, eldiveni… bütün bunların satışının yapıldığı bir ofisimiz var. Ağabeyim Olcay bey yoğun olarak o bölümle ilgileniyor.

 

***Ufak tefek parça ürünleri tek tek bir yerlerden almaya çalışmak da ayrıca zaman kaybıdır, bu yönden de iyi olmuş sizin girişiminiz?

 

Aynen öyle. Mesela bir fabrika düşünün. Ayakkabıyı ondan, eldiveni bundan, maskeyi şundan alıyor. Hem masrafı artıyor hem zaman kaybı oluyor. Biz ne yapıyoruz? Bunların hepsini tek bir elden hallediyoruz. Biz çok mu kurumsalız? Tabiî ki hayır ama adım adım giden, doğru adımlarla giden ve bunu korumaya çalışan bir firmayız.

 

***Ağabey-kardeş bir arada çalışmak zor olmuyor mu peki?

 

Zor olmuyor desem yalan olur. Tabi ki çakıştığımız yerler var çünkü biz Olcay beyle birebir aynıyız. Ben üçüzlerle bu kadar birbirine benzemem. Olcay beyle birebir aynı karakterdeyiz, bir bayan bir erkek versiyonuyuz. İlk başlarda bayağı bir zorlanıyorduk ama artık alıştık birbirimize. Ben çok uç noktalara gittiğimde o alttan alıyor. Onun gergin olduğunu ben zaten gözünün renginden anlıyorum. Tamam diyorum, şimdi değil, daha sonra…

 

***Titiz birine benziyorsunuz?

 

Bir firmaya ciddi anlamda Tescil ortak sağlık güvenlik birimi diye gittiysem, o firma bana işi bittikten sonra da dönebilmeli. Son iki aydır çalıştığım firmaların hepsi, daha önce çalıştığım firmaların yönlendirmesi. Ve hepsinin de söylemi, “çok doğru bir adrese gittim” diyorlar. Bunu duymak için eksik yapmamız lazım. Zaten kanunsal anlamda çok korkuyoruz, işimizi düzgün yapmaya çalışıyoruz. Boş zamanlarımızda uzmanlarımızla sürekli bunun konuşmasını yapıyoruz. Aklımıza takılan her şeyi birbirimize soruyoruz.

 

 

BASTIĞIM TUŞ BİLE AYNIYDI
 

***Gözlerinizdeki ışıltıdan anlaşılıyor ki, işinizi çok seviyorsunuz?

 

Gerçekten çok severek yapıyorum. Sevmediğim bir iş olsa yapabileceğimi zannetmiyorum.

 

***Bayanların hakim olduğu bir sektör mü yoksa bana mı öyle geliyor?

 

Evet koordinasyonda çok fazla bayan var. OSGB’de bayan olması, sorumluluk açısından çok daha güvenli.

 

***Bu benim hayalimdeki iş diyebilir misiniz?

 

Hayalimdeki iş buydu diyemem ama hep üstünde durduğum bir şey vardı; benim yaptığım iş rutine bağlanmasın. Bundan önce sekiz yıl boyunca Balaban grup bünyesinde çalıştım.

 

Artık bilgisayarda bastığım tuş bile aynıydı. O kadar monotonlaşmıştı ki, sabah aynı kapıdan gir, aynı kapıdan çık, aynı işi yap, prosedür aynı… yok bu gerçekten böyle gitmeyecek dedim ve ben Balaban Grup bünyesinden ayrıldım. Çünkü kendime hiçbir şey katmıyorum. Ama OSGB’de böyle bir şey yok. Durağanlık, monotonluk yok, hiçbir zaman da olmayacak. Bu işte öğrenmenin sınırı yok. Belki de hayalim buydu diyebilirim artık. İlk başladığımda üç ay boyunca pazarları dahil olmak üzere ara vermeden çalıştım.

 

***İlk heyecan önemlidir tabi?
 

O da var ama ben bir an önce açığı kapatayım, kanunu öğreneyim dedim. Kanunu istediğin kadar ezberle, ona bir yorum gücü katamazsan bu işi bilmiyorsun. Bana ilk öğretilen buydu. Oldum demiyorum ama bu işte bayağı yol aldığımı düşünüyorum.

 

 

BEN O YOLDA YÜRÜMEMELİYİM

 

***Şaduman hanım bildiğim kadarıyla bekarsınız. Evlilik yolunda herhangi bir adım var mı?

 

Evet bekarım ve evlenmeyi düşünmüyorum. Bu çok net.

 

***Ama böyle söyleyip niçin kısmetinizi kapatıyorsunuz?

 

Çünkü netim hatta net olduğum için tepki alıyorum. Evlilik konusunda ne aradığımı da bilmiyorum aslında. Şöyle biri olmalı dediğim bir kriter de yok. Bildiğim tek bir şey var. Ne kadar temiz bir kişilik de çizseniz gözünüzde, ne kadar az şey de bekleseniz, karşınızdaki bunu telafi edecek kapasitede olmuyor. Acaba büyük düşünmediğim için mi böyle yanılgıya uğradım? Küçük düşünüyorsunuz olmuyor, büyük düşünüyorsunuz olmuyor. Ben sanırım o yolda yürümemeliyim.

 

***Şimdi siz böyle diyorsunuz ya; bir bakmışsınız kısa bir süre sonra evlenip gitmişsiniz?

 

Nedense böyle konuştuğumda aldığım tepki aynı. Halam da hep der, evleneceğin zaman nikah masasında sana bunları hatırlatacağım der. Çok net konuşuyorsun, kestirip atıyorsun bak göreceksin der.

 

***Anneniz bu duruma ne diyor peki?

 

Aman yeter ki evlenme diyor. En son ikiz kız kardeşimi babam olmadığı için Olcay beyden istediler. Kız kardeşimi verdiği zaman “tamam kepenkler kapandı, çok zormuş, istemiyoruz” dedi. Zaten kendim de çok fazla romantik bir insan değilim, Akrep burcuyum anlayın. Hayatımda zaten üç tane aslan gibi ağabeyim, erkek kardeşim var. Hiçbir zaman eksiklik hissetmedim.

 

ÖZGÜRRUHU BİRİYİM

 

***Şaduman hanım, boş vaktinizde sizi en çok ne yapmak mutlu eder?

 

Ben fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Uzun zamandır yapamasam da, fotoğraf çekmekten müthiş keyif alıyorum. Ben hep söylüyorum, fotoğraf çekmek, yapabileceğiniz en iyi terapilerden bir tanesi. Hayatla bütün bağlantıların koptuğu, bakış açınızın değiştiği, nesnelere, objelere çok farklı yönlerden bakıp beyninizi rahatlattığınız mutlu olduğunuz bir an. Ayrıca kitap okumayı çok seviyorum. Sokak sokak gezmeyi sevmiyorum çünkü kalabalıktaki insanların üstüme üstüme gelmesinden zevk almıyorum. Daha bir özgür ruhluyum.

 

***Allah bilir sizin dedikodu yapacak kız arkadaşlarınız da yoktur?

 

Var ama erkekler arkadaşlarım daha fazla. O yüzden erkekleri çok daha iyi tanıyorum.

 

***Şaduman hanım, Yükselen Değerlere katıldığınız için çok teşekkür ederim. Sizi ve Olcaybeyi tanımak büyük keyifti.

 

Biz teşekkür ederiz Aysun hanım, inşallah başarılarınız daim olur. 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hülya saygılı 2 yıl önce

Şaduman hanım çok güzel bir röportaj olmuş zevkle okudum iş ve özel yaşantınızda başarılarınız hep daim olsun sevgiyle ve sağlıcakla kalın...

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237