banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

'KİMSEYE GÖBEK BAĞIM YOK'
banner234

AYSUN ERENKAYA RÖPORTAJI..

 

Hayvancılık sektörüne hobi olarak başlayıp şu anda Türkiye’nin en modern hayvan çiftliğinin sahibi olan Cezmi Çiçek, başarılarıyla ve duru kişiliğiyle İzmit’te kendini kabul ettirmeyi başaran girişimcilerin başında geliyor. Cezmi Bey, demiryollarında işçi olarak çalışan bir babanın çocuğu. Bu yerlere gelmesindeki en büyük payın, aldığı aile terbiyesi ve dürüstlük olduğuna inanıyor. “Biz anamızın karnından zengin doğmadık. Sözümüz senet oldu, ne dediysek yerine getirdik” diyerek, ne devletle bir iş yaptığını ne kimseye bir göbek bağı olmadığını savunuyor. Gölcük’te yerel yönetimler konusuna da değinen Çiçek, Başkan Ellibeş’in ekip sıkıntısı çektiğini ve onun vizyonuna erişemediklerinin altını çiziyor. Çiçek, gelecek dönemde Gölcük’te şu anda başkan yardımcılığı görevini sürdüren Nihat Abiş’in yıldızının parladığını da sözlerine ekliyor. Yatırımlarının bulunduğu ilçeye bu denli hakim olan Cezmi Beye, ayrıca gazetemize sarf ettiği güzel sözler için teşekkür ediyoruz. Buyurun röportajımıza…

 

 

 

 

-Cezmi Bey, biz sizi tanıyoruz ama tanımayanlar için kısaca kendinizden bahseder misiniz?

 

1973 Malatya doğumluyum. Kocaeli’ye 1999 senesinde geldim. Depremden birkaç ay sonraydı.

 

-Herkes Kocaeli’den kaçarken öyle bir zamanda siz neden geldiniz?

 

Burası bir deprem geçirmişti. Zaman içinde iş imkanlarının daha iyi olacağını düşündüm. Çünkü yıkılmış ve yeniden inşa edilecek bir şehirdi burası. Bir de o zamanlar herkesin kaçıp gitmek istediği bir şehirdi Kocaeli. Ama şunu düşünmediler hiç. İzmit İstanbul’a en yakın yer. On sefer de yıkılsa yeniden ayağa kalkma zorunda olan bir şehir. Çünkü sanayi şehri. Burayı terk edemezsin.

 

-Hangi alanda iş yapmayı düşünerek İzmit’e geldiniz?

 

Ben içecek işi yapmaya geldim. 2000 yılında KOTKO’da bir dükkan açtım. İzmit’in tek su satan bayisiydim. 2006 yılına kadar orada distribütörlükler yaptım. Ferah gıda olarak Aroma, Sırma, cola ve gazoz grubu bazı markalarla çalıştım. Hemen akabinde Gürpınar Suyu satın aldım. Tam ufak tefek yatırımlar yapmaya başlamışken, İzmit’te sular kesildi. 3-4 ay su kesintisi yaşandı. O ara biz su konusunda İzmit’te imparator olduk.

 

-Kesinti size yaradı yani?

 

Sormayın, İzmit’e su yetiştiremedim. Günde 15 tır su sattım. 2009 yılına kadar Ferah gıdayı devam ettirdim. Gürpınar Su iyice büyümüştü. Ağırlığı oraya vermek istedim ve Ferah gıdayı devrettim.

 

TÜRKİYE’DE İLK BEŞTEYİZ

 

 

 

-Cezmi Bey, Türkiye’deki su fabrikaları arasında kaçıncı sıradasınız?

 

Burası Türkiye’nin en büyük su fabrikalarından biri. Makine parkuru olarak, kapasite olarak ilk beşten biriyiz. Özellikle 2009 yılında ASAŞ’la ortaklığımız bize çok sinerji kattı. ASAŞ, dünya markası olmuş bir kuruluş. Böylesine vizyonu geniş bir kuruluş fabrikaya ortak olunca kendi sinerjisine, kalitesine uygun hale getirmek istedi. Biz de ayak uydurduk ve harika bir fabrika yaptılar.

 

 -Ara ara, açıklıyorlar. Şu marka suları almayın gibilerinden. Suya nasıl hile katıyorlar?

 

Aslında bu sadece su için söylenmiyor. Mesela yağ markaları içi de aynı şey söyleniyor. Sucuk fabrikaları için de söyleniyor. Niye? İnsanları markaya ve kaliteye yöneltmek için yapılıyor. Hakikatten suda bile çok merdiven altı firma var. Eğer bir adam fabrikasına, ürününe yatırım yapmışsa, o markadan korkmayacaksın. Ben Gürpınar’ı aldığımda burası Türkiye’nin en ufak su fabrikasıydı. Ama gidip İstanbul’da bir Nestle bayisine distribütörlük verebiliyordum. Adam gelip benim fabrikamı görmedi bile, su mu su. Nestle’nin markası bile milyar dolar değerinde. Şimdi o adam benden aldığı 500 liralık suyu iki bin liraya satmakta haklı çünkü işe kalite getirmiş, sistem kurmuş. Diğer taraftan ben 700 bin liralık fabrikayla gidip Nestle’ye kafa tutmuşum. Nasıl tutmuşum?

 

-O zaman bir yerde eksiklik var demektir?

 

Tabiki öyle, o zaman bende hijyen şartları sıfır. Ben bir damacanayı belki bin defa kullanırken, Nestle 60 defa kullanıp atıyordu. Şimdi biz de aynısını yapıyoruz. Distribütörler anlamıyor, ikisi de aynı diyor. Asla aynı değil. Birinde hijyen koşulları yok, diğerinde var. İkisi arasında mecburen fiyat farkı olacak.

 

 

İZMİT’E BAYİLİK VERMEK İSTEMİYORUM

 

 

 

-Cezmi Bey, duyduğum kadarıyla Gölcük’e yeni bir su fabrikası daha açılıyormuş. Bu sizi olumsuz etkiler mi?

 

Keşke Gölcük’te beş tane daha açılsa da İzmit’ten insanlar bana gelmese. Tanınmış bir insanız İzmit’te, bayilik isteyip alamayanlar araya başka tanıdık insanları koyuyorlar. Vermediğimiz zaman bu sefer adam diyor ki, “Cezmi abinin ayağına kadar gittik vermedi, hatırımızı kırdı”. Bir de ben gerçekten İzmit’e bayilik vermek istemiyorum.

 

-Neden..?

 

Çünkü İzmit’in yerli markaları olan Yuvacık var, Çenesuyu var, Akar su var. Onların olduğu yere girmemin bir anlamı yok ki. Ben zaten yeterince su satıyorum. öte yandan, zaten benim bir distribütörüm var. Adam dünya masraf etmiş bu işe yatırım yapmış. Şimdi onu yok saymak olmaz. 

 

-Gölcük’e kurulacak olan Abant Su diye duyduk, doğru mu?

 

Evet doğru. Aslında Abant Suyu bu hale getiren de bendim. 2008 yılında Abant suyun fabrikasını sel alıp götürdü. Sahibi beni arayıp rica etti. Ağabey, senin fabrikanda dolum yapabilir miyiz diye. Türkiye’de kendilerine yakın bütün su fabrikalarını aramışlar ama hiçbiri cesaret edememiş. Ama ben o fabrikaya burada iki ay boyunca Abant su fabrikasıymış gibi Gürpınar’dan dolum yaptım. Sırf fabrika batmasın diye. Şimdi buraya yeniden kurulacak olmasına en çok sevinenlerden biri ben oldum. Ben buraya çok sayıda su fabrikalarının kurulmasını isterim yalnız ahlaki olarak kurulsun isterim.

 

-Nasıl yani? Gayri ahlaki bir şeyler mi sezdiniz?

 

Hayır, şöyle açıklayayım. Bu fabrika buraya kurulacağı zaman Gölcük belediyesinden Kemal bey bana böyle bir fabrika kurulacağından söz etti. Ben de onun üzerine muhatap olacağı kişinin telefonunu verip, “mutlaka görüş ve bu fabrikayı Gölcük’e getir” dedim. Çünkü zamanında Ülker buraya fabrika kuracaktı, bir sürü engelle karşılaştı. Belki orada yüzlerce işsiz insan çalışacaktı. Bu olmadı, bari bunu yapın diye Kemal Beye söyleyen benim. Sonra duydum ki, Cezmi Bey buraya su fabrikası kurulmasını istemiyor denilmiş. Kesinlikle söz konusu bile değil.  Ben isteseydim burada istediğim yerde su fabrikası kurardım. Bütün köylü bana yardımcı olurdu çünkü beni tanırlar, bilirler. Benim şu anda Gürpınar gibi üç-beş tane su fabrikası kuracak gücüm de var.

 

HİZMET SEKTÖRÜ KOLAY DEĞİL

 

 

-Kendinize bu denli güvenmeniz son derece güzel bir şey doğrusu?

 

Ben kendimden çok, insan ilişkilerimize güveniyorum. Mesela Siretiye köyünün muhtarı bana defalarca kez gelmiştir, abi illa burada sana bir fabrika kuralım diye. Şu anda Abant Suyun satın aldığı Serap suyu da bana kaç kez satın al diye teklif ettiler. Ben bir gün Serap suyun birine satılacağını zaten biliyordum. Keşke beş tane daha fabrika kurulsa. Çünkü su konusunda nerede yoğunluk varsa, insanlar oranın suyunun daha kaliteli olduğuna inanıyor, zihniyet bu.

 

-Cezmi Bey, diğer bir yatırımınız olan Vadi besicilikten söz edelim isterseniz. Hayvancılık sevdası nasıl başladı?

 

Bir gün burada bir arazi satılığa çıkmıştı. Oraya ufak bir ev yapmak niyetiyle aldım. Sonra yanındaki arazi de satılığa çıktı, orayı da aldım. Bunun içine bakıcı evi yapayım, bir aile getireyim, bahçeye baksın, hayvanları çok sevdiğim için ufak bir ahır yapayım, üç-beş hayvan alayım. O aile hem bahçeye hem hayvanlara baksın diye, o niyetle girdim. Sonra ahırı yaptım, iki inek aldım. Baktım ki iki inek kurtarmıyor. Çoban bana abi, kurtarmıyor, beş tane inek alıp, sütünü satalım dedi. Beş inek aldık, yetmedi; on, yirmi derken orası çiftlik haline geldi.

 

-Şu anki görüntüsüyle gayet profesyonel bir çiftlik profili çiziyor, yanılıyor muyum?

 

Evet, şu anda Türkiye’deki en modern hayvan çiftliklerinden biri oldu. İçindeki mezbahanesiyle, GDO’suz organik yem üretimiyle oldukça sağlıklı ve modern bir tesis. Şu anda 2500 hayvan kapasitesi var ama bu rakam 4 bine çıkacak.

 

-Kurban bayramı deneyimi yaşadınız. Oluşan tepkiler nasıldı sizce?

 

Kurban bayramı çok güzel geçti ama tabi memnun olan oldu, olmayan oldu. Hizmet sektörü özünde öyledir. Biz bayramda orada 500 tane kurban kestik. Saat akşam 19:00’da bir tane insan kalmadı. Orada bulunan biri, aynı anda 500 hayvanın kesilip parçalanıp bölündüğünü düşünmüyor, kendisinin bir saat geç kaldığını düşünüyor. Kalabalıktan şikayet ediyor. Evet kalabalık ama o kalabalığın bir tanesi de sensin. Yani hizmet sektörü kolay değil.

 

-Cezmi Bey, başka alanda faaliyet var mı, bizim bilmediğimiz?

 

Bursa’da bir AVM’de ortaklığım var. Yine farklı bir sektörde Bodrum taraflarında ufak bir hissemin olduğu bir şirket var.  

 

-Çocuklarınız var mı peki?

 

İki çocuğumuz var, biri kız biri erkek. Kız 18 yaşında, oğlum da 10 yaşında.

 

 

MEHMET ELLİBEŞ’İ TEK OLMASA…

 

-Bir yatırımcı olarak, yerel yöneticilerden memnun musunuz? Yatırımcıya destek oluyorlar mı?

 

Şahsen ben memnunum çünkü benim yaptığım yatırımlardan hiçbirisinde bana engel olmadılar. Bir problem varsa gittik, ikili ilişkilerle çözdük. Ne zaman gittiysem Allah şahittir, bana kapıları sonuna kadar açtılar. Bu fabrikanın büyümesine Gölcük belediyesinin çok büyük katkısı var.

 

-Gölcük belediyesi iyi çalışıyor mu, Gölcük’e yatırımlar yapılıyor mu sizce?

 

Gölcük’e yapılanlar göz önünde zaten. Mesela Başkan Ellibeş 4-5 tane okul yaptı. Bunun yanı sıra yurtlar yapıyorlar, gençlik merkezi yapıyorlar, kapalı-açık yüzme havuzları, spor salonları yapıyorlar. Belediyeler arasında en çok yatırımı yapan ilçedir Gölcük. Daha fazlası yapılır mı, tabi yapılır. Ama keşke yanında Mehmet Ellibeş’i anlayan insanlar olsa. Ellibeş tek olmasa.

 

-Yani Başkan Ellibeş’in ekibi yok mu?

 

Diyorum ki keşke yanında iyi bir ekip olsa. Belki de en büyük zaafı, iyi bir ekibin olmayışıdır. Mesela bugün Gölcük’teki başkan yardımcısı hem imara bakıyor, hem diğer işlere bakıyor. Sadece imardan sorumlu bir başkan yardımcısı yok. Benim gördüğüm Gölcük belediyesinde iki tane adam var. Birisi Başkan Ellibeş, birisi de Nihat Abiş. Ne yazık ki Gölcük, iki kişiyle yönetilecek bir belediye değil. Benim tahminime göre Ellibeş’ten sonra Gölcük’ü yönetecek tek adam Nihat Abiş’tir. Hem belediyecilikten gelmesi, hem sevilen sayılan biri olması, Nihat beyi bir adım öne çıkartıyor.

 

SİYASET, KIVIRMAYI BİLENLERİN İŞİ

 

 

-Siyasete girecek misiniz? Teklif gelse ne dersiniz?

 

Hiçbir zaman girmem çünkü benim işim değil.

 

-Kimin işi peki?

 

Siyaset, kıvırma kabiliyeti olanların işi. Ben kıvıramam, yeri geldiği zaman eğriyi doğru, doğruyu eğri yapabilecek insanlar siyasetçi olabilir. Mesela adam bir laf ediyor, o lafa çok büyük tepkiler alıyor. Sonra çıkıp tersine bir açıklama yapıyor, bizde diyoruz ki, valla adama ayıp etmişiz. Şimdi ben bir şey söylesem, dönüp onu bir daha düzeltme şansım yok.

 

-Cezmi Bey, boş zamanım yok diyeceksiniz biliyorum ama yine de insan kafasını bir şekilde dağıtmak istiyor. Siz en çok ne yaparak stresinizi atarsınız?

 

Boş vakit yok, bu doğru ama boşluk yaratmıyor değilim. O boşlukta en çok çiftlikte vakit geçirmeyi seviyorum. Orada hayvanları yem yerken izlemek benim için en büyük mutluluk oluyor.

 

-Kocaeli’de basının durumu nasıl sizce?

 

Kocaeli’de bu işi hakikatten layıkıyla yapabilecek, bu işe emek verecek, gönül verecek insanlarla omuz omuza çalışırım. Mesela sizin gazeteniz bunlardan bir tanesi Aysun Hanım. Ben sizi çok eskiden bu yana tanırım. Gazetecilikte bir edep olmalı, haysiyet olmalı değil mi? Eğer başını yastığa koyduğunda rahat uyuyorsan, sen iyi bir gazetecisin demektir. Bence herkes kendini böyle sınıflandırmalı.

 

-Çok doğru bir nitelendirme yaptınız Cezmi Bey. Katılmamak mümkün değil..?

 

Neyse onu söylüyorum Aysun Hanım. Bakın, ASAŞ bu fabrikaya tam yüz milyon euro gömdü. Ben bu fabrikanın yüzde on ortağıyım ama fabrikanın tamamı benimmiş gibi hareket ediyorum. Akşam eve gittiğimde kafamı yastığa koyduğum an uyuyorum. Yarın ASAŞ gelir de ben hesap veremezsem, nasıl kıvırırım diye bir derdim yok çünkü. Bir adam akşam ailesiyle yemeğe oturduğunda onların yüzüne rahatça bakıyorsa, bugün de helal kazancımı getirdim, hep beraber yiyoruz diyorsa, o insan namuslu ve dürüst insandır.

 

ANAMIZIN KARNINDAN ZENGİN DOĞMADIK

 

-Vicdani rahatlık gibisi yok, değil mi?

 

Ömür kısa, bazen öyle anlar vardır ki; yerin altı yerin üstünden hayırlıdır. Ben birine iftira atarak, birinin üstüne basarak bir yerlere geleceksem, Allah beni yerin altına soksun. Biz anamızın karnından zengin doğmadık. Benim babam demiryollarında işçiydi. Ama hep ağzımdan çıkan lafla ticaret yaparak bugünlere geldim. Binlerce insanla çalıştım. Cezmi Çiçek benim hakkımı yedi, veya bana şu haksızlığı yaptı, veya şu yolsuzluğunu gördüm diyecek bir adam daha anasının karnından doğmadı. Devletle hiç işim olmadı. Ne ihaleye girdim ne devletten bir şey satın aldım. Kimseye göbek bağım da yok. Onun için başımız dik geziyoruz.

 

-Cezmi Bey, Yükselen Değerlere katıldığınız için çok teşekkür ederim, güzel bir sohbet oldu.

 

Allah razı olsun, ben de çok keyif aldım. Başarılar diliyorum Aysun Hanım.

 

 

 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237