banner232
banner203
banner230
banner231
banner15

Entegrasyonmuş… özün neyse o'sun...
banner234

yazar

 


 

Uzunca bir aradan sonra, beni Yükselen Değerler’den takip eden tüm okurlarıma tekrar

MERHABA…

Bir kere inanılmaz heyecanlı olduğumu söylemeliyim. Projemizden ayrı kaldığım anlarda, nedense hep bir yanımı eksik hissettim. utl seymenBu proje adeta çocuğum gibi olmuş. Görmeden yapamazsın, dokunmadan duramazsın, sevgisini hissetmeden yaşayamazsın. Benim için de aynen öyle oldu. Sırf bunun için bile gazete kurabilirdim çünkü gerçekten çok severek yaptığım bir iş bu. Hele hele benimle birlikte birçok insanın heyecanlandığına şahit olmak, paha biçilemez. İşte yine bu satırlardan bu kez GAZETE BARIŞ’tan size sesleniyoruz. Gazete Barış, Yükselen Değerler’den sonra dünyaya gelen ikinci evlat gibi. İnşallah uzun soluklu, sevgi dolu bir gazete olarak bu alanda da gönlünüze taht kurmayı başarırız.

Özlemimiz var biliyorum ama konuğumuzun bizden çok söyleyeceği şeyler var. O nedenle lafı çok uzatmadan Yükselen Değerlerin yeni başlangıcındaki ilk konuğumu sizlere tanıtmak istiyorum.

VİLDAN SEYMEN… Çocukken Seymen, evlendi Seymen, dul kaldı Seymen… Hikayenin önemli noktalarından biri burası. Daha fazla ipucu vermeye niyetim yok. Vildan Hanımın hayat öyküsünü uzun uzun okuyacaksınız.. Ben size işiyle ilgili birkaç anekdotu hatırlatarak, sizleri röportajla baş başa bırakacağım.

****

Vildan Seymen ahşap ambalaj sektöründe Türkiye’nin fark edilemeyen yıldızı. Türkiye hala burada profesyonel bir paketleme ambalaj firması olduğundan bir haber. Hal böyle olunca, ihtiyaç hasıl olduğunda firmalar yurt dışından talepkar oluyor, bu kez yurt dışındaki firmalar UTL SEYMEN’e geri dönüyor. Ne komik değil mi? Burnunun dibindeki değerden haberleri yok veya yerli firma diye güven duymuyorlar. Ama olsun. Avrupa her şeyin farkında. Geçen yıl Fransa’nın Lion kentinde paketleme firmaları arasında, uluslar arası bu işi yapan 18 firmadan biri olmuş UTL SEYMEN. Vildan Hanımın sitemi, bizden alışveriş etsinler diye değil, onun mesajı bambaşka…

Başiskele’de ki ofisinde bizi sabah kahvaltısında ağırlayan, elleriyle çay, kahve ikramı yapan Vildan Hanım, inanılmaz doğal, dobra ve neşeli biri. Yine bir röportaj ve yine iki saatlik keyifle geçen zaman. Eminim okurken çok keyif alacaksınız.

Yükselen Değerlerle ve sizlerle tekrar buluşmanın hazzını yaşadığımı belirterek sizi bu haftanın konuğuyla baş başa bıraktım gitti. Huzurlu kalın.

 

****Vildan hanım, okurlarımız sizi şöyle bir tanısın istiyorum. Bize anlatır mısınız, Vildan hanım kimdir?

O zaman en baştan başlayayım. 15 mart 1968 doğumluyum. Gölcük İhsaniye’de doğmuşum. Anne ve babamın tek evladıyım. Hem kız, hem erkek çocukları oldum.

*****Gürcülerde tek evlat sahibi olana pek rastlanılmaz ama…?

Allah vermemiş diyorlar, tedavi uygulamışlar ama başka olmamış. Yetiyorum zaten, ben on bir çocuğa bedelmişim. Altı yaşına kadar buradaydım, annem babam yurt dışında olduğu için beni de yanlarına almışlar. Orada ilkokuldan başlayıp, meslek eğitimini bitirerek üniversitede işletme bölümünü bitirip aile planlamaya geçtim.

*****Nasıl yani?

Yani ailenin bir evladı olduğumdan, yabancılarla muhatap olmamak düşüncesiyle aile planlamaya geçtim. Bu şu demek: ailem gürcü usulüyle akraba evliliği yaptırdı, ki bizim sülalede hiç öyle bir şey olmaz.

*****Ama gürcülerde akraba evliliğine sık rastlanıyor bana kalırsa…?

Evet akraba evliliği var ama çok yakın derecede olmuyor. Fakat bizimki bayağı yakın. Benim dedemle eşimin dedesi kardeşlermiş. Yani benim kızlık soyadım Seymen, evlendim yine Seymen, dul kaldım yine Seymen. Bu konuda zorlanmadım yani.

 

_MG_6411 _MG_6414

 

13 YAŞINDA SÖZLENDİM

 

*****Benim anlamadığım şu: hem aileniz Avrupa kültürü görmüş, hem de kız çocuğunu 18’inde akraba evliliğine zorlayacak kadar geri düşünüyor. Sizce de bu tezat değil mi?

Aysun hanım, benim zamanımda Almanya’da yaşayan Türkler, 35 yıl gerideydi. Memleketini bırakıp, orada bir kitle halinde yaşıyorlardı. Herkes herkesi tanırdı. Babamın sosyal faaliyeti çoktu. Camiydi, vakıftı gün boyu ortalarda biriydi. Gözle görülen bir aile olduğumuz için de göze geliyorduk. O zaman 80’li yıllarda çok fazla irtica durumları vardı. Bu kız birini sever, kaçar, bilmem ne derken, beni eşimle evlendirdiler.

*****Peki olmaz diyemediniz mi?

Bizde saygı en üst seviyede olduğu için istemiyorum, olmaz diyemiyorsun.

*****Eşiniz de sizinle aynı yaşlarda mıydı?

Eşim benden altı yaş büyüktü. Bizi daha 13 yaşında sözlediler. Benim haberim yoktu. Roman yazsam az gelir.

*****Bana yine de bazı şeyler tezat geliyor…

Haklısınız. Almanya gibi bir yerde yaşayınca insan bunlara ihtimal veremiyor ama bu durumlar yaşanıyor. Her şeye rağmen ailem beni hiçbir şeyden geri bırakmadı. Ailem bu kültüre sahip olupta beni hiçbir şeyden eksik bırakmadı. Sadece baba ne derse o olurdu.

*****Babanız hala yaşıyor mu?

Evet yaşıyor, 75 yaşında. Ama onu şimdi görseniz, anlattığım kişi o değil dersiniz. O günün koşullarına uygun evlilik yaptık. İthal gelin olarak Türkiye’ye geldim. Her ne kadar Türk olsam da buradaki hayat şartları farklıydı. Tam devalüasyon olduğundaydı. Derken burada hayatın kaç bucak olduğunu öğrendim. Baba evinde çok rahattım.

 

NİKAHTA KERAMET VARMIŞ

 

*****Eşinizi sevdiniz mi peki?

Zaten evlendik ve çok geçmeden hamile kaldım. Nikahta keramet varmış, eşimi sevdim. O da beni çok sevdi. Ailesinden farklıydı yani iyi insandı. Allah bize dört tane sağlıklı evlat verdi. Türkiye’ye geldiğimizde Şirintepe mahallesine yerleşmiştik. Çok enteresan anılarım oldu. Mesela soba yakmayı bilmiyordum, soba yüzüme harladı, elektrik prizleri kablolar çıplak, evde elektrikler yanmıyor. Anlatmakla bitmez.

*****Yani balkabağına döndünüz birden, öyle mi?

Aynen tabir bu Aysun hanım. Hepsini aştık, hayat insansa hepsini öğretiyor. Zaten ayaklarımın üzerinde durmayı çok erken yaşta öğrenmiştim. Eşim Polisan Gülen Boyada formen olarak çalışıyordu. Ama çocukta olunca maaş yetmemeye başladı. Sonra oturduk karar verdik ve bu kez eşim Almanya’ya ithal damat olarak geldi.

*****Yani Almanya maceranız tekrar başladı…

Evet kolları sıvadık. Ben hemen beş yıldızlı bir otelde işe başladım. Orada üç yıl hem çalıştım, okudum hem mesleğimi icra ettim. temelimi sağlama aldım. O arada iki tane çocuk oldu. Sonra eşim de ahşap işinde bir şeyler yapmaya başladı. Ardından bu işi kendim yapacağım diyerek ahşap işine kolları sıvadı ve tek çekiçle işe başladı.

 

_MG_6367

 

GEL ORTAĞIM OL DEDİ

 

*****Siz de eşinizin yanında mıydınız?

Benim olayım şöyle gelişti. AB’nin bir projesi vardı. Bayanların ne kadar meslek edineceğiyle alakalı bir projeydi. Yaşlı bakım, temizlik, otelcilik, kuaför, dekorasyon ve iç mimar. Altı mesleği üç yıla yaydılar. Her meslekten giriyorsun ve uyguluyorsun. Ben bunun diplomasını aldım. Hiç yapacağımı sanmıyordum çünkü çocuk sayımız dörde çıkmıştı. Ama ben onu da bitirdim. Telefonda yapılan satış ve pazarlama işini ben üç sene orada yaptım. Burada amaç, insanın gücünü belirlemek. Onu da tamamladım ve sonra eşim dedi ki, elmanın yarısı sen ol yarısı ben. Çalışırken ortağım ol. Tüm bilgiler sende olsun. Çünkü orada evrak işleri burası gibi değil. Böylelikle 1993 yılında beraberce ahşap sektörüne başladık. Nihayetinde kadının içinde bulunduğu bir sektörden ziyade, tamamen erkeğe yönelik bir işti ama yaptık.

*****Ahşap işi yapıyorsunuz. Çocukluğunuzdan aşinalık var ne de olsa, değil mi?

Dedem Gölcük’ün ileri gelenlerindendi, bende onun torunuyum. Yani ahşap sektörü bizde dede mesleğidir. Çocukluğum hep atölyelerde geçti. Sülalede ikinci kız torundum ben. Dayımların yanına atölyeye çalışmaya giderdim. Beni hem hanımefendi gibi hemde erkek gibi yetiştirdiler. Atölyeye kaçamak girerdim, çivi çakardım, dedem başıma bir şey gelecek diye beni kovardı. Ama kapıdan kovulup, bacadan girerdim. İyi ki de öyle yapmışım. Bugün bu iş temel işim oldu.

*****Sonra Vildan Hanım…?

Aradan epey zaman geçti, çocuklar büyüdü, hayat şartları farklılaştı derken, eşim tekrar Türkiye’ye dönmek istedi. İlla ailesiyle birlikte olmak istedi. Peki dedim, meydan senin. Git piyasa araştırmasını yap, olacak gibiyse hep beraber gideriz dedi. Toyota bize iş verdi, böylelikle ülkemize ilk adımımız 2004’te gerçekleşmiş oldu. Yaklaşık bir buçuk sene sonra eşim vefat etti.

_MG_6368 _MG_6404

HEPİMİZİN GİDECEĞİ YER ORASI…

 

*****Ani bir hastalık mı yoksa kaza mı?

İş kazası oldu. O arada büyük kızımı istemeye geleceklerdi, eşim bana sen memlekete git araç orada. Hem aileni alıp gelirsin, söz nişan yaparız dedi. Öyle planlama yaptık. En son ben yoldayken görüştük. Yol gidiyorum ama insana bazı şeyler malum oluyor. Her benzincide duruyorum. Neyse fabrikadaki eleman ailesiyle ilgili bir problem olmuş ve sabah çıkıp gitmiş. Tekrar aradı beni, elemanın gelmediğini ve işin başında olduğunu söyledi. Benim de gelişime 80 km kalmış. O arada ecel olacak ya, paket yapımında iki elemanın hatasını görüyor. “Siz benim başıma iş mi açacaksınız? Üstünüze yığılacak öleceksiniz bir de beni uğraştıracaksınız” diyerek onları yolluyor ve makinenin başına geçiyor. Elemanların hatasını düzeltirken iki tonluk makine üstüne geliyor. İlk yardım çağrılmış falan ama fayda etmemiş. Bu dünyadaki vadesi dolmuş.

*****Şok olmuşsunuzdur?

E tabi… Ben eve geldim, fabrikanın sorumlusu beni arıyor. Hemen Hamburg’a gelmeniz lazım, işçiye bir şey oldu dedi. Hemen gittim fabrika alanına girdim baktım her yer polis dolu. Allah Allah, kaçak işçim yok benim. Burada ne işleri var dedim. Almancada bir cümle vardır “bizden gitti” diye. Onu söyleyince zaten her şey orada bitti. Zamanla bir şeyleri aştık çünkü hepimizin gideceği yer orası.

*****Zor günler sizi bekliyor tabi..?

Dört çocukla baş başa kaldım. Almanya’da iş, Türkiye’de iş… Allahtan eşim bu işi bana öğretmiş de sudan çıkmış balığa dönmedim. Zor bir aşamaydı. Büyük kızım evlilik çağında, oğlum 17, diğer kızım 14, en küçük kızım 11 yaşındaydı. Çocuklar çekirdekten alışıklardı, her şeyi planlı yapıyorlardı. O zor aşamalarda ben kendimi işe vurdum, ailem üzerindeki hakimiyeti kaybetmedim. Türkiye’deki işi devam ettirmekle ettirmemek arasında gittim geldim. Biraz da eşimin ailesine inat bazı şeyleri yapmak lazımdı.

 

_MG_6380 _MG_6401

 

KALE İÇTEN VURULDU, ELİNKİ UMRUMDA DEĞİL

 

*****Eşinizin ailesiyle diyaloglar kötü müydü?

Nasıl derler? Eşim ölünce sanki aramızda bizi birbirimize bağlayan bağlar da bitmiş gibi davrandılar. Kale içten vuruldu. El vurmuş hiç umurumda değil.

*****Şu anda görüşüyor musunuz peki?

Hayır görüşmüyoruz. Hadi ben kötüyüm diyelim ama torunları var. Bilmiyorum olayı çözemedim. Sekiz sene oldu hiç arayıp sormuyorlar. Düşünün bir de biz akrabayız.

*****Şu kadınların çektiği cefa hep mi aynı olur acaba..? hikayenizi merakla dinliyorum Vildan Hanım.

Kadın olmak, erkek sektöründe bulunmak kolay değildi. Bir de başımda eşim olmayınca işimim daha da zor olduğunun farkındaydım. Annem beni çok güzel yetiştirdi, çok otoriter bir kadındı. Sabrı, özveriyi her şeyi öğretti. Eşimi kaybedince ailemi aldım karşıma konuştum. Bundan sonra kim ne derse desin, bana sabah geldin, akşam geldin, sormak yok. Beni kimse tutamaz. Beni siz yönlendirdiniz, şimdi sıra bende. İnişi de çıkışı da bana ait dedim. Tamam kızım dediler, kenara çekildiler. Hala babam benim çok çalışmama üzülür ama baştan kestirip attığım için bir şey diyemez.

*****Bu tür darbeler insanı daha bir kamçılıyor değil mi?

Daha çok hıncım artıyor ama dünya malında gözüm yok. Başarı anlamında da gözüm yok, çok değişik biriyim, kimse çözemiyor. Ben her zaman beynimde şunu düşünürüm. İnsanoğlu dünyaya misafirdir. Bu dünyada da herkesi esir alan parayı af ederseniz köpeğin önüne atsanız yemez ama insanoğlu onun için her şekle giriyor. Nefsi müdahale edebilmek çok önemli.

 

_MG_6416 _MG_6419

 

TÜRKİYE’DE ÇATIDAN TEMELE İNDİM

 

*****İki ayrı ülkede iki iş birden… Bu böyle yürüdü mü?

Oğlumu karşıma aldım ve ona mesleğini yapmasını söyledim. Madem baban ölünce üniversiteye gitmek istemedin, hiç olmazsa mesleğini yap. Sana tüm imkanları sunarım dedim. Bizdeki taşeron firmaya onu eğitmeleri için verdim. Dünyanın kaç bucak olduğunu öğretin dedim. Onlar da iş ortağımızdı zaten. Üç yıl iki işin temposuna dayanabildim. Burada güvendiğim insanların ihanetine uğradım. Yapın çalışın, pastayı beraber paylaşalım dedim. Hesap kitap sormadım. Böyle imkanı babam bile bana sunmadı ama kafasızlıklarından elinin tersiyle ittiler. Nasılsa UTL SEYMEN oluk oluk akıyor. Ama bunun da bir duru var değil mi?

*****Biraz UTL SEYMEN’den bahsedelim isterseniz..?

Aysun hanım UTL SEYMEN AHŞAP AMBALAJ, 2007 ile 2009’da en güzel devrini yaşadı.  2006 yılında UTL’nin bir ismi yoktu. İsmi olmayan bir firmaya kim ne kadar güvenir? Ağır sanayiye uygun bütün evraklarımı aldım. Avrupa’yla Türkiye arasındaki orta noktayı buldum.  Yani Avrupa’da temeli sağlam başlatıp çatıya kadar geldim. Türkiye’de ise çatıdan temele indim, sistem bu. Benim atölyeye giren, kuyumcu dükkanına girdim zanneder. O işin eğitimini öyle aldık. Her şey düzenlidir. Sistemin olduğu zaman şirket batsa bile ayağa kalkabilir.

 

_MG_6417 _MG_6429

 

BEN ZATEN TEKİM, ÇOKTA KOYMAZ !

 

*****UTL SEYMEN tam olarak ne iş yapıyor?

Türkiye’de paketleme standartı yok. Bilinçsiz israf çok. Avrupa oturmuş ve bir kritik yapmış. Demişler ki, biz ağır yük paketlemede 30 yıl gerideyiz. Hemen belli standartlar getirmişler ve sigortalatmışlar. Nasıl ki nakliye sigortası varsa, paketlemenin de sigortasını yapmışlar. Avrupa’da ahşabın okulu var. Gelişigüzel ağaç kesemiyorsun, tamamen teknik bilgilerle yapılıyor. Ahşap paketleme orada bir meslek. Türkiye’de bu konuda Milli Eğitime mektup bile yazdım. İşkur ile çalıştım, Gölcük’teki ahşap okulundan stajyer istedim, para da vereceğim dedim. TOBB Başkanına ilettim, Sanayi Bakanının eline evrak verdim. Yapacak kapasiteleri olduğu halde yapmıyorlar. E ne oluyor o zaman? İnsan kendini tek hissediyor. Ben zaten tektim, çokta koymaz.

*****Desenize bu işte yetişmiş eleman bulmak imkansız gibi?

Çok zor hemde. Düşünün uluslar arası bir çabam dahi oldu. Ulaştırma Bakanlığına kadar mektup yolladım ama kimsenin umurunda değil.

*****Bayağı zor işmiş sizinki de..?

Neler neler var Aysun Hanım. Euro palet, Türkiye’de Tepal deniliyor. Onu Almanya’dan buraya getiren tek firma benim. Onun bile puştluğunu yaptılar. Dev iki üç firma var, onların istediği gibi uyguluyorlar. Avrupa’da 42 dm3’tür, Türkiye’de 34-36’dır, kafalarına göre iş yapıyorlar. Neden? Daha çok kazanmak için. Almanlar bile şaşırıyorlar. Oysa biz bunları da yapabiliriz, ben radikalimdir.

*****Neden böyle sizce?

Çünkü Türkiye’deki hiçbir sanayici paketi önemsemiyor. Aman malımız satılsın da paket önemli değil diyorlar. Ama Avrupalılar öyle değil. Avrupalılar diyor ki, “ben bu malı sana çıplak vermem”. Şu anda Yıldız Entegrenin makineleri hep Avrupa’dan gelmiştir. Oradan getirirken 100 bin euroluk makineye 20 bin euro nakliye ve paketleme bedelini kuzu kuzu veriyor ama burada vermiyor. Hemen bütçe kısıtlamasına gidiyorlar.

 

 ÖNÜMÜZDE CEKET İLİKLİYORLAR

 

*****Adamlar bu işe atıl bakıyorlar yani?

Aynen öyle. Avrupa’da önümüzde ceket ilikliyorlar. Sen benim malımı koruyorsun diyor. Bir şey olursa müşterimi kaybederim diyor. Bir insana hediye verdiğinizde bile önce dışına bakıyor. İlk tadını oradan alıyor. Önemsendiğini oradan hissediyor.

*****Vildan Hanım, Türkiye’de ekonomiyi nasıl görüyorsunuz?

Ekonomi çok kötü bence. Kimse açık açık söylemiyor ama ben söylüyorum. Şu an iflas edenler çok fazla. Duyduğuma göre Kocaeli’de 300’e yakın firma kapanmış. Hareket yok, yaprak oynamıyor. Aysun Hanım bir ülkede iki seçim olur mu? Olur belki ama hiç çaktırmadan olur. Ne öyle düğün halayı gibi. Ben burada görüyorum böyle bir şeyi. Her şeyin bir usulü var. Bu ne kavgadır? Seçildi adayınız. Kimin cebine ne girdi? Ben her zaman şunu derim. Ülkeme yarayacak lider kimse o olsun.

*****Sizce şu anda öyle bir lider var mı?

Yok ki… Ama karşısında da yok. Bütün aydınlar, profesörler geri çekiliyor, elini taşın altına koymuyor. Ülkemizi parçalamaya çalışıyorlar ama bizim aydınlarımız uyuyor. Kimseyi kötülemiyorum. Açık açık söylüyorum. Benim korkum Yugoslavya gibi olmak. Üstümüzde çok oyun oynanıyor. Çünkü biz o kadar zengin ki, Avrupalılar bizden korkuyor. Biz mantıklı davranırsak, Osmanlı imparatorluğunda olduğu gibi dünyaya hakim oluruz. Bizim tek ihtiyacımız olan şey, düzgün yönetecek bir lider.

 

HER YERDE EZİLİYORUZ

 

*****Yarı Avrupalı olarak, ülkenize oy kullanıyor musunuz?

Hiçbir partiyi tutmam ve 46 yaşındayım hiçbir partiye oy vermedim. Bir kez vereyim dedim gümrükte kabul etmediler, ben de isyandayım. Zaten beni tatmin edecek bir oluşum yok. Ülkemi çok seviyorum ve onu daha yükseklerde görmek istiyorum.

*****Almanya ile Türkiye’yi kıyasladığınız oluyordur mutlaka?

Almanya’yı Almanya yapan bizim Türk işçilerimiz. Biz orada baskın yiyoruz, Bulgarlar bile bizden üstün. Neden? Çünkü bizim politikacılarımız lakayt davranıyor. Seni eziyorlar. Orada eziliyoruz, burada da eziliyoruz. Biz dört milyonluk bir kitleyiz. Entegrasyonmuş, ne entegrasyonu? Özün neyse o’sun..! Dördüncü yani şimdiki nesilimize ne Micheal diyebilirim, ne Mehmet diyebilirim. İki kültür arasında kaynayan çocuklar. Konsoloslukta ayrı bir dünya, Türkiye’de ayrı bir dünya. Çözemedim bu olayı.

 

BİZ ALMANYA’YI ALDIK

 

 

*****Yıllar geçti, sıkıntılar hala aynı yerinde sayıyor, öyle mi?

Nankörlük etmek istemem ama maalesef öyle. Ben Avrupa’yı da çok seviyorum çünkü orada ekmeğimizi kazandık. Yunanistan, İtalya, Belçika, bunlar ilk gidenler. Adamlarda sistem var, insanları güzel kullanıyorlar. Ama haklarını da veriyorlar. Gel gelelim seçim hakkımız yok. Bütün ırkla gettolaştı aslında. Gençler büyüdü, üst düzeylere geliyorlar. Nasıl Antalya’da bir belediyede sırf Alman dolu, öyle olmalı. Almanlar bizden korkuyor. Zaten nüfusu kalmadı. Yani Osmanlı Viyana’ya kadar savaşarak gelmiş ama biz savaşmadan Almanya’yı aldık zaten.

*****Eyvah eyvah… Çok iddialı oldu bu :)

Ciddi söylüyorum Almanya’yı aldık. Şu an Türkiye 3-4 milyon Türkü ülkesine çağırdığında Almanların SOSYAL SİGORTALAR kasasında bir kuruş olmaz. Almanya bitti demektir. Zaten Türkün ailesinde en az altı çocuk var. Amanlar 35’inden sonra bir çocuğu zor yapıyor. Merkel sürekli çocuk doğurun diyor ama hiç biri umursamıyor. Ama ben Başbakan demeden önce dört çocuk yapmıştım zaten :)

*****Siz siyasette olsa mıydınız yoksa? Çok renk katardınız?

Bana çok teklif geldi ama girmem. Ben açık açık söyledim. Bana maaş verecekseniz geleyim. Niçin çalışacağım? Benim mantığım götürmüyor. Ben çalıştıktan sonra peşimden sülalem gelir. Ben bir de üstüne para harcamam. Çünkü ben onların rantını yükseltiyorum. Böyle bir şeyi ben Türkiye’de görüyorum.

 

_MG_6421  _MG_6424

 

YATAK KABARTMAYI BİLE ÖĞRENDİM

 

*****Almanya’da nasıl peki?

Orada adayını koydun mu? Devlet sana bütçe ayırıyor. Buradaki ayırıyor da sana gelmiyor.

*****Çok neşeli birisiniz Vildan Hanım.

Her zaman pozitifimdir. Almanların bir atasözü vardır. Hayat; kümesteki merdiven gibi, üstten aşağıya pislik dolu. Bundan ne anlamanız gerekiyorsa anlayın artık.

*****Nasıl stres atarsınız, kafanızı nasıl boşaltırsınız?

Çiçek dekorasyonu yaparım, yüzmeyi severim, okumayı severim. Her gece dini, edebi ve Türkçemi geliştirici kitaplar okurum. El işi yapmayı severim.

*****Dantel, oya falan biliyorsunuz yani?

Dedim ya, ailem beni çok güzel yetiştirdi. Aç kalmam. İğne oyasından dantele kadar bilirim. Annem bana yün yatak kabartmasını bile öğretti. Bırakın onu, yüklük yapmayı bile öğretti. Şu an şartların gerektirdiği gibi yaşayabilirim. Hayatı olduğu gibi kabul ederim, ön yargıya karşıyım. İnsanlara mühür vurmam, tanımak lazım. Dışarıdan sert görünürüm ama öyle değilimdir. İnsanın kişiliği neyse, hobileri de o’dur. Yaptığım işle övünmeyi hak ettiğimi düşünüyorum. Türkiye AB’ye 40 senedir giremedi ama biz girdik. Bakıldığı zaman pat diye UTL Başiskele görünüyor.

 

AYNI BAYRAĞIN ALTINDAYIZ

 

*****Vildan Hanım kendini on yıl sonra nerede görüyor?

Emekli olmak istiyorum ama becerebilir miyim bilemiyorum. Bir ara rahatsızlandığımda on gün kadar evde yattım. Çocuklar anne isyandayız demeye başladılar. Sen yatıyorsun ama bizi de yönetiyorsun. İyileştin sen, git işinin başına dediler. Vücut yaşlanacak, beyin üretecek… Sıkıntı yaratır diye düşünüyorum.

*****Vildan Hanım, yaklaşık beş yıldır sürdürdüğümüz projemiz Yükselen Değerler yeni yerinde tekrar başladı ve gazetemizin ilk konuğu oldunuz. Bizi kırmadığınız için çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim Aysun Hanım. İnsanız neticede, iyi düşünceli insanlar bir şekilde bir araya gelir. Türküz sonuçta. Aynı bayrağın altındayız. GAZETE BARIŞ okurlarına selam ve sevgilerimi sunuyorum.

 

 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İdris CELEP 2 yıl önce

Aysun Hanım; Her röportajın bir hayat hikayesi olduğu Yükselen Değeri okumak ayrı bir mutluluk..Emeklerinize sağlık

Avatar
Aslı Çelik 2 yıl önce

Aysun Ablacığım yükselen değerlerini özlemiştik.. Başarılar diliyorum

Avatar
Ayşe,Haluk YENİGÜN 2 yıl önce

Aysuncuğum sana ait bir gazetede senin markan olmuş Yükselen Değerleri takip etmek çok güzel.

Başarı dileklerimizle kutluyoruz canım..Sevgilerimizle

Avatar
Ali Osman Yıldız 2 yıl önce

Vildan hanımı azminden ve başarısından dolayı kutluyorum

Avatar
Berna AKIN 2 yıl önce

Vildan Hanımı kutluyor,Size ise başarı dileklerimi iletmek istiyorum

Avatar
Cem KARTAL 2 yıl önce

Hayat hikayesi ve başarılı iş yaşamından çok etkilendim.Vildan Hanımı kutluyorum.

Avatar
Damla Pınar 2 yıl önce

Zor bir yaşamdan başarı ile çıkan Vildan Hanımı kutllarım

Avatar
ibrahim civelek 2 yıl önce

bravo sana vildan hanım

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237