banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

EN BÜYÜK SERMAYEM BABAMIN YAPTIĞI İYİLİKLER…
banner234

Aysun Özcan Erenkaya Röportajı

 

 

Babasından devraldığı şirketi büyüterek yukarılara taşıyan başarılı iş adamı, “bulunduğun yeri cennete çeviremiyorsan, gittiğin her yer cehennemdir” sözüyle ilginç bir mesaj vermeyi ihmal etmiyor.

 

 

 

Bu hafta sizlere, babasından devraldığı şirketi büyüterek Türkiye genelinde iddialı olduğunu söyleyecek kadar kendine güvenen, ayakları yere sağlam basan genç iş adamı Bilal Karaosmanoğlu’nun başarı hikayesinden kesitler sunacağım. Karaosmanoğlu soyadını duyunca, herkesin kafasında nasıl şimşekler çaktığını az çok tahmin ediyorum. Ama olay öyle sandığınız gibi değil. Öne çıkan soyadları toplum tarafından hep bir avantaj gibi algılansa da, dezavantajlı yanlarını bir türlü görmek istemezler.

 

Mesela aynı soyadına mensup herkesi ya çok zengin yada o soyadı sayesinde zenginleşmiş kabul ederler. Halbuki özünde ne kadar zorlukları olduğunu bilmezler. Bunu az çok bilen biriyim ve Bilal Beyi dinlerken anlatmak istediğini çok iyi anladım. Bilal Karaosmnaoğlu, çocuk yaşta eline kazma kürek alarak peyzaj işine başlamış, sonra da o işin okulunu okumuş. Şimdi de Kocaeli’de peyzaj işinde servis hizmeti veren tek firma haline gelmiş.

 

Oldukça doğal, samimi ve sıcak biri olan Bilal Karaosmanoğlu’nu yeni tanıyor değilim. Bundan birkaç yıl evvel tanıştığım genç arkadaşıma başarılarının devamını diliyorum. Buyurun röportajımıza…

 

 

 

 

 

***Bilal Bey, okuyucularımıza kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

 

1980 İzmit doğumluyum. Aslen Rizeliyiz ama ömrümde hiç Rize’ye gitmedim. Çünkü orada kimsemiz yok. Özel bir gezi yapayım diye aklımdan da geçmedi. Sadece Karadeniz’de Sinop’a kadar gittim, o da iş icabı.

 

***Bilal Bey, soyadınız sizin de malumunuz, başkan Karaosmanoğlu’yla aynı olunca, yakını mısınız diye merak ediyor insan?

 

Başkan ile babam uzaktan amca çocukları olur. Ama akrabalıktan öte onlar iyi iki arkadaşlar. Arkadaşlıkları akrabalıktan daha yakın.

 

***Eğitim hayatınız…

 

ilkokulu İzmit’te okudum, daha sonra İstanbul’a gittim. Eğitimimin liseye kadar olan kısmını orada tamamladım. Üniversite için Kocaeli’ye geldim ve KOÜ’de peyzaj mimarlığı okudum.

 

***Şu anda peyzaj mezunu olup bu işi yapmak ayrıca bir şans olsa gerek. Genelde mesleğiyle yaptığı iş örtüşmeyen birçok insan vardır çünkü.

 

Ben şanslıyım çünkü bu aslında baba mesleği. Çocukluktan beri içindeyim. Yani önce bu işte çalışmaya başladım, sonra bölümünü okudum. Babam devlet memuruydu, çok iyi ticaret yapabilecek bir insan değildi. İş yapıyor parasını alamıyor, hep mağdur… ben babamın o durumuna biraz kafa kaldırdım diyebilirim.

 

***Nasıl yani?

 

Dedim bu böyle nereye kadar gidecek? Bu işi ben yapacağım. Sektörde çok eskiydi kendisi. Antalya’daki otellerin ilk kurulduğu 90’lı yıllarda, o otellerin peyzajlarını babam yapmış. Hatırı sayılır iş potansiyeli var ama bunu bir türlü artıya çeviremiyor. Memuriyeti var, birileriyle beraber yapıyor mecburen. O yanında olanlar bu durumdan faydalanıyor. Olsa da parasını alamıyor, peşine koşturamıyor derken, ben bu işi yapacağım dedim babama. Çünkü geleceğin sektörü olarak gördüm.

 

 

 

 

21 YAŞINDA PATRON OLDU

 

***İş hayatına patron olarak başladınız yani?

 

Hayata patron olarak başladım ama bugünkü gibi bir patron değildim. Küçük bir iş yerinin patronu gibi. Çok cüzi karla iş alıyorsun, işçiyle birlikte sen de gidiyorsun. Yani bu işe kazma kürekle başladım ben. Neticede işe hakim oldum.

 

Tabi yaşım daha 16-17 olduğu için ne kadar patron olabilirsin ki? Babam yanımdaydı, işi o alıyor ben yapıyordum, ben takip ediyordum. Babam bu becerimi çabucak keşfetti ve çabucak işi teslim etti.

 

***Başka erkek kardeşiniz var mı?

 

Benim ufağım bir kardeşim daha var ama onun okul hayatı olduğu için daha sonra yanıma geldi, şimdi birlikte çalışıyoruz. Babam işi bana devrettiğinde 21 yaşındaydım. Ama onun desteği çoktu. Bir kere burada çok kurumsal bir yapı oluşturmuştu. Belki çok büyük bir holding değiliz ama kendi sektörümüzde en kurumsallardan biriyiz. Mimarları var, müdürleri var, her şey kurumsal yönde işler. Yani ben şantiyelere gidip onu yapın şunu yapmayın demem. Bu kurumsallık anlayışını da babamdan aldım.

 

***Memur olmasının etkisini görmüşsünüzdür belki? Disiplin, düzen anlamında…

 

Evet, kesinlikle memurluktan edinilen özellikler hepsi. Prensibi, disiplini, kuralı çok küçük bir firmayken bile vardı. Biz bunu devam ettiriyoruz.

 

***Babanız memur derken, hangi kurumdan emekli oldu?

 

Babam Kocaeli Tarım İl Müdürlüğü yaptı. Memuriyetten kazandığı özelliklerden ben çok iyi faydalandım.

 

***Bilal Bey, bu soruya samimiyetle cevap vereceğinizi biliyorum. Karaosmanoğlu soyadının avantajını gördünüz mü? Çünkü yaklaşık 15 yıldır bu soyadı Kocaeli’de oldukça popüler…

 

Ben de çok samimi söylüyorum, inanın değil avantaj, çok dezavantajını gördüm. En basitinden mesela kendi kentimde iş yapamıyorum. Halbuki benim kazandığım bana, ona hiçbir şey gitmiyor. Herkesin evi barkı ekmeği ayrı. Çok yakınlığımız yok zaten ama insanlar “tamam, size her kapı açılır” diye sanıyor.

 

Yok öyle bir şey. Baktığınızda bizim işlerimiz butiktir ve Kocaeli dışındadır. Burada bize avantaj değil dezavantaj oldu, Kocaeli’de her şeyden geri kaldık. Kamu çok büyük bir güç. Bu piyasada hiç olmayanlar kamunun desteğiyle çok acayip yerlere geldiler. Biz mecburen Kocaeli’de bu işin içinde olamadık.

 

 

 

BİZDEN BAŞKA SERVİS HİZMETİ VEREN YOK

 

***Çok fazla peyzaj işi yapan var değil mi?

 

Aslında sektörün en büyük sıkıntısı bu. Yani bugün 1 milyoncu da bu işi yapıyor. Ben burada 1 milyoncuları eleştirmiyorum. Bu işle hiç alakası olmayan adam, en ucuzundan gelip bu işi yapıyor anlamında söylüyorum. Çünkü kamunun para harcadığı belli başlı işlerden biridir peyzaj. Ayrıca her ilde kavşakların yapıldığı, etrafın güzelleştirildiği bu kadar yeşil alan bulunmuyor ve biz sektörün en iyilerinden olduğumuz halde bundan gerçekten faydalanamadık.

 

***Bu işin de merdiven altı diye tabir edilen kısmı var yani, öyle mi?

 

Olmaz mı, hem de nasıl. Adam park bahçelerde biraz çalışmış, sonra gidip peyzaj işi kurmuş. Kartvizitinde bile “PEYSACCI” yazıp, kendini pazarlayanlar var. Onun 10 lira teklif ettiği bir işe biz 15 diyoruz ama kurumsal bir firmadan hizmet alacaklarını anlatıyoruz. Kaç kişi yaptığı işin arkasında duruyor? Mesela bizim bir de servis hizmetimiz var.

 

***Nasıl yani? Bitkilerin bahçenin bakımı gibi mi?

 

Evet ben iddia ediyorum, bu sektörde Kocaeli’de servis hizmeti veren tek firmayız. Bahçedeki yürüyüş yolu, havuz, ışıklar dışında her şey canlı. O canlıların devamlılığı için devamlı bir harekete ihtiyaç var. O yapının devamlı bakımının olması gerekiyor. Biz o noktada kesintisiz hizmet verebiliyoruz. 17 yıldır bu sektördeyiz ve müşteri bir sıkıntı olduğunda bize dönebiliyor, servis hizmeti alabiliyor.

 

***Akar Peyzajda kaç kişilik bir ekip var?

 

Şirketimizde 40’a yakın personel çalışıyor ama hepsi görev başında. Bakım yaptığımız villalar, siteler var. Devamlı çalışma halindeler. Sabah toplanma yerine gelirler ondan sonra şantiyelere dağılıp herkes işini yapar. Mimarlarımız kontrole gider.

 

 

 

 

BİZ KEYİF SATIYORUZ

 

***Bilal Bey gün boyu çiçeklerin, yeşilin arasında olmak doğal bir terapi gibi olmalı?

 

Ben başka sektörlerde işler de yaptım. Fabrikam vardı ama orada durmayıp buraya gelirdim. Aslında fabrika olana kadar, her işin algısı vergisi yani ticaretin içindeki bütün sıkıntıların peyzaj işinde de olduğunu düşünürdüm.

 

Bana hep “siz yaşlanmazsınız, ne güzel işiniz var” diye söylediklerinde, “valla ben hiç görmüyorum onları. Ofisten çıkıyorum arabama binip gidip geliyorum ve görmüyorum, bakmıyorum” derdim. Ama fabrikada çalışırken anladım ki, bakmasam da burasının var olduğu bilinciyle rahatlıyormuşum. Bunu o güne kadar hiç hissetmemiştim. Meğer farkında olmadan burası bana terapi oluyormuş, bunu öğrendim.

 

***Keyifli bir iş sizinki. İşi yaptıktan sonra ortaya çıkan esere bakmak ayrı bir zevk olsa gerek?

 

Kesinlikle çok keyifli. Bir kere biz keyif satıyoruz. İhtiyaç değil. Bu da karşındakini mutlu ediyor. O mutlu olmak için bize geliyor ve bahçesini yaptırıyor. İş bitiminde teşekkür ederim demiyor, “ya eline sağlık, harika olmuş” falan diyor. Bu da acayip derecede keyif veriyor insana.

 

***Çok zor bir hayatınız olmamışa benziyorsunuz yani şanslı birisiniz anladığım kadarıyla?

 

Çok şanslı olduğumu söylüyorum, hayatta hep dört ayak üstüne düştüm. Ama bu zorluk çekmedim anlamına gelmez. Hiçbir başarı kolay olmuyor. İnsanlar bana “babanın işini aldın, rahatsın” diyor. Evet ben babamın işini devraldım ama hakkıyla devraldım. Bir baba 25 yaşındaki oğluna o yaşa kadar hiç araba kullanmamış oğluna araba alsa ve bunu kullan, ben de yanında oturacağım dese olur mu? Olmaz, o çocuk o arabayı çarpar.

 

Yani babanın işini devralmakla bitmez, o iş bir yere kadar gider. Benimki de öyle. Bu iş öyle kolay değil. Ne varsa öğrendik, zorluklarını çektik. Kolaylığı şu oldu. Babamdan Allah razı olsun, önümüzü açtı. O olmasa bu sektörde olabilir miydim bilmiyorum.

 

***Bir babanın evladının arkasında olması gibisi var mı?

 

Onun verdiği güveni hiçbir şey veremez Aysun hanım. Mesela bir yere gidiyorum konuşup anlatıyorum. Sohbet esnasında sen kimin oğlusun diye sorulup babamı duyduklarında, “sen Muhammed beyin oğlu musun” dediklerinde olmayacak işim bile oluyor. Babamdan aldığım en büyük miras, karşılıksız olarak yaptığı iyiliklerdir. Onun yaptığı iyiliklerin ticari hayatımda karşıma çıkması en büyük sermayemdir. O yönden babam çok değerlidir ve bunu herkes söyler.

 

 

 

İLGİSİZ BABA DEĞİLİM

 

***Bilal Bey, siyasi bir aile olduğunuza göre siyasete uzak değilsinizdir sanırım?

 

Benim siyasetle ilgili hiçbir düşüncem yok. Benim yapabileceğim bir şey olduğunu düşünmüyorum. Kıvırmayı beceremiyorum, görmezlikten gelemiyorum, doğruyu söylemediğim zaman kendimi rahatsız hissediyorum. Benim yapıma uygun değil. Ben sevmediğim bir adamı niye pohpohlayım.

 

***Evli misiniz, çoluk çocuk var mı?

 

Evliyim bir oğlum bir kızım var. Oğlum 15 yaşında.

 

***Çok mu erken evlendiniz?

 

Evet erken evlendim, 19-20 yaşındaydım. Bizim Karadenizlilerde bu gelenek vardır. İş hayatın varsa erken kalkacaksın, işe gideceksin, düzenli bir hayatın olacak. Bunun için evlenmek lazım. Biz de bu geleneğe uyum sağladık. Harika iki çocuğum var.

 

***Bilal Bey, boş vakitlerinizi nasıl geçiriyorsunuz?

 

Halı sahada futbol oynamayı seviyorum. Hatta oğlum da oynuyor ayrıca dereceli yüzücüdür. Onun haricinde yürüyüş yapmayı seviyorum. Ayrıca seyahat etmeyi çok seviyorum. En büyük hobim bu. Bunun yanı sıra erken evlendiğim için çocuklarımın çok farkında değildim.

 

Ben ilgisiz bir baba değilim ama bazı bilinçsiz yönlerim olduğunu yaş ilerledikçe kabul etmeye başladım. O nedenle şimdi çocuklarımla daha fazla vakit geçirmeye çalışıyorum. Bunu görev icabı değil, severek yapıyorum. Bunların dışında, işimi çok seviyorum. Mutlaka her gün geliyorum.

 

 

 

TAKİP ETTİĞİM TEK GAZETE

 

***Yerel basın hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu soruyu özellikle soruyorum ki, okurların fikrini birebir öğrenmek bize çok fayda sağlıyor?

 

Yerel basının üç-dört yıl öncesine kadar bir karşılığı vardı. Sonra inanılmaz bir karmaşa oluştu gözümde. Bir dünya gazete çıktı. İsimlerini saymakla bitmez. O Kocaeli, bu Kocaeli, sizinki, onunki, bununki, falan filan. Tüm bu kafa karışıklığının içinde sizin gazeteniz bana inanılmaz farklı geliyor. İnternetten devamlı takip ediyorum. Ayrıca baskı gazete olması ve internetteki yüzünü gazeteye yansıtması farklılığı ortaya koyuyor.

 

Bunu okuyan biri olarak kendim fark ettim. Diğerlerinde haberler de belli, şekiller de belli ama Barış’ta kalıp bile çok farklı. Şu anda yerel anlamda tek takip ettiğim gazete diyebilirim. Diğerleri rutine bağı, aynı haberleri hepsinde görüyorsunuz, bunun bir anlamı yok. Niye böyle bir gazetecilik yapıyorlar, onu da bilmiyorum. Sizin daha da başarılı olacağınıza canı gönülden inanıyorum.

 

***Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

 

Bulunduğun yeri cennete çeviremiyorsan, gittiğin her yer cehennemdir. Bu benim hayat felsefemdir. Ben bunu çalışanlarıma da söylüyorum. Bulunduğun yeri cennete çevirmek senin elinde. Yoksa orası hem sana hem diğerlerine cehennem gibi gelir diyorum. Bazı şeyler bizim elimizde.

 

***Bilal Bey, çok güzel bir sohbet oldu. Yükselen Değerler ailesine hoş geldiniz diyorum?

 

Benim için de çok keyifliydi, çok teşekkür ediyorum. Az evvel dediğim gibi, inşallah farklılığınızı korursunuz ve bu gazeteyi çok daha yukarılarda görmek bize kısmet olur.  

 

 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
fulya 1 yıl önce

hahahah

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237