banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

Çalışkan: Kocaeli’de müteahhitlik adil değil
banner234
Sevgili okurlar, “Yükselen Değerler” Gazete Barış sayfalarında hayat bulmaya devam ediyor. Fırsat buldukça buradan sizlere Kocaeli’nin, hatta Türkiye’nin alışılagelmiş, hafızalarda kalmayı başarmış, örnek hayat hikayelerinin yer aldığı Yükselen Değerler röportaj serisine devam edeceğim. Birazdan okuyacağınız başarı hikayesi bir bakıma hikayenin ortasındayken yakaladığımız biri. Onun daha yapacak çok büyük işleri var.

AYES İNŞAAT adı altında kurduğu şirkte henüz çok yeni. Ancak yaptığı butik inşaatlar daha temelden satılıyor ve alıcılar tarafından dilden dile yayılıyor.

Murat Çalışkan, aslen Mardinli ama artık yerleşik bir Kocaelili olma yolunda. İzmit Kadıköy Mahallesi’nde bulunan iş yerinde keyifli bir sohbet gerçekleştirdiğimiz Murat Çalışkan, kırk yıllık İzmitli gibi kente ve kent dinamikleri hakkında bilgiye sahip. Aynı zamanda baba mesleği olan kuyumculuğu da ihmal etmeyen Murat Bey, Dolphin AVM’den sonra 41 Burda’da müşterilerine hizmet vermeye hazırlanıyor.

Kuyumculuktaki çıkışını gümüş ile taçlandıran genç iş adamı, öyle ürünler getiriyor ki İzmit’in neredeyse bütün kuyumcuları onun vitrinine bakmadan geçmiyor. Seçme ve el emeği ürünlerle piyasada farkındalık yaratan Murat Çalışkan, birbirinden farklı bu iki sektörde de en iyisini yapma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Gerek iş, gerekse aile yaşantısıyla ve mütevazi kişiliğiyle Kocaeli’de değer olma yolunda ilerleyen Murat Çalışkan’a başarılarının devamını diliyorum. Ayrıca Gazetemize olan ilgisinin hiç azalmamasını temenni ediyorum. Çünkü bizi daha yukarılara taşıyacak olan şey, Murat Bey gibi samimi, yapılan işi iyi görebilen, analiz gücü kuvvetli insanlar olacaktır. Buyurun röportajımıza…



KURTARICI OLARAK ÇAĞIRILDIK

Okurlarımıza kendinizi tanıtır mısınız?


1972’de Batman’da doğdum ama aslen Mardin Midyatlıyız. Midyat’ın ileri gelen ailelerindeniz, Şemikan aşireti deyince orada herkes bizi bilir.

Bu aşiret meşhur mudur o bölgede?
Yani öyle sayılır. Orada ki Süryaniler çok iyi bilir çünkü bizi oraya yerleşmemiz konusunda davet eden onlardır. Yaklaşık 200 sene önce Süryanilere zulmeden bir ağa varmış. Ondan kurtulmak için bizi davet etmişler. Böylelikle Midyat’a yerleşmişiz. O günden bu yana ailemiz o bölgede yaşıyor. Ama daha sonralarda aile fertlerinin bazıları İstanbul, Ankara, Kocaeli derken Türkiye’nin her yerine yayılmışız. Örneğin eski Kocaeli Valisi Kemal Nehrozoğlu, babamın amcasının oğludur.

Buna şaşırdım doğrusu, Sayın Nehrozoğlu çok değerli ve ardında iz bırakan Valilerimizden biriydi…


Kesinlikle öyle, mükemmel bir insan, mükemmel bir sosyal demokrattı. Ailemizin gurur kaynağıdır. Yine akrabamız olan Mithat Yenigün, Fenerbahçe As Başkanı’dır. Aziz Yıldırım ile beraber yönetime geldi, yaklaşık 15 yıldır da yönetimdedir.


BİRÇOK İLKİ BİZ YAPTIK

Siz de tanıdığım kadarıyla aileye yakışan işler yapıyorsunuz. Peki, siz ne zaman bu taraflara geldiniz?


Elimizden geldiğince düzgün şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ben 4-5 yaşlarındayken ailem İstanbul’a taşınma kararı aldı. Ticari amaçlı geldik, İstanbul’da da bir ayağımız olsun istedik. Bayağı da yayıldık İstanbul’da.


Babanız ne iş yapıyordu İstanbul’da?


Ailemizin asıl mesleği kuyumculuk, dövizcilik ve müteahhitlik. Güneydoğu’da, Batman’da ilk kuyumcuyu babam açtı. İlk apartmanı babam yaptı. İstanbul’da ilk resmi döviz bürosunu biz açtık. Çok şükür birçok ilki biz yaptık.

Siz ne zaman babanızdan bayrağı devraldınız?


Ben babamın yanında yetişip büyüdükten sonra babamı emekliye ayırdık. Çok geçmeden babamı kaybettik, sonra bir ayağımızı İzmit’e attık.



İSTANBUL’DA BİR BİNA İLE SERVET YAPARSINIZ

İstanbul daha büyük bir kent olmasına rağmen siz İzmit’e geldiniz. Sebep neydi?


İzmit’te o zamanlar ilk kez açılan Dolphin AVM vardı, sahibi Zeynel Abidin Erdem’di. Biz o zamanlar sahibinin Zeynel Bey, olduğunu bilmiyorduk. AVM’nin müdürü burada kuyumculuk üzerine mağaza açmamız için davette bulundu ama biz kabul etmedik. Ardından sahibinin Zeynel Bey olduğunu öğrendik ve sorgusuz sualsiz geldik çünkü kendisi akrabamız olur. 10 yıldır da Dolphin AVM’deyiz. Daha sonra NCity’de açtık.

 

Peki, inşaat işine nasıl girdiniz?


Aslında müteahhitlik yapmayı hiç düşünmüyordum ama bir müteahhide işini kötü yaptığı için kızgınlığım sonucunda bu işe girmeye karar verdim.

 

Ama zaten babadan gelen bir meslekmiş müteahhitlik?


Evet ama ben burada yapmayı hiç düşünmüyordum. Çünkü İstanbul’da ki kar oranıyla burası arasında korkunç fark var.

 

Nasıl yani?


Yani İstanbul’da ki bir binayla büyük bir servet yapabilirsiniz. O serveti İzmit’te 20 binayla yapamazsınız.

 

O kızdığınız müteahhit kimdi acaba, öğrenebilir miyiz?

Benim isim vermem etik olmaz ama kendisinden ev almıştım, işçiliğine inanmamıştım.


İNŞAATTAN ANLAMIYOR, GÖRSELLİĞE BAKIYORLAR

Adamcağızın sayesinde müteahhitliğe başlamışsınız. İyi tarafından bakmak lazım?


Kesinlikle öyle. Bu sayede İzmit’te inşaat işine girdik. İlk projemizi de Kadıköy Mahallesi’nde yaptık. Ve inanın bu bölgenin en lüks, en kaliteli binası oldu. Her şey A’dan Z’ye marka. Bu bölgede öyle bir bina yok. Ama bu sadece Kadıköy Mahallesi’ndeki binayla sınırlı değil. Bütün inşaatlarımızda en üst kaliteyi kullanıyoruz. Bütün afişlerimize görsellerimize göğsümüzü gere gere asıyoruz. Bir gün inşaat halinde ki daireye emlakçı getirmiştim. Gözlerine inanamadı. ‘Aferin sana Murat Bey’ dedi. ‘Kimse evlere içeriden sıva yapmıyor, direk alçı vuruyor’ dedi. Düşünebiliyor musunuz? Tamamen ticari…


İnsanların hiç bilmediği veya dikkat etmediği bir ayrıntı aslında?


Kesinlikle öyle, inşaattan anlamıyor çoğu kimse. Görselliğe bakıyor. Ama ben bundan asla taviz vermem. Sıvası olacak, gaz beton olacak, her şey usulüne uygun olacak.



DEĞİRMENDERE’YE 48 VİLLA DÜŞÜNCESİ

Şu ana kadar ne kadar bina yaptınız?


İzmit bölgesinde altıncı binayı yaptık. Genelde butik inşaatlar yaptık ama niyetimiz Değirmendere’de bir arkadaşımla beraber 48 tane deniz manzaralı villa yapmak, yeri de hazır.

 

İnşaat işi sanki takı işinin önüne geçmiş gibi, yanılıyor muyum?


Biraz öne geçti evet. Çünkü birden bire girdik. Sorumluluğumuz fazlaydı. Allah razı olsun, demek o kadar önemli bir şey ki bu reklamı parayla bile yapamazdık. Ben çok fazla reklam yapmam. Müşterilerimiz direk kendileri yapıyorlar ve onlar bana müşteri getiriyorlar, bu adam iyi iş yapıyor diye. Şimdi Bağçeşme’de bir projemiz var, ona başlıyoruz. Biri sekiz, diğeri on iki dairelik projemiz var.



BİNAYI KOMPLE ROMANLARA SATTIM

Neden daha büyük projeler değil de butik inşaatlar yapıyorsunuz, daha çok mu kazandırıyor?


Hayır, hiç alakası yok. Ben ilk önce insanlar ne yaptığımızı görsün istedim. Bana ‘ne yaptın’ dedikleri zaman bakın bunları yaptım diyebileyim. Ondan sonra büyük projelere geçeyim. Bir de ben bir ilk daha yaptım İzmit’te onu da anlatayım size. İzmit’in Yeşilova ve Yenişehir mahallelerinin kesiştiği yerde bir Roman vatandaşımızın arsasını aldım ve on dairelik bina yapıp hepsini Roman vatandaşlarımıza sattım. Bunu yapan başka biri varsa çıksın söylesin.


Zor oldu mu peki?
Zor yanları oldu ama anlaştık. Beni gece bile aradıkları oldu. Ama ben yılmadan bıkmadan onlara normal saatlerde aranması gerektiğini öğrettim. Neyi nasıl kullanacaklarını öğrettim. Mesela balkon kapısının kolunu kaldırıp kilitlemeyi bilmiyor, kapı bozuk diyor. Yani biraz sabırla her şeyi öğrendiler. Bina bittikten sonra hepsini sattım. Meğer onlar da benim bitirmemi beklemişler. Bakalım bu müteahhit ne yapacak diye?

Bu arada eğitim durumunuz neydi Murat Bey?


Açık konuşayım, hiç saklamaya gerek yok; ben İstanbul Kadıköy’de iken Arnavutköy’de yatılı okuyordum. Bizim zamanımızda lise, birinci sınıftan sonra fen ve edebiyat diye kollara ayrılıyordu. Ailem ben edebiyat istediğim halde beni zorla fen bölümüne verdi. Doğal olarak sayısal derslerim zayıf geldi. O anki öfkeyle bütünleme sınavlarına bile girmeden okulu bıraktım. Hemen işe koyuldum. Eğitim olayını orada bitirdim.

 

Aileniz kızmadı mı peki?


Kızmadı, bizimkilerin canına minnetti. İyi çalıştığım için sıkıntı yapmadılar.



BÜYÜK ZORLUKLAR DA YAŞADI

Hayat insana bazen okuldan daha fazlasını öğretiyor, öyle değil mi?


Kesinlikle haklısınız. Hayat o kadar ilginç ki; her şeyi biliyorum, çok tecrübeliyim diyorsunuz ama öyle bir olayla karşılaşıyorsunuz ki ‘ben daha hiçbir şey görmemişim’ diyorsunuz. Çok güzel günler de gördüm, çok büyük acılar da yaşadım.

 

Mesela ne gibi zorluklardan geçtiniz?
1989’da okulu bıraktığım dönemlerde İstanbul’da doğru dürüst döviz büroları yoktu. Ama biz yine de Kapalı Çarşı’dan gelen dövizlerle işimizi yapardık. Bir gün kuyumcunun birine sabahtan parayı verdik, kuyumcu ‘yarına kalsın’ dedi. Yarın bir baktık ki kuyumcu yok. Ve inanır mısınız, Kadıköy’ün en büyük kuyumcusuydu. Vitrinde yaklaşık 150 kilogram altın vardı. Altınların hepsini toplamış, dövizleri almış ve yok olmuş. Bu benim ilk yaşadığım zorluktu. Büyük bir rakamdı çünkü. Ama çok şükür üstesinden geldik.


GÜMÜŞÇÜ MURAT

Peki, şu anda kuyumculuk yapıyor musunuz?


İstanbul Kadıköy’de hala devam ediyoruz. Ağabeyim geçen yıl vefat edene kadar 18 yıl Anadolu Yakası Kuyumcular Derneği’nin başkanlığı yaptı. Onun vefatıyla birlikte dernek işini de orada noktaladık. Nişantaşı City, Pendik Marina, Tuzla Marina’da ‘Çalışkan Döviz’ şubelerimiz var. İzmit halkı ise burada beni ‘Gümüşçü Murat’ olarak tanıdı.

 

Kuyumculuk derken, gümüş kuyumculuğundan mı söz ettiniz?


Hayır, sektörümüz kuyumculuk. Ama ilk defa Kocaeli’de gümüş kuyumculuğu yaptık.


Gümüşe ilgi nasıl?


Zaten ilgi olduğu için gümüşe yöneldim. Kuyumcu açacağıma gümüşçü açayım dedim. AVM’lerde çok iyi gidiyordu o zamanlar. Ama şimdi piyasanın durgunluğundan dolayı sekteye uğradı.

 

Gümüş ürünleriniz özel tasarım mıydı?


Takılarımızın hepsi çok iyi seçilmiş ürünlerdi. İlk kez Dolphin’de açtığım zaman bütün gümüşçülerin yanı sıra kuyumcular bile gelip benim vitrinimi inceledi. Fakat şu sıra biraz ara verdik.


DOLPHİN ÇOK KAN KAYBETTİ

Peki, bunda Dolphin AVM’ye olan ilginin azalması etkili olabilir mi? Mesela benim evime çok yakın olmasına rağmen aylardır kapısından içeri girmedim?


Bakın kendinizden pay biçin. Dediğiniz gibi evinize yakın olduğu halde gelmemişsiniz. Bence Dolphin AVM çok kan kaybetti. Asla eskisi gibi iş yapmıyor. İçeride mağaza yok. Bayanları çekecek şeyler lazım. Sürekli aynı şeyi söylüyorlar. Onu yapacağız, bunu yapacağız diye ama bir şey yaptıkları yok.

Sizin kendi dükkanınız mı orada, yoksa kira mı?


Hayır, ben kiracıyım. AVM’yi tadilata aldıkları anda ben gümüş standımı depoya kaldırdım. Şu anda da açmıyorum, beklemedeyim. İyi mağazalar getirmedikçe açmayacağım.


41 BURDA, EN MUHTEŞEM AVM

Başka bir yerde var mısınız peki?


Tabii varız. Yeni açılan 41 Burda AVM’ye başvurmuştuk, sağ olsunlar hemen kabul ettiler. Yine orada da stant tercih ettik, çünkü mağazalar çok büyük. Şunun sözünü aldık; ‘açılacak ilk stant sizin olacak’ dediler. Anlaştık bakalım. Ve bence bugüne kadar Kocaeli’de yapılmış en muhteşem AVM. Korkunç bir tasarım yapmışlar.


BAŞİSKELE KARŞIYAKA’YI ÇOK SEVDİM


Nerede oturuyorsunuz Murat Bey?


Başiskele Karşıyaka’da oturuyoruz, o bölgeyi çok seviyoruz. Havası çok güzel. İzmit’e ilk geldiğimde buraya yerleşmek aklımın ucunda bile yoktu. Kiracıydım, aklımda ev almak yoktu ama ev sahibine kızıp ev aldım. Ev alırken de müteahhide kızdım, inşaata başladım. Hiç abartmıyorum.

 

Başiskele Karşıyaka güzeldir ama yaşaması kolay bir yer değildir diye bilirim ben?


Biz çok sevdik. Hemen Başiskele Belediyesi’nin yukarısındayız. Deniz manzaralı güzel bir yer.

Murat Bey, biraz da ailenizden bahsedelim. Evlisiniz değil mi?
Evet evliyim, iki tane çocuğum var. 15 yaşında 10. sınıfa giden bir oğlum ve 8 yaşında 2. sınıfa giden bir kızım var.

 

Eşiniz çalışıyor mu yoksa ev hanımı mı?


Hayır, onu çalıştırmıyoruz. Ben büyük bir hata yaptım ve eşime araba aldım.


Bunun nesi hata? Eşinizi evde bulamamaktan mı şikayetçisiniz yoksa?


Her gittiği yeri haber veriyor sağ olsun ama evet evde bulamıyorum.

 

Olsun onun da hakkı. İki evlat yetiştirmiş, stres atmaya hakkı var.


Orası öyle tabii. Sabah pilatesle başlıyor, öğleye doğru bilmem nereye kahvaltı, akşam yürüyüşleri derken hanımı evde göremez olduk. Bir arkadaş grubu var, hepsi pırlanta gibi insanlar. Öyle sağlam dostluk kurmuşlar ki yurt dışına bile beraber gidiyorlar. Geçen en son İspanya turu yaptılar. Yani iyi geziyorlar.


MARDİNLİLER DERNEĞİ’Nİ KURDUK


Siz boş vaktinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?


Ata binmekten müthiş keyif alıyorum. Bunun yanı sıra yeşili çok seviyorum. Her fırsatta çocuklarımı da alıp şehir dışına kaçıyorum. Çocukların da ata binmesi için eğitim aldırıyorum. İnsana farklı bir haz veriyor, güzel bir şey.

Murat Bey, Kocaeli’yi ne kadar benimsediniz? Örneğin sivil toplum kuruluşlarında, sosyal yaşamda varlık gösteriyor musunuz?


Kocaeli’yi elbette benimsedim. Burada Mardinliler Derneğine üyeyim ama çok faal değiller. Mesela İstanbul’da ki Mardinliler Derneği’nde çok etkiliyiz. Onu elbirliğiyle kurduk. Ama buraya yüzde 5’ini bile yansıtamadım, burada birbirini tutmuyorlar.


SİYASETİ ÖNE KOYMAM

Siyasete ilgili biri misiniz?


Bir vatandaş kadar ilgiliyim ama herkese eşit mesafedeyim. Bazen arkadaşlarım söylüyor, sen sosyal medyada AKP’li birinin paylaşımını, CHP’li birinin fotoğrafını, yok paralelci birinin sözünü beğenmişsin diyorlar. Olabilir, bana bir zararları yok ki. Beni kimin ne olduğu hiç ilgilendirmiyor.

İnsanları zorla nasıl kutuplaştırıyorlar değil mi?


Gerçekte de öyle. Ben ne yaptığım ticarette, ne sosyal yaşamda siyaseti öne koymam. Siyasi sembollerden uzak dururum. Bizim işimiz siyaset değil, ticaret.

 

Peki, memleketinize veya İstanbul’a dönmeyi düşünüyor musunuz?


Bir kere nasip olursa artık burada yaşayacağım, İstanbul’a iş yaparım ancak oraya yerleşmeyi düşünmem. Çünkü İstanbul’da ticaretim de yaşantım da çok hızlıydı. Burayı seviyorum, hani derler ya İzmit’in suyunu içen gidemezmiş diye. Aynen onu yaşıyorum ve ayrılmayı hiç düşünmüyorum. Akrabalarımdan burada yaşayanlar da var. Mesela bir tanesi il sağlık müdürlüğünde müfettiştir. Dolayısıyla burada yaşayacağım ve İzmit’e imzamı atacak inşaatlar yapacağım.


HERKESİN ARSASI BİRBİRİNİN İÇİNDE

İnşaat demişken, İzmit’te inşaat olayı İstanbul’la kıyaslandığında ne gibi farklar var?


Bir kere burada müteahhitlik yapmak çok zor. Kesinlikle adil bir yarış yok. Belediye ile müteahhitler arasında büyük bir adaletsizlik var. Kent konut 15-20 kat yapıyor ama bizim hakkımız 3 buçuk 4 kat. Bu çok büyük bir fark. İkincisi, mesela ben bir arsayla anlaşıyorum ev yapacağım ama bir bakıyorsun başkasının evi bizim arsanın içinde. Belediyeler çok önceden buna izin vermişler ve inanın bu sorunu çözmek o kadar zor ki. İzmit’in istendiği ölçüde yenilenememesinin sebeplerinden biri de bu. Herkesin arsası birbirinin içinde. Düzen yok.


Bu nasıl çözülür peki?


Yani çözmek için oraları topluca almamız lazım. Topluca alamadığımız için belediyelerin el atması gerek. Farklı bir yaptırım uygulanması lazım ki mecbur kalıp versinler. Yoksa uzun yıllar böyle kalır.

 

Ortağınız var mı?


İlk başlarda vardı ama sonra dürüstlük noktasında sıkıntı yaşayınca ayrıldık. Şu anda tek başıma yürüyorum ve çok şükür insanlardan memnuniyet sözleri duyuyorum. Yaptığım evleri temelden satmam, insanların bakış açısını gösteriyor zaten.


BAŞİSKELE’DE HER ŞEY NİZAMİ


Son zamanlarda büyük inşaat şirketlerinin yığınak yaptığı bir Başiskele var. Siz de orada oturduğunuzu söylediğiniz için soruyorum. Bu yatırımcılar neden oraya doğru kaydı?


Ben Başiskele’ye üç buçuk yıl önce yerleştim. İlk gittiğimizde binanın etrafı bomboştu. Bir yıl sonra her tarafım inşaat doldu. Bu da o bölgede çarpık yapılaşmanın olmamasından kaynaklı. Orada her yer düzenli. Yapılanma yeni olduğu için her şey nizami yapılıyor, bu çok önemli. Ayrıca oraya gelen insanların hepsi kendini bilen, kaliteli insanlar. Dışarıdan başka bir ilden insan gelmiyor oraya. Bu da Başiskele’nin biraz daha yükselmesine neden oldu. Bir kere insanlar temiz hava arıyor.

 

Temiz hava diyorsunuz ama mesela Kartepe ilçesine eskisi kadar inşaat yapılmıyor?


Kartepe’nin konumuyla Başiskele’ninki bir değil. Başiskele şehre çok yakın. Hem deniz manzaralı hem dağ. Kartepe çok sapa kalıyor, insanlar orayı yazlık olarak görüyor, çok soğuk. Ben buraya ilk geldiğimde Başiskele b kadar revaçta olmadığı halde, Yuvacık ile Bahçecik arasında yer alacağım demiştim. Demek ki birçok kişi benim gibi düşündüğü için Başiskele’ye doğru bir akım var.


İLK İŞİM GAZETE BARIŞ’A BAKMAK

Murat Bey, Kocaeli’de yerel basın hakkında ki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Ben her sabah ofisime geldiğimde kahvemi alır ve yerel gazeteleri açarım. Özür dileyerek söylüyorum; eskiden ilk açtığım sayfa Bizim Kocaeli Gazetesi’ydi ama şimdi ilk açtığım sayfa kesinlikle o değil, Gazete Barış.

 

Bunu bizi memnun etmek için söylemediğinizi düşünüyorum Murat Bey?

Hayır asla… Emin olun, önce Gazete Barış’ı açıyorum, sonra diğerlerine bakıyorum.


Buna memnun oldum. O zaman hemen sorayım, bize eleştirileriniz veya daha iyi olmamız yönünde önerileriniz var mı?

Sizin ilk gazete açacağınızı duyduğum zaman o kadar sevindim ki anlatamam. Çünkü ben yazılarınızı sürekli okuyordum. Sizi gayet güçlü ve cesaretli buluyordum. Hiç çekinceniz olmadığınızı gösteriyordunuz. Bunu gazeteye nasıl yansıtacağınızı bildiğim için çok takdir ettim ve kesinlikle çok beğenerek okuyorum. Size tek önerim, bozulmayın aynen böyle devam edin, kimseden korkmamaya devam edin.

Murat Bey, Yükselen Değerler’e katıdığınız için ve bizimle samimi düşüncelerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Başarılarınız daim olsun…

Ben teşekkür ederim Aysun Hanım, çok keyifli bir röportaj olduğunu düşünüyorum. İnşallah okurlar da memnun kalır. 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner242

banner121

banner235

banner182

banner233

banner202

banner144

banner237