banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

BU PAZARIN BELİRLEYİCİSİ BENİM
banner234

 

Hayat uzun bir koşudur. Her adımda yeni bir başlangıç yapabileceğimiz bir koşu. Bu uzun koşuya hayat maratonu adını da verebiliriz. Eski Yunan dilinde Maraton, Ispartalıların ve Yunanlıların yaptığı meydan savaşından gelir. Bazen düşeriz ya da oyundan koparız. Hatta kimi zaman acımasız bir şekilde eleştirdiklerimiz tarafından elenir ve pes ederiz. Oysa bu maratonda her zaman yeni bir başlangıç yapabilirsiniz. Yeter ki başarılı olacağınıza dair inancınızı kaybetmeyin.

Hiçbir ürünün daha kötüsü yapılmadan daha ucuza satılmaz. Her işin kendisine göre bir zorluğu vardır. Ancak sorumluluğunu üstlendiğiniz işi severek yapıyorsanız eğer,  gözünüzde eğlenceli bir işe dönüşüyor şeklinde düşünen bir konuğumuz var bu hafta. Hatta iki konuğumuz var… Maçka Kebap’ın sahibi Yüksel bey ve eşi Sevgi hanım.

Yüksel beyin esprili ve samimi cevapları Sevgi hanımın ise arada sırada yapmış olduğumuz hoş sohbete katılması daha da lezzetli bir hale dönüştürdü röportajı. Şimdi dilerseniz birlikte sırt sırta vererek başarılılarıyla ün kazanmış bu iki insanın bizi heveslendirecek hikâyelerine bir göz atalım.

 

***Yüksel bey öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Yüksel Mandıralı. 1972 doğumluyum 2 çocuk babasıyım. İzmit lisesinden mezunum. Atalarımız çok öncelerden beri ticaretle uğraşmışlar. Bende sanırım bu yüzden ticareti çok seviyorum. Üç kuşaktan bu yana ticaretle uğraşan dedelerim gibi ticaretle uğraşmaya karar verdim ve üniversiteye gitmedim. İzmit’te o zamanlar kara lastik fabrikamız ve birde küçük bir dükkânımız vardı. O zamanlar hem perakende hem satış işi ile uğraşıyorduk.

 

BABAM HER KONUDA DESTEK OLDU

***Esnaf olmayı seçip tahsilinizi yarıda bırakmanız babanız tarafından nasıl karşılandı?

Ben okulu bitirdikten sonra yine ticaretle yoluma devam ettim. Babam önüme hiç engel koymadı. Benim her türlü fikrime saygı duydu. İlk işim bir arkadaşımla beraber hazır giyim mağazası açmak oldu. Daha sonra olmadı ve orayı kapattık. 1991 yılında bir spor mağazası açtım. Çok büyük bir işe girdim ancak o sıralarda Tansu Çiller krizi ile işlerimiz daha kötüye gitti ve bir kez daha başarısız oldum maalesef. Daha sonra balık pazarında balık lokantası açmıştı babam. Bende o sıralar askere gittim. Askerden sonra babamın yanında çalışmaya başladım. Bu da 8 yıl sürdü.  1999 yılında ise Maçka işkembeyi açtım. Halkevindeydi yerim orada da depremi yaşadık 7 ay sonra. Ama tüm zorluklara rağmen işimizi sürdürdük ve o günden bu yana devam ediyor.

 

***Peki, çok fazla sektör değişikliği görüyorum. Bunun sebebi nedir?

O zamanlar bizde gece hayatı çok fazlaydı. Tabi gelenek üzerine işkembe içmeye giderdik. Bu işi yapan birkaç yer vardı ve biz de oraları tercih ederdik. Zaten o sıralar yine ticaretle uğraşıyorduk.  Ne yapalım diye düşünürken birden bu iş aklımıza geldi. Böyle karar verdik ve açtık. Zaman içerisinde de gayet güzel işler yaptık. Maçka işkembeyi Ailelerin tercih etmesi beni çok şaşırtmıştı. Hatta gece hayatı olan birisi olarak en çokta bu duruma ben şaşırmıştım. Daha sonra zamanla biz bu duruma çok alıştık. Bu olaya da dikkat etmemiz gerektiğini öğrendik.

 

İLKLERİ GETİRİNCE ERKEN YÜKSELDİK…

***İyi kazandıran bir iş miydi peki?

Elbette iyi kazanıyorduk,Maçka kendi kazancıyla büyüdü evet ama ben bu işe hiçbir zaman para kazanmak amaçlı bakmadım ve işimi iyi yapmaya hedefledim. Zaten para, başarıyı yakalayınca geliyor. Bunun bilincinde oldum her zaman ve o şekilde kendime kurallar koydum. Tabi bir zaman sonra bu işte belirli bir görev edindik. Mesela İzmit’te sakız ikramı, kaşık, çatal, bıçak, konseptini vs.. bunları da ilk biz yaptık. Bu da biraz daha erken yükselmemize sebep oldu.

 

***Peki, kısa sürede yükselmenizde babanızın esnaf olması ve yanında  çalışmanızın da etkisi var mı?

Evet, babamın da çok büyük katkısı olmuştur. Babam benim çok enteresan bir adamdı. Doğrularımda da hatalarımda da hep yanımda oldu. Çok anlayışlıydı. Hatta fazla anlayışlıydı. O yüzden ben babamla bu güne kadar hiç bir sorun yaşamadım. Verdiğim bütün kararlara saygı duydu. Eski esnaftır o da. Mesela babam hala buraya gelir gider. Çünkü o da işini severek yapıyor. Ona müşteriler Dede derler. Gece ikilere üçlere kadar dükkândadır.

 

***İkinci bir şubeyi açmaya nasıl cesaret ettiniz?

Ticari olarak mantıklı geldi bu iş. Sevdik ve tuttu da… Sonra bir şube daha açmak istedim ve açtık. Dekorasyonunu yeniledik. Bazı değişiklikler yaptık. Zamanla daha da oturdu ve zaten vizyonu olan bir yerdi. Buraya da kolaylıkla alıştı insanlar.

 

24 SAAT HİZMET KONUSUNDA KENDİMİ LİDER GÖRÜYORUM.

***Bildiğim kadarıyla 24 saat açık bir işletme. Zor olmuyor mu?

İzmit büyüdüğü için esnaflar da kendilerini büyütmeliler. Bu konuda mütevazı olamayacağım. Bizler Maçka olarak 24 saat hizmet anlamında asla taviz vermeden çalışıyoruz. Personellerimiz bu konuda bizlere çok yardımcı oluyor ve personel seçerken yine bu işi kaldırabilecek sorumluluk sahibi insanlara şans tanıyoruz. Bu yüzden kendimi bu anlamda lider görüyorum. İnsanlar dışarıya daha fazla çıkmaya başladıkları için artık daha çok şeyler görmeye başladılar.

 

***Maçka önceleri sadece İşkembe salonu olarak açıldı. Şimdi bakıldığında ise oldukça zengin bir menüye sahip. Nasıl ilerledi bu süreç?

Eskiden dışarıya çıkıldığında sadece işkembe aranılırdı. Şimdilerde öyle bir durum söz konusu değil. Dolayısı ile elinizdeki menüyü geniş tutmak zorunda kalıyorsunuz. Mercimek çorbasını 2003 yılında menümüze koyduk. Talep çoktu çünkü. Şimdi de çöp şiş işi yapmaya başladık. Denedik. Oldukça da rağbet var. Bizler de yeni ne koyabiliriz? Daha başka İzmit halkına nasıl iyi hizmet verebiliriz? Bunları araştırıyoruz.

 

***Peki, yerden memnun musunuz? Daha çok kimler talep gösteriyor?

Çok memnunuz. İzmit’in en elit caddesi diyebiliriz. Bizi daha çok aileler tercih ediyor. Bizim diğer şubemizdeki gibi değil. Orada daha çok öğrenci ve bekârların tercihi oluyor. Burası için ise tam tersi inanılmaz bir aile rağbeti var. Çünkü buradaki menüyü oldukça geniş tutarak dileyen ailesiyle dileyen arkadaşları ile gelebilecek bir konsept hazırladık. Burası geceleri özellikle eğlence sektöründen sonra, hastaneden sonra ya da uzun yolculuk yapan insanlara hitap ediyor. Ankara da gezerken gece işkembeciler inanılmaz hoşuma giderdi. Her şeyi tek bir yerde bulabileceğiniz bir yer hayal ediyordum. O yüzden burada bunlara çok dikkat ediyorum. İzmit yeni yeni iyi bir konuma geliyor.

 

***Peki, eşinizle birlikte bir iş hayatınız var. Bu iş, aile yaşantınızı nasıl etkiliyor?

Hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz. Çünkü biz burada tamamen Sevgi hanımla birlikte işimize konsantre oluyoruz. Örneğin, Maçka işkembede geceleri değil de gündüz işimizi nasıl hareketlendirebiliriz diye düşünüyoruz. Çünkü gece müşterisi zaten geliyor. Mesela İzmit’te ilerleyen zamanlarda bir döner dükkânı açmayı düşünüyorum.

 

***Neden sadece döner dükkanı açmak istiyorsunuz?

Artık yeni bir işletme açacaksanız böyle bir sektöre uzanmak lazım. Kısacası biraz İstanbullaşmak gerekiyor. Ben her lezzetin ayrı ayrı sunulmasından yanayım. Örneğin İstanbul’a gittiğimizde, bozacısı ayrı, dönercisi ayrı, işkembecisi ayrı olurdu. Biz de oradan oraya giderek her şeyi asıl yerinde yiyip içmeye gayret gösterirdik. Artık İzmit’te de bu olması gerekiyor.

 

***Sevgi hanımdan bahsetmişken eşiniz ile yolunuz nasıl birleşti?

Depremden önceydi. Eşimin babası da esnaftı. Dükkânlarımız karşı karşıyaydı. Hatta benim de yeni bir yeğenim olmuştu. Sevdirmeye götürüyordum onu. Bu şekilde gide gele bir zaman sonra da duygularımdan bahsettim kendisine. Tabi ilk başlarda biraz düşünmek istedi. Daha sonra kolay olmasa da bir şekilde kabul etti. Bu şekilde evlendik. Bu evlilikten tam sekiz yıl sonra bir kız bir erkek olmak üzere ikiz bebeklerimiz oldu.

 

Bu saatten sonra evlenmem diyordum…

 

***Gece hayatı hızlı olan bir adamdım dediniz. Evlenmeye nasıl karar verdiniz?

Dediğim gibi 30 yaşındaydım o zamanlar. Bu saatten sonra evlilik zor diyordum. Birde gece hayatı da olduğu için daha bir seçici oluyorsunuz. Ben hayatımda bir tek eşimin peşinden koştum diyebilirim. Eşimle aramda 7 yaş var. Birde evliliğe oldukça zor ikna oldu. Çünkü eşimle çok fazla yaşantı tarzlarımız uymuyordu ama nasip işte, 2001 yılında evlendik. Rabbim hep zoruyla karşılaştırdı ama en sonunda hep en güzelini verdi.

 

***Peki, eşinizle birlikte aynı iş yerinde olmanız nasıl bir duygu?

Bu soru Sevgi hanıma daha yakın gelmiş olacak ki kendisi cevapladı.

(Sevgi hanım konuşuyor…)

Ben hamile kaldıktan sonra işi bıraktım. 3 seneye yakın bir süre ile ara verdim çalışmaya. Çok yorucu ve zor bir süreçti benim için. Ancak işimi de bu süreç içerisinde çok özledim. Eşlerin birbirlerine destek vermesi çok güzel bir paylaşım. O yüzden bence çok büyük faydası var. Tabi ki ufak tefek tartışmalar yaşıyoruz. Ancak evde iki tane canavarımız var. Onlarla ilgilenmekten de evde vaktin nasıl geçtiğini anlayamıyoruz.

 

***Yüksel bey, siz de ileride oğlunuzun sizin gibi esnaf olmasını ister misiniz?

Çok isterim. Çünkü ben de anlattığım gibi bu işe baba mesleği olarak başladım. Tek pişmanlığımsa üniversiteyi okumamış olmaktı. Oğlumdan tek ricam bu olur. Okusaydım, o zaman çok daha farklı bir vizyon elde etmiş olurdum. Çünkü ben önceden ayakkabı bağcığı bile satmış adamım. Bir yerlere tırmanarak geldim. Babamın mesleği diyerek hazır koltuğa oturmadım. Çalıştım. Bu yüzden özellikle üniversite okuması şartı ile baba mesleği olabilir tabi ki neden olmasın?

 

***Peki, hayalini kurduğunuz meslek bu muydu?

Böyle bir şeyin hayalini hiç kurmadım ama benden aslında çok güzel mimar ya da avukat olurdu. İnsan kendisini tanıdıkça hangi mesleği yapabileceğini daha iyi anlıyor. Trabzon’da dayımlar var. Yeğenim mimarlık okuyor. Onun çizimlerine falan yardım ederdim. Aynı zamanda düzgün konuşup kendimi güzel ifade ettiğimi düşünüyorum. Esnaf olmasaydım bu iki meslekten birisi benim için uygun olurdu diyelim.

 

***Bundan sonra Maçka kebabı neler bekliyor?

Ben altı boş büyümek istemiyorum ve bu işi gerçekten layığı ile yapmak istiyorum. Eğer ben bu işi kaliteli yapamayacaksam şubeleşmenin hiçbir anlamı yok. Hayattan şu anda istediğim tek şey huzur sağlık ve mutluluk. Onların hepsi de var çok şükür. Bu yüzden bu dengenin bozulmasını istemiyorum. Beş dükkânımız da olsa aynı şeyleri yiyeceğiz içeceğiz. Bir dükkanımız olsa da bu böyle olacak.

 

BU PAZARIN BELİRLEYİCİSİ BENİM…

***Uzun zamandır bu piyasanın içerisindesiniz. Sizce Kocaeli’de sektör ne durumda?

Bakın, bizler esnaflar olarak öncelikle yeniliğe yatırım yapmak zorundayız. Birde ben artık kendimi uzun zamandır bu piyasanın içerisinde gördüğüm için şöyle düşünüyorum. Bu pazarın belirleyicisi benim. Bu konuda hiç mütevazı olamayacağım. Ve bu işi de bu şekilde sürdüreceğim inşallah.

 

***Siyasetle aranız nasıldır? İlgileniyor musunuz?

 

Hayır, siyasete mesafeliyim. Çünkü ben siyasete harcanılan zamanın aileden çalındığını ve insanların sadece egosunu tatmin ettiğini düşünüyorum. Sırf egomu tatmin etmek için ailemden zaman harcamam. Ben çocuklarımın büyüdüğünü görmek istiyorum. Rahat rahat ailemle hafta sonları bir yerlere gidip kalabilmek isterim. Siyasetle uğraşan kaç tane insan yapabiliyor bunu? Hiç birisi yapamıyor ve ben onlar adına üzülüyorum.

 

***Belki onlarda bu şekilde mutlu oluyordur? Olamaz mı?

O da doğru ama ben buna inanıyorum. Şöyle bir bakın 60 yaşından sonra imamı da doktoru da aynı sınıflarda oluyor. Ben camilerde çok karşılaşıyorum. İki kişiyi yan yana oturduklarında bakıyorum 60’ından sonra herkes aynı statüye gelmiş oluyor. Ne başkanlık kalıyor ne başka bir şey.  Öte yandan işime stres katmayı severim hatta ailemin bile önünde tutarım ciddiyet açısından. Zaman zaman bu konuda Sevgi hanımla ufak tartışmalar da yaşarız ama onun dışında başka hiçbir şeyin ailemin önüne geçmesine izin vermem.

 

***Peki, şimdiki hükümeti yorumlayın desem…?

Ben şöyle düşünüyorum. Hani bir bayır yukarı tırmanırsınız da aşağı inersiniz ya? Önemli olan da o bayır aşağı inerken önüne büyük büyük kayaların çıkmaması. İnşallah ülkemizde yumuşak bir iniş olur. Bende Türkiye için öyle düşünüyorum. Çok büyük kayalar çıkmasa da önümüze irili ufaklı taşlar çıkacak ama bir şekilde atlatacağız inşallah. Zaten şuan idarenin hükümetin elinden çıktığını düşünüyorum.  Ben Ak partiyi destekledim. 2023 hedefine inanmıştım çünkü. Belki bir ütopyaydı ama bir pazarlama şekliydi de aynı zamanda. Tabi sonradan her şey değişti.

 

***Konuyu değiştiriyorum ve soruyorum. Seyahat eder misiniz?

Aslında sık sık vakit buldukça seyahat ederim işim için. Çoğu zamanda bu İstanbul olur. Çünkü ben her konuda olduğu gibi gıda konusunda da sektörün kalbinin İstanbul’da attığını düşünüyorum. Lezzetler açısından da inşallah birkaç yere gidiceğiz bu sene. Vizyonumu genişletmek için bu şart.

 

***Hangi takımlısınız?

Çocuklarda dâhil ben doğma büyüme Trabzonsporluyum.

 

***”Evde yemek yapar mısınız” sorusuna ise Yüksel bey’in kısa cevabından sonra, uzun bir süre sessiz kalan Sevgi hanımdan cevap geliyor.

Yok, eşim çok güzel yemek yapar. Sağ olsun o konuda hiç benim yokluğumu aratmaz.

(Sevgi hanım sessizliğini bozup, bu soruya cevap veriyor)

“Yüksel bey her şeyi yemez. Özellikle kuymağı çok sever. Herkes beni evde yemek yapmıyor sanır. Aksine ben evde yemek yapmayı çok severim. Her şeyden önce çocuklar var. Evde sevdiği bir yemek yoksa,  burada yer ve eve öyle gelir.”

 

***Peki Yüksel bey, Kocaeli de yerel basının etkisini nasıl buluyorsunuz?

Bence basın renklenmeye başladı. Önceden kısıtlıydı. Burada yetişmiş insanların güzel şeyler başarıp ulusal bir medyada kendisini göstermelerini seviyorum. Sizin gazetenizin de sıkı takipçisiyim. Özellikle Ahmet Tükenmez’in yazılarını severek takip ediyorum. Çünkü doğruya doğru yanlışa yanlış diyebiliyor. Korkusuzca yazabiliyor ve bunu yapabilen ne yazık çok kişi kalmadı. Bir de İzmit’te kimin ne olduğunu biliyorsunuz. Duruş, bu konuda çok önemli. Örneğin sizin gazeteniz de hakaret yok. Birde sizden haberleri ele alırken bizlere sunum şeklinizi çok beğeniyorum. İrdeliyor ve derine iniyorsunuz.

 

***Peki, Yüksel bey, başarının sırrı nedir sizce?

 

Öncelikle başarıyı yalakaladıktan sonra dibe vurup sonra tekrar başarıyı yakalamış bir adam olarak şöyle söyleyeyim. Ben her şeyden önce korkusuz bir insanım. Örneğin; aile kurmadan önce ben 3 kere batsam 3 kere çıkarım deyip risk alabiliyordum. Ancak çocuklar olduktan sonra bu şekilde bakamıyorsunuz hayata. Kim hangi işi yaparsa yapsın bir işi iyi yaptığınızda başarı kaçınılmaz oluyor. Ben burada çocuklarıma yedirmediğim ürünü asla müşteriye sunmam. İyi malzeme iyi sonuç. Esnaflıkta böyledir. Severek yapınca Allah karşılığını veriyor zaten. Bir de çok sevdiğim bir söz var. Son olarak onu da buradan paylaşmak isterim. Hiçbir ürün daha kötüsü yapılmadan daha ucuza satılmaz. Böyle bakılıyor artık. Bende bu sözü kendime vizyon edinmeyi başardım.  Yeri geldiğinde ailemden bile önce tuttuğum işimi seviyorum.

***Yüksel bey, Yükselen Değerler Ailesine katıldığınız için hem size hem Sevgi hanıma çok teşekkür ederiz.

Asıl biz teşekkür ederiz Merve hanım. Uzun süredir ilgiyle okuduğumuz bir sayfada olmak bizi de mutlu etti. Başarılarınızın devamını dilerim.

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121

banner235

banner182

banner202

banner144

banner237