banner783
banner826

Son günlerde dilimden düşmeyen hep aynı şarkıyı mırıldanıyorum nedense;

Ah o yazlık sinemalar

Kapı önü akşamları
Saksıda son sardunyalar
Avluda el yazmaları...

Pop müziğin kraliçesi Sezen Aksu ve şarkı sözü yazarı Yelda Karataş’ın ortak yazdığı bu melodinin güftesi bana eski çocukluk günlerimi hatırlatıyor. Belki bu yazıyı yazabilecek yaşlılık mertebesine ulaşamadım ama, üzerimizdeki dinginliğin sorumlusu hazanı yaşamak var ya?

Yüzümüzdeki o eski günlerin buruk anımsaması; özlem denen eski günleri yad ediveriyor.

Kış aylarının sonlarına doğru içinde bulunduğumuz şu günler, bana sabırsızca baharı aratıyor. Bahar geldiği zaman, hoop yaz günleri de tekrar kapıda!

Yaz ayları son zamanlarda yaşadığımız yaz günleri gibi değildi eskiden. Belki de gençliğin verdiği serin kanlılıkla nemi hissetmezdik. Yağmur yağacağı günü bilir ve en fazla kalacağı kadar bulutlu hava dönerdi gökyüzünde. Çocukluğumu yaşadığım bazı İzmit akşamlarında TRT karşısında çekirdek çıtlatmaktan uyuşan dudaklarımızı dinlendirmek için, maaile yazlık sinemaya giderdik. O yıllarda şehirde hizmette olan bir çok yazlık sinema vardı. SEKA’nın karşısında Askeri Hastane önündeki yazlık sinemayı hatırlıyorum en fazla. Bir de Altınnal’ın yazlık sinema bahçesini.

Civardaki yüksek katlı evlerin balkonunda konuşlanan biletsiz beleş izleyicilere amma da çok imrenirdim.

Filmlerin konusu genelde belliydi. Ya zengin kız fakir delikanlı, ya fakir kız zengin delikanlı. Ya da yaşadıkları fakirliğe isyan etmeden alın teriyle zenginliğe ulaşmış Anadolu insanı…

Filmin sonu acıklı bittiyse Çoban’ın dondurmasından ısmarlanan kağıt helva arası dondurma olurdu gecenin finali!

Yok, film eğer mutlu sonla bitmişse, evdeki buzdolabında bekletilen karpuz serinletirdi geceyi.

Şimdiki yeni nesle yazlık sinemanın ne olduğunu sorsak sanırım verecek cevapları olamaz. Olamaz çünkü suçlusu onlar değil. Çünkü o sinemaların kalıntılarını bile bulmak mümkün değil. Peki bu kayboluşun sorumlusu kim?

Birkaç kuruş fazla kazanacağım zihniyetiyle tarihe ışık tutacak zenginlikleri kör eden zihniyetler mi? Yoksa çevre düzenlemesine ve modern şehirciliğe yakışmıyor mantığıyla hareket eden lokal idarecilerimiz mi?

Ben o yazlık sinemaları özledim…

Birinci sınıf tatil köylerinde bu nostaljiyi yaşatmak mümkün. Fakat o tesislerde özenle yapılan yazlık sinemalardan bahsetmiyorum ben. Şehirde, mahallede ve sokağın herhangi başındaki boşluğun içine oturtulan devasa beton örmeli, duvar gövdesi bembeyaz kirece boyanmış yazlık sinemalardan bahsediyorum. Çoluk çocuk seslerinin birbirine karıştığı yazlık sinemalardan…

Tahta iskemlelerle sırtları ağrıtan, büfesinde her daim ılık Elvan ya da Çamlıca gazozu olan yazlık sinemalardan bahsediyorum ben!

Ben o yazlık sinemaları özledim…

“Ben bu filmi görmüştüm” edasıyla sinemaya bir kez daha gelerek çevresine caka satan, sakız şaplatan, çekirdek çıtlatan, dedikodusu bol olan kadınlarımızın samimiyetini özledim. Gün boyu işten güçten rehaveti kahvede okey dönerek atan, bıyık bırakan, bazı serin akşamlarda ceketi omzuna asan ağır abilerin o yan yan bakışlarını özledim!

Az evvel tek yazlık eğlencemiz olan yazlık sinemalarımızın yok olmasına neden olanı yada olanları sormuştum ya?

Sanıyorum o suçluyu buldum, benim!

Sırası mıydı şimdi nostaljinin?

Millet geçim derdinde, ben neyin derdinde?

Uğur Bayram

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
uğur bayram 2018-02-23 20:46:30

ne güzel yazdınız Rua Ayengin,
biz o yıllar dünyada yoktuk.
eminim, sizin de dediğiniz gibi ne güzel günlerdi o günler.

Avatar
Rua Ayengin. 2018-02-23 17:42:59

Eski askeri Hastahanenin (1972 de Derince ye taşındı) köşesindeki Kültür sineması idi Yazlık Altınnal 1975De kapandı yerine altınnal otel ve pasajı yapıldı bunları hatırlamanız sanırım mümkün değil Sahilde orduevi yazlık Fethiye caddesinin en tepesinde Karaçetin yazlık Şimdiki Öztalay is hanının olduğu terde yanyana iki yazlık sanırım birisi Lale öteki Aile Bahçe idi Ayrıca Yazlık Oğuz vardı yani biz 60 yaş üstü zamane gençleri Televizyon henüz olmadığı için (1972'de Haftada 3 günle yayın başladı) yazın her akşam başka bir sinemaya giderdik 2 şer filimden haftada 14 film gerisini hesap edin. Ne güzel günlerdi o günler.

banner354

banner820

banner824

banner781

banner599

banner328

banner482