banner232
banner203
banner230
banner165
banner15

Işık Gürer, kitaplarını anlattı
banner234
Işık Gürer, 24 sene beyaz yakalı olarak finans ve istatistik konularında çalıştı. Sonra bir gün babaannesinin hayatındaki bir çıkmazdan yola çıkarak yazdığı “Mine” adlı ilk romanının yayınlanmasıyla finans dünyasından edebiyat dünyasına doğru bir yolculuğa çıktı. Işık Gürer ile son kitabı “Beni biraz sevebilir misin?”i ve diğer kitaplarını konuştuk. İlimizde kadim dostları bulunan ve sıklıkla kentimize gelen Işık Gürer, düzenlenecek Kitap Fuarı’nda da imza günü yapmayı planlıyor…

Sizleri keyifli söyleşimizle baş başa bırakıyoruz…

 

Her ailede dilden dile anlatılan hikayeler vardır. Benim babaannemin de böyle bir hikayesi vardı. Kulaktan kulağa yayılan bir masal gibi. Ama ailemizde maalesef genç ve erken ölümler yaşadık. Bizden sonra gelecek kuşaklara bu hikayenin anlatılamayacak olması aslında beni kitap yazmaya yönelten en önemli sebep oldu. Bu işi doğru düzgün yapabilmek adına da Bilgi Üniversitesinde Sema Kaygusuz’un verdiği Yaratıcı Yazarlık Eğitimlerine katıldım.

 

Yani ilk kitabınız “Mine” gerçek bir hayat öyküsüdür diyebilir miyiz?
Gerçek bir hayat hikayesinden yola çıkılarak kurguladığımı söyleyebilirim ancak bütünü ile gerçek olduğunu söylemek pek doğru olmaz. Ben son romanım “Beni biraz sevebilir misin?” de de olduğu gibi gerçek hayattaki ilginç durumları kurmaca öykülerin içinde harmanlayarak bir yapı oluşturmayı seviyorum.

 

Bize yeni kitabınız “Beni biraz sevebilir misin?” den bahsedebilir misiniz?
“Beni biraz sevebilir misin?” ilk kitabım “Mine” nin devamı niteliğinde olmasa da “Mine” deki karakterlerden ama hiç önemsenmeyen, üstün körü geçiştirilen karakterlerden birinin 50 yıl sonraki hayatından bir bölümle doğdu diyebilirim.

Bir çocuk gelinin oğlu olarak dünyaya gelen Zeki, annesinin onu sevmeyi bir türlü becerememesinin acısını, hayatına giren tüm kadınlardan ama esas kendinden acımasızca çıkarıyor.

“Beni biraz sevebilir misin?” de sevginin de sevgisizliğin de bulaşıcı bir şey olduğunu keşfediyoruz aslında. Sevilerek ve istenerek dünyaya gelen bir çocuk diğerlerine göre 1-0 önde başlıyor hayata. İstenmeyen yada kabullenilemeyen bir çocuksa 50 yaşına bile gelse hayatına giren herkes bu sevgisizlikten payını alıyor öyle yada böyle.

 

Kitabın ismi çok etkileyici, bu konuda size gelen yorumlar nasıl?

Evet hep olumlu geri dönüşler aldım bu konuda. Hatta en çok hoşuma giden; Nasıl bir isim ki her seferinde 'eveeeet' diye yanıt verme ihtiyacı duyuyorum oldu.

Aslında kitap bittikten sonraki uzunca bir süre ismi hakkında karar veremedim. Ancak uykumun kaçtığı ve bu kitabın ismi ne olmalı? diye kafama taktığım bir gece yarısı tesadüfen dinlediğim şarkı, işte bu dememe sebep oldu.

 

Neydi o şarkı?

Cem Adrian'ın “Ben geldim”

 

Peki ya diğer kitaplarınız “Gündüz Düşleri” ve “boş”... Onlar hakkında da bize biraz bilgi verebilir misiniz?

2011 yılında yayınlanan ve 16 öyküden oluşan “Gündüz Düşleri” öykü kitabımdaki hikayeler aslında hayatımda aklımın hep bir köşesine takılmış olan anlardan ortaya çıktı diyebilirim. Kimi bir çocukluk anısından, kimi kulak misafiri olduğum bir muhabbetten, kimi aklıma kazınmış bir görüntüden, kimiyse aşk hissinden doğuverdi.

 

3. kitabım “boş” ise 2014 yılında Erol Batislam'ın fotoğraflarına yazdığım kısa yazılarla 52 haftada oluştu. Her hafta bir fotoğraf ve bu fotoğrafa ait kısa öyküyü paylaştığımız bloğumuzu kitap olarak elimize almak çok keyifli oldu gerçekten. “boş” adını verdiğimiz fotoğraf, kitaba kapak, öyküsü de, kapak yazısı oldu;

 

hani boş gelir ya karşındaki,

önemsemediğin,

yetersiz bulup sevmediğin var ya...

onun içindeki doluluk kadar, senin için boş aslında.

boşluğun derinliğini anlamak için,

soksan kafanı boş adamın ağzına, haykırsan içeri çenen ayrılırcasına,

mutlaka şaşıracaksın,

hiç duymadığın ses karşısında...

 

Sizin kütüphanenizde ne tür kitaplar var? Neler okuyorsunuz?

Klasikleşmiş yazarlardan, yeni nesil yazarlara her türlü eseri okumayı seviyorum. Instagram da @1tavsiyee adlı bir hesabım var. Burada kütüphanemdeki okuduğum kitapların fotoğraflarını ve videolarını paylaşıyorum. Böylece yavaş yavaş bir arşivin de oluşması hoşuma gidiyor.

 

Artık profesyonel çalışma hayatını bıraktığınızı söylediniz. Peki yazmak dışında neler yapıyorsunuz?

Seyahat ediyorum, yemek pişiriyorum. Yeni konular bulmak ve hikayeler oluşturabilmek için seyahatlerim de yemek pişirmek de çok önemli benim için. Ben her kitabımda kokulara ve tatlara yer veriyorum. Karakterlerin kendilerini ifade ediş biçimlerini yemek yaparak anlatmalarını yada kokularla ifade etmelerini seviyorum. Böylece duyguları okura daha iyi yansıtabildiğimi düşünüyorum.

 

14-22 Mayıs tarihlerinde 8.Kocaeli Kitap Fuarı gerçekleşecek, sizi de aramızda görebilecek miyiz?

Evet, henüz hangi tarih olacağı belli değil ancak Kocaeli kitap fuarında bir imza günümüz olacak. Okurlarla yüz yüze gelebildiğim ve sohbet etme imkanı bulduğum imza günleri benim için bu işin en keyifli kısmı diyebilirim. Kocaeli li okurlarla buluşmak için de sabırsızlanıyorum. 


banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner242

banner121

banner235

banner182

banner233

banner202

banner144

banner237