Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından basımı yapılan “Yaramaz Ejderhalar” kitabının yazarı ve resimleyeni Debi Gliori. Doğaya ve çevreye karşı sorumsuz davranan insanları ejderhalar üzerinden anlatan keyifli bir hikaye elimdeki. 
Kısa süre içinde yaşadıkları mekanı genişleten ve her yere yayılan ejderhalar hiç düşünmeden varolan tüm kaynakları tüketmeye başlamışlar. Öyle ki; diğer canlıların yaşam alanına saygı duymayı düşünmemişler bile. Püskürttükleri alevler nedeniyle birçok canlının yaşam alanı daralmış ve an gelmiş ki yaşadıkları evrende yapayalnız kalma tehlikesiyle yüz yüze bulmuşlar kendilerini. Sonunda tüm canlılar sorunlarını dile getirmeye ve bu duruma sebep olan olumsuz davranışları dillendirmeye başlamışlar. Her şeyi hemen ve sorumsuzca tüketmemeleri gerektiği, varolan evrenin diğer canlılar için de yaşam alanı olduğu, yıpranan eşyaların yerlerine hemen yenisini koyup eski olanı hiç dönüştürmedikleri gibi türlü konular gündeme getirilmiş. Kaplumbağalar, kuşlar, arılar, kediler, porsuklar ve aklınıza gelecek diğer tüm canlıların başka bir gezegene gideceğini fark eden ejderhalar onlara yalvarmış ve gitmemeleri için onlara ilk defa kulak kabartmışlar. Ağaç kesimini durdurmak, buzulların erimesini engellemek, suların yükselmesine sebep olan davranışlarına son vermek, kendilerine yakın yerlerdeki yiyeceklerle beslenmek gibi ilk aklan gelenler ve daha fazlası hemen dillendirilmiş. Yabani hayvanlara zarar vermemeleri de istenenler arasındaymış. Ayrıca oburca ve aç gözlü olarak gezegeni yok etmek yerine, onu diğer canlılarla paylaşmak önerilmiş ejderhalara. Nasıl, size de tanıdık geliyor mu anlatılanlar?

Ben okurken çokça içlendim. Ejderhaların davranışlarını, kendisini diğer canlılar arasında en zeki olmakla ayıran insanların sergilemeleri çok büyük bir çelişki değil mi sizce de? Yaşamı hoyratça ve en sorumsuz şekilde tüketmek, kendimizden sonrakilere bırakacak iyi şeylerin de yok edilmesi demek aynı zamanda. Toprağa saygısı olmayan, havayı kirleten ve yiyeceklerin yapısını olumsuz şekilde değiştiren insanlar kendileri dışındaki canlıların da farkında değiller. Farkında olmanın sorumluluğunda değiller çünkü. Kendi zevkleri için hayvanların öldürülmesini önemsemiyorlar örneğin. Ya da sadece paralarına para katmak isteyenlerin çıkardıkları orman yangınlarında yok olan, acı çeken onlarca canlının da seslerine sağır olmuş kulakları. Oysa zeki olmakla övünmeleri onların yaşama karşı daha duyarlı ve sorumlu davranmalarını gerektirmiyor muydu? Hepimizin yaşananlarda payı var maalesef. Tüketmek ve çocuklarımıza aşıladığımız bencilce yaşam için hepimiz suçluyuz. Gereksiz yere imara açılan alanlar için, kuruyan dereler, kaybolan canlar için hepimiz suçluyuz. Debi Gliori çok güzel bir noktadan yakalıyor hayatı. Kitabın en arka sayfasında “Bu kitabı çocuğunuza 7 yaşına kadar siz okuyabilirsiniz. Çocuğunuz okumayı öğrendikten sonra kendisi okuyabilir” yazıyor. Diliyorum ki 7 yaşa kadar çocuğuna okuyan her ebeveyn kendi sorumluluğunun farkına varır doğa ile ilgili. Sonrasında da çocuklar edindiklerini aktarmada zaten başarılı olurlar. Kitabın arka kapak sayfasında aynı zamanda çok hoş bir resim var. Bu resimde bir ejderha boynundaki yavru ejderha ile birlikte bahçeyi suluyor ve bir kuş onları izliyor. Darısı insanların başına diyelim. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.