banner203
banner165
banner308
Bazı yazarları ve kullandıkları dili seviyorum, bazı araştırmacıların kullandıkları dil gibi. Bu haftaki yazıya konu olan kitap Filiz Özdem’in yazdığı “Utku’nun Kalemi” adlı kitabı. Hemen söyleyeyim klasik bir konusu olan kitap oldukça güzel bir dil ile kaleme alınmış. Okurken tıpkı ağaçlar arasındaki sosyal bir ilişkiyi açıklamalarına konu alan Alman araştırmacı Peter Wohlleben gibi bir dil kullanıyor yazar.
 
Ağaçların kendi aralarında bir ilişki olduğunu ve birbirlerinin ışıklarını engellemeden yaşadıklarını belirten araştırmacı Wohlleben oldukça hoş açıklamalarla bizi bir kere daha ters köşeye oturtuyor.
Mesela gövdesinden kesilen bir ağacı yanındaki ağaçların nasıl da kökleriyle besledikleri ve yaşama tutunmasına yardımcı olduklarını biraz da romantik bir dille anlatan araştırmacının anlattıkları oldukça etkileyici. İsteyenler için bahsi geçen araştırmacı ile ilgili yazının tam metni http://www.nolm.us/alman-korucu-agaclarin-da-sosyal-bir-agi-oldugunu-kesfetti/ adresinde yer alıyor.
 
Filiz Özdem de benzer bir şekilde bize “kendi” dışımızdakileri tanımada yardımcı oluyor. Yardımcı olurken farkında olmanın ağır sorumluluğunu da yüklüyor omuzlarımıza. Utku’nun Kalemi bu anlamda sıradan bir hikaye değil. Geçmişini özleyen bir kalemin hikayesi. Bunun için Utku’nun elindeyken de ayrı ayrı resimler çizen, kendi geçmişini çizdikleriyle yaşayan bir kalem. Çok ilginç değil mi sizce de? Utku da önce korkuyor ve anlam veremiyor yaşananlara.
 
Başka şeyler çizmek için kalemi eline aldığında bir anda ulu ağaçların içinde olduğu bir orman çiziliyor sayfasına mesela. Utku annesinin yardımıyla anlıyor ki buna sebep olan kalemin adı Doruk ve o sadece kendi geçmişini özlüyor. Annesi Utku’ya kalemlerin ağaçlardan yapıldığını söylüyor ve böylece anlaşılır oluyor her şey.
 
Doruk dile geliyor ve çizdikleriyle bir nebze de olsa özlemini giderdiğini anlatıyor Utku’ya. Utku da onun istediği şeyleri çizmesine izin veriyor ve böylece güzel bir dostluk başlıyor ikili arasında. Ne kadar sıcak, ne kadar içten ve yalın bir anlatım değil mi sizce de?
Aynı zamanda hüzünlü de. Kitabı okurken Ayşın Delibaş Eroğlu’nun da hakkını vermek lazım. Çünkü resimler çok güzel ve elbette çocuklar için görmek ve ona eşlik eden sözlerin bütünlüğü ve uyumu hayal dünyası için oldukça kıymetli.
Ne oluyor dersiniz?
Doruk bol bol kendi hayatından kesitler çiziyor Utku’ya. Söz yerini resme bırakıyor ve ağaçlar, tilkiler, ayılar, sincaplar, kuşlarla dolu orman resimleri yer alıyor bolca Utku’nun odasında. Çok şey anlatılıyor bu dile gelme hikayesinde. Çünkü insan da en çok geçmişi üzerinden kuruyor bugünü ve bugünden yarına miras bırakıyor anılarını. İçinde tutan bazen yükünü taşıyamıyor diye zorlanıyor ama dışavuran bir şekilde rahatlıyor. Resme veya yazıya dökenler/dökebilenler bu anlamda şanslı. Doruk da öyle. Hasretini giderdikten sonra Utku ile beraber resimler yapmaya başlıyorlar.
Kitapta güzel olan bir diğer şey ise; Doruk’un istediği resimleri yaparken Utku’nun onu hayranlıkla izlemesi. Dinlemek ve sabretmek çocukken öğrenilen bir şey demek ki. Başka dünyaları ve başka yaşamların geçmişlerini anlatmalarına fırsat vermek de kıymetli elbette. Yoksa Doruk kendi mutsuzluğunda debelenip duracaktı.
Yapı Kredi Yayınları tarafından basımı yapılan kitap ile bizler de kendi geçmişimizin izlerini sürerken bir yandan da doğadaki dönüşümün güzelliğini düşünüyoruz. Utku ve annesi Doruk kalem bitince bir fide ekiyorlar bahçelerine ve adına Doruk diyorlar. Ayrıca Utku, kalemden kalan son parçayı anı olarak saklıyor.
Belki de sırf bu hikayede anlatılanlar üzerinden bellek konusunda çalışan, sözlü tarih araştırması yapan insanlara ayrıca saygı duymak ve kulak vermek lazım.
Elbette bir başka yönüyle de doğaya sahip çıkma gereğini, doğanın her türlü hırsın ve egonun üzerinde ve kıymetli olduğunu unutmamak gerekiyor. Onun sahibi insan ırkı değil ve asla olamaz, o sadece kendine yapılana tepki verir. Bu gerçek üzerinden Utku’nun Kalemi ışık olsun o zaman tüm karanlık zihinlere…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner276

banner332

banner328

banner325

Advertisement

banner202