banner608
banner597
banner609

Elde bulunan kayıtlara göre Türkiye’de çay bitkisinin yetiştirilmesine ait ilk ciddi girişim 1888 yılında yapılmıştır.

Mektebi Mülkiyeyi Şahane mezunlarından Mudanya Kaymakamı Hasan Fehmi tarafından İstanbul’da 1892 yılında yayınlanan Coğrafyayı Sınaî ve Ticari adlı kitabın 107.inci sayfasında çay fidanlarının, zamanın Ticaret Nazırı Esbakı İsmail Paşa Hazretleri aracılığıyla Çin’den getirildiği yazılmıştır.

Bursa ilimizde belli yerlere dikilen çay fidanları gelişememiş ve aynı çaba 1892 yılında da yinelenmiş ancak sonuç alınamamıştır. Bursa ilimizin çevreyle ilgili koşullarının çay üretilmesine uygun olmaması ve bunun o zaman bilinmemesi bu güzel girişimin başarıya ulaşamamasının nedenidir.

Ancak çay içme alışkanlığının halk arasında hızla yaygınlaşmasının etkisiyle Türkiye’de çay yetiştirilmesi sürekli konuşulur ve tartışılır bir konu olmuştur. Bu arada çok az sayıda da olsa çay ile ilgili makale ve kitaplar yayınlanmıştır. Örneğin çaya olağanüstü ilgisi nedeniyle, Çaycı namıyla da anılan Hicaz Vali Vekilliği, Haremi Şerif Müdürlüğü ile Basra Valiliği görevlerinde bulunmuş olan Hacı Mehmet Arif Çay Risalesi adlı ilginç kitabını 1877 yılında yayınlamıştır. Mehmet İzzet tarafından yazılan Çay Hakkında Malûmat adlı kitap ise 1910 yılında yayınlanmıştır.

Türkiye’de çay tarımı ile ilgili girişimler, 1917 yılından sonra gelişmiştir. Batum ve havalisinin Türkiye’ye geri verilmesini izleyen günlerde incelemeler yapmak üzere bölgeye bir heyet gönderilmiştir. Heyette yer alan Halkalı Ziraat Mektebi Âlisi Müdür vekili ve Nebatat ve Emrazı Nebatiye Müderrisiyiz/ Rıza Erten seyahat dönüşü İktisat Vekâletine sunduğu 91 sayfalık raporunda benzer ekolojiye sahip olan Doğu Karadeniz kıyılarımızda da çay bitkisinin yetiştirilebileceğini açıklamıştır (Erten 1924).

İktisat Vekâleti tarafından Şimali Şarki Anadolu ve Kafkasya’da Tetkikatı Zirai adı altında kitap halinde yayınlanan raporunda Ali Rıza Erten; “Rusya’da 1833 senesinde çay yetiştirme denemesi yapıldığını, ancak seçilen bölgenin uygun olmamasından başarı sağlanamadığını; bunun üzerine 1892 senesinde Çin, Hindistan, Japonya ve Seylan’da çayın yetişme şartlarını ve işleme tekniğini tetkik etmek üzere gönderilmiş olan bir ilim heyetinin beraber getirdikleri 6000 çay fidanı ve birkaç yüz okka çay tohumunu Tiflis, Sohum nebatat bahçeleriyle Kutais Vilayetine ait bahçelerde ektiklerini alınan neticelere göre çaylık sahasının genişletildiğini, bu suretle çay ithalatı için dört milyon altının ihracını men etmek için çalışıldığını, bu arada şark memleketlerinden dönen C.S. Popof un ayrıca gayretleriyle bu bölgede çayın ekonomik değer kazandığını” belirtmiştir.

Çay dış alımı için ödenen paranın yüksekliğine de işaret eden Erten, ekolojik yönden uygun olması nedeniyle Rize bölgesinde çay tarımının yapılmasını önermiştir. Ayrıca bölgede limon, portakal, mandalina ve bambu üretimini sağlamak üzere önlemler alınmasının yararlı olacağını belirtmiştir.

Birinci Dünya Harbinden sonra ortaya çıkan öncelikli olaylar nedeniyle Ali Rıza Erten’in raporu dikkate alınmamıştır. Harp öncesi para kazanmak üzere Batum ve havalesine giden Doğu Karadenizlilerin harpten sonra bu olanağı bulamamaları, sorunların daha da belirgin şekilde ortaya çıkmasına neden olmuştur. İşsizlik ve yoksulluk nedeniyle bölge insanlarının yurdun değişik yerlerinde çalışmak zorunda olmaları ve ailelerinden uzakta yaşamaları bölgede iş alanlarının yaratılmasını zorunlu hale getirmiştir.

Sorunun çözüme kavuşturulması ve bölge insanlarına gelir kaynağı yaratması için o günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde önemli görüşmeler yapılmıştır. Uzun görüşmeler sonunda Büyük Millet Meclisi’nde 6 Şubat 1924 tarihinde Rize Vilayeti ile Borçka Kazasında Fındık, Portakal, Mandalina, Limon ve Çay Yetiştirilmesi adında 407 sayılı Kanun kabul edilmiştir.

Kanunun yürürlüğe girmesinden hemen sonra çay tarımı ile ilgili ön denemeleri yapmak, bölgede meyveciliğin gelişmesini sağlamak amacıyla Rize’de Bahçe Kültürleri İstasyonu kurulmuştur. İşleri organize etmesi ve yürütmesi için Ziraat Umum Müfettişi Zihni Derin görevlendirilmiştir.

İzleyen 1925 yılı başında çay ve narenciye konularında bilgi ve görgüsünü artırması, çay tohumu satın alması için Rize Ziraat memuru Batum’a gönderilmiştir. Batum’dan satın alınan bir miktar çay tohumu ile Rize’de bugünkü Merkez Fidanlığında çay fidanı üretimine başlanmış ve aynı yıl içinde yerinde incelemelerde bulunmak üzere Zihni Derin de Batum’a gitmiştir.

Rize Merkez Fidanlığında üretilen fidanlar bir yandan yöre halkına dağıtılmış ve bir yandan da üretim denemelerinin yapılması için pek çok ilimize gönderilmiştir. Bu illerin tümünde koşullar, Ali Rıza Erten’in raporunda ayrıntılı şekilde açıklanmış bulunan çayın ekolojisine uymuyordu.

Zaman ilerledikçe çay fidanlarının üretim ve dağıtımındaki heyecan, üreticilerin ilgisizliğine paralel olarak azaldı. Gerekli destekten yoksun bulunan ve yeterli bilgi verilmeyen üreticiler, geleceğin neler getireceğini de bilmedikleri için çay tarımına ilgilerini giderek yitirdiler. Böylece 1933 yılına değin gelindi.

Hükümetin kendi kendine yetme ilkesini benimsemesi ve 1933 yılında bunu bir programa bağlaması üzerine, ülkemizde çay tarımı yeniden gündeme geldi. Ancak organizasyonun sağlanması ve hazırlık çalışmalarının tamamlanabilmesi için iki yıl daha geçti. Zamanın Ziraat Vekili Prof. Muhlis Erkmen’in bir Bilim Heyeti eşliğinde 1935 yılında Rize bölgesine yaptığı bir inceleme gezisinde bölgenin çay tarımı ve sanayinin gelişmesine her yönden elverişli olduğu kanısına varıldı. Bunun sonucu olarak da çay sorununun kesin şekilde çözümlenmesi kararlaştırıldı

Bu geziler, tartışmalar ve yazışmalarla iki yılın daha geçtiğini ve 1937 yılına gelindiğini görüyoruz. Çay tarımının yerleştirilip geliştirilmesi için Zihni Derin tam yetki ile yeniden görevlendirildi. Geçmişte yitirilen yılların deneyimleriyle sıkı tutulan işler bu kez daha bilinçli ve programlı şekilde yürütülmeğe başlandı.

Tohum damızlık bahçesi kurmak, fidan üretip yeniden üreticiye dağıtmak amacıyla, 1937 yılı içerisinde Gürcistan kökenli 20 ton çay tohumu satın alındı. Aynı amaçla, 1939 yılında 30 ton ve 1940 yılında da 20 ton olmak üzere toplam 50 ton daha, çay tohumu satın alınarak üretim yaygınlaştırıldı. 27 Mart 1940 tarihinde çıkarılan 3788 sayılı Çay Kanunu ile çay tarımının ve üreticinin desteklenmesi güvence altına alındı.

Bölgede çay tarımının yerleşmesi ve çay sanayinin kurulup geliştirilmesindeki üstün hizmetleri nedeniyle Zihni Derin, Çayın Babası olarak bilinmektedir.

3788 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayanılarak 1940 yılında çıkarılan Kararname ile çay tarım alanları, ekolojik ilkelere göre Araklı Deresinden Gürcistan hududuna değin ve sahilden 15 km içeride olacak şekilde belirlendi. Aynı Kararname ile 1940 yılında Hopa, Sürmene ve Of’ta çay tarımının yapılmasına izin verildi.

Üretilen yaş çay yaprakları 1939 yılma değin siyah çaya el ile işlendi. Ancak çay tarım alanları 1939 yılında 1547 dekara ulaşınca yaş çay yaprağı miktarı elle işlemeye olanak vermeyecek düzeye ulaştı.

Bu nedenle ilk çay işleme atölyesi Rize Merkez Fidanlığında devreye sokuldu. Bu atölye 1940 yılında geliştirildi ve kapasitesi artırıldı.

Gündoğdu ve Uzunkaya çay atölyeleri 1941 yılında Çayeli atölyesi de 1942 yılında kuruldu.

Kahvenin yanında çay da 20 Mayıs 1942 tarih ve 4223 sayılı Kahve ve Çay İnhisarı adlı kanun ile Tekel’e alınmış ve üretilen çaylar Tekel idaresine verilmiştir.

Anılan kanunda; çayın devlet tekeli altında olduğuna, bu tekelin Tekel Genel Müdürlüğü’nce sağlanacağına, çayın perakende satış fiyatının yurdun her yanında aynı olacağına ve yaş çay yaprağının kanuni yetkisi olmayanlar tarafından üretilmesi, işlenmesi, satılması, Türkiye’ye sokulmasının 1918 sayılı kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun hükümlerine bağlı olacağına ilişkin hükümler yer almıştır.

Yıldan yıla artan yaş çay yaprağı ürün miktarı mevcut Çay Atölyelerinde işlenemeyecek düzeye ulaştığından büyük kapasiteli çay fabrikalarının kurulması zorunlu olmuştur. Bu nedenle 1946 yılında çay ile ilgili tüm işlerin yönlendirilip yürütülmesi Devlet Ziraat İşleri Kurumu’na devredildi. Anılan kurum tarafından 60 ton/gün kapasiteli ilk modern Çay Fabrikası 1947 yılında Rize’nin Fener mevkiinde işletmeye açıldı.

Daha sonra bu fabrikaya Zihni Derin adı verildi. İlk çay fabrikasının kurulmasından ve üretime geçilmesinden bir süre sonra, 1950 yılında çayın tarımı, Tarım Bakanlığı’nca; yaş çayın satın alınması, işlenmesi ve pazarlanması ise Gümrük ve Tekel Bakanlığı’nca yürütülmüştür.

4.12.1971 tarihinde 1497 sayılı Çay Kurumu Kanunu yürürlüğe konulmuştur. Bu Kanun ile tarım, üretim ve pazarlama dâhil tüm faaliyetler Çay Kurumu Genel Müdürlüğüne devredilmiştir. Kurum tüzel kişiliğe sahip, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesi ile sınırlı bir İktisadi Devlet Kuruluşu olarak, 1973 yılında Rize´de faaliyetlerine başlamıştır.

Çay Kurumu 1982 yılında çıkarılan 2929 sayılı kanun ile "Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü" adı altında faaliyetlerini devam ettirmek üzere, Kamu İktisadi Kuruluş kapsamına dâhil edilmiştir. 4.12.1984 tarihinde alınan ve 19.12.1984 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 3092 sayılı Çay Kanunu ile de çay tarımı, üretimi, işletmesi ve satışı serbest bırakılmıştır.

Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü, çıkarılan 24.11.1994 tarih ve 4046 sayılı Kanun ile Başbakanlık ile ilişkilendirilerek KİK kapsamından çıkarılmış ve İktisadi Devlet Teşekkülleri arasına alınmıştır.

2017 yılında ise öncelikle Çay kur Türkiye Varlık Fonuna devredilmiştir.

Sizlere Türkiye’de 1888 lerde başlayan çay yolculuğumuzu 2017 de sona erdirmiş oldum.

Bundan sonra ne olur bizim Rize çayımıza ve Çaykur’a bilemem.

Ne demişler “Ne şamın şekeri, ne arabın yüzü”

Kardeşçe, sevgi ve saygıyla.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ziya Yiğit 2017-04-29 23:18:53

Sayın Erhan Uysal..Çok güzel bir Araştırmacı bir yazı yazmışsınız..Teşekkür ederim.
Bir Halkalı Ziraat Mektebinin eski mezunu olarak bir de o okulumuzun son durumu ile ilgili yazı yazmaya davet ediyorum..Zihni Derin..de bizim okul mezunudur.Saygılarımla..

banner354

banner328

banner596

banner599

banner482