banner560
banner573
banner572

Çoğunlukla gözlerimizi kapayıp görmek, duymak istemediğimiz bir konudan bahsetmek istiyorum bu yazıda. Konuyu hepimiz biliyoruz: "Pedofili”

Ya da asıl sorun, pedofili hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Eğer bilseydik bugün araştırmam içinde yer alan o rakamlarla bu boyutta karşılaşıyor olmayacaktık. Pedofilinin içinde ayrıca incelenmesi gereken alt başlıklara değinmeden sadece isimlerini sayarak geçecek bu konuların her birinin ayrı bir araştırma konusu olarak ayrılacağını belirtmek isterim. Bunlar pedofili, ensest, çocuk yaşlarda evlendirilen kız çocukları ve kurum içi istismar şeklinde sıralanabilir.

Bu vakaların her birinin hala yok sayılmaya çalışıldığı günümüz coğrafyasında insanımızın artık kafasını kumdan çıkarmasının vakti çoktan geldi de geçmiştir. Bunun adına iyi niyet demek fazlasıyla iyimser bir yaklaşımdır. Bunun adına gerçeklerden kaçmak, yüzleşmekten korkmak daha da ötesi sorumsuzluktur. Çünkü pedofiliye en çok uğrayan çocukların anne baba ya da vasisi tarafından ihmal edilen çocuklar olduğunu söylememe bilmem gerek var mı?

Bugün pedofilinin tanımından, çocukları pedofilinden korumanın yollarından, çocuğumuzun pedofili ile karşı karşıya kalıp kalmadığını nasıl anlayacağımızdan, istismara uğrayan çocuk için yapılması gerekenlerden ve çocuklara istismarda bulunan yetişkinlere nasıl cezalar ve yaptırımlar uygulandığından bahsetmeyeceğim. Bugün rakamlardan ve olayın korkunç boyutlarından bahsedeceğim.

Pedofili son yıllarda dünyada ve Türkiye’de çocuk istismarının en önemli problemidir. En yalın tanımıyla çocuğa bir yetişkin tarafından yöneltilen cinsel istismar, taciz ve tecavüze pedofili deniyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) pedofiliyi; bir yetişkinin bilerek veya bilmeyerek yaptığı, çocuğun sağlığını fiziksel ve psikolojik gelişimini olumsuz yönde etkileyen davranışlar olarak tanımlamıştır.

Pedofili, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından 1994 yılında bir parafilik bir mental bozukluk olarak belirlenmiştir. Parafilinin özelliklerinde tekrarlayan, yoğun cinsel uyarılar vardır fakat bu uyarılar insan olmayan objelere, çocuklara ve ya diğer onamı alınamayacak yetişkinlere gibi normal cinsel hayatın dışındadır.

Ülkemiz 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme”ye 14 Şubat 1990 tarihinde imzasını atmıştır. Bu konuda imza atan ilk ülkelerden biri olmasına rağmen Türkiye’de giderek artan oranda bir çocuk istismarı ve pedofili vakası serisiyle karşı karşıyayız. Çocuk Hakları Sözleşmesi, 27 Ocak 1995 tarihinde Resmi gazetede yayınlanarak 4058 Sayılı yasa ile iç hukuk kurallarına dönüşmüş ve Türkiye’de de uygulanmaya başlamıştır.



Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre “Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır”. WHO’nun (Dünya Sağlık Örgütü) 1985’de yapmış olduğu tanıma göre ise “çocuğun, sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen bir yetişkin, toplum veya ülkesi tarafından bilerek veya bilmeyerek yapılan davranışlar çocuk istismarı” olarak kabul ediliyor.


Çocuklar genellikle şu istismar türlerine de maruz kalıyor:
Fiziksel istismar: Çocuklara fiziksel şiddet uygulamak, belirli cezalandırma tipleri, cinsel istismar.

Duygusal ve psikolojik istismar: Sevgi ve ilgi göstermemek, cinsel istismar

İhmal: Yiyecek, barınma, sağlıK bakım gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, terk edilmeleri.

Şiddete tanık olma: Aile içindeki diğer şiddet türlerini izlemiş olmaları.

Cinsel istismar: Şu andaki konumuz ise daha çok cinsel istismar olduğu için bu konu üzerinde araştırmamıza devam edelim. Cinsel istismarı çocuğun tek başına anlaması çok da olası değil. Çünkü daha neyin ne olduğunu bile anlamayan 3, 5, 9 ve üzeri yaşındaki çocuklar başlarına gelenin doğru, yanlış olduğunu anlaması veya olması gereken bir durum mu olup olmadığını idrak etmesi beklenemez. Ancak yine de çocuğun kendini suçlu hissetmesi, utanması, acı çekmesi de kaçınılmaz.



Yine 1995 yılında ülkemizde yürürlüğe giren Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye göre; aynı sözleşmede taraf devletlerin, çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, cinsel saldırı dâhil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri almaları gerektiği yer almaktadır.

Bu tür koruyucu önlemler; burada tanımlanmış olan çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başlıca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar, durumun gereklerine göre, çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere, gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların, düzenlenmesi için etkin yöntemleri de içermelidir.


Ülkemizde pedofili hakkında edindiğimiz istatistik verilerin en yenisi

“Çocuklarla ilgili çıkan yasalara bakıldığında Türkiye, Avrupa’da yasaları yeterli olan 5 ülkeden biri. Ama bu yasaların uygulaması zaman istiyor. Gerçekten istismar arttı mı? Yoksa istismarın adalete intikali mi arttı? Bunu iyi tespit etmek lazım. Türkiye’de tespit edilen cinsel istismar oranı kız çocuklar da her 3 kız çocuğundan biri, erkek çocuklar da 5 erkek çocuğundan biri. Önlemini almak ve bu çocukları tedavi edip kazanmak zorundayız."

2014 yılında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Diyarbakır Bölge Müdürlüğü’nden alınan verilere göre; 11 bin çocuk cinsel istismara maruz kaldı. Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuk sayısı 2014 yılında, 2013 yılına göre yüzde 6,2 oranında artarak 290 bin 414 oldu. Güvenlik birimlerine mağdur olarak getirilen çocuk sayısı ise 131 bin 172 olarak belirlendi. Bu çocukların yüzde 87,4’ünün suç mağduru, yüzde 12,4’ünün takibi gereken olay mağduru ve yüzde 0,2’sinin ise kabahat mağduru olduğu belirlendi. Suç mağduru çocukların yüzde 55,6’sının erkek, yüzde 44,4’ünün ise kız kaydedildi. Bu çocukların yüzde 64,6’sı yaralama, yüzde 9,7’si cinsel suçlar ve yüzde 7,8’i de aile düzenine karşı suçlardan mağdur oldu.

2014 yılında Türkiye’de bin 377’si erkek, 9 bin 718’i kız çocuğu olmak üzere toplam 11 bin 95 çocuk cinsel suçlara maruz kaldı.

Çocuklara karşı en fazla cinsel suç işlenen il İstanbul olurken, İstanbul’u İzmir ve Adana takip etti.

İşte illere göre çocuklara karşı işlenen cinsel suç sayıları:


İstanbul 1.234,
İzmir 786,
Adana 528,
Antalya 524,
Mersin 463,
Ankara 424,
Kayseri 419,
Diyarbakır 334,
Bursa 295,
Aydın 237,
Sakarya 234,
Balıkesir 231,
Denizli 231,
Şanlıurfa 223,
Konya 193,
Manisa 187,
Tekirdağ 182,
Kocaeli 176,
Hatay 170,
Ordu169,
Muğla 163,

 

2016 yılında dünyada son 4 yılda çocuklara yönelik taciz veya şiddet uygulamaları yüzde 90 arttı.

Üstelik bu vakalarda tecavüzcülerin yüzde 95’i hala gizli kalabilmiş durumda. Yani tecavüzcülerin ancak yüzde 5’i yakalanmış.

Hele ensest vakalarında durum çok daha acı çünkü rapora göre; ensest ilişkilerinin ancak binde 4’ü ortaya çıkıyor.


Adliyelerde çocuk istismarı ve tecavüz vakaları da sanıldığının aksine oldukça fazla. Adliyelerdeki 4 tecavüz davasından biri çocuklarla ilgilidir. Yani tecavüz davalarının yüzde 25’i çocuklara yapılan tecavüzlerle ilgili. Adalet Bakanlığı’nın 2014 verilerine göre, her ay Adli Tıp Kurumuna 650 çocuk cinsel istismarı vakası gönderiliyor.

 

Pedofilinin resmiyet kazanmış hali: Gelin Çocuklar

18 yaşından önce her insan “çocuk” olarak kabul edildiği halde, 18’inden önce çocukların evlendirilmesine göz yummak, bu tanıma göre pedofili değil de nedir?


UNFPA, Dünya Nüfusunun Durumu 2014 Raporu’na göre, her yıl 91 bin kız çocuğu anne oluyor ve tüm evliliklerin 3’te 1’ini 18 yaş altı kız çocukları oluşturuyor. Verilene göre ise gelişmekte olan ülkelerde her gün 3 kızdan 1 tanesi 18 inden önce evlendiriliyor, 9 kızdan 1 tanesi 15 yaşından önce evlendiriliyor. Çocukların yaşları 8’e kadar düşebiliyor. Gelecek 10 yıl içinde her yıl 13.5 milyon kız çocuğunun 18 yaşından önce evlendirileceği öngörülmektedir.

Bu durumda her gün 37,000 tane kız çocuğu evlenmiş olacaktır. Yani gelecekte her gün 37 bin kız çocuğu pedofili ile karşı karşıya kalacak demektir…

Dünya Sağlık Örgütü ve Ankara Üniversitesi’nin hazırladığı Türkiye’de Üniversite Öğrencilerinde Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşam Deneyimleri Araştırması Raporuna göre;


- Erkeklerin yüzde 8,7’si;
- Kadınların yüzde 7,2’si; çocukluklarında cinsel tacize uğradı.

Kız çocukları, akrabaları tarafından cinsel tacize maruz kalıyor. İstismarcıların yüzde 9’u ise çocukla aynı evde yaşıyor.

Ne yazık ki… 3,5 yaşındaki çocuğunu gözetimsiz sokağa salan anne babanın da çocuk ihmalinden yargılanması gerekmez mi?

Çocuk pedofilisi diye bir gerçek var. İstesek de istemesek de, bu hasta ruhlu insanlar aramızda yaşıyor. Onları suçlamakla sorun çözülmez. Uyanık olması gereken bizleriz.

Başlangıçta söylediğim gibi sayılar maalesef hepimizin içini karartmıştır sanırım. Ama gerçekler bunlar. Bu konunun tabii ki hukuksal kısmı vardır ve de daha ağır maddeler ilave olacaktır.

 Fakat sayılardan da görüyorsunuz İSTİSMARCILARIN YÜZDE DOKUZU ÇOCUKLA AYNI EVDE YAŞIYOR.

Sizlerle bu rakamları paylaşmaktan dolayı çok rahatsızlık duydum.

Üzücü gerçekler maalesef böyle. Umarım bu sorunumuzu çözebiliriz.

Kardeşçe sevgi ve saygılarımla.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cosmos 2018-03-23 09:10:04

bu tip hastalıkta velilerinde rolü var çocuklarına sahip çıkıp denetlemiyor ve doğru dürüst ortamlara sokmuyor kötü örnek oluyorlar

banner354

banner328

banner554

banner482