banner422
banner465
banner421

SP, Kadınlar Günü üzerinden yüklendi
Saadet Partisi İl Kadın Kolları Başkanı Reyhan Şengün, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü nedeniyle yazılı bir basın açıklaması yaptı. Şengün, kadınların bu özel gününü kutlarken kadına yönelik şiddete değindi, Batı’yı iki yüzlülükle suçladı. Şengün, toplumu dejenere eden programlardan da söz etti. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü üzerinden Batı’ya yüklenen Şengün’ün yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeler yer aldı:


“Saadet Partisi Kadın Kolları olarak tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü içtenlikle kutluyoruz. Dünya bugün, kadınlar günü diye bir gün kutluyor. Bugün kadınlar için şiddetten arındırılmış bir dünyanın inşası için dayanışma günü olarak kabul ediliyor. Ancak çok ilginç olan bir şey var ki, o da şiddet üreten batı zihniyetinin onun kurbanlarına anma ve hatırlama günü düzenlemesidir. Bugün perde önünde yere göğe sığdırılamayan kadınlar, perde arkasında batılı ülkeler tarafından bir meta haline dönüştürülüyor, modern köleliğe sürükleniyor, şiddete, tacize ve ölümlere maruz bırakılıyor.
Tarih boyunca kadına değer vermemiş, kadını yük olarak görmüş, numara ile seslenilen bir köle olarak kabul etmiş, insan olup olmadığını yıllarca tartışmış batı medeniyetinin, kadına yönelik yapmış olduğu bu kutlamalar batının ikiyüzlülüğünü ortaya koymaktadır.
 
Bundan tam 160 yıl önce, yani 8 Mart 1857’de,ABD’nin New York Kentinde, bir tekstil fabrikasında çalışan kadın işçilerin insanlık dışı uygulamalara karşı başlattığı grev,polisin saldırısıyla kanlı bitmiş,saldırı sırasında çıkan yangında 129 kadın işçi can vermiştir.
 
Bu olaydan 53 yıl sonra Kopenhag’ta, bu 129 kadın işçi anısına 8 Mart’ın ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ olarak kutlanması önerilir.’ ‘Kadın Hakları’ hareketini, özellikle oy hakkını onurlandırmayı amaçlayan öneri kabul edilir.
 
1975’te ‘Dünya Kadınlar Yılı’nı ilan eden Birleşmiş Milletler Örgütü, 16 Aralık 1977’de,8 Mart’ın tüm kadınlar için ‘Dünya Kadınlar Günü’ olarak kutlanmasını kararlaştırır. Kadınlara ‘sözde’ eşit hakların verilmesinin sadece kadınları değil dünya barışını güçlendireceği kabul edilir.

Bu kararın üzerinden 40 yıl geçmiş olmasından sonra bugün BM’in açıkladığı verilere bakıyoruz; kadına yönelik şiddetin her kıtada, ülkede, kültürde kontrolsüz bir şekilde devam ettiği belirtiliyor. Okula gitmeyen 100 milyon çocuğun çoğu kız, okuma-yazma bilmeyen 800 milyon yetişkinin çoğu kadın deniyor.

Dünyada en fakir insanların büyük çoğunluğu kadın, erkeklere oranla %25-50 düşük ücretle çalışanlar yine kadın. Uluslararası Af Örgütü’nün raporunda; kadına yönelik şiddetin dehşet verici oranda arttığı, dünyada her üç kadından birine tekabül eden 1 milyara yakın kadının sürekli şiddete maruz kaldığı, şiddetin kadını sokakta, evde, savaş alanlarında bulduğu, kadınların çok acımasızca şiddete maruz kaldığı açıklanıyor.

Af Örgütü’nün açıkladığı raporda; tecavüzün bir savaş silahı haline getirildiğine dikkat çekerek, ‘Savaşların da kadınları çökerten ve onları çaresizliğe iten bir etkisi var. Bu bazen savaşın gerçek dehşetini bile geride bırakabilecek kadar acımasızlaşabiliyor’ deniyor.

Ancak dün Irak-Ebu Gureyp’te, bugün Suriye’de, Kuzey Afrika'da, Myammar'da, Arakan'da, Doğu Türkistan'da,  Ortadoğu’da, Filistin'de, sınırımızın hemen yanı başında savaş içindeki kadınların uğradığı şiddet, işkence, tecavüzler göz ardı edilen işkencenin dehşet boyutu, emperyalist hegemonya altındaki toplumlarda yaşayan kadın-erkek her cinsten insanın gizlenen trajedisinin beklide binde birini oluşturuyor.
Bu konuyla ilgili yapılan araştırmaların vahim verilerini saymakla bitiremeyiz. Ancak, üzerimizdeki etkilerini dile getirmek gerekmektedir.
Ebeveynlerin çocuk üzerindeki kontrol alanını ele geçirmiş olan yayın organları, televizyon programlarından akan popüler kirlilik, özellikle anne ve çocuk için negatif bir ‘eğitim-oyalama’ aracı haline gelmiş durumda ve bu popüler kültür egemenliği karşısında büyük değer kaybı yaşanıyor. Kadının en temel hakları ihlal ediliyor.
 
Bizim medeniyetimizde insanın yaratılışta ilk mürebbiyesi, dolayısıyla nesli yetiştirme, topluma yön verme mesuliyeti olan kadına, 8 Mart’ı ‘Dünya Kadınlar Günü’ olarak hediye etme lütfunda bulunan bu sistem, ona sadece bir vitrin malzemesi olarak kıymet verip, arka plânda ise ancak ekonomik bir meta olarak kullanıp tüketirken, kaybedilen ve reddedilen değerlerin oluşturduğu boşluğu da kendisinin kontrol edeceği olaylar ve günler icat ederek dolduruyor.

İçi boşaltılarak senede bire indirgenen bu gün, sadece tüketimi körükleyen bir gün ve bazı kesimlere eylem platformu olmaktan öteye gidememektedir.

Ahlaki dejenerasyonun toplumun her kesiminde yer bulduğu 21. YY dünyasında kendinden başka bir şey düşünmeyen, nefsinin, hazlarının esiri olmuş, daha iyi yemek, daha iyi giyinmek ve daha iyi yaşamaktan başka hedefi olmayan, narsist, bireyselci insana sunulan kadın, maalesef ticari bir unsur olmaktan kurtulamamıştır. Kadın tüm sektörlerde reklam aracı olarak kullanılmakta, bu acımasız ve aşağılık faizci-kapitalist ekonomik düzen adeta tüm zihinlerde bunun normalleşmesini sağlamaktadır. Bugün en önemli kadın istismarlarını şu başlıklar ile sıralayabiliriz. Kadına uygulanan şiddet(fiziksel, psikolojik, ekonomik), kadın ticareti ve savaş kadınlarının mağduriyeti…

Şiddet, birey için ‘öğrenilen’ bir olgudur. Doğuştan, genetik karakterli değildir. Kişi yaşam sürecinde aileden, okuldan, çevreden etkileşimi ile şiddeti öğrenir. Yazılı ve görsel medya bu öğrenme sürecini hızlandırmaktadır. Bu bilgilerin ışığında şiddet mağduru kadınların gerçek failleri; insanımızı milli ve manevi değerlerden koparan, bireyselleştiren, bencil ve hedefsiz yapan, sadece tüketen, hevası ile hareket eden, ‘yerim-içerim-dilediğimi yaparım’ felsefesini dayatan kapitalizm ve aynı hedefe yönlendiren, dünyevileşmeyi gaye edinen eğitim sistemimizdir.
Bu milletin ruhuna, inancına uygun olmayan değerlere sahip, kopyala-yapıştırdan öteye gitmeyen eğitim sistemimiz, zihniyetinde ‘Önce Ahlak ve Maneviyat’ demeden bu sorulara çözüm bulunamaz.
Ülkemizde eğitim seviyesi yükselmesine rağmen kadına uygulanan şiddetin oransal büyümesi de bizi kaygılandırmaktadır. Anlaşılmıştır ki şiddete, sadece diploma ile çözüm bulmak, yeterli değildir.
Çözümü; kadının, ailedeki ve toplumsal hayattaki yerine ait zihniyetin, kadına yönelik bakış açısının,  Efendimizin bize bildirdiği referanslar çerçevesinde değiştirilmesinde görüyoruz.
Bundan 1400 yıla yakın bir zaman önce, insanların sapkınlık içinde, çıkarları için fizikken kendisinden zayıf gördüklerini ve dolayısıyla kadınları horladıkları, zulmettiği dönemde; âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili peygamberimiz, kadınların insan olarak herkesle eşit olan haklarını açıklamış, uygulatmış, en son Veda hutbesi haccında,124 bin hacı adayına; ''Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah'a karşı sakınmanızı tavsiye ederim.'' Demiş, İslam toplumlarında kadın medeniyet öznesi olarak kabul edilmiştir.
Aslında bugün, her konuda olduğu gibi kadın hakları konusunda da çağımız insanının, Kur-an'ın çağlar üstü anlayış ve görüşüne, Hz. Peygamber'in örnek ve üstün ahlakına ne kadar da çok ihtiyacı var.
Toplumsal seferberlik ile ahlaklı insan olmanın, erdemli olmanın insana, canlıya hatta eşyaya saygılı olmanın gereği anlatılmalı, dünyayı, insanları, kadınları tüketmek yerine ‘emanet olduğu’ bilinci inşa edilmeli ve korunmalıdır.
Medya da, sosyal sorumluluk vazifesi ile hareket etmelidir. Reklamların da, dizilerin de, programların da bu ilke ile yayın yapması gerekmektedir.

Bu gün Suriye’de, Kuzey Afrika'da, Myammar'da, Arakan'da, Doğu Türkistan'da,  Ortadoğu’da, Filistin'de, sınırımızın hemen yanı başında savaş içindeki kadınların uğradığı şiddet, işkence, tecavüzler göz ardı edilmektedir.

Saadet Partisi Kadın Kolları olarak; 8 Mart’ı Dünya Kadınlar Günü, 25 Kasım’ı Şiddetle Mücadele Günü gibi yılda bir günlük faaliyetlerle, etkili sunumlar yapıp bunu topluma elma şekeri olarak gösteren ancak, milyonlarca kadının uğradığı zulüm ve cinayetlere sessiz kalan gözlerini kapayan Birleşmiş Milletlerin bu ikiyüzlülüğünü kınıyor, hak ve adalet merkezli yeni bir dünya düzeninde; kadının ve insanlığın, huzur, mutluluk ve saygı bulacağına inanıyoruz. Kadınlarımızın yüzlerinin bir gün değil, her gün güldüğü bir dünya temenni ediyor, bu dileklerimizle şefkat medeniyetinin mimarları olan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.”
 
banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ESNAF 9 ay önce

Açıklama çok güzel.ama sp hayır demesi güneşi bulut gibi örtüyor.

banner354

banner328

banner482