banner232
banner203
banner230
banner231
banner15

Saldırının sebebi Suriye politikası
banner234

Yılmaz Karabıyık / Oğuzhan Aktaş

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, İzmit Yahya Kaptan’da faaliyet gösteren Luxor Garden Otel’de ilimizdeki yerel ve ulusal basının genel yayın yönetmenleri, yazı işleri müdürleri ve köşe yazarları ile buluştu. Otelin holünde bir süre oturan ve Ankara’daki saldırı ile ilgili gelişmeleri televizyondan takip eden Destici, saat 11.05’te salona girdi. Basın mensupları ve milletvekili adayları için ayrılan masa düzeni basından tam not alırken, Destici, nezaket örneği göstererek katılımcıları tek tek dolaştı, onlarla tokalaştı ve her birine kırmızı gül takdim etti.
 


 

ADAYLAR KATILDI
 

BBP İl Başkanı Nihat Yıldız ve yönetiminin ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmada milletvekili adayları Serhat Duyar, Remzi Kaya, Mustafa Arha, Latif İşcan, Musa Aydoğdu, Ömür Yeşil, Mustafa Özdemir, Zülküf Eta, Abdullah Kanpara, Mustafa Mercan ve Serkan Akyüz basın mensupları ile iç içe oturdu. Basın toplantısı öncesi sohbet eşliğinde kahvaltı gerçekleştirildi. Kahvaltının ardından ise programın açılış konuşmasını yapmak üzere, İl Başkanı Nihat Yıldız, mikrofonu aldı. Yıldız, basına katılımlarından dolayı teşekkür ettikten sonra, dünkü üzücü saldırıya değindi.


RANT DÖNÜYOR

 

Yürekleri yakan saldırı nedeniyle Genel Başkan Destici’nin gerek ilimizdeki, gerekse İstanbul’da yapılacak olan mitingini iptal ettiğini duyurdu. Yıldız, “Umuyoruz böyle bir üzücü olay bir daha yaşanmaz” dedikten sonram sözü, BBP Kocaeli 1. sıra Adayı ve Genel Başkan Danışmanı Serhat Duyar’a devretti. Duyar da bu menfur saldırıyı kınadıktan sonra yerel iktidara, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’a yönelik bazı eleştirilerde bulundu. Duyar, kentte güzel yapılan Sekapark, Gölkay gibi şeyler de olduğunu ancak buralarda da rantın döndüğünü öne sürdü.


SURİYELİ KIZ

 

Duyar, Kent Konut’taki yolsuzluk iddialarıyla ilgili de önümüzdeki günlerde suç duyurusunda bulunacaklarını ve basın mensuplarına bu konuyla ilgili açıklama yapacaklarını dile getirdi. TÜPRAŞ ile dava süreçlerinin devam ettiğine de değinen Duyar, TÜPRAŞ’ın usulsüz su kullanım sürecinin takipçiliğini sürdürdüklerini ifade etti. Duyar, dün Sanayi ışıklarında başına gelen bir olayı da aktararak, “Işıklarda durdum, 8 yaşlarında Suriyeli bir kız çocuğu yanıma yaklaştı, camı tıklattı, para istedi. Para verdim, sonrasında ise benden su istedi. 3 kız çocuğu sahibiyim ve aklıma onlar geldi. Önümüz kış, Sayın Vali’mden Kocaeli’de gereken hazırlıkların yapılmasını rica ediyorum” dedi.


BAKAN IŞIK GİDİCİ

AKP Kocaeli milletvekili olan Bakan Fikri Işık’a da göndermede bulunan Duyar, “İlimizde bakan mı var yoksa bakıp da göremeyen bir bakanımız mı var belli değil. Kendisi parti faaliyetlerinde çok kuvvetli olabilir, partisinin kentteki patronu olabilir ama Kocaeli’de yapılması gerekenler üzerine hareket etmediğini görüyoruz. Önümüzdeki seçimlerden sonra kendisi bakan olamayacak. En azından giderayak bir şeyler yapsa da biz de ileride kendisini anabilsek. Bizler ateşe karıncanın su taşıdığı heyecan ile çalışıyoruz, herkes böyle çalışmalı” şeklinde konuştu. Serhat Duyar’ın ardından mikrofon, Genel Başkan Mustafa Destici’ye uzatıldı. Destici, Kocaeli basınından övgüyle söz ederek konuşmasına başladı.


TARİHİN EN BÜYÜK SALDIRISI

Destici, konuşmasının büyük bir bölümünü dün Ankara’da meydana gelen ve yüzlerce insanın yaralandığı, son açıklanan sayıya göre 95 vatandaşımızın yaşamını yitirdiği hain saldırıya ayırdı. Destici, saldırıda ihmali bulunan hükümet üyelerini ve sorumluları istifaya davet etti. Destici, saldırıyla ilgili şunları kaydetti: “Ülkemiz tarihinin en büyük saldırısıyla karşı karşıya kaldı. Bugüne kadar ülkemizde gerçekleşen saldırıların hiçbirinde bu kadar can kaybetmemiştik. Son rakamlara göre 95 insanımız hayatını kaybetti. 246 yaralı var. Bunlardan 48’inin durumu ağır. İnşallah olmaz ama can kaybının 100’ü geçeceği noktasında Sağlık Bakanlığı yetkililerinden bilgiler aldık. Umarız, böyle bir saldırı bir daha yaşanmaz.






MÜŞAVİRİM ŞAHİT OLDU
 

Bu arada bu saldırıyı ilk haber alan genel başkan benim. Benim basın müşavirim Eskişehir’den trenle Ankara’ya gidiyor. Trenden indikten sonra patlama meydana geliyor. Saat 10.02’de beni aradı. Telefonu açar açmaz normal olmayan bir durum olduğunu fark ettim. Bana garın önündeki patlamadan bahsetti. İnsan uzuvlarının havada uçuştuğundan, ölü ve yaralıların olduğundan söz etti. Bir korku ve şaşkınlık içerisindeydi. Güvenli bir yere gitmesini söyledim. Ankara il başkanımızı göndererek kendisini oradan aldırdık. Ben yine de olayın bu denli kayıpla sonuçlanacağını düşünmüyordum.

 
BAŞKENT DE GÜVENLİKSİZ

 

Öncelikle bu saldırıyı gerçekleştirenleri lanetliyor ve kınıyoruz. Terör ve şiddet kimden gelirse gelsin, kime karşı yapılırsa yapılsın biz bunun karşısındayız. Bunu bir kez daha haykırıyoruz. Ülkemiz son günlerde gerçekten çok sıkıntılı ve iç güvenliğimizin kaybolduğu bir süreci yaşıyordu. Özellikle Güneydoğu Anadolu bölgemizde PKK terör örgütü eylemlere başlamış ve adeta her gün canımızı yakıyordu. Cizre’nin mahallelerine girilemiyor, Yüksekova, Nusaybin, Cizre kanton ilan ediliyor ve güvensiz bölgeler oluşuyordu. Güneydoğu Anadolu bölgesinin güvensizliği bir yana dün gördük ki başkentimiz olan Ankara’da da güvenliğimiz yokmuş.


İŞİNİZ ÜZÜLMEK DEĞİL

 

Bu gerçekle çok acı bir şekilde yüzleştik. Dün düzenlenecek olan mitingi onaylarsınız, onaylamazsınız bunun hiçbir önemi yok. Önemli olan o kanlı eylemi düzenleyen katillerin oraya kadar girmiş olması, iktidar olanların da bunu önleyememiş olmasıdır. İşin gerçeği budur. Sayın Başbakan’ı dün dinledik. Elbette ki o da üzülmüştür ama onların işi üzülmek değil. Üzülme makamında değil icra makamında oturuyorlar. Bir ihmal, bir zafiyet yoksa 95 insanımızı biz neden kaybettik? Yüzlerce insan bugün neden can çekişiyor? Bir ihmalin olduğu açık. Öncelikle Sayın Başbakan bir zafiyetin olduğunu kabul etmeli. Eğer bu ihmalin üstü kapatılırsa, olayın arka perdesi aydınlatılmadan sadece 2 canlı bomba suçlanırsa, yarın benzer saldırılar olacaktır.


GEREĞİNİ YAPIN

 

Biz iktidardan, hükümetten, Sayın Başbakan’dan zafiyeti engellemesini ve ihmali olanlarla ilgili gereğinin yapılmasını istiyoruz. Sayın Başbakan diyor ki biz AKP hükümeti değiliz. Bağımsız bir hükümetiz. Yani demek istiyor ki biz seçim hükümetiyiz, bu olaylarla bir ilgilimiz yok. Siz gidin gar müdüründen hesap sorun, oradan o sorumlu demeye getiriyor. Evet hükümet bir seçim hükümeti ama bunun sadece adı bağımsız. Tamamen AKP’lilerden oluşan bir hükümet. Bunu görmek lazım. Bu saldırıyı IŞİD gerçekleştirmiş olabilir. Diğer terör örgütleri gerçekleştirmiş olabilir. Esad’ın desteklediği istihbarat grupları ve başka ülkelerin terör örgütleri gerçekleştirmiş olabilir. Bir sürü ihtimal aklımıza geliyor. Çünkü Türkiye’yi yönetenler ülkeyi pek çok ihtimalle baş başa bıraktılar. 5 sene önce Türkiye’nin böyle bir durumu var mıydı?


HDP TEPKİ GÖSTEREMEZ

 

Biz bu ve benzeri olayları Ortadoğu’da izliyorduk. Bugün aynı haberleri Türki cumhuriyetler, Avrupa ve Rusya, Türkiye’de izliyor. Reyhanlı, Suruç ve Ankara’da onlarca canımızı yitirdik. Bizi bugünlere dönüştüren 13 yıldır ülkeyi tek başına yöneten AKP iktidarıdır. Bu süreç içerisinde başta HDP temsilcileri ve eş başkanları olmak üzere bazı kesimlerin toplumu gerecek ve hedef gösterir açıklamalarını da kabul etmemiz mümkün değil. Onların açıklama yapmaya hiç hakları yok. Kandan ve terörden beslenenler bu gibi olayları kınadıklarında inandırıcı olmuyorlar. Eğer Iğdır’da polislerimizi taşıyan servis aracı patlatıldığında tepki koysalardı bugün tepki göstermeye hakları olurdu.


ERDOĞAN SAMİMİ İSE

 

Onlar terörle ve askerin, polisin kanıyla büyüdüler. Şiddetle büyüdüler. Bizim Kürt kardeşlerimize şiddet uygulayarak, baskı uygulayarak, onları katlederek büyüdüler. Onların dilindeki barış sözcüğü dillerine de ağızlarına da yakışmamaktadır. Onların hesabı buradan siyasi bir rant elde etmektir, bir kar sağlamaktır. Bunu herkesin görmesi gerek. Onlar terörün tarafıdır. DİSK, KESK, TMMOB, TTB gibi kuruluşlarımız bunu görmelidir. Bu kuruluşlarımıza da başsağlığı diliyoruz. Bu kuruluşlarımız da gerekli sağduyuyu göstermeli ve olayın siyasi bir ranta dönmesine fırsat vermemelidirler. Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan çıkmış, birlik ve beraberlik çağrısı yapıyor. Eğer sözlerinde gerçekten samimiyse, birlik ve beraberlik, kardeşlik istiyorsa bunu göstermelidir.

 

 

DAVALARI GERİ ÇEK

Açtığı yüzlerce davayı, masum insanlara, şehit yakınlarına, gazetecilere açtığı davaları geri çekmelidir. Cumhurun başı olduğunu, büyüklüğünü göstermeli ve bir adım atmalıdır. Cumhurbaşkanı’nın danışmanı olan, milletvekili olan bir besleme dün çıkıyor ve ‘Kanda boğulacaksınız’ diyor. Bu bile söylemlerin birlik ve beraberlikten ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. Bugün Sayın Başbakan’ın davetine ‘evet’ demeyen siyasi parti liderleri var. Meclis’te temsil edilen siyasi partilerin liderleri bir araya gelemiyorlar. Bunu herkesin sorgulaması lazım. Sayın Başbakan’ın da sorgulaması lazım. Neden acaba bir Başbakan’ın teklifi kabul görmüyor? Keşke bu ortam böyle olmasa. Siyasi parti liderlerimiz bir araya gelebilse. Burada herkesin bir eksikliği olduğunu düşünüyorum. Cumhurbaşkanının ve başbakanın da bu tablonun oluşmasında payı büyük.


İSTİFA EDİP GİTMELİ

 

Umarım dün yaşadığımız bu üzücü olay hepimizin aklını başına getirir. Bu ülke hepimizin. Ülkemizin başına bir şey geldiğinde hepimizin başına bir şey gelmiş olacaktır. Bakın bugün Suriye’de Kürt, Türkmen, Alevi, Sünni ayrımı yok. Herkes o felaketi yaşıyor. Her kesimden canını kaybeden yüz binlerce insan var. Bu olayları görüp hepimizin çok dikkatli olması lazım. Bugün oy alırsın, yarın alamazsın. Bugün Meclis’e giremezsin, yarın girersin. Belli bir süreçten sonra bunların hiçbirinin bir önemi yok. Önemli olan insandır, önemli olan ülkedir. Başarısız olduğunuzda istifa edip, bırakıp gitmeyi bilmeniz lazım. O erdeme sahip olmanız lazım.”


SP’NİN YÖNTEMİ OLUMLU

 

Saldırıya dair açıklamalarının ardından Destici, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 7 Haziran genel seçimlerinde BBP, SP çatısı altında “Milli İttifak” adı altında seçimlere girmişti. Bu süreçte SP de BBP de seçimlere bireysel olarak giriyor. Ancak SP’nin bu seçimlerde belirlediği bir yöntem var, o da Anayasa’daki bireysel başvuru hakkını kullanarak, TBMM’ye vekil gönderebilmek. Bu noktada son seçimlerde ilimizde 55 binin üzerinde oy alan SP, bu rakamı 80 binin üzerine çıkarıp, ülke genelinde barajı aşamasa da bireysel başvuru hakkı ile ilk sıradaki adayı TBMM’ye göndermeyi düşünüyor. SP’nin bu yöntemini nasıl bulduğu soruldu ilk olarak Destici’ye. Mustafa Destici, SP’nin yöntemini gayet olumlu bulduğunu ifade etti.


BİZ DE AYİM’E BAŞVURURUZ
 

Destici, “Biz 7 Haziran seçimlerinden önce Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapmıştık. Bu başvuruyu ilk yapan da benim. O zaman Anayasa Mahkemesi henüz seçim yapılmadığını ve kişisel hak mahrumiyeti oluşmadığını söylemişti. Mahkeme bize ‘Git, oyu al ve mağdur olunca gel’ demişti bir anlamda. Ben Saadet Partisi’nin bu görüşüne katılıyorum. Herhangi bir arkadaşım da yüzde 10 oyu alır ve seçim barajını partimizin aşamaması nedeniyle milletvekili seçilemezse biz de bireysel başvuru yapacağız. Anayasa Mahkemesi’nin bu mahrumiyeti gidereceğine inanıyorum. Önemli olan buna halkı inandırmak. Bir milletvekili seçilebilir bir oyu alıp Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunduktan sonra bu tablo daha da netleşecektir. Anayasa Mahkemesi’nin olumlu karar vereceğini düşünüyorum” dedi.

MERKEZ PARTİLER SİLİNDİ
 

Sonrasında Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Aysun Özcan Erenkaya’nın, “Sağ seçmende bir merkez parti arayışı var. BBP, bu anlamda neden alternatif olamıyor, bir çalışmanız var mı bu kapsamda?” şeklindeki sorusunu yanıtlayan Destici, şunları kaydetti: “İnsanımız sabırlı değil. Birden başarı istiyor. Birden Meclis’e girmek ve bazı kazanımları elde etmek istiyor. Eğer bir çizgide hareket ediyorsanız ve bir misyonunuz varsa bu biraz fedakarlık ve çile istiyor. Biz merkez partilerin akıbetlerini gördük. Dolayısıyla merkez parti diye ortaya çıkan partiler belli dönemlerde iktidar oldular ama bugün onlardan geriye bir şey kalmadı. Türkiye’nin başına ne geldiyse bu partilerden geldi. Eğer Türkiye bugünleri yaşıyorsa ve kalkınmasını tamamlayamamışsa, hala özgürlükler ve gelir adaletsizliği tartışılıyorsa bunun sebebi merkez partiler ve bugün de AKP’dir.


MHP İLE İTTİFAK NEDEN OLMADI?
 

Biz Türkiye’nin her kesiminden amacı ve gayesi ülkeye hizmet etmek olan insanlarla bugüne kadar bu yolu yürüdük. Bundan sonra da yürüyeceğiz. Biz vazifemizi yapma gayreti içerisindeyiz. Doğruyu söyleyen bir grubun ve siyasi partinin mutlaka ülkede var olması gerektiğine inanıyoruz ve bu olmaya çalışıyoruz. Milletimiz ne zaman uyanır, inanır ve Büyük Birlik Partisi’ne görev verirse biz hazırız. Biz bunu söylüyoruz milletimize. Meclis’te olan partiler bir tarafta duruyor ve sizin tarafınızda da her şartta doğruyu söylemiş, yanlışlara karşı çıkmış bir Büyük Birlik Partisi var diyoruz. Tercihi de onlara bırakıyoruz.” Sonrasında ise MHP ile ittifak görüşmelerinin olduğu hatırlatıldı ve bu dönem neden bir ittifak olmadığı soruldu Destici’ye.


PKK’NIN TARZI DEĞİL AMA
 

Destici, “7 Haziran’da şartsız, koşulsuz ittifak çağrısı oldu MHP’ye ama olmadı. Bu soruyu muhatabına sormalısınız bu yüzden. Saadet Partisi ile kurduğumuz ittifakta, özveri gösteren bizdik, onların çatısı altında seçime girdik. Başarısız olunursa bir dahaki seçime BBP çatısı altında gidelim dedik, bakarız dediler ancak 1 Kasım’da bunu kabul etmediler” dedi. Ankara’daki saldırının faallerinin kim olabileceğine dair soruya ise Destici, “PKK’nın eylemleri 30 yılı aşkın bir süredir var. Ancak dünkü kanlı eylem PKK’nın tarzı gibi değil. Tabii PKK da olabilir, askerlerimizi bombalı saldırı ile şehit eden bu hainlerde de bunu yapabilecek zihniyet var. Sonuçta taşeron kanlı bir örgüt. Ancak ağırlıklı ihtimal Suriye politikası. Bunu Esat’ın istihbarat birimleri de yapmış olabilir, IŞİD de yapmış olabilir, dış güçlerin istihbarat birimleri de yapmış olabilir. Ağırlıklı olarak Suriye politikasından kaynaklı bir saldırı olduğunu düşünüyorum” cevabını verdi. Destici, barış mitingine davet edilip edilmedikleriyle ilgili olarak da “Hayır davet edilmedik. Tıpkı Cumhurbaşkanı’nın ‘Teröre karşı birlik’ adını verdikleri mitinge davet edilmediğimiz gibi” dedi. Destici, toplantının ardından Körfez’de bulunan gazimizi ziyarete gitti.

 

 

 

 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner242

banner121

banner235

banner182

banner233

banner202

banner144

banner237