banner726
banner677
banner655
13 Mart 2018 Salı 08:24
Kul hakkı yemek yasal hale geliyor!
banner719

Seçimlerde ittifakı hayata geçirecek olan Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanı Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli ile 6 Milletvekilinin; 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi dün TBMM’de görüşüldü. Söz konusu kanun teklifi ile ilgili CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet de konuştu. CHP’li vekil, değişiklikle birlikte ortaya çıkacak sorunları da dile getirdi.

HAK GASPETMEK

Hürriyet söz konusu teklif ile kul hakkı yemenin yasal hale geleceğini, bir tarafın meclise giremeyeceği bir başka tarafın ise yüzde 51 oy alamayacağını için korktuğunu, teklifin hatalarla dolu olduğunu söyledi. CHP’li vekil Fatma Kaplan Hürriyet’in konuşmasında şu ifadeler yer aldı:

534 sıra sayılı Teklif hakkında söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu akşam burada sadece Türkiye'nin gelecek yıllardaki siyasetini değil, bir bütün olarak toplumumuzu da şekillendirecek bir kanun teklifini görüşüyoruz. En son söyleyeceğimi en önce söylemek istiyorum. Hak gasbetmenin, seçimlere hile karıştırmanın, kul hakkı yemenin nasıl yasal hâle geleceğini bu teklifle birlikte göreceğiz değerli arkadaşlar.

ASIL NEDEN KORKU

"İttifak" diye önümüze getirdiğiniz bu teklifin asıl nedeni korkudur. Bir taraf "Meclise giremem." diye, diğer taraf "tek başıma yüzde 51'i alamam." diye korkuyor ve bu korkuyla birlikte, kendi lehinize tedbir almaya çalışıyorsunuz ama hata üstüne hatalarla dolu bu teklif.

Kanun teklifinin gerekçesini bile kendinizin dahi inanmadığı beylik laflarla doldurmuşsunuz. Mesela, ne demişsiniz bu teklifin gerekçesinde? "Özgürlükçü ve çoğulcu demokratik rejimler özgür, eşit, serbest ve dürüst şekilde yapılan seçimlere dayanmaktadır. Demokratik yönetimin temeli olan serbest seçim hakkı her türlü etkiden uzak, hür iradeyle kullanılan oylarla bir anlam ve değer taşır." demişsiniz. Gerçekten bu değerlere inanıyorsanız nasıl böyle bir teklif getiriyorsunuz, milletin önüne böyle bir teklifi nasıl koyuyorsunuz, gerçekten inanması bizim için güç. Hem serbest seçim hakkından, hür irade ve çoğulcu demokratik rejimden bahsediyorsunuz hem de "Fazladan nasıl sandalye kazanırım, oy almadan nasıl milletvekili çıkarırım, nasıl milletin hakkını yerim?" onu düşünüyorsunuz bu teklifle birlikte.

İHALE ŞARTNAMESİNE BENZİYOR

Bu teklifi bütünüyle baktığımızda, iki ayrı alanda kaygılarımızı artıran düzenlemeler var. Birisi sandalye hırsızlığının önünü açacak olan seçim ittifakı; diğeri de seçim güvenliğinden çok, ittifak yapan partilerin güvenliğini sağlayan ama seçimleri şaibeli hâle getirecek olan düzenlemeler var. Her ikisinde de ne yazık ki demokrasiye, çoğulculuğa, adalete, hukuka, şeffaflığa, adil temsiliyete ve seçim güvenliğine ciddi yaralar açacak ve telafisi mümkün olmayan düzenlemeler yer alıyor.

Bu teklif "ittifaklar" adı altında, aslında bal gibi ihale şartnamesine benzeyen bir yapı ya da asıl adı "koalisyon" olan sistemle siyaseti kilitleyecek, demokrasi ve çoğulculuğu yok edecek, seçime ilişkin hükümlerle de seçim sonuçlarını güvensiz hâle getirecek. Bu teklifle birlikte Türkiye'nin geleceği kurgulanmakta, mühürsüz referandumla kurulan tek adam rejimini tahkim etme ve milleti tek tipleştirme hedeflenmektedir bu teklifi getirenler tarafından. Çok uzak değil, bundan üç yıl öncesinde birbirlerine siyaset alanından söven, edepsizce yakıştırmalarda bulunan iki parti şimdi çıkarları doğrultusunda birbirleriyle çok da güzel uyuştu ve şimdiden koalisyonunu kurdu bile.

ÜÇ YIL ÖNCE KÜFÜRLER YAĞDIRIRKEN…

Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop bir televizyon programında daha yasalaşmayan bir ittifak bu görünümlü bu koalisyon hakkında beş yıl süreli olacağını söyledi ama şunu da unutmamak lazım: Siyasette neyin ne zaman ne olacağı hiç belli olmaz. Üç yıl önce birbirlerine küfürler yağdırırken tutup da şimdi çıkarlar doğrultusunda "Bu ittifak beş yıl sürecek." demek bize göre abesle iştigaldir değerli arkadaşlar.

Bu teklifle diğer partilerin siyaset yapma hakkı barajla kapatılıyor, kendileri için siyaset yapma hakkıysa ittifakla birlikte açılmış oluyor ve bunu yapanlar ne yazık ki barajın üzerine kocaman bir merdiven dayayarak barajı uzun atlamaya atlamış oluyor. "Gelin, biz barajı kaldıralım, vatandaşların gönül verdiği tüm partiler Mecliste olsun." dediğimizdeyse "Olur mu öyle şey?" deniyor ne yazık ki.

İTTİFAK YAPMADIĞI İÇİN…

"Milletin bekası" diye diye sadece iki partinin bekası güvenceye alınıyor bu teklifle birlikte. Yüzde 2, yüzde 3, yüzde 5 alan parti oy oranı kendisinden nispeten daha fazla olan partiyle ittifak kurduğunda yani başka partinin kuyruğuna takıldığında Mecliste temsil edilecek, almadığı oyu almış sayılacak ama yüzde 9,9 alan bir parti sırf tek başına girdiği için ve bunu deme cesaretini gösterdiği için "Hodri meydan, ben tek başıma bu seçime giriyorum." deme cesaretini gösterdiği için ama ittifak yapmadığı için Meclise giremeyecek, kendisine oy veren milyonlarca vatandaşın temsiliyetini Mecliste sağlayamamış olacak. Peki, nerede temsilde adalet? Nerede hak? Nerede hukuk? Nerede vicdan? Nerede kul hakkı? Hani hep Müslümanlıktan bahsediyoruz ya. İşte, buyurun size kul hakkı. Yeterli oy alınmadığı hâlde alınmış gibi gösterilerek milletvekili çıkarılacak bu sistemle birlikte ne yazık ki. Peygamberimizin söylediği gibi, hak edilerek kazanılan bir şey haksız olarak kazanılan çok şeyden üstündür; bunu da unutmamak lazım değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

MÜHÜRSÜZ YUMURTA

Mühürsüz oyların geçerli olması, sandıkların taşınması, seçmenlerin rastgele birbirinden ayrıştırılması, seyyar seçim sandığı oluşturulması, baraj şantajı gibi birbirini aratmayan garabet düzenlemeler bulunuyor bu teklifte. Her seçim döneminde illa bir yerlerde hep trafoya kedi girerdi, elektrikler kesilir, bir anda seçim sonuçları değişir, şaibeli açıklamalar yapılırdı. 16 Nisan Referandumunda bu sefer trafoya kedi değil YSK girmişti ne yazık ki; bunu da hep bas bas söylemiştik. Kanun maddesi çok açık olmasına rağmen, mühürsüz oyları geçerli saymıştı 16 Nisan Referandumunda YSK. Şimdi, bu teklifle birlikte bu hukuksuzluk kanuna bağlanıyor yani bundan sonra artık trafoya kimsenin girmesine gerek kalmayacak, bu teklif zaten sizin işinizi görmüş olacak.

Ülkemizde yumurtalara bile mühür vuruluyor değerli arkadaşlar. Bugün, mühürsüz bir yumurta ne yazık ki ceza sebebi zabıtalar tarafından ama milletin iradesini temsil eden zarfları, oyları, pusulaları mühürsüz olsa da ne yazık ki kabul edeceğiz bu teklifle birlikte yani "Milletin iradesinin, milletin verdiği oyun bir yumurta kadar değeri yok." diyeceğiz her hâlde bu teklifle birlikte; bu, onu gösteriyor.

GEÇERSİZ OYLAR

Algı yönetimi bile düşünülmüş. Pusulaların hazırlanmasına baktığımızda ittifak partisinin bulunduğu bölüm büyük büyük, algıyı yönetecek, seçmen iradesini sakatlayacak ve oy verme iradesini değiştirecek şekilde düzenlenmiş. Peki, ya geçersiz olması gereken oylar ittifak partileri lehine geçerli sayıldığında seçilen milletvekili kimi temsil edecek? Almadığı oyu nasıl temsil edecek? Bu da yine bir başka soru olarak karşımıza çıkıyor bu teklifte.

Aynı binada oturan vatandaşlara farklı yerlerde oy kullandırılması, partili Cumhurbaşkanının memuru olan valilerin seçimlere doğrudan karışması, sandıkların yerinden oynatılmaması seçimin sigortası olduğu hâlde, engelli ve hasta seçmenlerin durumlarını istismar edecek şekilde seyyar hâle getirilmesi, kolluk kuvvetlerinin her an sandık alanına müdahale edebilecek duruma gelmesi; hukuksuzlukların yasal zırha büründürülmesi aslında bize göre.

SANDALYE HIRSIZLIĞI

Biz aslında şunu söylüyoruz: Seyyar seçim değil, temiz seçime ihtiyacımız var bizim, şaibesiz seçime ihtiyacımız var, vicdanlara uygun bir seçime ihtiyacımız var ama bu teklif bundan çok uzak. Hilenin önünü açmak, sandalye hırsızlığını yasalaştırmak, siyasi yankesicilik yapmak, sandık güvenliğini hiçe saymak, halkın ve siyasi partilerin denetimini ortadan kaldırmak, bunu da devletin gücünü alet ederek yapmak ne yazık ki namussuzlukların da yolunu açacak değerli arkadaşlar. Adaletin gözleri adil olsun diye bağlıdır, namussuzlara göz yumsun diye değildir değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Birçok hukuksuzluğu da beraberinde getirecek olan bu teklifle adaleti çıkarınız için kullanırsanız, bumerang gibidir ve gün gelir onu kullananı vurur ve bu teklif de emin olun, eninde sonunda sizleri vuracak; bunu da buradan ifade etmek istiyorum.

SANDIKLA GİTMEK İSTEMİYORLAR

Aslında bu teklif bir anlamda da sandıkla gelen AKP'nin sandıkla gitmek istemeyişi yani saltanatını sürdürmek isteyişinin de bir başka ifadesi; ben buna mafya saltanatı diyorum, bunu ne yazık ki devam ettirmek istiyorsunuz ve bunu yaparken de her konuşmacı aynı şeyi söylüyor: "15 Temmuz" "15 Temmuz" "15 Temmuz" Bu teklifi açıklarken sürekli 15 Temmuzu kullanıyorsunuz ama aslında siz 15 Temmuzu bu teklifle birlikte istismar ediyorsunuz. Bunu da buradan açıkça ifade etmek istiyorum.

Bu teklifte her türlü kazan-kazan sistemini kurmak, her türlü avantajlı duruma geçmek adına bütün planlamaları yapmışsınız, en ince ayrıntısına kadar ne yazık ki planlamışsınız. Aslında tek istediğiniz tek kale maç oynamak, başka hiçbir müdahale kabul etmiyorsunuz.

Daha da önemlisi "12 Eylül darbe yasalarıyla mücadele edeceğiz." diye diye geldiniz, propaganda yaptınız, oy aldınız; şimdi, bu darbe yasalarına kocaman bir kucak açıyorsunuz ve bunlara sahip çıkıyorsunuz. Bu yaptığınız, yine -aslında şaşırtıcı demeyeceğim- artık bizi çok da şaşırtmıyor.

İKİ PARTİNİN ÇIKARLARI

Son olarak şunları ifade etmek istiyorum: Bu ittifak, halkın gerçek sorunlarına dair de hiçbir çözüm üretmiyor. Aslında, Türkiye Büyük Millet Meclisi temenni yeri değildir, çözüm yeridir. Burada bunların konuşulması lazım, halkın gerçek ihtiyaçlarının konuşulması lazım ama bu teklife baktığımızda, halkın gerçek ihtiyaçları değil, iki partinin çıkarlarını konuşmak durumunda kalıyoruz değerli arkadaşlar.

Bu teklifle birlikte bütün inandığımız değerlerin, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün altına dinamit koyuyorsunuz, ülkeye çok büyük kötülük yapıyorsunuz, üzerinde yaşadığımız bu toprakların geleceği için çok büyük haksızlık yapıyorsunuz.

Son olarak şunu söyleyeceğim, sevdiğim bir söz vardır: "Tilkinin bağladığı çakalın kurtardığı aslandan kral olmazmış." Sizin de bu yaptığınız tekliften ne yazık ki bu ülkeye hayır gelmeyecek değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Yanlışın, yalanın, haksızlığın, hilenin, oy hırsızlığının etrafında asla ve asla ittifak olmaz. Yarın öbür gün büyük krizler yaşamamak için bu teklife "hayır" demek lazım diyorum.

Son Güncelleme: 13.03.2018 09:51
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sefa magduru 2018-03-13 18:18:53

Sefa sirmen çok iyi bilir kul hakkı yemesini.

Avatar
eko 2018-03-13 11:05:01

senin adana millet vekilin 2 trilyon luk telefon konuşması yaptı o kul hakkı değilmi ört pas ettiniz bir kere olsun kınamadınız c.h.p vekili 2 trilyon şimdi çıkmışın konuşuyorsun kul hakkından

Avatar
Ersoy Kandemitoğulları 2018-03-13 10:31:56

O başlık doğru olursa bana da deli gömleği giymek,sigara söndürmek,beyzbol oynamak serbest olur,zaten bir sürü soysuzla uğraşırım kul hakkı yiyen!!!&₺@

banner354

banner630

banner328

banner599

banner482