banner422
06 Aralık 2017 Çarşamba 10:09
Korkmaz: Siyasete girince öğreniyorsun o çakalları!

Cumhuriyet Halk Partisi Kartepe İlçe Örgütü’nün geçtiğimiz pazar günü gerçekleştirdiği olağan kongresinde Beyhan Korkmaz ve mevcut başkan Cumhur Karakadılar yarışmış, seçimin kazananı Karakadılar olmuştu. Korkmaz, 50 oyda kalırken Karakadılar, 118 oy alarak başkan seçilmişti. Yaşanan bu gelişme sonrası dün kadına seçme ve seçilme hakkının verilişinin yıldönümünde seçimi kaybeden Beyhan Korkmaz, dikkat çeken bir yazı kaleme aldı sosyal medya hesabında. Korkmaz, “Rahmetli anam derdi ki vakti soğuk da çakal gibi bir şey görmüştüm korkmuştum. Kızım sen hiç korkma! Önemli olan iki ayaklılar diye... Siyasete girince öğreniyorsun o çakalları! Anacığım haklıymış!” dedi. Korkmaz ayrıca “Seçerim kardeşim, ben seçerim de seçilirim de! Ve görünen o ki birleşmez isek ezilmeye devam edeceğiz. Bu kadar ağayı devirmek o kadar kolay olmasa gerek!” ifadelerini kullandı.

İşte Korkmaz’ın o yazısı:

“Kendimi bildim bileli sosyal demokrat bir ailede büyüdüm. Ve bana cinsiyetten önce, insan olmayı öğrettiler. Hiç bir zaman cinsiyetçi bir yaklaşımla karşı karşıya kalmadım desem yeridir. Önceden genç deniyordu. Hadi kısmen yine cinsiyetçi bir yaklaşımla karşılaşmadım. Tabii ki taa ki Kartepe bölgesinde siyaset yapmaya başlayana kadar.
Bir genç kadın vardı! Ne kadın! Ne erkek! Alışılmışın dışında... Kahvelere girip, çıkıyor, elinde olsa iki tavla atacak, okey oynayacak ki yaptı da... İki tavla da attı, okeyini de oynadı. Yolda, pazarda, herkesi istinasız selamlıyor, herkese neşe saçıyordu. Halbuki onda olan tek büyük servet kendinde olanı veriyordu ha gücü yettiğince de maddi yardım da. Her şey tamamı ile iyi niyetten ibaretti. Ama kadın böyle güler yüzlü olmamalıydı. Hatta o dönem siyasetçiler ketum ciddi soğuk görünümlü olmalıydı. İlginç geldi tanımayanlara... Allah’tan Köseköy gibi bir yerde abla, kardeş, ağabey diyerek yetişmiş ve güçlü komşuluk ilişkileri durduğumuzdan diğer bölgeler de bu hale alıştı da bir kadının doğal yapısının böyle olabileceğini anlamaları uzun sürmedi. Oysaki siyasetten önce de kahveye gidip oturabilen bir çocuktum. Zira babam bir yerde kaybolunca taksi durağına ya da kahveye git diye öğütlemişti. Eskiden telefon mu vardı ki? Ama bir kadın böyle olmamalıydı. İste! 
Önce eteğinin boyu konuşulur, sonra bakıp görürler bacaklar yürümek içindir. Sonra sen bilmezsin ben bilirim derler bilirler de oysa nezaket susar ve anlarlar ki bilgi bilgiçlik taslamak için değildir. Bilgiyi sopa olarak kullanmak eğitimli kişinin işi değildir. Ve kadının farkı ufak ufak ortaya çıkar. Ee tabii ki fazla mütevazilik yanıltır insanı! 
Madem vardım, kadına bir güzellik yapmalıydım. Neymiş bölgede kadın siyasetçi tutmazmış, hatta kimse dikkate alıp oy vermezmiş. Bizim çok eski bir ilkokul öğretmenimiz vardı, şimdi ismini hatırlayamadığım tanıdık biri bu yazıyı okursa hatırlar. İlk Topuklu Efe aslında odur. Hatta siklamen rengi bir takım döpiyesi vardı yürüdü mu topuklarının sesi kulaklarda çınlardı. Sert ve vakur yürürdü o da bir zamanlar, ben çok küçüğüm sanırsam bir yerlere aday olmuştu da baktık gördük oy sayımında eşi oy vermemişti. (Oy kısmı) Rivayet olabilir.
İşte böyle başladı benim serüven! Ötelendim, örselendim, ertelendim sen daha çok gençsin dediler tabii onlar ne Fatih’in 21 yaşında İstanbul’u fethettiğinden haberdar ne Alexis Tspras ne Emmanuel Makron bilinmiyor hatta tahmin bile edilmiyor. Elin Yunanistan’ı Fransa’sı başbakan, cumhurbaşkanı seçiyor, genç mi genç! Oysa kınalı Aliler kurtuluş savaşında daha 14’ünde çarpışıp öldüler. Nene Hatunlar, Kara Fatmalar, Leyla Atakanlar unutulmuş ya da unutturulmuşlardı. Tabii kolay olmadı farkındalık yaratmak, 2 araba parçaladım yollarda gide gele uzaklar yakın oldu. Önceleri beyler burun kıvırdı, sonrasında hanımlar nasıl olurdu da onlara benzemezdi diğer bir kadın! Siyaset bu ya entrikalar entrikalar! İnsanız, yıpranırız, üzülürüz. Rahmetli anam derdi ki vakti soğuk da çakal gibi bir şey görmüştüm korkmuştum. Kızım sen hiç korkma! Önemli olan iki ayaklılar diye... Siyasete girince öğreniyorsun o çakalları! Anacığım haklıymış!
Görev bildim değişim için mücadele edecektim. Kadın da önce insandım. Biz de vardık! Atatürk’e aşık ben! Durulur mu? Benim iki eserim var biri Cumhuriyet diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir diyen lidere. Kolları sıvadım çakallarla dans edecek, bir hırsızın bir arsızın önünü kesebilirsem ne ala idi bana! Yeter ki partim iyi olsun yeter ki kadının insan olduğu hatırlansın. Benim de misyonum bu idi. Zaten babam da ölmüş idi, sevgisiz kaldım, bir yanım eksik! O boşlukta bu siyaset de bana iyi gelmişti. Terapi gibi bir şey. Eşi dostu gezince siyaset oluyormuş. Tanrı misafiri kültürü ile yetişmiş bana bir kapıyı çalıp gitmek hasbihal etmek hiç de zor gelmedi. Bu da siyaset oluyormuş. Yok ki sülalede siyasetçi bir büyüğüm öğretsin! Siyaseten bir yere geleceksen iki dudak arasında, Genel Merkez kapılarında, utanmadan delege ağalığına soyunup ve hiçbir şey bilmeden insan haklarının yendiği bir ortam olduğunu. (Kartepe’ye özel değil) Bunun aslında biraz da derebeylik düzeni olduğunu anlamam çok geç olmadı. 
Ee ne yapayım partiye icazetle el etek öperek gelmedim ki el etek öpeyim. Siyasi nezaket, şıklık o da bana yeterdi. Partiye kadınlar, gençler gelsin istedim ve tüm nezaketsizliklere rağmen de kaldım. Partinin bir de güzel yanı vardı, tüm samimiyeti ile partiye desteğe gelen güzel ağabey ve ablalar, genç kardeşler edinip aynı ülküde toplanıyorsun. Bu harika bir şeydi. Tabii ağalığa soyunmuş edepsizleri fark ettiklerinde sükûtu hayal... Tabii edepsize edepsiz demek bizim işimiz değil! Aklını kiraya veren, güdülmeden hareket edemeyen grupların hatasıdır bu! Edepsizi yaratıp ya işime yararsacılar! 
Konu konuyu açtı e biraz da bağlıyayım.
Kesildikçe gürleştim. Meyve veren ağaç taşlanır bildim.
Anladım ki adamım diye gezen adamlar, kadının karşısında duramıyor. Koskoca bakanlar çıktı kadın işsizlik sebebidir dedi. Aileden sorumlu kadın bakan ise çıktı börek açtı. Elinin hamuru ile karışma bu işlere! Uyandırayım, oysa en iyi aşçılar erkeklerden çıkmıştır.
Ee hadi nereye bağlayacaksın Beyhan! 
Ee kardeşim hasta yatağımdan kaktım, ağzımda maske mitinglere katıldım. Kolumda kateter (damaryolu) toplantılara katıldım. Belediye başkan aday adayı oldum, ilçe ilçe gezdim. Ne diye biz varız, nitelikliyiz hadi adam sen de kimsin demeye... Bağışıklık sistemim çökmüş kanserle mücadele ediyorum, bir yandan her tedavi aralığı bir risk kemoterapide, ölme riskim var. Her hastanede yatıp çıkışımda bir başka seçim. Bir başka adaylık! Değil ilçeler, köy köy gezdim. Kocaeli kazan ben kepçe! Görev atfettim ne diye... Kadınlar da olsun diye.. Benim ki ağzımla su taşımak! Çok değil benim gibi yaşamınızı riske atarak yapın demiyorum fakat zaman ayırın... Kötü yönetilmeye son verelim. Ve yine inanın bana benimle aynı hastalıktan mustarip onlarca insan tanıyorum ölmeden önce bu dünyaya güzel şeyler bırakmak için mücadele veren... Seçerim kardeşim, ben seçerim de seçilirim de! Ve görünen o ki birleşmez isek ezilmeye devam edeceğiz. Bu kadar ağayı devirmek o kadar kolay olmasa gerek!
#birliktenkuvvetdogar#”

Son Güncelleme: 06.12.2017 11:31
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner354

banner328

banner509

banner498

banner482