banner203
banner165
banner15

Hürriyet: Başkanlık parçalanmayı getirir

Hürriyet açıklamasında şunları kaydetti: "Gerek yurt içinde gerçekleşen terör saldırılarında gerekse Fırat Kalkanı operasyonunda sınır ötesinde neredeyse her gün onlarca şehit verdiğimiz bu kara günlerde Başkanlık tartışmaları gündemimizin en ortasına oturmuş durumda. Aslında tartışılan sistem gerçek bir başkanlık sistemi bile değildir. Ne olduğu belli olmayan garabet ve tipi kaymış bir sistemi konuşuyoruz. Virgülünü bile değiştirmeyiz dedikleri ve anayasa komisyonuna sundukları teklif acemice hazırlandığından daha 8. gününde birçok değişikliğe gidilmiştir. Anayasa yazmayı bile beceremeyen AKP’nin bu teklifi çökmüştür.
 
BU BİR FERMAN ANAYASASIDIR
AKP’nin yangından mal kaçırır gibi meclise getirdiği ismi bile net olmayan sistem ile Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1 Kasım 1922'de kaldırdığı saltanatı 94 yıl sonra yeniden canlandırmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Cumhurbaşkanının eline yasamayı tamamen teslim ederek, ona kanun çıkarma yetkisini değil, ferman çıkarma yetkisi verilmeye çalışılıyor. Bu bir ferman anayasasıdır. Eğer bu anayasaya imza atacak 330 milletvekili olursa ülkede başka darbeci aramaya gerek yok. AKP milletvekilleri, Saray’ın dayattığı diktatörlük sisteminin ileride kendilerine dokunmayacağını düşünmeleri de Türkiye siyasetini uzun soluklu olarak okuyamamalarından kaynaklanmaktadır. AKP’nin sonsuza kadar var olacağını düşünmeleri büyük bir yanılgı içerisinde olduklarını da göstermektedir. AKP, Saray’ın getirmeye çalıştığı sistem ile tarihin sayfalarına karışacaktır.
 
NEDEN Mİ?
Anayasalar bir iktidarı güçlendirme aracı değildir! Tam tersi, Anayasalar iktidarları sınırlayıp milleti güçlendirme aracıdır. Getirilmeye çalışılan Anayasa demokratik cumhuriyetten dikta rejimine geçiştir. Bu da kelimenin tam manasıyla rejim değişikliğidir. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer döneminde “Cumhurbaşkanı'nın yetkileri çok fazla” diye şikâyet eden ve bunları azaltmak isteyen AKP, şimdi Erdoğan'a, Sezer'den bin kat daha geniş yetki vermeye çalışıyor. Burada; “Bizim siyasal gücümüz var, biz anayasayı takmıyor ve yetkimizi de kendimiz belirliyoruz” denilirse, anayasal suç işlenmiş olur ve o zaman da bunun adı Anayasaya karşı darbe olur ve yapılan anayasa meşru olmaz. Aynı 2010 yılında FETO ile işbirliği içinde milli iradeyi fesada uğratılarak yapılan referandum gibi. O dönem verdirilen ‘Evet’ler bizlere 15 Temmuz kurşun ve bombaları olarak geri dönmüştür. Bu sistemle beraber kim gelirse gelsin demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin lideri değil, diktatörü olacaktır.

NASIL MI?
Cumhurbaşkanının yetkilerini kısıtlıyoruz diyorlar ama şimdiki sistemden 10 kat yetkili bir Cumhurbaşkanı getiriyorlar. Yargılanması 10 kat zor, ama suç işleyebilme fırsatı 100 kat daha fazla. Yasama yürütme ve yargıyı bir elde topluyorlar. Nasıl bir ateşle oynadıklarının farkında bile değiller. Cumhurbaşkanına vermek istenilen parlamentoyu fesih yetkisi milli iradeye yapılan bir darbedir. Öneriye göre, başkanın görev süresi 5 yıl. İki dönem görev yapacak ancak seçim yenilenirse bir dönem daha görev yapabilecek. Başka bir deyişle, başkan parlamentoyu feshederek görev süresini 15 yıla çıkarabilecek.
 
CANAVAR YARATACAKLAR
Partili Cumhurbaşkanı ve Parti başkanı olarak hem bürokratları atayacak, Milli Güvenlik Kuruluna Başkanlık yapacak, Hakimler Yüksek Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, yüksek yargı üyelerini, milletvekillerini belirleyecek. Bu kadar yetki adeta bir canavar yaratır. Ve o canavar önce AKP’yi boğar. Böyle bir sistemde MHP gibi bir parti kalmaz. Bu durum, AKP milletvekili ve Cumhurbaşkanı danışmanı Burhan Kuzu tarafından da canlı yayında açıkça ifade edilmiştir.
 
BAŞKANLIK ÖZGÜRLÜK GETİRMEYECEK
Başkanlık sisteminin en riskli yönlerinden biri görev süresi sona erinceye kadar herhangi bir hukuki ve demokratik müdahalede bulunma imkanının çok sınırlı olmasıdır. Salt çoğunlukla seçilen, güçlü yetkilere sahip bir başkan, halkın tasvip etmediği, akla, mantığa ve vicdana aykırı ya da keyfi politikalar izlese dahi görev süresi tamamlanana kadar başta kalır. Parlamenter sistemde olduğu gibi güvenoyu oylamasıyla bir başkanın görevine son verilmesi ya da soru önergeleri tarzı denetim sistemleriyle denetlenmesi ve hukuken hesap sorulması söz konusu değildir. Sabah erken kalkanın darbe yaptığı Afrika ülkeleri, aşiret savaşları ile başkan değiştiren Ortadoğu ülkeleri, generallerin generalleri devirdiği Latin Amerika ülkeleri, mafya kontrolünde darbeler olan eski Sovyet Cumhuriyetleri hep başkanlık sistemi ile yönetilmektedir. Bu örneklere baktığımızda da “başkanlık sistemi darbeleri engeller mi sorusunun da cevabıdır. Dünya ölçeğindeki başkanlıkla yönetilen ülkelere baktığımızda; “BAŞKANLIK SİSTEMİ NAL TOPLUYOR”. Başkanlık var ama hak yok, hukuk yok, demokrasi yok! Başkanlık sistemi Asya’ya özgürlük ve demokrasi getirmedi bize de getirmeyecek
 
BU SİSTEM PARÇALANMAYI GETİRİR
Bu, yıllardır derin yapılanmaların, arka plandan devleti yönetmek isteyenlerin fayda sağlayacağı bir sistemdir. Bu sistem, Öcalan’ın ve PKK’nın savunduğu modellerden bir tanesidir. Bunu nereden anlıyoruz? Günlerce AKP’nin yaptığı müzakerelerden ortaya çıkan İmralı tutanaklarında defalarca Öcalan; “Biz başkanlığı destekleriz. Bunu konuda AKP ile ve Erdoğan’la ittifaka varız” demiştir. Ayrıca bu teklif ile Cumhurbaşkanı’na bölgesel yönetim kurma yetkisi verilmektedir. Aslında buradan bile nasıl bölücü bir sistem olduğunu görebiliriz. Eğer hukuk üstün olacaksa, ülke katma değer ve pozitif bilim üretecekse, ülke bürokrasisi tarikatlara, şeyhlere biat edecek örümceklere teslim edilmeyecekse, yandaş müteahhitlerin borcu silinmeyip AR-GE firmaları desteklenecekse, hırsızlar ve tecavüzcüler aklanmayacaksa, ülkemin her karış toprağında öldürülme ve bombayla paramparça olmayacaksak; emeklilerin, taşeron işçilerin, emeklilerin, 4/C’lilerin, atanmayan öğretmenlerin, sosyologların, birçok kitlenin sorunu çözülecekse, Kıymanın, etin kilosu 15 liraya düşecekse, bunu çözecek sisteme karşı çıkmayız. Ama AKP’nin dayattığı bu sistem bu sorunları daha da derinleştirecek bir sistemdir.
 
KORKUYORLAR
Aslında bu garabet sistemi dayatanlar korkuyorlar. Yargılanmaktan korkuyorlar. Bu amaçları da kendilerine koruma kalkanı oluşturmak istiyorlar. Herkese dokunan ama kendisine dokunulamayan tek adam diktatörlüğü yaratma gayreti de bundandır. Ama unutulmasın ki bugünden geriye sadece yarınlar için direnenler kalacaktır.
 
HAYIR GELMEZ
Dayatılan bu sistem can ve mal güvenliği dâhil, tüm özgürlükleri yok edecektir. Bu sistem demokrasi treninden inmek isteyenler için tam da beklenen bir duraktır. Seçimle gelip seçimle gitmek istemeyen AKP Hükümetinin bir dayatmasıdır. On dört yıldır iktidar olmuş bir partinin ülkeyi yönetemediği gerekçesiyle ülkenin tepesine kuş kondurulacağı zannedilen bir sistemdir. Bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Sarayın dayatması olan bu sisteme, Cumhuriyeti yıkma projesi olan bu rejim değişikliğine sonuna kadar karşı durmaya devam edeceğiz."
 
 
 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner258

banner235

banner121

banner202

banner144