banner203
banner142
banner165

Haydar Akar: Erdoğan, sırtından ilk Bahçeli’yi atacak
banner234
Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, CHP İzmit Belediye Meclis Üyesi Uğur Koştur ile birlikte bugün gazetemizi ziyaret etti. Ankara’da hararetli geçen sürecin ardından kentte vakit geçiren Akar’ı hazır yakalamışken referandum süreci ve kentimize dair gelişmelerle ilgili uzunca bir sohbet gerçekleştirme imkanı bulduk. Bir yandan şahsım, bir yandan da gazetemiz imtiyaz sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Aysun Özcan Erenkaya’nın sorularını çay kahve eşliğinde samimiyetle cevaplayan Haydar Akar, referandumun sonucundan oldukça emin konuştu. Bu referandum ile 2011 referandumunun farklılıklarını anlatan ve AKP tabanının da yüzde 30’unun “evet” demediğini ileri süren Akar, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile ilgili ise oldukça çarpıcı bir çıkış yaptı. Bahçeli’nin ‘evet’ kararının tabanının yüzde 90’nında karşılık bulmadığını ifade eden Akar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın referandumdan evet de çıksa hayır da çıksa sırtından ilk atacağı ismin Devlet Bahçeli olacağını ileri sürdü. Akar, anayasa değişiklik paketini referanduma götürecek olan imzanın hala Erdoğan tarafından atılmamasına da dikkat çekerek, buna 4 ihtimalli gerekçe sıraladı. Akar, mart ayına sarkan tramvay konusuna da değinerek “Zamanından önce bitmesi gereken bir projeydi, esnaf ve vatandaşların çektikleri ortada” dedi. Akar, AKP İl Başkanı Şemsettin Ceyhan’ın “Asıl bölücü, Kandil ile çalışan CHP’dir” sözlerine de ironik cevaplar verdi.

ERDOĞAN, NEDEN HALA ONAYLAMADI?
TBMM’de tartışmalara, kavgalara neden olan Anayasa değişiklik paketi, AKP’nin istediği şekliyle Meclis’ten geçti ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, paketi referanduma götürecek kararı aradan 9 gün geçmesine rağmen henüz onaylamış değil. Akar ilk olarak bu konuya değindi. Haydar Akar, Erdoğan’ın bu tasarıyı henüz onaylamamış olmasını şöyle değerlendirdi: “Yasaya göre referandum; Cumhurbaşkanı onayladığı gün Resmi Gazete’de yayımlanır ve 60 günü izleyen ilk pazar günü yapılır. Bu yasal bir zorunluluk. Hemen onaylamış olsa mart ayının sonları ya da ortalarına denk gelecek, yani kışın ağır geçtiği zamanlar. Birincisi bu nedenle geciktiriyor olabilirler. İkincisi ülke ekonomik olarak gerçekten felakete doğru sürüklenir vaziyette. Ekonomik sıkıntıları giderecek bir 10-15 günlük zaman kazanma düşüncesi olabilir. Üçüncü ihtimal; önlerine giden anketler onlar açısından çok olumsuz. Belki de bu işten nasıl geri dönebiliriz diye hesaplıyorlardır. Dördüncü neden olarak ise hala Devlet Bahçeli’nin ne yapmaya çalıştıklarını düşünüyorum.”

MHP TABANININ YÜZDE 90’NI “HAYIR” DİYOR
Devlet Bahçeli konusuna girmişken “Bahçeli, son anda bir ters köşe yapıp tarihe geçer mi acaba?” şeklindeki sorumuza Akar, “Bu saatten sonra Devlet Bahçeli’nin yapabileceği bir şey yok çünkü tabanının yüzde 90’nı şu anda ‘Hayır’ diyor. Milliyetçiler, Ülkücüler, Türkiye’nin her tarafından hem aktif siyasetin içinde olanlar -Devlet Bahçeli’yi sevenler de dahil- yüzde 90 oranla ‘Hayır’ diyor. Yani sadece değişim adını verdikleri hareketin içinde olanlar değil, pek çok ilde aktif siyasetin içinde bulunan il başkanları, ilçe başkanları, yöneticileri, belediye meclis üyeleri  ‘Hayır’ vereceklerini açıklıyorlar. Ülkücü kardeşlerimiz karşılaştığımızda bizden daha şiddetli bir şekilde hayır oyu vereceklerini söylüyor. Biliyorsunuz Ülkücüler, vatana millete hepimizden sadık olduklarını düşünürler. Hepimiz sadığız, hepimiz vatanımızı seviyoruz ama onlar da böyle düşündükleri için böyle bir rejim değişikliğine müsaade edeceklerini düşünmüyorum. Onun için Devlet Bahçeli’nin bu saatten sonra ‘Evet’ demesi, ‘Hayır’ demesi, o tabanda etki etmeyecektir” cevabını verdi.

İLK BAHÇELİ’Yİ SIRTINDAN ATACAK
Erdoğan’ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi sırtından atacağı ilk kişi olarak yorumlayan Akar, “Bahçeli’nin hamlesi bana göre kendi partisi içinde yaşadığı sıkıntıları bir süre ötelemek için. Ben Bahçeli ile yaptıkları mutabakatı şöyle değerlendiriyorum; Erdoğan’ın sırtından atacağı ilk insan Bahçeli olacaktır, başarılı olsa da olmasa da. Çünkü Tayyip Erdoğan’ın geçmişine baktığınızda ‘kardeşim’ dediği herkesle kavga etmiştir. Bakın AKP’nin kurucularına, neredeler şimdi? Bakın dış politikada ‘kardeşim’ dedikleri, günlerce beraber tatil yaptıkları, siyaset yaptıkları ülkelerdeki devlet adamlarının her biriyle kanlı bıçaklı hale geldi. Ve yine ‘Aynı menzile farklı yollardan yürüyoruz’ dedikleri cemaatlere bugün sırtını dönmüştür. Hatta cemaatler o kadar ileri boyuta gitmiştir ki Türkiye’de Tayyip Erdoğan’ın bugün yapmaya çalıştığı rejim değişikliğini beraber aynı menzile yürüdüğü arkadaşları 15 Temmuz’da yapmak istemiştir. Bütün bunlar gösteriyor ki bu referandumun sonu ‘Hayır’lara vesile olacak” ifadelerini kullandı.

YSK MÜDÜRÜYLE İLGİLİ KONUŞTU
Referandumdan “Hayır” çıkacağına inandığını belirten Akar, bunun kendilerini gevşetmemesi gerektiğinin de üzerini çizerek “Ben bu referandumu bıçak sırtı olarak da görmüyorum” dedi. Akar, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Malatya İl Seçim Müdürü Gürsel Dursun’un Facebook’ta yaptığı ve sonrasında reşit olmayan oğlunun üzerine attığı “Kılıçdaroğlu’nun başı için evet” paylaşımına da değinen Akar, “Tabii bunların hepsinin yasak olması gerekiyor ama yasaklar, son 15 yıldır sadece iktidara muhalefet eden insanların fikirlerini açıklamasına konmuştur. Ama hükümeti ya da Recep Tayyip Erdoğan’ı direk destekleyen insanlar, her türlü fikirlerini açıklama hatta her türlü hakaret etme şansına sahipler şu anda. İşte bu gelecekte nasıl bir rejimle karşı karşıya kalınacağının göstergesi. Tabii 15 yıldır iktidarda oldukları için bütün devlet memurları da aşağı yukarı evirilmiş vaziyette. Valisinden kaymakamına, emniyet müdüründen tapudaki, nüfustaki memuruna kadar sayabiliriz. Bireysel beklentileri, kendileriyle ilgili kişisel beklentileri de bunu tetikliyor bence. Ama şartlar ne olursa olsun evirdikleri devlet memurları ve AKP’ye gönül vermiş insanlarla bu işi kurtarmaları mümkün değil” şeklinde konuştu.

BU REFERANDUM 2011’DEKİNDEN ÇOK FARKLI
Bu referandumun 2011 referandumundan çok farklı olduğunu dile getiren Akar, “Biliyorsunuz o referandumu geniş kitleler destekledi. İnsanların iki sendikaya üye olma hakkı vardı mesela o zamanki pakette. Bireysel hak ve özgürlükler öne çıkıyordu sözüm ona. ‘Yetmez ama evet’ diyenler vardı. Cemaatler vardı, FETÖ’cüler vardı destekleyen. ‘Mezardan çıkartıp oy kullandırtırım’ diyerek sokaklara çıkan insanlar vardı. Buna rağmen yüzde 56 oy almışlardı. Bu sefer tam tersi bir durum söz konusu. Artık yetmez ama evetçiler, Akil adamlar, ‘mezardan çıkarır oy kullandırırım’ diyenler yok. Kendi tabanları ile baş başa kaldılar. Bana göre AKP, şu anda kendi tabanını tutmaya çalışıyor. Kendi tabanındaki yüzde 30’luk bu rejim değişikliğine karşı çıkan insanları ikna edip geri döndürmeye çalışıyor” dedi.

“HAYIR” ÇIKARSA SÜREÇ NASIL İŞLER?
Peki, referandumda Akar’ın iddia ettiği gibi “Hayır” sonucu çıkarsa ne olur? Yani nasıl bir süreç işler? Bu soruya da yanıt veren Akar, şunları kaydetti: “Bundan sonra AKP’ye evirilecek bir seçmen kitlesi kalmadı kamuoyunda. Hani hızla bir tepeye tırmanırsın, o tepenin bitiş noktasına geldi artık bundan sonra geriye dönüş başlayacaktır. Referandumda ‘Hayır’ çıktığı zaman tabii ki Tayyip Erdoğan, 2019’a kadar Cumhurbaşkanlığı’nı sürdürecektir. AKP’nin yenilgi sonrası erken seçim kararı alması zor. 2019’da seçime giderse yine Başbakan olacaktır, 2019’da da vatandaşımızın tekrar sandığa gidip bir değerlendirme yapacağını düşünüyorum. Başbakan değişikliği olacağını da düşünmüyorum bu süreçte. Çünkü Binali Yıldırım Bey, Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu süreçtendir yanında. Hatta 17-25 Aralık operasyonlarının organizatörlerinden bir tanesidir, Erdoğan’ın bütün ilişkilerini bilen insandır. Çok hızlı harcama şansı olacağını düşünmüyorum. Aynı Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar’ı ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı harcamadığı gibi! Çünkü darbe girişiminin bir sonraki adımını beraber organize ettiler. Bitmiş darbeyi canlandırdılar.

KONTROLLÜ DARBE İDDİASI!
Şimdi bakın şöyle bir örnek vermek istiyorum. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ortada en başarısız iki figür var; bir tanesi Hulusi Akar, diğeri Hakan Fidan. Ne yapması lazım normalde demokratik bir ülkede böyle bir girişimde bulunulduğu zaman ve siz altınızdaki kadronuzun, kontrol edemediğiniz bir kadronun sizi oradan uzaklaştırmaya çalışmasının bedelini en fazla kim ödemesi gerekiyor devletin istihbarat servisi ile devletin bu işi başlatan kurumun başındaki insan olan Hulusi Akar’ın değil mi? Bir özel sektör düşünün, özel sektörde bir CEO düşünün ve bir hedef koymuş bir sonraki yol için. Atıyorum yüzde 20 kar hedefi koymuş ama eksi 20 ile gerçekleşmiş ne yapar bu özel şirket CEO’sunu 10 dakika içinde görevden alır. İşte Hulusi Akar ve Hakan Fidan’ın buradaki durma nedeni kontrollü darbenin Türkiye’ye manipüle edilmesiydi. Alamıyor görevden bugün çünkü kendi ilişkileri için kullandığı insanları yedirmiyor, ben böyle yorumluyorum. Diğerlerini çok rahat yiyebiliyor.”

OHAL’İ KENDİSİ İÇİN KULLANIYOR
Kontrollü darbe iddiasına sorumuz üzerine açıklık getiren Akar, “Darbe öyle 3 tank, 5 askerle yapılmaz. Saat 23.00’te darbeye karşı olan subaylar karargahlarda zaten hakimiyeti ele geçirmişti. Ondan sonraki süreç halkı sokağa dökme süreci. Yazık oldu tabii, şehitler oldu. İnsanlar bayrağa, demokrasiye sahip çıkmak için sokaklara döküldüler ama o darbe bana göre gece saat 23.00’te bitmişti. Kontrol altına alındığını Başbakan da itiraf etmişti. Hatta kimi kuvvet komutanları da çıkıp, darbe girişiminin kontrol altında olduğunu söylemişti. Sonrasında Tayyip Erdoğan da Allah’ın bir lütfu olarak açıkladı bunu! Ve şimdi Anayasa’nın onlara verdiği yetkiyle OHAL ilan ettiler, OHAL’in bir gerekçesi olması gerekiyordu. Gerekçesi terör örgütü Fethullah cemaatinin yapmış olduğu darbe girişimiydi ama akademisyenlerin görevlerinden uzaklaştırılması, meslekten men edilmesi; bir sendikaya bağlı öğretmenlerin görevlerinden uzaklaştırılması, at yarışlarının, Milli Piyango’nun Varlık Fonu’na devredilmesi gibi örnekler OHAL kapsamında çıkarılmaması gereken bu yetkiyi vermeyen bir durum. Yani OHAL’i kendisi için iyi kullanıyor, kullanmaya da devam ediyor. Ve olağanüstü halde bir referanduma gidiyoruz” şeklinde konuştu.

15 TEMMUZ’UN BAŞARILI OLMASI İLE ‘EVET’ ÇIKMASI FARKSIZ
CHP’nin referandum sürecinde nasıl bir kampanya izleyeceğiyle ilgili sorumuza ise Akar, “Şimdi bu tek başına CHP’nin problemi değil. Bugün CHP ile AKP yarışmıyor. Yarışın bir tarafında AKP var belki ama 80 milyon kişinin aklını bir kişiye kiralaması söz konusu. 15 Temmuz başarılı olsaydı, referandumda ‘evet’ çıkmasından pek farkı olmayacaktı. Bunu Tayyip Erdoğan’ın kendi deyimi ile söylüyorum. Bir tabii ki ana muhalefet partisiyiz, en yoğun kitlelere sahip bir partiyiz. Biz tabii ki alanlarda, sokaklarda olacağız ama bu CHP’nin tek başına yapabileceği bir iş değil, çünkü herkesin bu işle en az CHP kadar ilgilenmesi, kendini sorumlu hissetmesi gerekiyor. Sivil toplum örgütleri, üniversiteler, öğrenciler bu işi sahiplenmeliler. Ve onların Saray’dan alınan egemenliğin tekrar bir kişiye verilmemesi için mücadele etmesi gerekiyor. CHP logosu, bayrağı altında bir seçim kampanyası yürütmeyeceğiz. Bu işin dinamikleri ile birlikte olacağız. Ben başarıya ulaşıp ‘Hayır’lı bir sonuç alacağımızı düşünüyorum!” dedi.

PARTİLİ, PARTİSİZ SANDIKLARA DAVET
CHP üyesi olarak görünen, sandıklarda görev alan ancak CHP’li olmadığı belirlenen üyeler olduğu iddiasını yönelttiğimiz Akar, “Üye listesinde var, sandık listesinde de var ama görevli olduğu sandıkta CHP’ye tek oy çıkmamış. Yani bu demek oluyor ki bizim üyemiz başka bir siyasi partiye oy vermiş. Bunlarla ilçelerimiz iletişime geçtiler, bazıları bu listeden çıkarıldı. Geç bile kalındı, doğru olan bir uygulamaydı” cevabını verdi. CHP’nin bu referanduma çok iyi hazırlandığını belirten Milletvekili Akar, “Sandık sorumluları nazarında da iyi hazırlanıyor. Bu tespitleri de yaptık. Mesela çok ilginç bir şey var: 174 bin sandıktan 6 bin 400’ünde AKP, yüzde 90’nın üzerinde oy almış. Özellikle bu sandıklarla ilgili daha sıkı denetim yapılması konusunda hangi illerde, hangi ilçelerde ya da beldelerde olmuşsa oralara talimatlar yazılıyor. Islak imzaların toplanması konusunda özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde tedbirler almaya çalışıyoruz. Ciddi bir şekilde hazırlanılıyor. Buradan sizin aracılığınızla da seslenmek istiyorum; bu referandumdan rahatsız olan bilim adamı, doktor, dişçi, avukat kim varsa sandıklarda görev almak istiyorlarsa bize müracaat etsinler. Gelsinler, ben bu işte varım desinler. İlle de bizim parti üyemiz olması gerekmiyor. Bu vatani bir görevdir. Bu görevi bir kez alacaklar çünkü bir daha alma şansları olmayabilir” şeklinde konuştu.

SEÇİMDE HİLE YAPILABİLİR Mİ?
Haydar Akar, sık sık gündeme gelen seçimlerde hile yapılabilir iddialarına da değinerek, bu işin o kadar basit olmadığını kaydederek, “Güneydoğu ve Doğu’da sorunlar olabiliyor, bununla ilgili çalışmaları sürdürüyoruz ama diğer bölgelerde girilen her sonuç bizim sistemlerimize düşüyor. Biz eğer belgelerle karşılaştırdığımızda ve eğer olumsuzluk varsa alarm veriyor. Ve bunu değiştirtebiliyoruz. Geçen seçimlerde bunlar oldu. Bu yüzden ıslak imzaların toplanması çok önemli. Kocaeli’de yüzde yüz. Bu tarafta sorun yok. Önceden 5 tane sandık sorumlusunu ayarladın mı iş bitmiş oluyordu ama şimdi öyle değil. Okul sorumlularımız bütün tutanakları alıyorlar, onlar sorumlu çünkü sandık sorumluları değil. 15 sandık varsa 15 sandığın ıslak imzalı tutanağını alıp getiriyorlar” ifadelerini kullandı.

1 MİLYON 200 BİN TL’LİK FATURA
TBMM başkanlık divanı üyelerinden CHP’li kâtip üye Elif Doğan Türkmen'in 1 milyon 200 bin TL’lik faturası, Meclis’i karıştırmış, vatandaştan da tepki çekmişti. Bu konuyla ilgili de değerlendirme aldığımız Haydar Akar, “Biz milletvekillerinin 2 maaş sınırı var. Ben çok nadir çekerim mesajı. Arkadaşımız biraz dikkatsiz davranmış burada, hoş olmamış. Bu direk denetime tabii bir şey, yani para elinde değil. Sadece iletişim için kullanıyor, mektup yazıyor, SMS atıyor. Tabii bu doğru değil, bunun içinde bir sınırlama getirilmesi gerekiyor. Periyot içinde de her ay bunun bir harcırah tablosunun ilgililere bildirilmesi gerekiyor. Tabii bu yaşanan kesinlikle doğru değil ama bunun üzerinde duran arkadaşlarımızın Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın örtülü ödeneklerini de sorgulaması gerekiyor. Nerelere kullanıldığının sorgulanması gerekiyor. Bir tarafı eksik bırakmamalıyız. Hepsini birlikte denetime tabii tutmalıyız. Bu kadar rahat olmamalı bu işler” dedi.

TRAMVAY, ZAMANINDAN ÖNCE BİTMELİYDİ
Referandum süreciyle ilgili açıklamalarının ardından kent gündemine de değinen Haydar Akar, test sürüşleri marta sarkacak olan tramvaya da değindi. Akar, tramvayla ilgili pek çok eleştiri getirilebileceğini belirterek şunları söyledi: “Ama sonuçta Büyükşehir Belediyesi bir karar aldı, güzergah belirledi. Bunu başlatırken de bir süre koydu. Maalesef, Büyükşehir Belediyesinin bütün yatırımlarında olduğu gibi –gerçi köprü dışında pek bir yatırım yapmıyor ama- ciddi bir gecikme söz konusu. Bu 2 aylık gecikmeyi kabul edilebilir bir gecikme gibi düşünebilirsiniz ancak bu güzergah üzerindeki esnaflarımızın durumuna, halkımızın, sürücülerimizin çektiği çileye baktığımızda, zamanından önce yapılması gereken bir işin bu gecikmeyle ne kadar sıkıntı yaşattığını, yaşatacağını net bir şekilde görmüş oluyorsunuz. Kocaeli, Türkiye’ye en fazla katkı sunan kent ancak yatırım konusunda en fazla mağdur edilen kentlerden bir tanesi. Ulaşım konusunda, eğitim konusunda, kamu binalarının yenilenmesi konusunda ve ihtiyaçların giderilmesi konusunda en az yatırım alan kentlerden bir tanesi.



ÖNCELİK METRO OLMALIYDI!

Kocaeli, beş yılda bir, bir Yalova kadar büyüyor. Bunun anlamı şudur; yeni yollara, yeni tünellere, yeni köprülere, yeni konutlara ihtiyacımız var. Ama şehir doğru planlanmadığı, vizyoner bir yönetim tarzı olmadığı için maalesef köylükten kurtulamayan bir köy şehir Kocaeli. Bu kent gerçekten zor, Kayseri, Konya gibi düz değil; bu yüzden bu kente tramvaydan önce yapılması gereken bana göre metro idi. Teknoloji o kadar ilerledi ki bugün tünel yapmak, denizin altından bir metro güzergahı yapmak. Bakın ben Moskova metrosunu gezdim, buradaki metro şehre iki adet daire çiziyor. Bir iç daire, bir de dışarıdan bir daire. Bir de bunu 1935 senesinde yapmışlar. Biz bugün bir köprü yaptık diye, bir tünel yaptık diye övünüyoruz. Defalarca danışman şirketlere ulaşım mastır planı için paralar aktardılar ama sabah kalkan aklına gelen bir şey yapıyor. Ama bakın Symbol AVM’nin oradaki yola, bu kadar ilkel bir proje olmaz, projeye başladıktan sonra da bu kadar değişikliğe uğramaz. Bu yüzden 2019 yerel seçimlerinde bu kentin mutlaka yönetiminin değişmesi gerektiğini düşünüyorum.

CEYHAN’A “KANDİL” CEVABI!
AKP’nin dün gerçekleştirilen 96. daraltılmış il danışma meclisi ve belediye meclis üyeleri buluşmasında konuşan AKP İl Başkanı Şemsettin Ceyhan’ın “Asıl bölücü Kandil’le birlikte çalışan CHP’dir” sözlerini hatırlattığımız Haydar Akar, “Evet, aslında bölücü biziz, doğru. Biz Oslo’da Kandil ile çalıştık(!) Habur’da Kandil ile çalıştık(!) Sonra Dolmabahçe Sarayı’nda Kandil ile çalıştık(!) Hatta Şivan Perwer ile Megri Megrileri biz söylettik(!) Hatta ve hatta Abdullah Öcalan’ın mektubunu biz okuttuk, alkışlattık, özellikle havuz medyasında canlı yayın yaptırdık, bunları biz yaptık evet(!) ‘Olağanüstü hal kalkıyor’ diye afişleri biz astırdık(!) Ondan sonra analar ağlamasın dedik anaları biz ağlattık(!) 2002’de göreve geldiklerinde sadece 7 şehit vardı. 5’i kolluk kuvvetlerinden, 2’si sivildi. Ve bugün 1 yılda 800 şehidimiz var. Evet, haklısın kardeşim, biz sadece Kandil ile beraber değiliz; IŞİD ile de beraberiz(!) Hatta IŞİD’i hastanelerimizde biz tedavi ettirdik, onlara silah yardımı yaptık, ‘Öfkeli çocuklar’ diye biz söyledik(!) Hatta ve hatta FETÖ ile de beraberiz biz, kamuyu onlara teslim ettik, parsel parsel yerleri biz verdik onlara, Amerika’da ziyaretler yaptık, hatta Pensilvanya’yı Mekke, Fethullah’ın ikametini Kabe yaptık(!) Bunların hepsini biz yaptık(!) İşte bu yapılanlardan sebep bu millet ‘hayır’ diyecek! Bu arada Başkanlık sisteminin bir Öcalan projesi olduğunu da hatırlatmadan geçmeyelim!” cevabını verdi. 
 
banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner235

banner202

banner144