banner540
banner519
25 Nisan 2017 Salı 16:56
Fahri Örengül: CHP, İzmit’te kendi kaybediyor

Kocaeli Barosu’nun önemli avukatlarından, bir dönem Kocaeli Baro Başkanlığı da yapmış bir isim Fahri Örengül. CHP’nin de Kocaeli’de en bilinen isimlerinden, yıllarca Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi’nde grup başkan vekilliği yapmış, partisinin çeşitli kademelerinde aday olmuş Fahri Örengül referandumun etkilerinin hala sürdüğü, itirazların ve istifa söylemlerinin konuşulduğu şu günlerde hem referandum süreci hem de sonuçlar ile ilgili de önemli açıklamalarda bulundu. Örengül oldukça objektif açıklamalarında partisine de eleştiriler yöneltmeyi de ihmal etmedi.  Türkiye’de referandum sürecinin objektif bir şekilde yaşanmadığını vurgulayan Örengül, sürecin anayasa yerine topluma iktidar söyleminin pompalandığı bir süreç olduğunu vurguladı. İktidarın Evet için tüm devlet imkanlarını kullandığını belirten Örengül, kamu vicdanına uymayan bu sistemin Türkiye’de  çok uzun süreli uygulanamayacağını belirtti. YSK’nın verdiği kararın hatalı olduğunu ve seçimlere gölge düşürdüğünü belirten Fahri Örengül, seçimlerin iptal edileceğinden de ümitli.  CHP’nin meclisten çekilmesi ve Kılıçdaroğlu’nun istifası ile ilgili konuşulanlar için henüz erken açıklamalar olduğunu kaydeden Örengül, bu durumun partiye de zarar vereceğini dile getirdi. CHP’nin Kocaeli’de referandum sürecinde halka çok ulaşamadığını belirten Örengül partisini hangi noktada eleştirdi. Önümüzdeki yerel seçimlerde İzmit ile ilgili adaylık düşünceniz var mı? sorusunu Örengül nasıl yanıtladı? İl Başkanı Cengiz Sarıbay’ın yerinde olsa Örengül nasıl bir muhalif tavır sergilerdi?, İzmit Belediye Başkanlığı için çalışmalarına uzun süre önce başlayan Selman Yıldırım için Örengül neler söyledi?, Örengül’e göre CHP bundan sonra nasıl bir yol izlemeli? Hepsi ve çok daha fazlası keyifle okuyacağınız Salı röportajımızda..

SORUNLAR YERİNE İSTİKRAR KONUŞULDU
*Türkiye bir referandum süreci atlattı. Hala tartışmaları devam ediyor, itirazlar devam ediyor. Bir hukukçu olarak sürekli sahadaydınız, çalışmalarda da alandaydınız. Nasıl değerlendiriyorsunuz hem çalışmaları hem sonuçları? Halkın iradesi yansıdı mı sandığa gerçekten?

- Hayır. Şöyle; Bir defa referandum öncesi bir konu işlendi. Şu anda basın iktidarın egemenliği altında. İstisnalar var tabi. Birçok televizyon, gazete satın alındı, yazı işleri müdürleri değiştirildi. Referandum içinde istikrar, hükümet sistemi gibi şeyler söylendi. Anayasa değişikliklerinde konuşulması gereken şey bu olmamalıydı. Türkiye’de istikrar problemi yok aslında. Ak Parti bu ülkede 2002’den beri iktidar ve her istediğini de yapıyor. Yapamadığı şeyleri de halk oylamasıyla yaptı. 2010’da referandum. Hep istedikleri oldu. İstedikleri adam cumhurbaşkanı oldu, istedikleri adam başbakan oldu. İstedikleri kanunu çıkardılar, her şey yerelde ve genelde ellerinde ve tam yetkililer ama buna rağmen istikrar söylemini pompaladılar topluma. Aslında konuşulması gereken bunlar değil, temel hak ve özgürlüklerin konuşulması gerekiyor Türkiye’de. Temel hak ve özgürlüklerin daha çok konuşulması, basının özgür olması, hakların daha da genişletilmesi, yargının daha bağımsız olması, siyasi partiler kanunun değiştirilmesi gibi Türk siyasi sistemini temelden zedeleyen konuların konuşulması gerekirdi ama siyasi istikrar konuşularak toplum yönlendirildi ve bu anayasa yapıldı.

KORKU İKLİMİ YARATILDI
*İktidar cephesinin Evet çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Bu yönlendirmeden de anayasanın totaliter bir anayasa olacağı anlaşılıyordu. Ne var ki her şeye rağmen yüzde 51.4 anayasa o şekilde geçti. Anayasa çalışmaları da olağanüstü koşullarda yapıldı. Bir tarafta cumhurbaşkanı siyasi parti lideri gibi tek başına anayasanın geçmesi için çalıştı. Başbakan çalıştı, belediyeler, belediye şirketleri. Devlet olanakları sonuna kadar kullanıldı. Bu da yetmedi, Hayır diyen arkadaşlar FETÖ’cü gibi, PKK’lı gibi yansıtıldı. Kamu kurumlarında çalışanlarda korku iklimi yaratıldı. OHAL şartlarında yapıldı. Kocaeli’de bazı insanlara bazı illerde kapalı toplantı yeri verilmezken, Şevki Yılmaz’ın Düzce’de ilanlarını gördüm, toplantılar yaptığına tanık oldum iş için gittiğimde. Bütün bunlar şunu gösteriyor ki, tamamen yönlendirilmiş, basının sonuna kadar kullanıldığı bir referandum süreci geçti ve çok da demokratik olduğu söylenemez.

BU SİSTEM UZUN SÜRELİ UYGULANAMAZ
*Ne olacak bundan sonraki süreçte, YSK’nın tavrı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

- Bir sistem kamu vicdanına oturmuyorsa yürümez. Ben bu anayasa değişikliğinin- hayata geçerse Türkiye’de çok uzun süreli uygulanacağına inanmıyorum. Şu anki anayasamıza göre 330 ve 367 milletvekili arasındaki bir oran olursa referanduma gidiyor anayasa değişikliği. 367 bulunursa değişikliği meclis yapıyor zaten. 367 bulunamadığı için referanduma gidildi. 367, 550 milletvekilinin yüzde 67’si demek, oran olarak. 367 milletvekili toplumun yüzde 67’sini temsil eden milletvekillerinin oyudur. 330 milletvekili de yüzde 60’nı temsil eden milletvekillerinin oyudur. Referanduma bakıyorsunuz, yüzde 51.4. Yani anayasa aslında yüzde 67’yi arıyor. Hem bu oran hem de kamuoyundaki tartışmalar, ‘YSK’nın ‘arkası mühürlenmeyen zarflar geçerlidir’ şeklinde önceden beyanda bulunması bu referandumun kamu vicdanına oturmasını engelledi.

*İtirazlar işe yarayacak mı sizce?
- YSK Başkanı ve üyeleri yüksek hakimdir. 6’sı Yargıtay’dan 5 tanesi de Danıştay’dan geliyor. Hakimler kendilerine gelen bir konuda önceden fikir beyan etmişler ya da ona dönük davranışlarda bulunmuşlarsa o konuyu inceleyemezler, çekilirler. Ya da taraflar hakimi reddeder hakim de karar verir. YSK itirazı karara bağlayan kurul ve yüksek hakim bunların hepsi. 16.00’da ‘arkası mühürlenmemiş zarflar geçersizdir’ diye beyanda bulunuldu. Bu beyan onların tarafsızlığını ortadan kaldıran bir şeydir. O nedenle itirazlara onların karar vermemesi lazım, çünkü onların tarafsızlığı ortadan kalkmıştır. Çekilmeleri lazım, başka insanların bu konuda karar vermesi lazım. En büyük hata orada. İkincisi, Seçim Kurulu Başkanı tarafından, arkası mühürlenmemiş zarflar geçersizdir. Hakimler, yargıçlar ve YSK kanun yapamaz. Olan kanunu uygulamak zorundadır. Kanunu uyguladıkları zaman da geçersizlik ortaya çıkıyor. YSK’nın verdiği karar yanlıştır, hatalıdır, taraflı verilen karar izlenimi vermektedir ve seçimin objektifliğine de gölge düşürmektedir.

* CHP de itiraz etti, ne çıkar sonuç?
- YSK’nın 16.10’da verdiği yazılı karar bir idari işlemdir, bunun iptali verir’ diyerek bir itirazda bulunuldu ve ben buradan iptal çıkacağını düşünüyorum. Hukuk varsa, Danıştay sağdan soldan etkilenmiyorsa, o idari işlemin iptali gerekir ki bu da seçimin iptal edileceği anlamına gelir.

*CHP’nin meclisten çekilmesi de gündemdeki yerini koruyor. Çekilmeli mi CHP, ya da çekilirse ne olur?
- Ben CHP’nin meclisten çekilmesinin yanlış olacağını düşünüyorum. Çok erken bir açıklama o. Onlar parti yetkileri onlar hakkında bir şey söylemek istemem. Zaten sonra da MYK çekilmeme kararı verdi. İyi düşünüp iyi tartışıp bir defa konuşmak lazım. Çekilme olursa bir ara seçime gidebilirler ve CHP’nin milletvekili sayısı çok düşer. Ak Parti’nin ekmeğine yağ sürmek olur. Devlet yetkilileri, anayasaya uymuyorsa buna meşru direnme hakkı doğar. Bunu mecliste yapmalı CHP ve ben yapacaklarını düşünüyorum, direneceklerdir. 2019’a kadar uzun bir süre var ve mecliste bunun mücadelesini vermeleri lazım.

*CHP’nin referandumdaki çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz, nasıldı CHP sahada?
- Bence CHP bu defa daha iyi bir seçim çalışmasına girdi. Bunun partiler üstü olduğunu anlattı, siyasi tartışmalara girmedi. Anayasa değişikliğinin çok önemli olduğunu, bunun bir siyasi parti seçimi olmadığını vurguladı. Genel Başkanımız sertleşmedi, hakaretlere cevap vermedi, genel başkan adayı olması muhtemel isimler dahil hepsini Ankara’ya davet etti, hepsinden görev istedi. Bence yapması gereken şey buydu. Çok iyi yaptı. Parti içi tartışmanın olmadığı dönemde partinin ne kadar iyi sonuç alacağını gösteriyor aslında. Alınan sonuç sadece CHP’ye ait bir sonuç değil ama CHP önderliğinde yapılan çalışma ile alınan bir sonuç. Demek ki parti içi tartışma bize zarar veriyor. Doğru bir çalışmaydı. Ufak tefek eksiklikler olabilir. Genelde CHP iyi bir seçim dönemi geçirdi.



İKTİDAR ÇOK KESKİNLEŞTİRDİ
*Hukukçulara çok iş düştü. Siz de sahadaydınız, çalıştınız. Vatandaş CHP’den ne bekliyor, ne istiyor, neleri eleştiriyor?

- Ben Kocaeli’de partinin en zayıf olduğu Başiskele’de olmayı tercih ettim. İlde görevliydim ama ilde hiç oturmadım. Alandaydım Başiskele’de. Bir gün el ilanı dağıtılırken ben de gitmek istedim, Kartonsan’a gittik. İş çıkışıydı. El ilanı verdim bir vatandaşımıza ve bana ‘vatan haini’ diyerek verdiğim ilanı yırttı. Ben de kartımı verdim, ‘Vatan haininin adı soyadı bu şikayet et vatan hainini’ dedim. Sen de adını söyle dedim, kaçındı. Yine aynı gün başka arkadaş beni kameraya almaya başladı, ona da kartımı verdim, ‘kime muhbirlik yapıyorsanız adımı da verin, işinizi eksik yapmayın’ dedim onlara. Bütün bunları gülerek yaptım. Sonra otobüse bindi, 4-5 arkadaş indiler sonra da gelip tanışmak istediler. Böyle ilginç anılarım oldu. Bunu şunun için anlatıyorum, iktidar bu işi çok keskinleştirdi.

*Nasıl anlattınız Hayır’ı, yaklaşımınız nasıl oldu insanlara karşı?
- Hayır çalışması yapanlar sanki ayrı ülkenin vatandaşı, sanki bu ülkenin yararına değil zararına bir iş yapıyorlar gibi bir psikoloji oluşturdular toplumda ve biz bunu ortadan kaldırmaya çalıştık. Gülerek, severek, tepkilere tepkiyle karşılık vermeden. Anayasayı okuyun dedik, bunun bir siyasi parti olmadığını değerlendirin dedik. Cumhurbaşkanına bir şey söylemiyoruz, bizim de cumhurbaşkanımız dedik. Hukuki ihlaller konusunda 900’e yakın oy iptal oldu, doğrudan müdahale ettik. O yüzden doğru sonuçlar çıktı Başiskele’de. Çok itiraz olmadı o yüzden. Genç arkadaşlarımız vardı, onları her yere gönderdik. Çözülemeyen noktalarda ben de gittim. Hukuki anlamda doğru işler yaptığımızı söyleyebilirim. Sosyal demokrasiye yakın durmasına rağmen partiye gelmekten korktukları çekinen insanlarla karşılaştım. Bu çok kötü bir iklim, atmosfer. Asıl tehlike orada. Baskı var, özellikle kamu ile iş yapan insanların CHP’nin kapısından girmeye çekindiklerini gördüm. En tehlikeli ve olumsuz şey bu. CHP alana inmiyor diyoruz ama giderek CHP’nin alan hakimiyeti genişliyor.

*CHP’nin milletvekillerini nasıl buluyorsunuz çalışmalar anlamında?
- Milletvekillerini benim değerlendirmem doğru olmaz, onu örgüt değerlendirecek tabi. Bana sorarsanız bence iyi çalışıyorlar.

BENİM TARZIM SERT MUHALEFET
*CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay zaman zaman sert muhalefet yapmadığı için eleştiriliyor. Siz il başkanı olsaydınız nasıl olurdu tavrınız?

- İhtimallere göre cevap vermeyeyim, bir gün il başkanı olursam zaten kamuoyu bunu görecektir. Doğal olarak insanlar arasında tarz farklılığı var. Ben Grup Başkan Vekilliği dönemlerimi hatırlıyorum, iktidar partisine sert muhalefet etmiştik. İnsanlar yargıya taşındı, sanık oldular, belediye başkanı meclisi terk etmek zorunda kaldı. Benim tarzım Ak Parti'ye hatalı konularda sert muhalefet etmek. Ak Parti'nin uygulamalarından rahatsız olan kesimi kavramak, varsa yolsuzluklara , haksızlıklara sonuna kadar ve çekinmeden direnmek var benim prensibimde. Bu demek değildir ki onlar bizim düşmanlarımız, hayır onlar bizim siyasi rakiplerimiz. Ben şu an arasam Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanını da , Ak Parti İl Başkanını da arasam hemen açarlar ve randevu verirler. Cengiz bey parti içerisinde aktif, ağabey konumunda, yumuşak tavırları da oradan kaynaklanıyor olabilir. Çok şey görmüş geçirmiş bir insan çünkü. Cengiz bey daha kavrayıcı bir tavır sergiliyor. Kendi tarzı. Başarısız mıdır, başarısız değildir. Ama Ak Parti'ye daha sert, parti içinde daha kavrayıcı olursa daha başarılı olunur diye düşünüyorum.

HALKA YETERİNCE ULAŞAMADIK
*CHP tam anlamıyla anlatabildi mi 'Hayır'ı?

- Ulaşamadığımız çok yer oldu. Ben bire bir çalışmadan yanayım. Kendim de öyle çalıştım. Partinin verdiği görev dışında da kendim gittiğim alanlarda bire bir çalıştım. Eşme'ye gittim kendi köyümde bu şekilde çalıştım. Orada 5 oy farkla Evet çıktı bu iyi bir sonuçtur. Alan toplantıları ve mitingler çok faydalı olmadı. Halka yeteri kadar ulaşamadığımız kanısındayım. Eskiye göre daha iyiyiz ama daha çok çalışmamız lazım. Parti içi mücadeleden çok partiyi büyüten, herkesi kavrayan, partiye yeni insanlar kazandıran, bütün alanlara sahip olan özellikle sivil toplum örgütleri, dernekler, meslek örgütlerine de hitap edebilecek yönde daha geniş bir çalışmayı öneririm.

*İlde görevliydim dediniz. Sahadaki çalışmalarınızı görevlendirme olmadan, kendi istediğiniz için mi yaptınız?
- Kendimi sorumlu gördüğüm için yaptım. Görev verseler de yapardım. Bire bir ve etkili bir çalışma yapmaya çalıştım. İşim de vardı. Keşke daha fazla zaman ayırabilseydim ve daha iyi bir sonuç alsaydık.

CHP İZMİT'TE YILLARDIR KENDİ KAYBEDİYOR
*İzmit Belediyesi için CHP'ye bir ümit ışığı oldu mu bu referandum?

- İzmit'te CHP yıllardır kendi kendine kaybediyor. CHP İzmit'te aklı başında işler yaparsa her zaman kazanır. 2009'da ben aday adayıydım. Bana benzeyen ben ya da bir başka aday profili olsaydı İzmit bizimdi ve Nevzat Doğan yoktu. 2009'da biz mecliste birinci parti olduk. İzmit'te CHP her zaman var ama İzmit'te CHP her zaman kendi kendine kaybeder. İzmit'te Hayır oylarının fazla çıkması yadırganacak bir durum değildir. Olması gereken bir şey. Demek ki bizim İzmit'te bir iç kavgamız yoktu, adayımız yoktu, bir tartışmamız yoktu, halk oy kullandı ve sonucu gördük. İşte bunun ders olması lazım. Demek ki İzmit'te CHP kavga etmeden, akla gelen iki üç kişiden birine gel kardeşim aday ol dediği zaman İzmit kazanılabilir. Bu sonuç partiyi yanıltmamalı, 'Biz her şeye rağmen kazanırız, zor bir aday bile olsa kazanırız' noktasına getirirsek yine kaybederiz. Burada oy kullananlar sadece CHP'liler de değil. Saadet Partilisi var, partili olmayan insanlar var, Ak Parti'nin aklı başında olanları var, MHP'de örgütü gibi düşünmeyen kesimleri var. Belediye seçimlerinde bunları kavramak lazım. Bu tür işler yapabilmeliyiz. Dışarıdan partimizin yadırgamayacağı isimleri de partiye kazandırmalıyız. Partiye oy vermeyen sağ seçmenin partiye oy vermesini sağlayacak insanları öncesinde partiye kazandırmalıyız. Akıllıca bir çalışma yapılırsa 2009'da İzmit kazanılabilirdi, 2014'te de kazanılabilirdi, 2019'da da kazanılabilir. Bunu aday olan arkadaşlarıma da olumsuz bir şey söylemek anlamında konuşmuyorum.

SİYASETİ MAKAM İÇİN YAPMIYORUM
*2019'da kazanılabilecek İzmit için sizi de aday olarak görebilir miyiz?

- Ben siyaseti makam anlamında yapmıyorum. Benim aday adaylığım bir fonksiyonun ifasından ibarettir. Benim için belediye başkanlığı, milletvekilliği çok önemli şeyler değil. Kendimi bu halimle de yetkin hissediyorum. İnandığım şeyleri yapıyorum çünkü. Ben her zaman siyasetin içinde olacağım. Doğruyu bulmak adına, belirleyici olmak adına fikirlerimi her zaman söylerim söylemeye de devam edeceğim.

İL BAŞKANLIĞINI SEVE SEVE YAPARIM
*İl başkanlığına daha mı ılımlısınız? İzmit Belediye Başkanlığından ziyade il başkanlığı için daha isteklisiniz gibi bir açıklama yaptınız...

Ben Baro başkanlığı yaptım. Baro başkanlığı bence bu kentteki en üst makamdır. Ondan sonraki makam da CHP İl Başkanlığıdır. İnsanın siyaseten ulaşabileceği milletvekilliği ve baelediye başkanlıkları da dahil buna, en üst makamdır. Tabi bir gün partim kırmadan dökmeden insanlara zarar vermeden beni o göreve layık görürse çok seve seve yapacağım bir iştir. Bu Cengiz beye bir mesaj değil, öyle algılanmasın ama vakti gelince neden olmasın.

AKP'NİN İZMİTİ KAZANDIĞI FALAN YOK
*CHP bir başarı kazandı ama kimse 'CHP iyi iş yaptı' demiyor, tüm siyasi partiler oylar konusunda topu birbirine atıyor. Nasıl oldu İzmit'teki oy dağılımı?

- İzmit'te 2009'dan bu yana İzmit'teki sonuç budur. AKP İzmit Belediyesi'ni alıyorsa bizim hatalarımız yüzünden alıyor.Sonuç bu. Kimse üzülmesin kimse de sevinmesin. İzmit'teki sosyolojik yapı budur. Bu sosyolojik yapıyı CHP iyi işleyemediği için kaybediyor. Yoksa AKP'nin İzmit'te kazandığı falan yok. Bizim yüzümüzden kazanıyor AKP. O yüzden bu tartışma yersiz. CHP bu sosyolojik yapıyı iyi işlerse onların tartışmaları daha da artacak gibi duruyor.



SANDIKLARDA MHP DEĞİL BİZ VARDIK
*MHP sandıklarda var mıydı?

- Onlar matematiksel bir çalışma düşündüler anladığımız kadarıyla. Kocaeli'de AKP'nin oyu şu kadar, MHP'nin oyu bu kadar. Topladık nasılsa alıyoruz' diyerek sandıklara gelmediler. MHP sandıklarda her zaman da göründüğü kadar hakim değildir. Sandıklara AKP hakimdir- hakkını vermek lazım, Saadet hakimdir, son dönemde de CHP hakim olmaya başladı. Daha da devam edecek. Başiskele'de diyelim seçim sonuçlarını giriyorsunuz. Hatalı girdiğinizde Genel Merkezin sistemi sizi uyarıyor. CHP bu işi halletmiş. Sandıklarda MHP yoktu, AKP ve CHP vardı, CHP'nin hakimiyeti de daha fazla artacak. CHP İstanbul'da, Ankara'da da sandıklara hakimdi. Çok iyi bir sistem oturttu.

CHP'DE DEĞİŞİM HIZLANMALI
*CHP bu süreçte nasıl bir yol izlemeli?

- CHP'nin yerel anlamda yenileşmesi lazım, değişimi insanda sağlaması lazım. Yeni insanların, çağdaş insanların önünü açması lazım. Bakın Ak Parti'de Nihat Ergün ile başlayan süreçte Zeki Aygün, İbrahim Karaosmanoğlu, şu anda da il başkanları gayet genç bir isim var. Onşar bu değişimi sağlıyorlar. Bu tür değişimi CHP'nin de hızlandırması lazım. Bunu il örgütü için söylemiyorum sadece. Yeni insanların da 'Biz CHP'de siyaset yaparsak önümüz açılır, orada barış var, adalet var' diyebileceği bir alan oluşması lazım.Bunu yaparsak aslında toplumun CHP gibi düşünen sağ partilere sıkışan bir çok seçmeni kazanacağını göreceğiz. Doğru yolda CHP.

KILIÇDAROĞLU TARTIŞMASI İÇİN ERKEN
*Kılıçdaroğlu'na eleştiriler son dönemde daha da arttı. İstifa etmesini isteyen büyük bir kesim var. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Devam etmeli mi Kılıçdaroğlu?

- CHP'de genel başkan ya da il başkanı, etkili bir yere geldiğinizde şunu öğrenmeniz lazım sizi çok fena eleştirecekler. CHP'nin bence olumlu ve olumsuz kabul edilebilecek bir yönü bu. Eleştirmek doğru ama yapıcı eleştirmek lazım.Bugün 'Kılıçdaroğlu değişsin' diyenler partiye bir şey kazandırmazlar. Bunun zamanı var, mekanı var. Örgüt seçimleri yapılır, parti bir değişime uğrar, kurultay delegeleri de oturur bir değerlendirme yaparlar öyle karar verilir. 9 ayı dolmayan bir çocuğun 3 aylıkken ana karnından alınması gibi bir şey olur bu. Prematüre doğar bu çocuk, ölü doğar. CHP'de bu tartışma çok erken. Kılıçdaroğlu CHP'nin tarihinde genel başkanlık yapmış, önemli işler yapmış, çok önemli bir süreçten geçmiş bir genel başkan. Değişecekse de bunun usülü kırıcı, yıkıcı olmamalı. Bir barış bir uzlaşı ortamı içinde yapılmalı. Bugün bu tartışmalar yersiz ve partiye zarar veren şeyler.

BÜYÜKŞEHİR'DE HAVLU ATARSAK İLÇELER ZOR
*Referandum süresi boyunca sahalardaydınız. Baktığınızda şu an CHP hangi ilçelerde daha iddialı olabilir?

- Geçen yerel seçimde CHP çok fazla önermeme rağmen önemli bir hata yaptı. 'İzmit'te önseçim yapmayın' dedim. İkincisi İzmit'te önseçim yapmayacağınız zaman Sefa Bey ve Hikmet beyi İzmit'e önermezler dedim. Çünkü Genel Başkanın kafasında onlar yoktu, açıklamaları vardı bu noktada. Büyükşehire yönelin, Sefa beyi, Hikmet beyi Büyükşehir adaylığına zorlayın, Büyükşehir'de havlu attığınız zaman hiç bir ilçeyi alamazsınız dedim. Kocaeli'de eğer bir belediyeyi alacaksak bu Büyükşehir olmalı. Her şeyi Büyükşehir yapıyor, eyalet başkanı gibi belediye başkanı. CHP'nin önümüzdeki seçimde Büyükşehir'e çalışması lazım. Büyükşehir çalışırsa ilçeler alınabilir, Büyükşehir alınmazsa ilçelerde büyük sıkıntı yaşanır. Bugünden adaylık tartışmaları da CHP'ye zarar verir.

POPÜLER ADAYLA BÜYÜKŞEHİR ALINMAZ
*Ne yapılmalı Büyükşehir ve ilçeleri almak için?

- CHP'nin yapması gereken şu; Büyükşehir meclis üyelerini toplayacak, Kocaeli'de ziyaretlerde bulunacak. Hayır için çalışan kim varsa, hangi kurum ve kuruluş varsa onları kavrayacak, onlarla ortak bir zemin hazırlayacak, 'gelin Büyükşehir'i beraber alalım' diyecek onlara ama önceden bu çalışmaları yapmak lazım, Büyükşehir'i alabiliriz. Biz şunu yapıyoruz; 'Büyükşehir'e çok popüler bir adam getirelim Büyükşehir'i alırız'. Hayır alamayız. Adam değil ilke konuşmak lazım, kuralları, sokakları, sivil toplum örgütlerini konuşmak lazım. Hayır için çalışan kim varsa onlara ulaşmak lazım. Hatta onlardan bazı temsilciler almak lazım. Gerekirse Ak Parti'ye karşı bir koalisyon oluşturmak lazım. CHP'nin Kocaeli'deki hedefi Büyükşehir olmalı. İzmit'te Hayır çıktı biz İzmit'e yönelelim demek, siyasete kişisel beklentilerle yaklaşmak sonucunu getirir ki halk buna itibar etmez, daha önce örnekleri oldu.



SELMAN YILDIRIM ,SAĞDUYUYU YAKALAYACAKTIR
*Selman Yıldırım İzmit Belediyesi için kolları sıvadı, resmi bir açıklaması olmasa da çok uzun süredir de bunun için çalışmalar yapıyor. Selman Yıldırım ile İzmit'i almak kolaylaşır mı?

- Selman Yıldırım İzmit örgütünden çıkabilir ama örgütten çıkmak demek belediye başkanı olmak demek değildir. Seçimi kazanmak anlamına gelmiyor. Bu konuyu Selman beyin de olduğu bir toplantıda masaya yatırmak gerekiyor. Selman bey partili bir arkadaştır, sağduyuyu yakalayacağını düşünüyorum.

MECLİS ÜYELERİ ELLERİNDEN GELENİ YAPIYOR
*Yıllarca mecliste grup başkan vekilliği görevini yürüttünüz. Çok da renkli ve iktidara bol bol yüklenen bir süreç geçirdiniz. Şu anda CHP'nin meclis üyelerini başarılı buluyor musunuz?

- Ben 5 yıl sadece grup başkan vekilliği yapmadım aslında. Bu sürede partide 5 il başkanı değişti ve boşluk oldu. Çok basın toplantısı yaptım. Açığı grup başkan vekili olarak doldurmaya çalıştım. Mecburen öyle oldu. Parti adına bir şey söylemek gerekiyordu. Gelen arkadaşlar da Yalçın bey geldiğinde parti üyesi değildi üye oldu ve hemen il başkanı oldu. Malesef böyle şeyler yaşıyor parti. Bu dönemde meclis üyeleri ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar, onlara haksızlık etmek istemem. Meclis üyelerinde aksaklık gözüküyorsa bunu il örgütünün tamamlaması lazım. Meclis üyeleri sorun tespit etmezler, onu sentezlemezler, sorunu ifade ederler mecliste. Biz hepsini birden yapmak zorunda kaldık. İl Örgütü'nün şunu yapması lazım; Mahalle mahalle sıkıntılarla ilgili mahalle temsilcilerine, muhtarlara ulaşılacak. İlde imar komisyonu oluşturulacak, değerlendirilecek ve meclis üyeleri de sıkıntıları dile getirmek lazım. Buna rağmen söylenmezse o zaman bir sıkıntı vardır ama öyle bir şey olacağını sanmıyorum. Ellerinden geleni yapıyorlar.

İZMİT, BÜYÜKŞEHİR'E RAĞMEN ÇALIŞIYOR
*Şu anda Büyükşehir ve ilçe belediyelere baktığınız zaman çalışmalarını başarılı buduğunuz bir belediye başkanı var mı?

- İzmit'in Büyükşehir'e rağmen etkili çalıştığını düşünüyorum. Başiskele'nin aynı şekilde hızlı, hareketli ve etkili çalıştığını düşünüyorum. Partili olarak şunu söyleyebilirim keşke İzmit Belediyesi bizde olsa. Kat kat daha fazla yapabilirdik. Ak Partili belediyeler KOMEK, Dil ve Edebiyat Derneği ile bu kenti sosyolojik açıdan, kültürel ve siyasal açıdan dönüştürme anlamında ciddi çalışmalar yapıyorlar ve bizim partimiz bu noktada eksik kalıyor. 2019'a kadar olacak süreçte CHP'nin Hayır liderliğini ustaca taşıması lazım ve AKP'nin bu yapısına engel olacak bir çalışma yapması lazım. Ancak o zaman başarı gelebilir. CHP Türkiye'nin hep altında oy alır. Haziran seçiminde makas biraz daraldı ama Kasım seçiminde yine açıldı. Referandumda da 5 puan civarında bir eksiğimiz var. CHP'nin Hayır bloğunda aldığı oyu yakalarsa ehveni şer olur, aşarsa başarı olur. Hedef genelde alınan oyun aynısı olmalı, aşılıyorsa başarı. Asıl hedefimizin genel alınan oyla eşit hale gelmek ve onu aşmak olması lazım.

Son Güncelleme: 26.04.2017 16:41
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner354

banner328

banner482