banner305
banner203
banner142
banner165

EMEP Genel Başkanı Kocaeli’deydi
banner234

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, Kocaeli’de gerçekleştirdiği bir takım ziyaretlerin ardından partisinin il binasında basın emekçileriyle buluştu. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gürkan, “Çok uzun süredir demokrasi için güç birliği meselesini tartışıyoruz. Muhalefet susmuş değil ancak sözünü söyleyebileceği alanlar kapatılmış durumda. Biz bu baskılar ve yasaklamalar karşısında teslim olmayacağız. Ortak bir platformda bir araya gelerek bu duruma karşı mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
 
“KAYSERİ’DE BİR DEĞİL İKİ SALDIRI OLDU”
Ülkenin siyasal koşullar açısından zor bir dönemden geçtiğini belirterek sözlerine başlayan Gürkan, son dönemde artan bombalı saldırıların sebebinin iktidarın uyguladığı iç ve dış siyaset olduğunu vurguladı. Terör eylemlerinin adresi neresi olursa olsun kınadıklarını belirten Gürkan, “Son bir buçuk yılda 33 bombalı saldırı gerçekleştirilmiş ve yüzlerce insanımız yaşamını yitirmiştir. Kuşkusuz bu tür saldırıların geldiği adres önemli değil. Esas olan aldığı canlar ve kaos ortamıdır. Bu nedenle terör eylemlerinin adresi neresi olursa olsun kınıyor ve esas olarak demokrasi ve özgürlükler mücadelesini savunuyoruz. Bu saldırıların bir sebebinin de iktidarın uyguladığı iç ve dış siyasetlerdir. Özellikle Kayseri’de meydana gelen terör eyleminden sonra biz şöyle bir tanımlama yaptık: Bir değil iki saldırı olmuştur” dedi.
 
“SALDIRILARI ENGELLEYEBİLİRLERDİ”
Kayseri’de patlama sonrası yaşananlara değinen Gürkan, “Bomba patladıktan sonra şuursuzca bizim partimize, HDP’ye DİSK’e ve sonrasında CHP’ye saldırılar olmuştur. Bu saldırılar engellenebilecek saldırılardır ancak engellenmek istenmemiştir. Bu tür saldırıların engellenmemiş olması bundan sonrada gerçekleşebileceğinin göstergesidir. Saldırı sonrası orada bir dayanışma ağı oluşturulmuştur. Orada her partiye oy veren insanlar vardı. AKP, CHP’ye oy veren insanlar da dâhildir. Bu tür saldırılardan ancak bu şekilde bir toplumsal dayanışmayla çözebiliriz. Hükümetin siyasi demeçlerine baktığımızda tamamen bu dayanışmadan uzak sözlerdir. Hükümet için dayanışma onun kendi etrafında birleşmektir. Biz diyoruz ki hükümetin yanlış politikalarına karşı birleşelim” ifadelerini kullandı.
 
“DAHA FAZLA DEMOKRASİ DAHA FAZLA ÖZGÜRLÜK”
15 Temmuz darbe girişimine de değinen Gürkan, “Ülkemizde 15 Temmuz’dan sonra ilan edilen OHAL ve KHK’ler FETÖ ve darbecilerle mücadele etmekten ziyade muhalif kesimlere karşı başlatılan bir savaş halini almıştır. OHAL uygulamalarıyla engellenen haklarımız; örgütlenme, basın özgürlüğü, ekonomik ve siyasal haklardır. KHK’lar tam bir hukuksuzluk örneğidir. Aynı zamanda OHAL koşullarında, işçi sınıfının ekonomik haklarının yanında sosyal hakları da engellenmiştir. Birçok eylem, etkinlik, grev yasaklanmış durumdadır. Patronların belli bir kesiminin sıfır sözleşme talebi var ve buna ekonomik krizi örnek göstermektedirler. Bir taraftan hükümetin siyasal baskılarına karşı çıkarken OHAL’in kaldırılması ve KHK’lerin iptal edilmesi için mücadele ediyoruz. Ülkemizin bu zorlu koşullardan çıkmasının yegâne sebebi daha fazla demokrasi daha fazla özgürlüktür” şeklinde konuştu.
 
“BU ŞEKİLDE OLUŞTURULAN ANAYASAYA HAYIR”
Siyasal rejimin yeniden inşa edildiğine değinen Gürkan, “Başkanlık sistemi de bunun bir parçasıdır. Milletvekillerinin cezaevinde olduğu bir dönemde yapılan bir anayasa değişikliğinin demokratik bir değişiklik olmayacağını söylüyoruz. Bu koşullarda bu değişiklik yapılırsa ancak Recep Tayyip Erdoğan anayasası ya da 15 Temmuz anayasası olacaktır. Aynı 12 Eylül’de olduğu gibi olacaktır. Biz anayasaya iki açıdan bakıyoruz. Anayasanın içeriği kadar nasıl yapıldığını da önemsiyoruz. Temel olarak örgütlerin tartışmaya dâhil olduğu bir anayasa olmasını istiyoruz. Temel demokratik hakların güvence altına alınacağı bir anayasa ancak böyle yapılabilir. Bu yüzden başkanlık sistemine ve bu şekilde oluşturulan anayasaya hayır diyoruz” dedi.
 
“MUHALEFET SUSMUŞ DEĞİL”
OHAL durumunda muhalefetin içerisinde olduğu duruma dair yorumlarda da bulunan Gürkan, “Çok uzun süredir demokrasi için güç birliği meselesinin tartışıyoruz. Muhalefet susmuş değil ancak sözünü söyleyebileceği alanlar kapatılmış durumdadır. Emek ve demokrasi güçlerinin miting yapma talepleri yasaklandı. Fakat ırkçı eylemler yasak değil. Hükümeti destekleyen açıklamalar ve yürüyüşler yasaklanmıyor. Bu duruma hükümetin son vermesi gerekiyor. Ortak bir platforma bir araya gelerek bu durma karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. CHP’den, sosyalist çevreye kadar geniş bir siyasal yelpazenin içerisinde yer aldığı, hükümet zarar gören tüm toplumsal kesimlerin bir araya gelip kendi kaderini belirleyeceği bir birliği oluşturmak istiyoruz. Bugün hükümetin politikaları ülkeyi derin bir kaosa sürüklemektedir. Bunların karşısında her birimize görev düşüyor” ifadelerini, kullandı.
 
“BU BÜTÇE SAVAŞ BÜTÇESİDİR”
2017 bütçesinin Mecliste onaylanmasına da değinen Gürkan, “Bu bütçenin savaş bütçesi olduğu açıktır. Eğitim sağlık sosyal güvenliğin yanında savunma giderlerine bakmak yeterlidir. Özellikle İHA’ların alınması için Recep Tayyip Erdoğan’ın damadının şirketine 37 milyon 77 bin dolarlık ödeme yapılması akıllara bu savaşın kimin çıkarlarına hizmet ettiği sorusunu getiriyor. Eğitim alanında ise 2016 PİSA sonuçları açıklandı, durumumuz vahim. Öte yandan Türkiye bilgisiz toplum sıralamalarında 9’uncu sırayı çekiyor. İşçi cinayetlerinde, kadın cinayetlerinde de durum farklı değil hepsine başı çekiyoruz. Bütün bunlar bütçenin hangi kalemlerde harcandığını bizlere gösteriyor” dedi. 
 

banner71
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner276

banner274

banner202