banner681
banner598
banner677
14 Mart 2018 Çarşamba 12:20
CHP’li Gürsel Tekin  “Kocaeli'yi almak hayal değil"
banner668

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin ile uzun uzadıya bir röportaj gerçekleştirdik. İstanbul Kozyatağı’nda gerçekleştirdiğimiz sohbetimizde İstanbul’un vahim tablosundan tutun, CHP’nin durumu, ülkemizin geldiği nokta, vatandaşların gündeme dair ne düşündüklerinin analizi, Türkiye basının hali gibi pek çok konuyu enine boyuna konuşma fırsatı bulduk. Hepsi çok önemli konular ve bu konular üzerine değerlendirmemi daha sonra yapacağım. Yalnız bir noktaya değinmeden edemeyeceğim. Gürsel Tekin’e neden halk adamı sıfatını yakıştırdıklarını siz de bu röportajdan sonra çok daha iyi anlayacaksınız. Çünkü onun derdi “ÖTEKİ TÜRKİYE”

CHP’li Tekin, son zamanlarda Ankara’da ki çalışmalardan artan vaktini İstanbul’a ayırıyor. İl başkanlığı yaptığı dönemden bu yana İstanbul’u nakış gibi dokuyan Tekin’in metropol kent için hayalleri var. Bunun için vatandaşlarla sürekli bir araya geliyor, onların dertlerini dinliyor, çözüm yolları arıyor. Önümüzdeki yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına adaylığı düşünen Tekin bu konuda ihtiraslı değil. Partim bir oy kiminle daha fazla alacaksa hiç tereddütsüz yanında dururum diyor. Gürsel Tekin’e ayrıca Kocaeli’yi de sordum. Kılıçdaroğlu’nun Kocaeli’yi gözden çıkarmadığını, aksine kazanabilecek potansiyele sahip illerden biri olduğunu ifade eden Tekin, referandum sürecinde birlikte hareket ettikleri hayır bileşenlerine dikkat çekti. Tüm bunlardan daha önemlisi CHP Milletvekili, Türk basınının içinde bulunduğu durumu anlatırken o kadar ilginç bilgilere yer verdi ki şaşırmamak elde değil. Gürsel Tekin ayrıca, koskoca metropol kentte 500 bine yakın hanenin yoksulluk nedeniyle suyunun kesildiğini söyleyip, Allahın nimetini insanlardan esirgeyenler için Diyanet İşleri’nden fetva beklediğini söyledi. Türkiye gündeminde yer bulacak bu röportajımızı dikkatle okumanızı öneririm.

***CHP yine çok sesliliğin olduğu bir kurultay yaşadı. CHP’de son durum nedir, kurultayda yaşananların ardından toparlanma sürecine girdi mi?

CHP’nin en büyük şanssızlığı, biliyorsunuz tek kanatlı kuş uçmaz, CHP tek kanat kaldı. Yani demokratik mekanizmayı işleten tek siyasi parti olunca herkes böyle aval aval bakıyor “yahu bunlar ne yapıyor” diyorlar. Demokrasinin gereğini yapıyoruz aslında. Demokratik yarış dediğimiz tam da bu. Dünyanın her yerinde bu böyle. Belki bizimki biraz abartılı olabilir. Ama takdir edersiniz ki siyasi partilerde eğer siz bu mekanizmayı işletemezseniz ülkeye nasıl demokrasi getireceksiniz? Önce evinizde bunu işletin sonra ahaliye anlatın derler. Bizim dışımızdaki partilerin hiçbiri bu mekanizmayı işletmiyor. Adeta Kenan Evren dönemindeki gibi tek tip sözde kongreler yapılarak sözüm ona seçim yapıyorlar. Mesela AKP’nin Kocaeli il kongresini görmüşsünüzdür. Orada kimse konuştu mu, konuşamaz. Lider konuşur, talimatı verir, listeyi bırakır ve gider. Bunun adı anahtar teslimdir. Asla demokratik bir yöntem değildir.

***CHP kurultaylarına basının ilgisi de yoğun oluyor. Her kurultay basın için iyi bir malzeme gibi geliyor?

Demokratik yöntemi uygulayan tek parti CHP olunca basında da bir alışkanlık olmuş. Normal tabi, iktidar ve diğer partilerin tekil yapılaşmasına alıştıkları için çoğul ses onlara abartılı ve kavga gibi geliyor. Tabi bunun yanı sıra, iktidarı dövmenin, iktidarı eleştirmenin bedeli çok ağırdır ama muhalefeti dövmek, eleştirmek hatta muhalefete hakaret etmenin hiçbir bedeli yok. Tam tersine bunun bir karşılığı var. İhale alıyorsunuz, reklam alıyorsunuz falan… böyle bir süreçte biz kendi kongremizi yapıyoruz ve biz her şeye rağmen çok sesizliliğimizi korumak zorundayız. Çünkü Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Aksi takdirde CHP’yi de ısrarla AKP gibi davranmaya ısrar ederlerse o zaman demokrasiyi tümüyle rafa kaldırmak zorunda kalırsınız.

“BEN HALA KENDİMİ “A” TAKIMINDA HİSSEDİYORUM”

***Gürsel Tekin hakkında çok merak edilen bir konu var. Acaba Gürsel Tekin neden artık Kılıçdaroğlu’nun genel merkezdeki “A” takımında yer almıyor diyorlar?

Ben CHP kültürünü alan bir insanım, 35 yıl görev yaptım. Belki böylesine uzun bir süreç çok kişiye kısmet olmamış ama bana olmuş. Partideki bütün kademelerde görev aldım. Gençlik kolları, ilçe yöneticisi, belediye meclis üyesi oldum. Belediye başkan yardımcısı oldum, il yöneticisi, il başkanı oldum, PM Üyesi oldum, MYK Üyesi oldum, Genel Sekreter oldum, örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcısı oldum, basın ve medyadan sorumlu genel başkan yardımcısı oldum. Tüm bu kademelerde görev yapmış bir insanım.. Yani “A” takımında olmanız için ısrarla o koltuklardan birinde oturmanıza gerek yok. Mesela ben bir önceki kurultayda seçilmedim ama hemen bir ay sonra otobüsümle Türkiye’yi dolaştım. Onun için ısrarla bir yerde olmama gerek yok. Sonuçta milletvekiliyim, partimin yöneticisiyim. Bütün bu alanlarda görev yapan insanların tekrar bu göreve dönmesi doğrusu benim siyasi anlayışıma çok uygun değil. Üstüme düşen başka görevler olursa o görevleri de yerine getiririm.

***Sayın Kılıçdaroğlu ile diyaloğunuz hala eskisi gibi mi?

Benim sayın genel başkanla ilişkilerimiz hep iyiydi. O konuda bir sıkıntı yok. Biraz önce CHP kültürü dedim, ben o kültürden geldiğim için MYK üyesiyken sayın genel başkanı içeride en çok eleştirenlerden biriydim. Ama sayın genel başkanın hoşgörüsü o kadar yüksek ki bir günde çıkıp “ya niye beni eleştiriyorsun, söylediklerime karşı çıkıyorsun” cümlesini kullanmış bir insan değildir. Ama dışarıda da ne genel başkanıma ne partime tek bir laf söyletmiş insan da değilim. Bunu bugün de yapmam yarın da yapmam!

***35 yıl içerisinde kaç genel başkanla çalıştınız?

Ben yedi tane genel başkanla çalıştım. Hepsi çok kıymetliydi ama yakinen çalıştığım iki lider var, bunun biri Deniz Baykal’dır çünkü çok birebir çalıştım. Biri de Kemal Kılıçdaroğlu’dur. İstanbul süreci ve ondan sonraki süreçler olsun kendisiyle yakinen çalışma fırsatım oldu. lidere yakın olmanın avantajları ve dezavantajları vardır. Çünkü lideri eleştiremeyenler yakınındakileri daha kolay eleştirir. O dönem içeride sayın genel başkanımızı en çok eleştiren biri olmama rağmen dışarıda her sorumluluğu, her eleştiriyi üstlenmişimdir. Alınan karar her ne kadar beni tatmin etmese de alınan karar kurul kararıdır, sonuna kadar savunurum.

“İKTİDAR YALAN RÜZGARI GİBİ”

***Genel merkezde etkili görevdeyken sizi suçlayanlar oluyor muydu?

Olmaz mı, çok enteresan şeylerle karşılaştım. Örneğin, bir yere seçilenler kerameti kendilerinde ararlar. Belediye başkanı olmuşsa kendi çabasıyla olmuştur, milletvekili olmuşsa kendi çabasıyla olmuştur. Olamayanlar da sebep ararlar. Bu sebepler arasında gösterilecek en kolay şey, Gürsel Tekin’dir mesela. Bunu sahada da çok gördüğüm için paylaşmak istedim. Beni gören başlıyor anlatmaya, “ben listedeydim de sen engelledin” gibilerinden. Bunlarla çok karşılaştım. Uzun yıllardır siyasette olduğum için söyleyebilirim ki maalesef Türk siyasetini çürüten ve Türk siyasetini bu duruma getiren en temel neden yalan… her şey yalan üzerine inşa edilmiş. Bu çok tehlikelidir ve ne yazık ki çok partili sisteme geçtiğimiz dönemden bu yana siyasetin bu kadar kısa sürede çürümesinin temel nedenlerinden bir tanesi yalandır. İktidarı görüyorsunuz, adeta yalan rüzgarı gibi. Bu yalan rüzgarları parti içinde de oluyor. Sizinle siyaseten mücadele etmeye gücü yetmeyenler kolay yoldan yalana başvurup yıpratmayı seçiyor.

***Buna dair yaşadığınız bir örnek var mı?

Mesela çok tipik bir örnek vereyim. Sahadaki mevcut milletvekillerinin genel başkanın talebi üzerine listeye girmesi gerekiyordu. Buna en şiddetli karşı çıkan ben oldum. Ama karar alındıktan sonra alınan karara tabi olurum o ayrı. Ben partinin genel sekreteri, genel başkan yardımcısıyım o ara. Doğal olarak aşağıdaki partilinizin öfkesini düşünün nasıl olur. Vay işte bu getirdi, bu beni yazdırmadı dediler. Ama o öyle davrandı diye ben ondan vazgeçecek değilim.

***Kılıçdaroğlu sizin önerdiğiniz isimleri dikkate alır mı peki?

Sayın genel başkanım beni sever ben de kendisini çok severim. Ama son milletvekili seçimlerinde bir tek talebim olmuştu, o da yerine gelmedi. Bırakın başkalarını listeden çıkarmayı, kendi arkadaşımla ilgili talebim yerine gelmedi. Umarım bu cümlelerden sonra partililerimiz ne demek istediğimi anlamışlardır.

“EKONOMİYİ ANLAMAK İÇİN TAPU DAİRELERİNE BAKIN”

***Birazda ülkenin durumuna bakalım. Sizce ekonomi nasıl gidiyor?

Bakalım elbette ve hemen şunu söyleyeyim, iç politikada çok büyük sorunlar var. Onu sürekli baskıyla, otoriteyle durdurmaya çalışıyorlar. Dış politikayı anlatmama gerek var mı bilmiyorum. Dış politikada adeta oyun dışı olmuşuz ama basında, medyada sanki iyi gidiyormuşuz gibi yansıtılmaya çalışılıyor. Ekonominin ne olduğunu merak ediyorsanız iki şeye bakacaksınız. Bir-Herhangi bir kentte veya Kocaeli’ye gittiğinizde tapu dairelerine uğrayacaksınız. Orada bakacaksınız, satışlar nasıl oluyor, kaç satış var? O satışların kaç tanesi icra yoluyla olmuştur? İkincisi-İcra dairelerine bakacaksınız. İcra dairelerindeki manzarayı gördüğünüzde ekonomide ciddi bir çöküşün olduğunu göreceksiniz. Bütün bu çaresizlikler içinde ayakta durmanın yollarını arıyorlar. Bunun için de tekrar nasıl iktidar olabiliriz, ona bakıyorlar. Yani bütün hesaplar bunun üzerine kurulu. Dış politika, iç politika, ekonomik kriz falan bunlarla uğraşalım, bir an önce rahatlatalım, hatta çaresiz kaldığımız yerde ana muhalefetten, muhalefet partilerinden destek alalım yok! Takdir edersiniz ki dünyanın her yerinde ana muhalefet iktidarın yarısıdır. Yani sıkıştığınızda, Türkiye’nin beka meselesi olan milli meseleler konusunda ana muhalefetin mutlaka göreve davet edersiniz.

***Mesela muhalefeti nerede kullanabilirlerdi?

Örneğin Esad ile ilişki kuracaksınız, bunun için Rusya ile ilişki kuruyorsunuz, Rusya size fatura ödettiriyor, çok ciddi tavizler veriyorsunuz, öyle böyle değil! iran’la görüşüyorsunuz bu sefer İran önünüze başka bir şey getiriyor. Tüm bunlar için elinizin altında ana muhalefet var, onu neden kullanmıyorsunuz? Siz de takdir edersiniz ki sorun yaratanların sorunu çözme şansı yoktur. Bu kadar sorun yaratmış bir iktidarın sorunu çözme şansı olmadığına göre o zaman bu sorunu çözebilecek ana muhalefet var.

Ana muhalefet aynı zamanda sosyalist enternasyonelin üyesidir. Siz Avrupa’da bir sorun yaşıyorsanız, bu konuda ana muhalefet olarak üstümüze düşeni yapmaya hazırız. Gerçi biz zaten yapıyoruz ama daha sistematik bir şekilde yapılabilir ancak bunu da yapmıyorsunuz.

***FETÖ’yü dışarıda anlatma konusunda sizden destek aldılar mı?

Yok ya nerede… FETÖ’ydü, şuydu buydu bir sürü tantanalar yapıyorlar. FETÖ ile tavuk-yumurta ilişkisi içinde olacaksınız, sonra bu çaresizliklerde ağır bedeller ödenecek, döneceksiniz ve kimi suçlayacağınızı şaşıracaksınız. FETÖ’yü sizler Amerika’ya anlatamazsınız. Kendi yandaş gazetecilerinizle gidip Amerika’ya FETÖ’yü nasıl anlatacaksınız? FETÖ’yü Gürsel Tekin’le anlatabilirsiniz. CHP’li milletvekilleriyle anlatabilirsiniz. Bunu da kullanmıyorlarsa o zaman ben bu iktidarın aklına şaşayım. Yani böylesi birikmiş çok ciddi sorunlar var. Eğitim sorunu, güvenlik sorunu, bunların hiç birini anlatmak istemiyorum.

“İSTANBUL İLK KEZ GÖÇ VERİYOR”

***Bir sürü sorun içinde sizce en önemlisi hangisi?

Türkiye’nin temel sorunu güvenlik ve özgürlük. Güvenlik ve özgürlük meselesini hemen çözmemiz lazım. Bu iki sorun aynı zamanda ciddi bir ekonomik kriz de yaratıyor. Turist niye gelmiyor? Güvenlikten dolayı… E o zaman ülkeye para gelir mi, gelmez. Mesela Sayın Erdoğan derecelendirme kurumlarına bağırıyor. Bağırmayla olsa hepimiz bağıralım ama sonuçta dolar yükseliyor. Senin bağırman bir şey ifade etmiyor. Sadece bu derecelendirme kuruluşları mı, hayır. Aynı zamanda Avrupa’nın bütün ülkelerinin yatırımcılarının baktığı bir Avrupa bankası var. O bankanın ne yazık ki son bir buçuk yıldır yatırım konusunda izin vermediği ortaya çıktı. Böyle olursa, dışarıdan yatırımcı gelmezse, en önemli gelir kaynağımız olan turizm işlemezse nasıl olacak?

***Turizmde gerçekten gittikçe geriliyoruz?

Hep Antalya’yı konuşuyoruz, oteller gerçekten büyük perişanlık yaşıyor ama bir de gelin İstanbul’a bakın. Ben yıllardır Anadolu yakasında otururum. Bu yakada benim bildiğim yani Tuzla’sından, Kadıköy’ünden, Beykoz’undan, Adalar’dan, Üsküdar’a kadar baktığımızda tamamında 20-25 tane otel vardı. Şimdi ise 300 otel var. Hepsi plansız yapılıyor ve ne yazık ki şu anda 300 otelin en az 200’ü çok zor durumda. Bu yatırımlar ne üzerine yapılıyordu, turist üzerine. Elbette çok ciddi sayıda turist geliyordu ama şimdi bunlar gelmiyor. Gelmediği gibi daha başka bir şey söyleyeyim. 3 bin yıllık İstanbul tarihine bakın. İmparatorluklar gelmiş, savaşlar olmuş, sıkıntılar yaşanmış ama hiç azalmamış. Ve şimdi İstanbul tarihinde ilk kez göç veriyor.

***Nasıl yani İstanbul’dan kaçış mı var?

Bir nevi öyle, 493 bin seçmen iki buçuk yıl içerisinde İstanbul’dan göç etmiş. Bırakın turist gelmesini, kendi yurttaşlarımızın gittiğini görüyoruz. Bir de İstanbul’a gelenler var, birazdan onu da anlatacağım.

***İstanbul’u bırakıp nereye gidiyorlar, bilginiz var mı?


Olmaz mı, göç haritalarına baktım, bunlar nereye gidiyor merak ettim. Haritaya baktığınızda gidenlerin çoğunluğu beyaz yakalı, emekli, ticaret erbabı olan kişiler. Bunlardan 43 bin kişisi yurt dışına gitmiş. Çoğunlukla İspanya, Portekiz, İtalya, Amerika falan… 40 bine yakını İzmir’e gitmiş, geri kalanı Muğla’ya, Aydın’a, Çanakkale’ye gitmiş. Bu ne demektir? İnsanlar özgürlük ve güvenliğe doğru gitmiş demektir. Bu İstanbul açısından çok vahim bir olay

“ORTA DOĞU COĞRAFYASININ YIĞINAĞI OLDU”

***Merak ettim, gidenlerin yerine kimler gelmiş, Suriyeliler mi?

Kendi coğrafyasında özgürlük ve güvenlik sorunu yaşayan insanların tamamı bulundukları yerden iyidir diyerek buraya gelmiş. Bunların başında Van geliyor. Şırnak ikinci sırada. Bütün bu hızlı değişimler aynı zamanda ciddi bir sosyolojik sorun da yaratıyor. Akşamları televizyonu açıyoruz, cinayetler, kadın cinayetleri, intiharlar, hırsızlıklar, tacizler, tecavüzler almış başını gidiyor. Sadece bu mu? Bir başka dram daha var. Tarihi yarım ada İstanbul’un yani Fatih Sultan Mehmet’in mekan olarak kabul ettiği tarihi yarım ada akşam saat sekizden sonra gittiğinizde bir tek Türk ile karşılaşamazsınız. Zaman zaman gittiğimde karşılaştığım Türklerle şakalaşırım, “turist misin hemşerim” derim. Sadece Suriyeli değil, Afrika dahil olmak üzere bir çok Orta Doğu ülkelerindeki insanların kaçış yeri haline gelmiş.

Çocuklar perişan halde...

***Onlar niye gelmiş peki?

Özgürlük ve güvenlikten dolayı gelmiş. Burayı bir ara koridor görüyorlar. Buradan nasıl olur da bir an önce Yunanistan’a, Almanya’ya, İtalya’ya gidebilirim diyor. Bütün bunlara baktığımızda demek ki insanoğlunun temelde iki şeye ihtiyacı var. Güvenlik ve özgürlük. Kuşlar da öyle değil midir? Hangi ağacın dalı güvenliyse oraya konar, insanoğlu da öyledir. Türkiye bir an önce bu meseleyi çözmek zorundadır. Tarihi yarım adada ortalama 5 yüz bin Arap coğrafyasından gelen insan yaşıyor, gelin görün. Birinci sırada Suriye, ikinci sırada Sudan, Bangladeş, Afganistan, Irak, aklınıza gelebilecek bütün Orta Doğu coğrafyasının yığınağı haline geldi güzelim İstanbul.

***Bunlar nasıl yaşıyorlar, hayatlarını nasıl idame ettiriyorlar peki?

İşin o kısmına baktığınızda da olağanüstü bir dram var. Tabi bu gerçekleri merkez medyaya yazdırmanız çok zor. Mesela bir öğretmen kardeşim aradı beni. Dedi ki; “Başkanım bu meseleler için görüyorum Fatih’i şurayı burayı dolaşıyorsunuz. Sizi gördüm ama yaklaşamadım. Telefonunuzu buldum, sizinle birebir görüşmek istiyorum” dedi. Hay hay hocam dedim. Hocayla Eminönü’nde buluşmaya gidiyordum ki hoca aradı. Bana dedi ki, “okul müdürümüz okula gelmenizi istiyor”. Dedim ben gelirim ama sizi zor durumda bırakabilirim. Hayır, olsun siz buyrun gelin dediler ve gittim.

“CHP BU İŞLERLE MEŞGUL OLACAK”

***Hayaller ve hayatlar diyorsunuz yani…?

Şimdi öteki Türkiye’yi görmezseniz neyin ne olduğunu anlamazsınız. İktidar bunlara gözünü kapatmış, medyayı korkutmuş ama bütün bu birikmiş sorunlar yarın o medyayı da altına alır ve memleketi çökertir. Neyse, ben okula gittim, sağ olsunlar çok duyarlı bir müdürdü. “Başkanım size güvendiğim için sizi buraya çağırdım” dedi. Sordum, “nedir sorununuz” dedim, başladı anlatmaya. “Başkanım bizim öğrencilerimizin yüzde 73’ü Türk, yüzde 27’si yabancı. Sudanlı, Suriyeli, Arap karışık. Bu çocuklarımız Türkçe bilmiyor, bizim öğretmenlerimiz Kürtçe ve Arapça bilmiyor.

Evin ortasından lağım akıyor

***Nasıl eğitim veriyorlarmış o halde?

Hiç sormayın dedi. İçinde çat pat Türkçeyi bilen çocuklar tercüme ediyor, diğer yabancı çocuklara anlatıyor dedi. Bu konuda çok zorlanıyoruz dedi. Gerçekten o öğretmenlerin olağanüstü çabalarını gördüm, hepsi muhteşemler. Ama mesele sadece bu mu? Bunun dışında Türk ailelerle çok ciddi sorunlar yaşıyorlarmış. Takdir edersiniz ki bizim için temizlik çok önemlidir. Aile çocuğu okula tertemiz yolluyor, akşam bitlenmiş olarak dönüyor. O çocuklar temizliklerini yapamıyorlar. Oradan çıktıktan sonra akşam bu çocukların evlerine gittim.

***Milletin-vekili dediğin de bunu yapmalı zaten…

Aysun Hanım, CHP bu işlerle meşgul olacak, bunlarla meşgul olursa her şey daha kolay olur. Ben beş yıldır o coğrafyadan gelenlerle çok ilgiliyim. Ama bunları duyamazsınız. Mesela basında, medyada çok iyi dostlarım, kardeşlerim var ama yapacakları pek fazla bir şey yok. Neyse, ben bu çocuklara her gittiğimde elimden geldiğince ufak tefek bir şeyler götürmeye çabalıyorum, onlara moral vermeye çalışıyorum. O gittiğim evlerden birindeki iki çocuk 9 aydır kayıp. Babaları çok ciddi çaba sarf etti bulmak için ama maalesef bulamamışlar. Ben gittiğim okuldaki öğrenci velilerine bu evlere gitmeyi önerdim. Bu çocukların sorunlarını yakından görelim, neler yapabiliriz bakalım dedim. Fotoğrafta gördüğünüz yer hem tuvalet hem banyo. Bu yer 5 tane çocuğumuzun yaşadığı evdir. Asıl can alıcı soruya geldik. Bu çocuklar niçin temizliğini yapamıyorlar, siz söyleyin.

“EYY DİYANET İŞLERİ! HİÇ Mİ VİCDANINIZ YOK”

***İmkanlar ortada, anlattıklarınıza göre bu pek mümkün görünmüyor.

Sadece imkanlar olsa iyi. Bakın, her ortaya çıktıklarında “Ey bilmem ne” diyor ya Sayın Erdoğan! Onun deyimiyle söylüyorum; “Ey Diyanet işleri, ya hiç mi vicdanınız yok? Her şeye fetva verirsiniz, bunu niye söylemezsiniz? Su… Allahın insanlara verdiği en önemli nimet hava ve sudur. Bu insanların suyunu kesmişsiniz” İstanbul’da 493 bin insanın suyu kesik. Su bu ya, su! Sadece Suriyeli evi değil, Konyalı evi, Diyarbakırlı evi fark etmiyor. Yani fukaranın kaderi değişmiyor. Dili-dini değişse bile kaderi değişmiyor. Evlere bakıyorum; hemşerim nerelisin? Ben kürdüm, ben arabım, ben sünniyim, ben şii… ya arkadaş siz burada bir arada yaşamayı beceriyorsunuz da ülkenizde niye kavga ediyorsunuz? Bakın 2 yıl önce yine böyle perişanlık bir eve gittim. Ben eve girerken ev sahibinin ayakkabısı da ayağındaydı, öyle girmem gerektiğini söyledi. Çünkü evin ortasından lağım suyu akıyordu. Bana ısrarla sende ayakkabıyla gir dediler. Yandaş medya günlerce benim ayakkabımı yazdı. Yahu benim ayakkabımla meşgul olacağına garibim Konyalı vatandaşımızın 7 çocukla sefalet içinde olduğunu yazsanıza! Ben köylü çocuğuyum, usül, erkan bilirim. Nereye ayakkabıyla girileceğini de bilirim. Lağım akan bir eve nasıl girilir? Vatandaşlar evde ayakkabısız basamıyor. Şimdi burada Konyalısı var, Urfalısı var, Diyarbakırlısı var, Vanlısı var hiç fark etmiyor. Tarihi yarım ada sadece Arap coğrafyasından gelen yoksulların olduğu evler değil, bizim yurttaşlarımızın evi. Bir yıl önce gittim bu haldeydi hala bu halde. Bunların belediyelerini aradım ama tabi taşıma suyla değirmen döner mi?

***O değil de su kesilme meselesi gerçekten bir dram. Bu vatandaşlar ne yapacak, seslerini nasıl duyuracak?

Bu suyun kesilme meselesini sağ olsun büyük gazeteler yapamayınca sadece Birgün Gazetesi manşetine taşıdı. Ama şu bir gerçek ki bir yerde su akmıyorsa orada dram başlar. Bu evde su akmıyorsa o evde yaşayan öğrenci okula geldiğinde ne olur? O okuldaki sorunları varın siz düşünün. Bu sorun herhangi bir zaman diliminde olsaydı yani AKP iktidarında değil de başka dönemlerde olsaydı yer yerinden oynardı arkadaş! Ama tık yok! Hadi onu bunu anlarım ama su bu, bundan daha ötesi var mı? Allahın nimeti ya! Bir ev değil, iki ev değil, 493 bin haneden bahsediyorum. Bu ne demektir? İki Erzurum, bir Ardahan, bir Bayburt demektir.

Suyu kesilen vatandaşlardan birinin yaşadığı yer

“O AK PARTİ’Yİ ALLAH RAHMET ETSİN”

***Bu 493 bin suyu kesik haneler bir bölgede mi yoksa bütün İstanbul’da mı?

İstanbul’un tamamındaki rakam bu. Akşamları da kalkarlar din iman edebiyatı yaparlar. O din bezirganları bazen fetva veriyor. Asansöre binilirse o olurmuşta bu olurmuş falan. Bre vicadansızlar bir de gidin buralara bakın da suyla ilgili fetva verin. Diyanet işleri… sizden bir fetva bekliyorum suyla ilgili. Zaten doğalgazı anlatmaya hiç gerek yok. Suyu ödeyemeyen doğalgazı ödeyebilir mi? Yani içim o kadar dolu ki size anlatamam.

***Peki, bu iktidar fakir fukaraya yatırım yapar, yoksuldan elektrik su parası almazdı, ne oldu?

Allah rahmet eylesin o Ak Parti çoktan gitti. Ak Parti’nin kuruluşuna bakınca 3 Y üzerine kurulduğunu görürsünüz. Ben ilk zamanlar parti programlarını elime aldığımda dedim ki, “Ya ilk kez bir siyasi parti Türkiye’deki sorunları kavramış, dile getirmiş”. 1-Yasaksız Türkiye yaratacağız, 2-Yoksulluğu bitireceğiz, 3-Yolsuzluk olmayacak. Herhalde yasakları söylemem gerek yok. Yoksulluk ve yolsuzluk zaten ortada. 3 Y’de de bitikler. Nereden nereye geldiler. Onarın güzel bir sloganı vardı, “Hayaldi gerçek oldu” işte tam da bu.

***Hayalleri bu muydu yani?

Bir de işin başka boyutu var. Mesela ben buralara saraylardan gelmedik. Anadolu’nun ücra köşelerinden gelmişiz, kendi imkanlarımızla ayakta durmaya çalışıyoruz. Çeşitli iş yerlerinde çalışmışız. Geçmişte garsonluk yaptım e tabi milletvekili olunca dedim ki garsonların özlük haklarıyla ilgili bir teklif vereyim. Siyasette bunlar da o edebiyatı yapıyordu. Sayın Erdoğan ben simit sattım, su sattım falan diyor ya. Bir baktım ben o teklifi verdim diye AKP’liler bana “garson kılıklı” diye tweet atmış. Meclise çıktım dedim ki çok şerefli bir iş yapmışım. Geldikleri duruma bakar mısınız, insanları yaptıkları iş nedeniyle nasıl da aşağılıyorlar. Ne oldum delisi oldular.

***Şatafatı sevmeyen var mı ki?

Takdir edersiniz ki para ateş gibidir. Para adamı yakar, hele meşru bir para değilse, haram yoldan elde etmişseniz o sizi çökertir. 50 yıllık yaşantımızda siyasilerin bulaştığı pis işlerde hepsinin aileleriyle birlikte eli yanmıştır, o konuda hiç tereddüt yok. Bir de korunaklı hale geldiler ki sormayın gitsin. Mesela AKP’li milletvekilleri, belediye başkanlarına bir bakın. Dün simit sattım diyenler bugün arkasında sekiz-on korumayla geziyorlar. Bir restorana gidiyorlar restoran kapanıyor. Sitelere bakıyorsunuz çin seddi gibi duvarların ardında ikamet ediyorlar. Böyle olunca o dünyadan kopuyorlar. Onlar o dünyadan çoktan koptular. 3 Y’yi Allah rahmet etsin. Ama ben ilk kuruluştaki duyarlı Ak Parti’yi de arıyorum. Onun için de Ak Parti’ye oy veren sevgili kardeşlerime de kendi partilerinin programlarını tekrardan bir okumalarını ve mukayese etmelerini istiyorum.

“HODRİ MEYDAN DİYORUM”

***Bir gün sosyal medyada bir okurum bana yazmış, “Gürsel Tekin’e şu mal varlığı listesini de sorsana” diye. Vakti gelmişken soralım o halde. Gürsel Tekin’in neleri var?

Sor tabi bana aklından geçen her şeyi sorabilirsin. Çok şükür çok zenginim o konuda hiç tereddütünüz olmasın. Yüreğim zengin, dostlarım zengin. Ben de o listeyi gördüm dedim vallahi zenginin parası züğürdün çenesini yorar derler ya, bir hesapladım 1 milyar doların üzerinde bir servetim var. Önce şunu bilin; ben servet savaşı içinde olacak bir insan değilim. Bizim hepimizin mal varlıkları çok açıktır. Sadece TBMM’ye vermiş olduğumuz beyanı değil, daha da ötesine bakın.

***Hülle yoluyla da mı yok yani?

Tam da oraya geleceğim. Şimdi bu devlet 1800’lü yıllarda bizim hangi soydan soptan geldiğimizi biliyor da on yıldır ne halt işlediğimizi bilmiyorsa o zaman devlet devlet olmaktan çıkmış demektir. Bu devlet bunların elinde değil mi? O zaman hodri meydan diyorum. Ve hepinize hodri meydan diyorum. Yukarıdaki Cumhurbaşkanından aşağıdaki sıradan herhangi bir yöneticiye kadar. Çok şükür asla kursağımızdan haram lokma girmiş değildir. Yahu 9 tane benzin istasyonu yazmışlar. Bırakın benim istasyonumu yedi sülalemde bir tane bile yok. 300 daire diyorlar, bunların emlak vergisi ödenmez mi? Bunu anlamak beş dakikalık iş.

***Peki, neden bu kadar üzerinize oynuyorlar dersiniz?

Bu nereden kaynaklanıyor biliyor musunuz? Ben Ak Partili kardeşlerimi çok severim onlar da beni severler. Bugüne kadar benimle ilgili bu kirli medya yapmadığını bırakmadı. Bir gün toplantının birinde dedim ki “CHP iktidarında yolsuzluğa ve kirliliğe bulaşmış medyaya el konulacak” tabiki hukuken el konulacak. Ama Ak Parti bize bırakmadı kendileri el koydu. 56 tane medya kuruluşuna el koydular, geri kalan medya kuruluşlarına da dolaylı olarak el koydular. İşte bu gazeteler benimle ilgili en az 120 tane manşet yaptılar, bine yakın da haber yaptılar. Bu 120 manşetten bir tanesi doğru olsun gidip o gazetenin önünde kendilerinden özür dilemezsem ben de Gürsel Tekin değilim. Aklınızın hayalinizin alamayacağı yalan yanlış haberler yapıyorlar. Bunu niye yapıyorlar peki? Ak Partili seçmen Gürsel Tekin’i seviyor da ondan. Ne diyeceklerini de bilmiyorlar. Bir gün rahmetli annem dedi ki; Ya oğlum tutuklanacaksın, yok o olacak yok bu olacak, yok Ergenekoncusun yok o, bu olacak başladı konuşmaya. Politikacı annesi olunca zor tabi. Dedim ya ana hiçbir şey değilim, ben sadece senin oğlunum. Arkamızda önümüzde bir şey yok, tertemiziz merak etme.

“ONLARA SÜRPRİZLERİM VAR”

***Merkez medya sizi seviyor anlaşılan?

Sevmez olur mu seviyor. Bir gün dokuz tane gazetede manşet. Alman istihbarat örgütü Gürsel Tekin’e bilgi veriyor dediler. Bir masa ve başında ben oturmuşum. Diğer oturanların gözlerini kapamışlar. Ya Allah cezanızı versin! Bu nasıl bir yalandır! Gidiyorsun dava açıyorsun, rezaleti dersen başka. Beş bin lira para kazanacaksın, binbir türlü cevap veriyorsun.

***Bir de bir dosya meselesi vardı o ne oldu?

Evet onu özellikle anlatmak istiyorum çünkü kirli medya hala soruyor. “Efendim, Gürsel Tekin’in dosyası çalındı”. Yahu ocağınız sönmesin emi. Bir kere Yargıtay’da dosyanın çalınmasına imkan yok. Çünkü UYAP diye bir şey var. Benim onu çalmam için bütün bilgisayarları ortadan kaldırmam lazım. Merkezi bilgisayar dahil, UYAP’ı götürmem lazım. Ama sürekli manşet yapmaktan vazgeçmiyorlar. Kaderin cilvesine bakın ki bana dokunan hep yanıyor. Buna benzer en az elli tane olay anlatabilirim. Ama onlara sürprizlerim var.

***Sayın Cumhurbaşkanının bir sözü var, “İstanbul’u almak Türkiye’yi almakla eş değer” diyor. Acaba Gürsel Tekin’i İstanbul için tehlike görüyor olabilirler mi?

Tabi il başkanlığı olsun, ondan sonraki süreçte olsun iktidara ciddi muhalefet eden, yolsuzluklarını ortaya koyan biriyim. Onları en çok inciten de 100 milyar dolarlık rant haritasıydı. O rant haritasına basın mensuplarının yerlerini koydurmuştum. Yıl 2012 idi. 2011 yılında Sayın Erdoğan’a “sen dinleniyorsun” dedim. Kirli medya beni iftiracılıkla suçladı. Şimdi bakın hangi boyuttayız. Nasıl dinlendiklerini kendileri afişe ediyorlar. “Alçaklar beni dinlemiş” diyorlar. Bir kerecik dinleyin kardeşim, bakalım muhalefet ne diyor ama yok!

Daha 17/25 Aralık olmamışken İstanbul’un çok ciddi sorunları olduğunu söyledim. Dinlemediler ben de gittim basın toplantısı yaptım. Orada İstanbul’un rantçılarını tek tek yazdım. Bunu yaparken de tek bir kişi dava açamadı. Aslında çok riskli bir iş yaptım. Yüzlerce firma, yüzlerce basın kuruluşunun isimlerini zikrettim çünkü hepsi doğruydu. Dava açamıyorsanız ne yapacaksınız? O zaman iftira atacaksınız. Hiç umurumda değil, ahali bizi tanır. Kursağımıza haram girmemiştir, çocuklarımızın da aynı şekilde. Çok şükür eşim çalışır ben çalışırım, iki oğlum çalışır valla ancak geçiniyoruz.

“İSTANBUL’DA ÇOK CİDDİ ÇALIŞMALARIM VAR”

***Gürsel Tekin’in İstanbul ile ilgili hayalleri nelerdir?

İstanbul’la ilgili 2009’da da hayallerim vardı, 2014’te de vardı ama olmadı. Bu kritik bir seçim. İstanbul 81 ilin bileşkeni olan bir il. Burayı aldığınızda Türkiye’yi almış olursunuz. Burada çok ciddi çalışmalarım var. Yeni değil, uzun yıllardır. Ha, yarın partim der ki, “arkadaşın senden bir oy fazla alıyor” o zaman o arkadaşımın arkasında dururum.

***Yani üçüncü kez bir fedakarlık gerekirse yapacak mısınız?

Hemde hiç tereddütsüz. Yalnız 2014’te fedakarlık yapmadım. İtirazımı yaptım, olmayacağını söyledim nihayetinde olmadı. Birincisinde fedakarlık yaptım çünkü gerçekten Sayın Genel Başkanla alabilecek durumdaydık, çok az bir oyla kaybettik. Orada da parti genel merkezinin tutumundan kaynaklı olarak bir kesimin oyunu alamadık. O oyu alabilseydik her şey değişebilirdi ama olmadı. Fakat bu dönem şunu görüyorum. Söyleyeceğim şeye Ak Partili kardeşlerim de dahildir. Seçmen İyi Parti, HDP, SP, merkez sağdaki siyasi partiler bu konuda çok ciddi bir dayanışma içindeler. Örneğin geçenlerde Hatay’a gitiğimde bir ilçe açılışı vardı. orada İyi Parti ilçe başkanı, HDP ilçe başkanı, Saadet Partisi ilçe başkanı, Demokrat Parti ilçe başkanı, CHP ilçe başkanı hepsi bir aradaydı. Dedim ki hayırlı uğurlu olsun, siz gereken ittifakı kurmuşsunuz onun için yukarıdakiler hiç zahmet etmesin.

***Bu arada dikkatimi çekti, AKP değil, Ak Parti diyorsunuz?

Evet, seçmen Ak Partili, seçilenler AKP’li. Yani bu kadar olumsuzlukların olduğu yerde ben onlara nasıl AK diyebilirim ama seçmen AK’tır. ÖNCEKİ GÜNLERDE Tuzladaydım. Çoğu Ak Partili seçmen. Garibim yememiş içmemiş başını sokacak bir ev almış. Şimdi o evleri ellerinden alıyorlar. Yahu bir gelin adamlara anlatın bari. Biz gidip anlatıyoruz. Ben buraya 2008’de, 2009’ da da gittim. Hatta sitem ettim, benden özür dileyenler oldu.

***O dönüşümü görüyorsunuz değil mi?

Elbette görüyorum. Hangi vicdan buna el verir? Sadece su meselesi mi? Hepsi sorun yumağı olmuş. Oy veren insanların evlerini kafalarına yıkmışlar. Ocak ayında ocaklarını söndürmüşler. Orada birde bir cami var, müteahhit için şimdi o camiyi de yıkıyorlar. Site yapacaklarmış. Türkiye’nin gerçek gündemiyle televizyonlardaki gündem bambaşka. Televizyondakine göre insanlar İsveç’te İsviçre’de yaşıyor ama memleket Uganda… İstanbul’da Ak Parti’ye oy veren yerlere gidin insanlara sorun. Nasıl bir duygusal kopuş, nasıl bir çöküntü var görün. Maalesef öteki Türkiye çok dertli.

“ARAŞTIRMA ŞİRKETLERİNİN İTİBARI YOK”

***Gürsel Tekin’in adaylığında İstanbul’u CHP kesin alabilir diyebilir misiniz?

Şöyle diyeyim; 2019’da Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı kim olursa olsun İstanbul’u alır.

***Bu yönde çalışmalar yapıyor musunuz?

Elbette benim hep bir çalışmam vardı. Beş yıl önce de vardı, sekiz yıl önce de vardı, şimdi de var. Dün de var yarın da olacak. Genel Merkez kiminle alacağına inanıyorsa millet kimi istiyorsa onu aday gösterirsiniz.

***Partinizin doğru yöntemle aday belirleyeceğine inanıyor musunuz?

Tabiki inanıyorum. Mesela ben bir hafta Kocaeli’ye geleyim. Tek başıma dolaşayım, Kocaeli’de ne olacağını seçimi kiminle alacağını size söyleyeyim. Bunun için araştırma şirketlerine gerek yok. Onların hiç birinin itibarı yok. Bunun için ahaliye gidersiniz. Bizim seçmenlerimizin hepsi politize olmuş onun için hepsi duygularını ifade ediyor. Şu an inanın çoğu ateş püskürüyor. İnsanlar yaşamadan inanmıyor. Yaşayıp görünce evet bunlar bizden değilmiş diyor. Bir Ak Partili kardeşim dedi ki; “Başkanım valla biz önce müşahit olarak başladık, sonra mücahit olduk, ardından müteahhit olduk en sonunda da her şeye müsait olunca dedik ki evet bizim burada yerimiz yok”

***Gürsel Bey, Kocaeli ve özellikle batı yakası sizi çok seviyor, siz de Kocaeli’yi iyi biliyorsunuz. Sizce Kocaeli’yi CHP’nin alması hayal mi? Malum şu anda 13-0?

Hiç hayal değil inanın. Bakın 1988’de ben bu sürecin içindeydim. Aynı böyle bir hava vardı, o dönemin iktidarlarının yıkılmayacağını düşünenler çoğunluktu. Hatta birçok insan cesaret edip aday olamadı. Hatta Aydın Güven Gürkan’a aday ol dedik, kazanamayız deyip olmadı. Sonra Nurettin Sözen hoca çıktı ve ezici biçimde seçimi aldı. Bursa, Kocaeli, İstanbul, Balıkesir, Adana, Mersin, Antalya, Ankara, Manisa… Bir çok yerlerde gerçekten de 89 tablosunu görüyorum.

“KİRLİ MEDYA SÖZÜNÜ BİLEREK SÖYLÜYORUM”

***Siz öyle diyorsunuz da Sayın Kılıçdaroğlu konuşmalarında hiç Kocaeli’yi alırız demiyor. Gözden çıkarmış gibi bir hali var?

Hiçte öyle demiyor tam tersine. Sayın genel başkanımız da Kocaeli konusunda çok umutlu. Bir başka şey daha söyleyeyim; referandum dönemindeki hayır bileşenlerinin iletişimi devam ediyor. Yani bu seçimde de devam edecektir.

***Son sözlerinizi alabilir miyiz?

Baştan da dediğim gibi, kirli medyanın hakkımda yazdıkları manşetlerden biri doğru çıksın ben gidip kapılarında özür dileyeceğim. Hepsi yalan ve iftira. Kirli medya sözünü bilerek söylüyorum çünkü rant haritasında hepsini gösterdim. Günü gelince kaç paraya kimlere peşkeş çekildiğini daha net göreceğiz. Bunların üstesinden geleceğim hem de tek başıma geleceğim. Son olarak gazetenizi yakinen takip ediyorum. Hele de illerde yerel medyanın nasıl sıkıntılar çektiğini biliyorum. Mutlaka iktidara yakın olacaksınız, belediye başkanınızı incitmeyeceksiniz, valinizi üzmeyeceksiniz, o zaman gazete olmaktan çıkıyorsunuz. Ama bütün bunları dikkate almayarak basın görevinizi en iyi şekilde yerine getirdiğiniz için sizi kutluyorum. Bunların hepsi aşılacaktır.

Son Güncelleme: 15.03.2018 08:54
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İzmit çocuğu Ersoy 2018-03-14 20:08:52

Allah’a inanan,Atatürk’e saygısı olan Liyakatli,karakterli,kul hakkı yemeyen,doğaya ve insana saygısı olan yöneticiyi aday göstermek yeterli ama senelerdir bir türlü bütün bu özelliklere sahip olan kalabalık bir yönetici topluluğu göremedim bu memlekette,belki de o yüzden ülkemiz kanı hızıyla ilerlemektedir,bu ülkeyi yabancı işgüzarların deneme tahtası olmaktan çıkarabilecek güçlü zihinlere ihtiyaç vardır,pasif korkak kula kulluk eden hurafecilere değil!

Avatar
ALLAHSIZ ,MÜSLÜMANLAR 2018-03-14 22:37:17

Hiç moral aşılamayın bu Allaha göya inanır görülen kul hakkı savunucuları varken işiniz zor bu millet bir kere sevdi kul hakkını hırsızlığı .ha birde öküzlüğü sevdi kaba olmayı kelle kesmeyi dökülüyoruz anlayacağınız.

Avatar
sinan kukul 2018-03-14 15:02:15

Acik oy gizli tasnif külturu sayin inonu sayesinde tarihimize girmiştir.Hatirlatmak istedim

Avatar
oktay 2018-03-14 22:08:42

Tayyip beyin sagliginda Kocaeliyi almaniz rüyada bile imkansizdir.

Avatar
murat 2018-03-15 00:28:01

Bu adam secimde yalovada kendisini kafeteryasina sokmak istemeyen birini tehdit etmis bir demokrattir mi acaba sefa gibi adam lazim bu adam tehlikeli siyasetciden cok mafyamatik degisik bu degisik

banner686

banner354

banner630

banner328

banner685

banner599

banner482